ASKERİ HASTANELERDEN NE İSTEDİNİZ?

15 Temmuz 2016’da, hala tam anlaşılamayan olaylar yaşandı. AKP, bu olayları bahane ederek TSK’ya olan kin ve nefretini tekrar döküp saçmaya başladı. Askerleri birliklerine hapsetti önce. Yetmedi, askeri birlikleri şehir dışına çıkardı. Yetmedi, askeri okulları kapattı. Ve yine yetmedi, askeri hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devretti. Bu adım, TSK’ya vurulabilecek en büyük darbe, terörle ve düşmanla savaşan mehmetçiklere yapılabilecek en büyük ihanettir.

Celal ÇETİN

Savaşın kuralları farklıdır. Sivil yaşama benzemez. Savaşta kullanılan stratejiler ve başvurulan silahlar, özellikle gelişen teknolojiye ve bilimsel çalışmalara bağlı olarak çeşitleniyor.

Buna bağlı olarak savaş dönemi sağlık hizmetleri ve cerrahisi de sivilden çok farklıdır. Türkiye gibi terörle mücadele eden ülkelerde savaş dönemi şartları ile barış dönemi şartları içiçe geçmiş durumdadır. Hele ki; komşuları silah sanayiinin laboratuvarı haline dönüşmüşse, askeri tıp yaşamsal önem kazanıyor.

OSMANLI’DA ASKERİ TIP

Osmanlı imparatorluğu döneminde, yalnızca askeri personele hizmet vermek amacıyla ilk hastane, II. Mahmut döneminde kuruldu. IV. Mehmet döneminde de, Edirne Sarayı’ndan İstanbul’a sevk edilen hastalar için eski sarayın bahçesine yapılan birkaç odalık dinlenme ve bekleme yeri, Asakir-i Redif-i Şahane Hastanesi adıyla askeri hastaneye dönüştürüldü.

İlk askeri hastane açma çabaları, III. Selim döneminde başladı. 6 XIX. yüzyılın başında, I. Ordu askerlerine İstanbul’da hizmet veren birçok hastane mevcuttu.

1799-Levend Çiftliği Hastanesi, 1809-Taksim Topçu Askeri Hastanesi, 1828-Cepehane Hastanesi, 1832-III. Alay Hastanesi, 1834-Hassa Askeri Hastanesi, 1835-Tophane Hastanesi, 1835-Humbarahane Hastanesi, 1836-Maltepe Hastanesi, 1837-Tersane Hastanesi, 1840-Ahırkapı Kışlası Hastanesi, 1840-Davut Paşa Askeri Hastanesi, 1840-Rami Askeri Hastanesi, 1841-Toptaşı Askeri Hastanesi, 1841-Bab-ı Seraskeri Hastanesi.

Askeri hastaneler içerisinde Haydarpaşa, Gümüşsüyü ve Gülhane Askeri Hastanelerinin yanında Anadolu Kavağı Hastanesi, Tarabya Hastanesi, Bab-ı Seraskeri Hastanesi, Yıldız Hastanesi, Hadımköy Hastanesi, Zeytinburnu Hastanesi, Selviburnu Hastanesi ve Emirgan Hastanesi de İstanbul’da 1826 yılı sonrasında inşa edilen askeri yapılar arasında kabul ediliyor.

Bunların dışında; II. Ordu için Edirne Merkez, Kırkkilise, Dimetoka, Dedeağaç, Gümülcine, Kırcaali, Şumnu, Rusçuk, İslimye, Tırnova, Vidin ve Plevne; III. Ordu için Manastır Merkez, Selanik, İşkodra, Üsküp, İzmir, BosnaHersek, Kozana, Kosova, Mitroviçe, Mostar, Niş, Preveze, Serez, Seniçe, Yanya, Yenipazar, Debre ve Taşlıca; IV. Ordu için Erzincan, Erzurum, Elaziz, Kars, Sivas, Diyarbekir, Van ve Trabzon; V.Ordu için Şam Merkez, Beyrut, Halep, Hama, Humus, Sayda; VI. Ordu için Bağdat Merkez, Hulle, Süleymaniye, Kerkük ve Musul; VII. Ordu için San’a Merkez, Hudeyde, Asir Ebha, Taif, Mekke, Trablusgarp, Bingazi, Girit Kandiye, Hanya, İskenderiye ve Cidde Hastaneleri hizmet verdi.

Görüldüğü gibi Osmanlı İmparatorluğu, yedi cephede ölüm kalım savaşına girdiği dönemde askeri hastanelerin önemi farketti ve güçlendirmeye çalıştı.

CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE ASKERİ HASTANELER

Cumhuriyet döneminde de askeri hastanelere önem verildi. Hemen her büyük askeri birimde askeri hastane veya tıp birimi bulunurken, ordu komutanlıklarının bulunduğu bölgelerde donamlı askeri hastaneler görev yaptı.

Bu hastaneleri bilim, sağlık çalışanı ve teçhizat olarak besleyen, destekleyen ise Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ydi, 15 Temmuz sonrarı AKP tarafından yok edilene kadar.

PKK terör örgütü ile verilen mücadele sırasında ve Suriye, Irak gibi ülkelerdeki çatışmalarda yaralanan askerlerin önce cephe gerisinde ilk tedavileri yapılır, arkasından en yakın GATA’ya bağlı hastanelere kaldırılır, durumu acil olanlar oradan askeri helikopterler veya uçaklarla büyük kentlerdeki GATA hastanelerine sevkedilirdi. Askeri Sağlık sistemi bir zincirdi. Diyarbakır askeri hastanesine getirilen yaralı gazimiz burada stabilize edildikten 4 saat sonra gerekiyor ise GATA’ya giriş yapardı.

Askeri sağlık sistemi sadece GATA değildir. GATA beyin ve lojistik merkezdir. Ancak yurdun değişik yerlerine yayılan 35 hastane ve 600 sağlık merkezi bulunuyordu. Sadece bu 600 sağlık merkezinde 1000 askeri doktor çalışıyordu. Diyarbakır askeri hastanesine giden uzman doktor gerekirse GATA’daki hocasını arar ve ne yapacağını sorardı. Ayrıca Nusaybin ve Yüksekova’daki çatışmalar sırasında bu iki ilçedeki devlet hastanelerine GATA’dan 85 sağlık elemanı gönderildi.

Askeri tıbbiyeli dört askeri kamp eğitimden geçerdi. Ayrıca havacı askeri tabipler 2 ay uçuş fizyolojisi eğitimi görürlerdi ki, bu eğitimin içinde 1 sorti uçuş eğitimi vardır. Denizci tabip subaylar da su altı dalış eğitimi alırlandı. Bu eğitim askeri tabip ile her rütbeden asker arasında silah arkadaşlığı duygusu yaratırdı. Asker, komutanım dediği doktora güvenirdi.

GATA’NIN BAŞARISI

Ekim 2015-Haziran 2016 arasında gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarında GATA’ya getirilen 745 çok ağır ve ağır yaralılardan yüzde 3.1’i maalesef şehit oldu. Dünya ortalaması ise yüzde 20 civarında kayıptır.

Temmuz 2015-Ağustos 2016 arasında 164’ü 2015’de, 509’u 2016’da olmak üzere, ağır ve çok ağır 745 asker, polis ve korucu GATA’ya sevkedildi. (509 asker, 214 polis, 14 köy korucusu, 8 sivil) Bunlardan kafalarından yaralanan 17’si şehit oldu.

GATA’nın sağlık savaşı da, TSK’nın terörle mücadeseli gibi çok başarılı oldu. Çeşitlenen askeri silahların yol açtığı sağlık sorunlarına çok kısa süre içinde tedavi yöntemleri geliştiren dünyada sayılı askeri sağlık sistemi arasında yer aldı.

AKP EN ÖNEMLİ SİSTEMİ YIKTI

15 Temmuz 2016 tarihinde, dış destekli yerli hainlerin giriştiği, üzerindeki sır perdesinin hala aydınlatılamadığı malum girişimin ardından AKP OHAL ilan etti. FETÖ terör örgütü mensuplarını temizlemek yerine askeri kurumları ya kapatmayı, ya yapısını değiştirmeyi tercih etti. Bu, TSK gibi ülkenin en güçlü ve gerekli kurumuna yönelik düşmanca hareketti. AKP, TSK’nın en önemli  zincirini kopardı ve GATA gibi askeri sağlık sistemini tamamen çökertti.

Sağlık Bakanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi rektörü, askeri doktor ile sivil doktor arasında önemli bir fark olmadığına dair bir izlenim vermeye çalıştılar. Oysa çok önemli farklar vardır.

AKP’li Sağlık Bakanlığı, yol açtığı yıkımı gizlemeyiblem için topluma yalan söylemeyi bile göze aldı. Kimileri GATA’nın yüzde 10 verim ile çalıştığını iddia ederken, kimileri yüzde 30 verim ile çalıştığını söyledi. Kimileri de “Bakanlığa devredilince verimi yüzde 60’a çıkardık” diyebildi.

Askeri hastaneler sefer görev hastanesidir. Askeri hastaneler için verimlilik, kar hesapları yapılmaz. Hele Türkiye gibi ordusu savaşan bir ülkenin askeri hastaneleri sürek stratejik miktarda boş yer tutar. Sağlık Bakanlığı’na devrinden sonra her hastanenin alabileceği hastalar GATA’ya girmeye başladı. İhanet derecesindeki bu politikanın bedelini de savaşan askerlerimiz ödüyor. GATA’nın yanık tedavi bölümünü Sağlık Bakanı ve rektörün bu politikası doldurdu.

Suriye’de IŞİD saldırısında ağır yaralanan uzman çavuş Akif Güleç GATA’nın yanık tedavi bölümü dolu olduğu için GATA’ya nakledilemedi, Adana’da bu konuda uzmanlığı olmayan bir hastanede şehit oldu. AKP’li Sağlık Bakanlığı, kendisini sorgulamak çekmek yerine “GATA’da yanık ünitesinde nöbetçi doktor yok” diyerek halkı kandırmaya çalıştı.

Sağlık Bakanı, GATA’yı ve askeri doktorları karalamak için CNNTürk’e 11 Ekim’de verdiği demeçte yalanlarına devam etti: “GATA’daki öğretim üyelerinin büyük birçoğunun muayenehanesi vardı. Bu devir sırasında GATA’dakilerin önemli bir kısmı muayeneleri tercih ettiler ve GATA’yı bıraktılar.”

15 Temmuz öncesinde Ankara’da GATA ve İstanbul Haydarpaşa’da çalışan 500 öğretim üyesinden Ankara’da 21 doktorun, İstanbul’da 6 doktorun muayenehanesinin olduğu veya sivil hastanede saat 17.00 sonrasında çalıştığı ortaya çıktı. 15 Temmuz sonrasında yaş haddinden veya kendi isteği ile emekli olan 40 kişi. Bu 40 kişinin sadece 3’ünün muayenehanesi vardı.

Oysa Hacettepe’de toplam 415 öğretim üyesinin 65’i, Ankara Tıp Fakültesinde 452 öğretim üyesinin 101’i yarı zamanlı çalışıyordu.

Çatışmalarda yaralanan Yüzbaşı Özgür Özekin, Hakkari’de 3 gün hastanede tutulduktan, tansiyonu düşük gerekçesi ile tomografisi bile çekilmeden Ankara’ya getirildi. Sağlık Bakanlığı’nın helikopterini kullanan pilot çatışma bölgesine gitmeye korktuğu için 3 gün gecikmeyle Ankara’ya sevkedilebilmişti.

Özekin Yüzbaşı, getirildiğinde hastanede olması gereken multicic Potasyum adlı ilaç olmadığı için ailesinden temin etmesi istendi. Aile ilacı Eskişehir’den buldu ve saat 23.30’da GATA’ya yetiştirdi, ancak çok geçti. Yüzbaşı Özekin saat 01.30’da şehit oldu.

Sağlık Bakanı, “Özgür yüzbaşıya 40 ünite kan verildi” diyerek kurtulmasının imkansız olduğunu söylemeye çalıştı. Oysa 100 ünite kan verilip kurtarılan gazilerimiz var. Üstelik, GATA’da her zaman bulunan multicic Potasyum adlı ilaç nasıl oluyor da sivile devredilince bulunmuyor?

 

Sonuç itibariyle; Osmanlı’nın devamı olduğunu iddia eden AKP, Osmanlı’nın önem verdiği ve geliştirmeye çalıştığı askeri sağlık sistemini çörektti. TSK’nın savaş durumunda güveneceği en önemli zinciri kırdı. TSK’nın binlerce yıllık temelleri ile oynadı. Bunun sebebini hepimiz biliyoruz. Cumhuriyet Türkiye’nin ordusu olmasına duyulan alerji ve düşmanlıktır bu saldırıların temeli.

01.05.2017