FOREİGN POLİCY: KRİZ BÜYÜK BİR SAVAŞIN BAŞLANGICI OLABİLİR

Foreign Policy, Katar’ın diplomatik tecridinin yeni büyük bir savaşın başlangıcı olabileceğini yazdı. Trump da, bölgeye seyahati sırasında terörizme kaynak sağlanmaması konusunda uyarıda bulunduğunu ve liderlerin Katar’ı işaret ettiğini kaydetti. Öte yandan Almanya krizi ile Katar krizi arasındaki zamanlama dikkat çekici bulunuyor.

Celal ÇETİN

Henderson, dergi için yazdığı makalede, “Sünni ülkeler uzun süredir İran ile savaş istiyordu. Katar ile ilgili durum, muhtemelen bu ülkelerin yararlanmak istemiş olabilecekleri bir bahane olabilir” ifadelerini kullandı. Henderson, şu anki durumu 1914’te yaşanan ve Birinci Dünya Savaşı’nın resmen başlaması için bahane olarak kullanılan Avusturya arşidükü Franz Ferdinand’a Saraybosna'da yapılan suikast olayı ile karşılaştırdı.

Makalenin yazarı, ancak şu anki durumda Suudi Arabistan’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) hedefinin İran olmayıp, uzun süredir Körfez Ülkelerinin Tahran ile ilgili ilişkiler konusunda güttüğü politikadan fraklı tutum izleyen Katar’ın olduğunu öne sürdü. Dün birçok Arap ülkesi, Doha’yı teröristlere destek vermekle suçlayarak, Katar ile diplomatik ilişkilerini kesmişti. Riyad ayrıca Katar Havayolları'nın işletme ruhsatını iptal etti ve Katar ile deniz ve kara sınırlarını kapattığını duyurdu. Tahran’ın Katar’a 3 deniz limanını vermeye hazır olduğu bildirilirken bu jest muhtemelen Riyad ve Abu Dabi tarafından Doha ile Tahran’ın ‘kalleşçe’ kurduğu bağlantının bir teyidi olarak kabul edilecek.

TİLLERSON’UN EXXONMOBİL BAŞKANLIĞI

Henderson, patlamaya hazır hale gelen gerilimin düşürülmesinde Washington’un çok önemli rolde olabileceğini ve hatta ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un göreve başlamadan önce Katar’ın enerji sektöründe en önemli yabancı aktör durumunda olan ExxonMobil’in başında bulunmuş olması nedeniyle şu anda çok avantajlı bir pozisyonda olduğunu belirtti.

Yazar, “Washington hızlı hareket edip, savaşa yönünde atılan bu adımları durdurmalı, toplu katliamların başlamasını beklememeli” değerlendirmesinde bulundu.

TRUMP’IN BÖLGE ZİYARETİNİN ETKİSİ VAR MI?

Katar krizi, ABD Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinden iki hafta sonra gerçekleşti. Gelişmeler üzerine Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn’e uçuşları ikinci bir açıklamaya kadar askıya aldı.

Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde 110 milyar dolarlık silah anlaşması imzalandı. Katar Resmi Haber Ajansı (QNA), 23 Mayıs gecesi Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'ye atfedilen "ABD'ye karşı ve İran'ı destekleyici" açıklamalar yayınlandı. Katar Dışişleri Bakanlığı, QNA'nın siber saldırıya uğradığı ve yayınlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığı, medya organlarından bu açıklamaları dikkate almalamaları talep etti. Bu süreç, bölgenin en büyük krizlerinden birini başlattı.

ABD Donald Trump, attığı tweetlerde Suudi Arabistan liderliğinde 7 ülkenin Katar ile diplomatik ilişkileri kesmesini değerlendirdi. Trump, iki hafta önce bölgeye yaptığı ziyaretin meyvasını verdiğini açıkladı.

Bölgeye seyahati sırasında radikal ideolojiye kaynak sağlanmaması konusunda uyarıda bulunduğunu ve liderlerin Katar’ı işaret ettiğini belirten Trump, “Ortadoğu’ya son ziyaretimde Radikal İdeoloji’ye daha fazla kaynak yaratılmamalı dedim. Liderler Katar’ı işaret etti-bakın” dedi.

Trump “Kral ve 50 ülkeyle yaptığımız Suudi Arabistan ziyaretinin işe yaradığını görmek güzel. Radikalizmin mali destekleri konusunda sert bir tutum alacaklarını söylediler ve herşey Katar’ı işaret ediyordu. Belki de bu terörizm korkusu için sonun başlangıcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN DEVREDE

Krizin aşılması için Türkiye de devreye girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı, Fransa Cumhubaşkanı Macron, Rusya Devlet Başkanı Putin, Katar Emiri ve diğer ülke liderleri ile telefonda görüştü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölge liderleri ile yürüttüğü telefon diplomasisinin ardından Başbakan Binali Yıldırım da Katar ve komşuları arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesi için çaba sarfedeceklerinin mesajını verdi.

Katar'a karşı yaptırımları kesinlikle doğru bulmadığını belirten Erdoğan, “Katar'ın soğukkanlı tutumunu takdirle karşılıyoruz. Körfez'de yaşanan bu krizin bir an önce çözüme kavuşturulması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Katar'la ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Katar krizinin arkasında oyun oynanıyor fakat bunu şu anda çözebilmiş değiliz” dedi.

Ancak Erdoğan üzerinden Türkiye’nin devreye girmesinin etkisi tartışılıyor. Katar’a yöneltilen, “IŞİD ve Müslüman Kardeşler’e maddi destek sağlama” suçlaması, bir zamanlar Türkiye’ye yöneltilmiş, Ankara’nın bölgede gizli ajanda uyguladığı iddia edilmişti. Gerek bölge ülkeleri ve gerekse uluslararası alanda Türkiye’ye karşı ortaya çıkan güvensizlik, arabuluculuk girişimlerinin önündeki en büyük engel olarak kabul ediliyor.

Körfez krizinden en fazla etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bölgedeki Sünni örgütlere yakınlığı ile bilinen AKP hükümeti, bu çerçevede hem Suudi Arabistan’la, hem de Katar’la ekonomik ve siyasi anlamda güçlü ilişkiler geliştirdi.

Ancak her iki ülkenin radikal şekilde ayrışması ile Türkiye’nin ne tarafta yer alacağı tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Yıldırım’ın açıklamalarına bakılırsa, Ankara Katar’ın yanında yer almışa benziyor.

Ancak ABD, İngiltere, israil, Suudi Arabistan gibi ülkeler Katar’a karşı birleşmişken Türkiye’nin bu ittifaka rağmen uzun süre Katar’ın yanında yer alması zor görünüyor.

KUVEYT ARABULUCU OLDU

Kuveyt Katar ile komşuları arasındaki krizde arabulucu oluyor. Katar Dışişleri Bakanı, Şeyh Muhammed Bin Abdulrahman El Tani, Şeyh Tamim bin Hamad El Tani’nin Kuveyt Emiri’nden telefon aldığını ve krizin çözülmesi için zaman istediğini söyledi. Bununla birlikte Dışişleri Bakanı, Katar’ın içişlerine karışma ve isteklerini empoze etmeye çalışmalarını reddettiklerini söyledi.

Kuveyt Emiri ile Katar Emiri arasındaki telefon görüşmesi Suudi bir heyetin Kuveyt’teki temaslarının ardından geldi Umman’dan bir diplomat da Katar’da. Suudi heyetin Kral Salman’dan bir mesaj getirdiği belirtiliyor.

Söz konusu ülkeler Katar’ı teröre destek vermekle suçluyor. Katar, aşırıcılara destek verdiği suçlamalarını reddediyor. Batılı yetkililer ise Suriye’de el-Kaide’nin kolu olan bir dönem Nusra Cephesi olarak bilinen gruba destek vermekle suçluyor.

ALMANYA KRİZİ - KATAR KRİZİ İLİŞKİSİ

Öte yandan gerilen Türkiye-Almanya ilişkisi ile, Katar krizi arasında bir ilişki var.

Almanya, bölgede ve küresel çapta yeniden etkin olmaya çalışıyor. Bu etkinlik, ABD ve İngiltere’den uzaklaşmayı gerektiriyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel G7 Zirvesi sonrası, “Başka ülkelere güvenilebilecek zamanların geride kaldığını” belirten Merkel Avrupa'nın kaderini eline alması gerektiğini söylemişti. Merkel’in bu açıklamayla ABD ve İngiltere’yi hedef aldığı biliniyor.

Ankara, İncirlik’i ziyaret etmek isteyen Alman heyetine izin vermemiş, FETÖ’cülere evsahipliği yapmalarını, PKK’lılara ses çıkarmamalarını bahane göstermişti.

Ancak bu bahaneler geçerli olsa Yunanistan’dan Ermenistan’a, ABD’den Fransa’ya kadar pek çok ülkeyle kriz yaşanması gerekirken sadece Almanya ile kriz yaşanması garip karşılanıyor. Bu ülkeler hem FETÖ’cülere kucak açıyor, hem PKK’yı koruyor, hem PYD’yi silahlandırıyor.

Almanya, ABD ve İngiltere’yi hedef alırken, Fransa ile birlikte Rusya’ya yakın olduğu da biliniyor. İran’la da sorunu bulunmuyor.

Tablonun geneline bakınca Ankara’nın Almanya’yı Ortadoğu’dan uzak tutmaya çalıştığı görülüyor. Almanya ile gerilim yaşanırken, eşzamanlı olarak Körgez ülkelerinin de Katar’a karşı birleşmelerinin zamanlaması dikkat çekiyor.

07.06.2017