TÜRKİYE-İSRAİL-KATAR İTTİFAKI

21 Nisan 2013 tarihinde yazdığım eleştiri yazısını güncelleyerek bugüne uyarlamak isteyince ortaya ilginç ve farklı bir tablo çıkıyor. Türkiye-İsrail ilişkisi; Türkiye, Katar, İsrail askeri işbirliği anlaşmaları, Katar’ın İsrail’e destek amaçlı Gazze’de “bin konut” projesi gibi adımlar dikkat çekerken, Türkiye’nin Güneydoğu’sunda “yatırım” planları kafaları karıştırıyor. ABD ve Batı’nın bölgedeki menfaatlerinin üçlü ittifaka emanet edildiği ortaya çıkıyor.

Celal ÇETİN

2013 tarihli eleştirel yazımız:

Hani bizimkiler ne demişti. Gazze'ye ablukayı kaldırtacağız. Abluka kalkmadan İsrail ile ilişkilerimiz düzelmez. Bakın gerçekler ne diyor: "İsrail Gazze’ye ticari abluka uygulamıyor. Gazze'ye savunma mevzilerinin yapılmasını önlemek amacıyla cimento, füze yapılmasını önlemek amacıyla çelik borular ve patlayıcı yapılmasını önlemek amacıyla nitrat içeren kimyasal maddeler dışında her türlü mal ve hizmet 3 yıldır kesintisiz olarak girmeye devam ediyor. İsrail'den Gazze'ye giren mal ve hizmetleri karşı taraf ile mutabakat halinde teyit eden ve geçişi temin eden askeri kurum COGAT’ın verilerine göre sadece 24-30 Mart 2013 tarihleri arasında 332 kamyon mal geçişi yapıldı. 2013’ün başından 30 Mart’a kadar 13.700 kamyonla 408.575 ton mal Gazze’ye geçti. Yasak olan Çimento ise Birleşmiş Milletler Yardım ve Çalışmalar Kuruluşu olan UNWRA’in izni ile sokulabiliyor."

Yani Gazze'ye zaten ambargo uygulanmıyor. Yine milletin gözlerinin içine baka baka yalan söylüyorlar. Tıpkı İsrail'in özür dilemesi yalanı gibi.

Ve bazı yandaş, yalaka, yavşaklar Türkiye seninle gurur duyuyor naraları atmıştı. Amma da kandırılmaya teşne milletiz.

İRAN’A KARŞI “TÜRKİYE-İSRAİL-KATAR” ÇEMBERİ

İsrail yalanının yanına Türkiye (AKP)-Katar işbirliğini koyarak genel tabloya bakmakta yarar var.

Katar’ın İsrail ile yakın ilişkiler içinde olduğu ve bu nedenle, bazı Arap ülkeleri (grupları) tarafından eleştirildiği biliniyor.

Trump yönetimi, her ne kadar bir dediği diğerini tutmasa da Suriye’deki belirsizlik nedeniyle, Esad’ın -şimdilik- gitmesine karşı olduğu malum. Ancak Trump’ın bu tavrı, hem Suriye’deki kaotik ortamın sürmesi, hem de İran’ın Suriye’deki varlığının (nüfuzunun) güçlenmesi anlamına geliyor. Belki de Trump’ın tutarsız açıklamalarının sebebi, İsrail lobisinin baskısı ile kendi planlarının çatışması olabilir.

İran’ın Suriye’deki varlığını (nüfuzunu) artırması ise, önce Lübnan’da etkisini gösterecek, arkasından da İsrail’e yönelecek. Tablonun geneline bakınca Suriye’nin İran’ın kontrolüne girmesi İsrail’in yanısıra AKP’yi de etkileyecek.

İsrail’e etkisini İran’ın güçlenmesi (ulusal güvenlik) açısından, AKP’ye etkisini ise Esad’ın koltuğunu koruması (kişisel politik hırs) açısından değerlendirmek gerekiyor.

Bu noktada, İran’ı hedef alabilecek ABD destekli “Türkiye-Katar-İsrail ekseni”nin, hem İran’ı Türkiye/İsrail ikilisi için sorun olmaktan çıkarma, hem de bu iki ülkeyi ABD’nin etkisine açmayı planladığı sır değil.

Ayrıca Türkiye-İsrail-Katar ekseninin, ABD’nin “füze kalkanı” sisteminin bir parçası olduğu da biliniyor Malatya’daki radar tesisi ile, güney İsrail’de (Mısır, Ürdün ve İsrail arasında) yer alan Necef Çölü’ndeki radar tesisi ve Katar’daki benzeri tesis, ABD’nin hava savunma sisteminin parçalarıdır.

KATAR GAZZE’DE NEDEN KONUT İNŞA EDİYOR?

Mkısır’ın içinde bulunduğu durum da Türkiye ve İsrail’i “paralel” ilgilendiriyor. Mısır’daki kaotik ortam, neden olduğu belirsizlik İsrail’e, ciddi ve yakın bir risk/tehdit olarak yansıyor. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Müslüman Kardeşle’e yönelik baskı yöntemleri ise AKP’yi oldukça rahatsız ediyor.

Bu noktada Katar’ın Gazze’de bin adet konut inşa projesi dikkatlerden kaçmadı. Bu projenin Filistin halkını düşünerek hazırlandığına inanmak mümkün değil. Batı Şeria ile Gazze’nin yerlerine bakılırsa; Batı Şeria’nın İsrail’in iç güvenliği açısından çok önemli. Tel Aviv Yönetimi, burada yaptığı yeni konutlar nedeniyle yoğun eleştiri ve baskı altında. Katar’ın, proje ile İsrail’i bu baskıdan kurtarmaya çalıştığı biliniyor. Katar, Mısır’a bitişik olan Gazze Şeridi’nde bin konut yaparak Filistinlileri buraya çekecek, İsrail’e yeni yerleşim yerleri nedeniyle baskı hafifletilecek.

İSRAİL AĞIRLIKLI ASKERİ İŞBİRLİĞİ

Türkiye ile Katar arasında ekonomik olduğu kadar askeri işbirliği de dikkat çekiyor.

İki ülke arasındaki yakın iş birliğinin temelleri Katar Emiri’nin 2014’teki Türkiye ziyareti sırasında atıldı. Bu ziyaret kapsamında hem Türkiye-Katar Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kuruldu hem de askeri eğitim ve savunma sanayi alanında Katar topraklarında Türk silahlı güçlerinin konuşlandırılmasına da imkan veren bir iş birliği anlaşması imzalandı. Bu anlaşmanın ardından Katar’daki Türk askeri üssünün yapımına başlandı. Ekim 2015’te Katar’a konuşlandırılan, kara, deniz ve özel kuvvetlere mensup birliklerden oluşan 150 kişilik Türk askeri birliğinin zaman içinde 3 bine çıkarılması planlanıyor.

Anlaşmanın kamuoyuna fazla yansımayan maddesine göre Katar da isterse Türkiye’de askeri üs kurabilecek ve asker bulundurabilecek.

Savunma alanında imzalanan anlaşmalar kapsamında, Türkiye’nin Katar’a zırhlı araç, radar, telsiz ve gece görüş sistemleri ile insansız hava araçları ve diğer askeri malzemeler de dahil toplam maliyeti 2 milyar doları bulan ihracat imza altına alındı.

Katar’ın uzun dönemli stratejik planlarını ortaya koyan Katar Ulusal Vizyon 2030 belgesi, Doha’nın 2030 yılına kadar ABD gibi geleneksel müttefiklerinin yanı sıra savunma ve güvenlik alanında bir çeşitlenmeye gitmeyi planladığını ve yeni iş birliği alanları yaratmak istediğini gösteriyor. Katar’ın savunma alanındaki vizyonu aslen yüksek teknoloji gerektiren İsrail’deki Demir Kubbe benzeri sofistike bölgesel hava ve füze savunma sistemleri, uydu ve uzay teknolojileri, insansız hava araçları ve fırkateynlere odaklanıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin savunma sanayiinin kapasitesi düşünüldüğünde Katar’ın beklentilerini karşılaması mümkün değil. Doha doğal olarak bu beklentilerini Tel Aviv’den karşılamaya yöneldi.

İsrail’le barış anlaşması imzalayan ve İsrail’in ticaret bürosuna ev sahipliği yapan Katar’ın Başbakanı Hamad bin Casim, “bizim İsrail’le barış anlaşmamız bulunduğunu söyleyenlere şunu söylemeliyim ki anlaşma başka, ilişki başka şeydir. Arap ülkeleri arasında İsrail’le ilişkileri kesme konusunda bir görüş ittifakı olursa biz de buna eşlik etmeye hazıriz” dedi.

Casim’in bu açıklaması, İslam işbirliği Örgütü ve Arap Birliği’nin hiçbir konuda görüşbirliğine varamamaları nedeniyle havada kalıyor.

TÜRKİYE AĞIRLIKLI EKONOMİK İŞBİRLİĞİ

Başta inşaat, savunma, finans ve perakende sektörleri olmak üzere Katar’da iş yapan Türk şirketlerin yüklendiği işlerin büyüklüğü 2016 itibarıyla 15 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu rakam, Katar’ı Türkiye’nin Irak ve Suudi Arabistan’dan sonra Orta Doğu’da en çok iş aldığı üçüncü; dünya ölçeğinde sekizinci ülke yapıyor.

Öte yandan Katar’ın Türkiye’de Varlık Fonu’na devredilen pek çok sanayi tesisine ve finans kurumlarına talip olduğu, Karadeniz’den Güneydoğu’ya kadar “yatırım” kararı aldığı biliniyor. Karadeniz’de konut sektörüne sıcak baktığı Katar’ın, Güneydoğu’ya ne tür yatırım yapacağı bilinmiyor.

BÖLGEDE BOŞLUĞU DOLDURACAK İTTİFAK

Irak, Suriye ve Mısır’ın göreceli olarak Orta Doğu sahnesinden çekilmesi, İran’ın Suriye ve Irak’ta artan etkisi, Avrupa ülkelerinin iç işleriyle meşguliyetleri, ABD’nin bölge güvenliğine olan ilgisinin nispeten azalması ve Suudi Arabistan’ın İran’la mücadeleye odaklanması bölgede bir güvenlik boşluğu yaratmış durumda. Bu boşluk, İsrail ve Türkiye’nın yanısıra ABD ve Avrupa için tehdit oluşturuyor. Tehdidi önleme görevi, bölge aktörlerine verilmiş durumda. Bu amaçla Türkiye-İsrail-Katar üçlüsü ekonomik ve askeri ittifaka gidiyor. Tablonun geneline bakılınca bu üç ülke, küresel güçlerin bölgedeki vekilliği görevini kabul etmiş durumdalar.

21.04.2017