SAĞLIKLI KALARAK YAŞLANMAK MÜMKÜN

Bilim insanları yaşlılık döneminde bir vücuda sahip olabilmekteki önemli bir etkeni açıkladı. Araştırmalarda sağlıklı beslenme ve sağlıklı uykunun demans, alzheimer, kanser, kalp krizi gibi hastalık riskini azalttığını ortaya çıkardı.

EurekAlert sitesinin aktardığına göre, İngiliz bilim insanları Mart 1946 doğumlu yaklaşık 1000 kişinin katılımıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmacılar, bu kişilerin yetişkinlik dönemindeki yeme alışkanlıkları ile yaşlılık dönemindeki sağlık durumunu inceledi. İncelemenin sonucunda ise sıkı bir beslenme programı uygulayan kişilerin sağlıklarının çok daha iyi durumda olduğu saptandı.

Araştırmanın lideri Sian Robinson, fiziksel durumun korunmasındaki en önemli etkenin yetişkinlik döneminde doğru beslenme olduğunu söyledi. Robinson, bu dönemde işlenmemiş gıda, yeterli meyve ve sebze ve tam tahıl tüketilmesi gerektiğini vurguladı.

DEMANSIN ÇARESİ SAĞLIKLI BESLENME

Yapılan bir başka araştırma, zihin diyetinin, yaşlı ancak sağlıklı kişilerin zihinsel hasara uğrama riskini büyük ölçüde azalttığını gösteriyor.

Surrey Üniversitesi'nden beslenme uzmanı Margaret Rayman, bu diyetin Akdeniz diyetinin farklılaştırılmış bir şekli olduğunu belirtiyor.

”Hem Akdeniz hem de düşük tansiyon diyetlerinin biraraya getirilmesinden oluşuyor. Bunamayı engellemeye yarayan başka gıdalar da bu diyete dahil ediliyor” diyen uzman, zihni güçlendiren lezzetli tarifleri biraraya getirdiği bir yemek kitabı yazmış.

Tariflerde çilek ve yeşil yapraklı sebzeler var. Ve ne kadar renkli olursa o kadar iyi.

Uzman ancak meyve sınıfında sadece yaban mersini, çilek gibi mevyeleri önerdiklerini belirtiyor.

Uzmanlar, Yunan adalarından İkarya gibi bölgelerde incelemeler yapıyor. Nüfusunun önemli bir bölümünü 90 yaş ve üzerindekilerin oluşturduğu bu ada, dünyanın mavi bölgelerinden biri olarak tanımlanıyor.

Ada halkı oldukça sağlıklı. Sigara kullanmıyor, alkolü ölçülü tüketiyor, bol egzersiz yapıyor ve sosyal bir hayat yaşıyorlar. İyi yaşam, uzun yaşama dönüşüyor.

Rayman, ”İyi yaşamak için yapılması gerekenlerin çoğu son derece kolay ve ucuz. Zihninizin zarar görme riskini sadece iyi yaşayarak yüzde 33 oranında azaltabilirsiniz” diyor.

Ancak uzman, iyi yaşamanın kolay olmadığını, ucuz ancak kötü gıdaların her yeri sardığını söylüyor.

Hamburger ve hamurişinden uzak durmak, zihnimizi uzun süre zinde tutmamıza yardımcı olabilir.

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SAĞLIKLI UYKU

Bilim dünyası, kalitesi düşük uykunun, kalp hastalıkları, kanser ve Alzheimer gibi yaşlanmaya bağlı hastalıkların kaynağı olabileceğini düşünüyor. Araştırmacılar, yaşlıların uyku kalitesini yükseltme ve daha sağlıklı yaşam sürmelerine yardımcı olma yolları arıyor.

İnsanlar, hayatlarının üçte birini uykuda geçirir. Uykuda geçen zamanın dinlendirici olması ve beyni tazelemesi beklenir.

Ancak uzmanlar, yaş ilerledikçe, uykuyu düzenleyen nöronlar ve beyin devrelerinin gerilemeye başlamasıyla, uyku kalitesi ve süresinin azaldığını söylüyor.

Uzmanlara göre uyku kalitesi, 30’lu yaşlarda gerilemeye başlıyor. Araştırmacılar, 50’li yaşlara ulaşan bir kişinin, dinlendirici uyku kapasitesinin ortalama yüzde 50’sini kaybettiğini, uykuya dalmakta ve deliksiz uyumakta zorlandığını söylüyor. Orta yaş sonrasındaysa, uyku sorunları daha da kötüleşiyor.

Berkeley’deki California Üniversitesi’nden nörobilim ve psikoloji profesörü ve üniversitenin Uyku ve Nörogörüntüleme Laboratuvarı Direktörü Matthew Walker, hızlı göz hareketi veya kısaca REM adı verilen uyku evresinin, yaşlanmaktan etkilenmediğini söylüyor.

Ancak Walker, yaşla birlikte, REM uykusu dışındaki, derin uyku evresinin bozulmaya başladığını belirtiyor.

İnsanlar yaşlandıkça, kanser, kalp ve Alzheimer hastalıklarına yakalanma riskleri artıyor. Bu hastalıkların, uykuyu etkilediği düşünülüyor.

Ancak Walker, sorunun tam tersi olabileceğini söylüyor: “Bence bu hastalıklar ve uyku sorunu birbirini etkiliyor. Hatta bir tanesi daha baskın. Başka bir deyişle, bence uyku bölünmeleri, yaşlandıkça demansı tetikleyen bir durum.”

Nöron adlı dergide yayınlanan bir meta-analiz çalışmasında, Walker ve meslektaşları, iki milyon kişiye ait verileri incelemiş. Araştırmacılar, uykusuzluk çeken yetişkinlerin beynindeki elektrik akımlarına baktıklarında, derin uykuyu bölen kısa süreli ve yavaş dalgalar meydana geldiğini görmüşler.

Ayrıca, derin uykuya dalma sorunu olan kişilerde, kimyasal göstergelere de rastlanmış.

Uykusuzluktan, kalp-damar sistemi ve metabolizma dahil, bütün vücudun etkilendiğini söyleyen Walker, uykusu bölünen kişilerin kalp ve diyabet hastalıklarına daha yatkın olduğunu vurguluyor.

Ancak Walker, bulguların olumlu bir yanı olduğuna da inanıyor ve uyku sorunlarına çare bularak, yaşlanmayla riski artan hastalıkların önüne geçmenin mümkün olacağını umuyor: “Yeni uyku terapileri geliştirmeye ve yaşlanmakta olan beynin kaliteli uyku üreterek, demansla mücadele etmesini sağlamaya çalışıyoruz.”

Walker, çok hafif elektrik akımı ve manyetizmayla beyindeki uyku merkezlerini uyaran yeni terapiler geliştirildiğini hatırlatıyor.

Öte yandan Walker, uyku kalitesini iyileştirmek isteyenlere bazı tavsiyeler de veriyor. Bunların arasında egzersiz yapmak, uykudan önce bilgisayar ve tablet kullanmaktan kaçınmak, serin odada uyumak da bulunuyor.

ZEYTİNYAĞI ALZHEIMERDEN KORUYOR

Son bir araştırma ise, bu beslenmenin vazgeçilmez parçası ekstra sızma zeytinyağının, bilişsel gerilemeye karşı koruduğunu ortaya koydu.

Philadelphia’nın Temple Üniversitesi’nden araştırmacılar, ekstra sızma zeytinyağının hafızayı ve öğrenme becerisini koruduğunu, Alzheimer’ın klasik belirtilerinden olan amiloid-beta plaklarının ve nörofibril yumaklarının oluşmasını azalttığını açıkladı.

Araştırmacılar, zeytinyağının enflamasyonu azalttığını ve otofaji denen sürecini tetiklediğini belirtti. Otofaji, hücrenin bozulmuş toksik yapılarının, hücrenin kendi lizozomu tarafından sindirilmesi demek. Sindirilenlere bu amiloid plakları ve nörofibril yumakları da dahil.

Araştırmanın başındaki isimlerden Domenico Praticò, ekstra sızma zeytinyağıyla beslenen farelerin beyin hücrelerinde daha fazla otofaji yaşandığını, plakların ve yumakların da azaldığını söylüyor.

Araştırmacılar, Alzheimer’in üç vasfına göre fareleri değerlendirmeye aldı. Hafızada bozulma, amiloid plaklar ve nörofibril yumaklar. Fareler iki gruba ayrıldı. Bir gruba ekstra sızma zeytinyağı zengin beslenme uygulandı, diğer grup ise normal beslendi.

Zeytinyağı verilen fareler daha altı aylıktı ve Alzheimer’in hiçbir belirtisi ortaya çıkmamıştı. 9 ve 12 aylık olduklarında iki grup fare arasında görünürde bir fark olmasa da çalışma belleği, görsel hafıza ve öğrenme becerilerinde, zeytinyağı verilen farelerden daha iyi sonuç alındı.

Farelerin beyin dokularının analizinde başka farklılıklar da var. Göze çarpan en önemli farklılık sinaptik entegrasyonda. Sinir hücreleri arası iletişim olan sinapsın bütünlüğü, ekstra sızma zeytinyağı verilen farelerde korunmuş. Ayrıca sinir hücrelerinde otofajinin canlanması önemli ölçüde artmış.

Araştırmacıların bundan sonraki hedefi, 12 aylık olan ve Alzheimer belirtilerini göstermeye başlayan farelere zeytinyağı verildiğinde ne olacağını görmek. Zira bir hasta bunama şüphesiyle doktora gittiğinde hastalık genelde başlamış oluyor. Zeytinyağının sonradan beslenmeye dahil edilmesi, hastalığı durdurabilir ya da geri çevirebilirse, bu Alzheimer’a karşı büyük bir başarı olacak.

Temple Üniversitesi’nin araştırması 21 Haziran’da Klinik ve Translasyonel Nöroloji Tutanakları’nda yayınlandı.

19.10.2017