ARAPLAR’IN PARASINA EL KOYUYORLAR

Arap ülkelerini bölen Katar krizinin arka planında, ABD ve İngiltere’nin Arap sermayesini bölüşme kavgası yatıyor. İşadamı kimliği ile ABD’yi yönetmeye çalışan Trump ve paraya ihtiyacı olan Therasa May’in şahsında iki ülke Katar üzerinden Araplar’ın petrodolarlarına çökmeye çalışıyor.

Celal ÇETİN

ABD devlet sistemi 3 etkin güç üzerinde kurulmuştur: Cumhuriyetçiler (Demokrasi kozası), kurucu WASP aileler (establishment) ve akiller, Pentagon.

FBI genellikle Cumhuriyetçiler’e, CIA ise Demokratlar’a yakın çalışır.

Cumhuriyetçi bir aday seçim cevresinde kendini, “ben Cumhuriyetçiyim ama demokrasi ile ilgili bir yasa tasarısında Demokrat Parti ile oy kullanabilirim” diye beyan eder ve seçmen bunu bilerek tercihini kullanır. Bu kişi/gruba “Demokrasi Kozası” deniyor.

Bu güçlere 4’üncü grup olarak Newyorker ekibi, yani Trump ve kadrosu dahil oldu.

Trump ve ekibi ilk geldiginde Beyaz Saray’ı kendilerinin idare edecegini zannetti. Ancak hesap edemedikleri bir gerçek vardı; diğer 4 etkin güç. Bu güçler, ABD’nin kurulduğu günden beridir hakimiyetlerini sürdürüyordu ve kolay kolay bırakmayacaklardı. Ve Trump üzerinde büyük bir baskı başladı.

Establishment yaşanan gelişmelere sessiz kaldi. Establishment'in kırmızı çizgisi seçim sonuçlarının Rusya eliyle değiştirilmesi, yani iptal edilmesiydi. Bu olmazsa Trump’tan her an vazgecebilirlerdi. Eski FBI Başkanı'nın sorusturmacı olarak atanmasiyla Trump başına gelecekleri anladi. Artık bütün ipler Pentagon’daydı.

KATAR KRİZİNİN PERDE ARKASI

Katar krizinin ipuçları, Trump’ın “Amerikan ruhunu yenileyeceğiz” dediği Kongre'deki ilk konuşmasında ortaya çıkıyor. Ölmekte olan sanayilerin tekrar canlanacağını, ordunun gerekli kaynaklara kavuşacağını, çökmekte olan altyapının yeni yollar, köprüler, havalimanları ve tren yollarıyla hayatının döneceğini söyleyen Trump, göreve geldiğinden beri gerçekleşenleri ise şöyle sıraladı:

“Seçildiğimden beri Ford, Fiat-Chrysler, General Motors, Sprint, Softbank, Lockheed, Intel, Walmart ve diğerleri, on binlerce yeni iş yarattı. 8 Kasım'da seçildiğimden beri hisse senedi piyasaları neredeyse 3 trilyon dolar değer kazandı, bu bir rekor.”

Trump'ın Amerikan ekonomisiyle ilgili tespitleri ise şöyle:

“94 milyon Amerikalı istihdam piyasasının dışında yer alıyor. 43 milyon Amerikalı yoksul ve yiyecek kuponlarıyla geçiniyor. Son 8 yılda Amerikan yönetimi neredeyse bütün başkanların toplamından daha çok borç yarattı. Dörtte bir oranından daha fazla sanayi işi NAFTA'ya üye olduktan sonra kaybedildi. 800 milyar dolar ABD'nin mal ticaretinde dış ticaret açığı. Ve eskimiş altyapı.”

Trump, Kongre’den altyapıya 1 trilyon dolar yatırım yapabilmesini öngören yasa taslağını onaylamasını istedi. Bu para nereden bulunacak?

Yani; Meksika sınırına öreceği duvarın parasını bile Meksika’dan isteyen, NATO ülkelerini birliğe daha fazla kaynak aktarmaları için tehdit eden Trump’ın bütün derdi, ABD’ye nakit sağlamaktı.

Suudi Arabistan ziyaretine ve Katar krizine bu açıdan bakmakta fayda var. Suudi Arabistan’da yüzlerce milyar dolarlık silah ve ekonomik bağlantılardan önce Suudi Arabistan’ın önüne 11 Eylül dosyası koydu, bu ülkenin ABD’deki varlıklarına el koymakla tehdit etti. Ve Suudileri masaya oturttu.

Ardından Katar’ın önüne, “terör finansmanı” dosyası kondu. Doha’ya “Terörü (IŞİD) desteklemeyin ve bizden 100 milyar dolarlık silah alın” dendi.  Bu teklif karşısında Katar, “ABD’de 30 milyar dolarlık yatirim yapayim deyince” Pentagon, “bu bize yetmez” cevabını verdi ve Katar krizi patladı.

Bu gibi silah satış gorusmelerini bizzat Pentagon’un ekibi yapar. Ekip baskanın ziyaretlerinde yanında ayrılmaz. Anlasma ilk aşamada MOU olarak imzalanir.

İNGİLTERE DE ARAPLAR’IN PARASININ PEŞİNDE

Bu arada Pentagon’un Katar’a kızmasının asıl sebebi, İngiltere’dir. Suriye’den temizledikleri İngiltere’yi Irak'tan bir türlü çıkaramayan ABD, “İngiltere’nin İran’a destek vermesi ile Irak-İran yaklaşmasını sağladi, suçlu İngiltere’dir” demeye başladı.

Öte yandan İngiltere’nin finans kaynağının Katar olduğu gerçeğini de unutmamak gerekiyor. İngiltere ne zaman paraya ihtiyaci olsa Katar’dan alır. Bütün Londra’yı (Doclands) Katar parasıyla yeniledi.

BREXİT’İN YÜKSEK MALİYETİ

İngiltere’yi düşündüren bir başka faktör, AB’nin birlikten çıkması (Brexit) karşılığı Londra’ya kestiği fatura. AB Komisyonu Başkanıı Jean-Claude Juncker, İngiltere’nin AB'den ayrılmasının İngiltere’ye toplam maliyetinin yaklaşık 50 milyar sterlin olacağını söyledi.

İngiltere Başbakanı Theresa May, Brexit’in maliyetini en azından bir kısmını Katar’a yüklemeyi planlarken, Trump engel oldu.

Ayrıca Cumhuriyetçiler İngiltere’nin “alt kimlik” politikasından pek hoşlanmaz. Ulus devletlerle calışmayı tercih eder. İngiltere politikalarının aksine ülkelerin içişlerine müdahale ederek sinsice davranmak yerine direk askeri müdahaleleri tercih eder. Ancak bu taktiğin yüksek maliyetli olması, Cumhuriyetçiler’i farklı politikalara yöneltti: Savaş yerine tehditle, maliyetsiz yöntemle finansman sağlamak. Bir başka ifadeyle Cumhuriyetçiler, “madem başımızda bir iş adamı var, bunun avantajını kullanalım” politikası uyguluyor.

Bu arada Merkel’in Katar’daki durumdan endişeli olduğunu, çözüm bulunması için Körfez ülkeleri, İran ve Türkiye’nin birlikte çalışması gerektiğini söylemesi önemli.

TRUMP TEHDİTLERİNE DEVAM EDİYOR

Trump, Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis ile ortak basın toplantısında terörü desteklediğini iddia ettiği diğer ülkeleri de isimlerini vermeden tehdit etti.

Trump, “Bir karar vermemiz gerekiyordu. Ya kolay yolu seçecektik, ya da zor yolu seçip sonunda harekete geçecektik. Ben de Dışişleri Bakanı Tillerson, değerli generaller ve askerler ile birlikte Katar'a terörün finansmanını durdurma çağrısı yapmaya karar verdim. İnsanlara başka insanları öğretmeyi bırakın. Kafalarını nefret ve tahammülsüzlük ile doldurmayı bırakın. İsimlerini vermeyeceğim, ama bu sorunu çözmeyi daha bitirmedik ve sorunu çözeceğiz” dedi.

ABD ve İngiltere’nin rakip olarak iki koldan “tahsilata girişmesi” karşısında Araplar’ın ne kadar direnebileceği meçhul. Ayrıca direnmek istedikleri de meçhul. Suud ailesi, koltuğunu korumak için gerekli finansman desteğini sağlayacağından kuşku yok. Ancak Arap dolarlarının her iki ülkeyi doyurup doyurmayacağı, her iki ülkenin aldıkları ile yetinip yetinmeyecekleri de bilinmiyor.

Bu arada Rusya, İran, Almanya, Çin gibi ülkelerin bu savaştaki rolü gözden kaçırılmamalı. ABD ve İngiltere’nin parasına çöktüğü Araplar’ın bu ülkeleri kurtarıcı olarak görmeleri de mümkün.

Sonuç itibariyle Ortadoğu ve Arap coğrafyası petrodolarlarını huzur içinde yiyemeyecek gibi görünüyor.

11.06.2017