ARAPLAR’DA BÖLÜNME KORKUSU BAŞLADI

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Arap dünyasının trajedisinin sadece terör tehdidiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda "bölünme tehlikesiyle" de karşı karşıya kalındığını belirtti. Bu korkuyu Şiiler de yaşıyor.

Celal ÇETİN

Kahire'deki Nasır Yüksek Askeri Akademisi’nden bir heyeti kabulünde konuşan Ebu Gayt, “Arap dünyasının içinde bulunduğu trajedi sadece devletlerin içindeki veya sınırlardaki terör örgütlerinin tehditleriyle sınırlı değil. Bizzat milli devletlerin kendileri bölünmenin eşiğine gelmiştir.” dedi.

Ebu Gayt, özellikle Suriye ve Irak’ın bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığına dikkati çekerek şöyle konuştu: “Ortak Arap Askeri Gücü’nün oluşturulması projesi son derece isabetli bir fikir. Ancak bu konuda Arap ülkeleri arasında ciddi bir irade bulunmuyor. Öyle anlaşılıyor ki Arap yönetimleri böyle bir askeri güce ihtiyaç olmağı kanaatinde. Askeri seviyede buna karar verildiğinde Arap Birliği projeye destek vermeye hazırdır. Mevcut durumda atılabilecek en uygun adım Suriye için Arap Gözlemci Gücü oluşturmaktır.”

Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde Mart 2015’te düzenlenen Arap ülkeleri zirvesinde, Ortak Arap Askeri Gücü’nün oluşturulması konusunda fikir birliğine varılmış, ancak proje hayat geçirilememişti.

NASRALLAH DA UYARMIŞTI

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da kısa süre önce, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) referandumunu değerlendirerek, "bölgenin yeniden bölünmesi" konusunda uyarıda bulunmuştu.

Nasrallah, "IŞİD projesinin bitmesi ve başarısız olmasının ardından yeni bir proje hazırlanıyor. Bu, bölgenin yeniden bölünme projesi ve başlangıç IKBY'den olacak" demişti.

 

Bölgenin tehlikeli bir sürecin önüne konulduğunu belirten Nasrallah, "Yeni Ortadoğu projesi, İsrai'in daha güçlü olması için bölgeyi ırk ve mezhep bakımından taksim etmek. Bölge halklarının sorumluluğu bu bölünme karşısında durmaktır" yorumunda bulunmuştu.

Kürtlere kendi kaderlerini tayin etmede aldatılmama çağrısında bulunan Nasrallah, "Mesele başka. Mesele, bölgeyi ırk ve mezhep odaklı bölmek. ABD'de bölünmeye destek veren çağrılar yükselirken, Washington'un IKBY konusundaki tutumu güvenilmez" şeklinde konuşmuştu.

ARAP BİRLİĞİ

Arap Birliği, halkının çoğunluğu Arap olan ya da Arapça'nın resmi dillerden biri olduğu ülkelerin oluşturduğu gönüllü birliğin adıdır.

Uzun adı Arap Devletleri Birliği olan birliğin resmi amacı üye devletler arasındaki bağı güçlendirmek, politikalarını eş güdümlü bir hale getirmek ve ülkeleri kamu yararına yöneltmek.

Birliğin, bağımsız bir devlet olarak kabul ettiği Filistin de dâhil olmak üzere 22 üyesi bulunuyor.

Arap Birliği'nin oluşturulması fikri ilk olarak İngilizler tarafından Arap ülkelerini Mihver Devletlere karşı harekete geçirmek için 1942 yılında ortaya atıldı.

Ancak, Birliğin kurulması İkinci Dünya Savaşının sona ermesine yakın, 1945 yılı Mart ayında kuruldu.

Birliğin kurulduğu dönemdeki gündemi, hâlâ sömürge olan Arap devletlerinin kurtuluşu ve Filistin’deki Yahudi topluluğunun bir Yahudi devleti kurmasını engellemekti.

Arap Birliği'nin üyeleri arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yüksek bir etkinliği olmamıştı.

Soğuk Savaş sırasında, Arap devletlerinin bazıları Sovyetler Birliği'ne yakın dururken, diğerleri ise Batı'ya yakın durmuştu. Bu yıllar arasında Irak ile Mısır arasında liderlik mücadelesi yaşanmıştı.

Suudi Arabistan, Ürdün ve Fas gibi monarşi ile yönetilen devletler ile Cemal Abdülnasır yönetimindeki Mısır, Baasçı Suriye ve Irak ve Muammer Kaddafi yönetimindeki Libya gibi "devrimci" devletler arasında da mücadele yaşandı.

Saddam Hüseyin yönetimi altındaki Irak'a karşı Amerika Birleşik Devletleri liderliğinde başlatılan savaş ve işgal sırasında da bu devletlerin bazıları savaşa destek çıkarken, diğerleri ise destek vermemişti.

Arap Birliği'nin verdiği kararlar yalnızca bu kararları onaylayan üyeler için geçerli oluyor.

Birlik, bu tür bölünmeler nedeniyle dünya siyasetinde ciddi bir rol oynayamadı.

Arap Birliği, Arap Baharı ile birlikte, amaçlarını pratikte yeniden tanımlayıp yeni roller üstlenmeye başladı.

Birlik, Birleşmiş Milletler'in Muammer Kaddafi yönetimindeki Libya'ya karşı harekete geçmesini desteklemiş, Suriye'deki gösteriler üzerine bu ülkeyi üyelikten çıkarmıştı.

Birlik üyeleri, İsrail işgali atındaki Filistinlilere destek olmak gibi noktalarda uzlaşıyor olsalar da bu konudaki çabaları açıklamalar yapmaktan, bildirge yayımlamaktan ileri gitmiyor.

Bu konuda attığı en büyük adım, 1948 ila 1993 yılları arasında İsrail'e uyguladığı ambargoydu.

Birlik, Bahreyn'deki Şii ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasına karşı harekete geçmemiş, Suudi Arabistan'ın bu ülkedeki isyanın bastırılması için zırhlı birliklerini göndermesine de tepki göstermemişti.

Arap Birliği, Suriye’deki içsavaşta da etkin olamamış, milyonlarca mülteciye kapılarını kapatmış ve göstermelik yardımlarla yetinmişti.

HİZBULLAH’I TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN ETTİ

Arap Birliği, 2016’da yaptığı toplantıda Huzballah’ı “terör örgütü” ilan etti. ABD, Kanada ve Avustralya daha önce Hizbullah'ı "terör örgütü" ilan etmişti. Avrupa Birliği de Hizbullah'ın askeri kanadı için aynı kararı almıştı.

11.10.2017