ÇİN’DEN AB VE SURİYE ATAĞI

Çin, ekonomik gücünü uluslararası alanda etnileşirmeye yönelik yeni adımlar atıyor. Bu çerçevede AB ülkelerine yönelik “satın alma” stratejisi geliştiren Pekin yönetimi, enerji ve teknoloji şirketlerine önem veriyor. Çin ayrıca barış dönemine hazırlık olarak Suriye’de yatırım planlarını devreye soktu.

Celal ÇETİN

Berlin merkezli Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü (MERICS), Çin’in 2000-2016 döneminde Avrupa Birliği (AB) ülkelerine 100 milyar euroluk doğrudan yatırım yaptığını açıkladı.

MERICS’in hazırladığı raporda, Batı’da kendisine serbest piyasa koşullarında yetersiz kaldığı gerekçesiyle sitem edilen komünist Pekin’in son yıllarda kapitalizmin vatanı olan Avrupa’nın en büyük mal sahibi olduğu ifade edildi.

Çin’in ekonomisinin geçtiğimiz yıl dış aktiflerin satın alımındaki artış hızı bakımından ilk kez ABD ekonomisini geçtiğini belirten ekonomi uzmanlarına göre şimdi Çin şirketlerinin önünde dillendirilmeyen bir görev var, her yerde satışa sunulan her şeyi satın almak, yani istisnasız olarak tüm pazarlarda tutunmak.

HEDEF İNGİLTERE

Çin yatırımlarının yüzde 59’luk payı İngiltere, Almanya ve Fransa’ya düştü. Sözkonusu uzmanlara göre Çin, yatırımlarını en büyük ve en çok gelecek vadeden ekonomilerin bulunduğu yerlerde yapıyor. Yani Çinliler tutunması gerektiği yerlere gidiyor ve İngiltere, bu alanda en büyük ülke olarak kabul ediliyor. Bu ülke kendi başına denize açılsa da AB ile ilişkileri kesme niyetinde değil.

Çin’in iş dünyası da en çok İngiltere pazarına saldırıyor. Pekin İngiltere’nin altyapısını adeta içine çekiyor. Örneğin Londra’daki Heathrow Havalimanı’nın yüzde 10’luk payı China Investment Corporation’ın elinde. Çin’den Beijing Construction Engineering Group adında diğer bir şirketse İngiltere’nin Manchester kentindeki ilk ‘havalimanı kenti’ yapım projesine katılma hakkı elde etti. China Harbor Engineering Company adlı inşaat şirketiyse Suonsy körfezinde elektrik santrali projesinin inşaatına katılıyor.

Bu yatırımların yanında Çinli iş adamları, Avrupa’nın ünlü markalarını satın almaya devam ediyor. Pizza Express, Travelfusion, elektrikli forklift üreticisi Emerald Automotive ve Manganese Bronze şirketi bunların sadece bazıları.

İngiliz market zinciri House of Frazer, hazır kahvaltı üreticisi Weetabix ve lüks yatların üretimini yapan Sunseeker Yachts şirketlerine ait çoğunluk hisselerini de Çinli şirketler almış durumda.

ALMAN ROBOTLAR ÇİN’E YENİLDİ

Çinli şirketlerin Almanya’daki hareketliliği geçtiğimiz yıl tüm rekorları kırdı. Ernst & Young danışmanlık şirketinin verilerine göre geçen yıl Çinliler 68 Alman şirketini satın aldı. Bu rakam, bir önceki yılın rakamını neredeyse ikiye katlıyor.

Çin’in dünyanın en büyük sanayi robot üreticisi Alman Kuka şirketini 4,7 milyar dolar ödeyerek satın alması, Almanya’nın ulusal çıkarları bakımından çok hassas bir olay olarak değerlendirilmekle birlikte Çin’in Almanya’daki en büyük yatırımı ve Almanya’nın kendi içinde de en büyük anlaşma olarak kayıtlara geçti.

Münih’te faaliyet gösteren makine üreticisi KraussMaffei şirketinin 1 milyar dolara satın alınması ve atık yakma cihazlarının üreticisi EEW şirketinin Çinli devler tarafından ‘yutulması’ bu zincirin birer halkası olarak kabul ediliyor.

Uzmanlara göre Çinliler’in Almanya pazarında yaptıkları çıkış bir tesadüf olmayıp, Çin’in uzun süredir izlediği stratejinin devamı. Uzmanlar, “Almanya Çin’i şirketleri satın alma sürecinin tek taraflı olması konusunda suçluyor. Çin, işine yarayacağına inandığı Alman şirketlerini satın alıyor, Alman şirketlerinin önüneyse birçok engel konuluyor. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, geçen yılsonunda bu durumu düzeltmek amacıyla Çin’i ziyaret etti. Şimdi de Avrupa, stratejik öneme sahip şirketlerin ve onlara yapılan yatırımların üzerindeki kontrolü sıkılaştırmaya yönelik mekanizmalar uyguluyor” değerlendirmesinde bulunuyorlar.

DEVALÜASYON ORTAMINDA AÇILIM

Kimi uzmanlar ise Çin’in yaptığı açılımın aslında birçok etken ile zorunlu olduğunu savunuyor. Çin Ekonomi ve Finans uzmanları, yuanda yaşanan devalüasyonun Çinli yatırımcıları aktif arayışlara girmelerine neden olduğunu savunuyor.

Uzmanlar, “Çin menşeili birçok şirket bu etkiyi üzerinde hissetti ve yurtdışında yatırımlarla ilgili operasyonları geliştirmeye başladılar. Operasyonlardan ve dövizlerin arasındaki kur farklarıyla ilgili diğer faaliyetlerden kar elde etmeye çalışan diğer şirketler de onlara katıldı” yorumunu yapıyor.

ÇİN VE RUSYA’DAN YATIRIM İŞBİRLİĞİ FONU

Rusya Doğrudan Yatırımlar Fonu ve Çin Kalkınma Bankası, iki ülkenin ticaret hacmini geliştirmek üzere ortak bir yatırım fonu kurulmasını öngören anlaşmayı imzaladı. Anlaşmanın doğrudan yatırımları arttırması öngörülüyor.

Öte yandan RFPİ ve Çin Yatırım Kurumu (CIC), Rusya-Çin Yatırım Fonu'nun sermayesini 1 milyar dolar arttırmak üzere anlaştı. RFPİ ve CIC'nin eşit miktarda pay ayırarak finanse edeceği 1 milyarlık hacmin yanı sıra, yeni yatırımcılardan da 2 milyar dolara kadar sermaye çekilmesi öngörülüyor.

Rusya-Çin Yatırım Fonu ve ortaklarının toplam yatırımının 5 milyar dolara ulaştığı biliniyor.

ÇİN SURİYE’DE YATIRIMA HAZIRLANIYOR

Uzmanlar, Suriye’deki savaşın yakınlarda sona ereceğine inanan Pekin’in Suriye’nin kalkındırılmasında ile ilgili kontratlarda yer almak istediğini belirtiyor.

Çin’in Suriye’ye duyduğu ilgi, bu ülkenin Akdeniz üzerinden Anadolu’ya ve Avrupa’ya, ayrıca Arap Yarımadası’na giden yolların kesiştiği yerde bulunmasından kaynaklanıyor.

Pekin 2014’ten bu yana Çin’den Avrupa’ya kadar malzeme ve yolcu sevkiyatının yapılmasına imkan tanıyacak ve ‘Yeni İpekyolu’ olarak tanımlanan küresel nakil ağının projesinin üzerinde çalışıyor.

Pekin, bu ağın koridorlarından birini Suriye üzerinden geçirmek istiyordu ve bu amaçla 2011’e kadar Suriye’nin ekonomisine aktif yatırımlar yapmıştı. Ancak Arap Baharı sürecinde yaşanan olaylar, Çin’in ekonomik çıkarlarını önemi ölçüde baltaladı. Pekin, Washington’la açık bir zıtlaşmadan çekinerek, Esad’a diplomatik destek vermeye başladı.

Çinli ekonomi uzmanlarına göre Suriye İpekyolu güzergahında yer alıyor. Ancak Suriye için şu anda en önemli şey, savaşın sona ermesi. Ancak savaştan sonra ekonomik kalkınma başlayacak.

Asia Times’ın haberine göre Çinli yatırımcılar, ABD’nin Suriye’deki El Şayrat Hava Üssü’nü bombalamasından korktu. Ancak bu yılın yaz döneminde Çin, şimdiki durumun yatırımları konuşmak için olumlu olduğunu düşünüyor. 9 Temmuz’da Pekin’de düzenlenen Suriye Expo 2017 fuarı çerçevesinde bir araya gelen Şam heyeti ve Çinli işadamları, yatırımlar konusunu ele aldı.

Çin’in Suriye’ye yatırım yapmaya hazırlanmasının temelinde Pekin’in Suriye’deki savaşın yakın gelecekte sona ermesine inanması yatıyor. Çin ileriye dönük stratejisini kuruyor ve şimdiden barışın geleceği Suriye’deki yerini açmak istiyor.

ÇİN NİÇİN SURİYE’NİN KIYILARINA İHTİYAÇ DUYUYOR?

2011’e kadar genel olarak Suriye’nin petrol ve gaz sektörüne yatırım yapan Pekin’in ilgi alanlarından bir tanesini de Deyr ez-Zor kentinin civarındaki hidrokarbon kaynakları oluşturabilir.

Çin’in Suriye’deki jeopolitik varlığı da Pekin için çok önemli olabilir. ABD, Çin’in etrafındaki ülkelere ilgi duyarken, Pekin’in de buna simetrik yanıt vermesi doğal. Coğrafi bakımdan Suriye, Washington’un Türkiye ve Suudi Arabistan gibi önemli ortaklarının yakınında yer alıyor. Çin, bu ülkelerin sınırlarına yakın projeleri hayata geçirerek, jeopolitik bakımdan Washington’un kendisine dikte etmek istediği Uzakdoğu bağımlılığından kurtulduğunu göstermek istiyor.

Suriye yönetimi, Moskova’nın da ülkenin kalkınma sürecinde yer alabileceğine yönelik sinyaller veriyor. Suriye'nin Pekin Büyükelçisi İmad Mustafa, ülkedeki her türlü ekonomik projenin hayata geçirilmesinde önceliğin Rusya, Çin ve İran’da olacağını açıklamıştı.

01.10.2017