ABD’NİN ÜSSE SALDIRISI KİMLERE MESAJ?

ABD, İdlib’te kimyasal saldırı üzerine Suriye’de rejime ait Şayrat Hava üssüne füze saldırısı düzenledi. Hedef alınan nokta, İdlib’deki kimyasal saldırıyı düzenleyen uçakların kullandığı hava üssü olduğu iddia ediliyor. Saldırıda Tomahawk seyir füzeleri kullanıldı. Suriye barış görüşmelerinin devam ettiği sırada İdlib’te kimyasal saldırı ve ABD’nin hava üssünü vurması tartışılıyor. Trump’ın bu saldırı ile kendisine yönelik baskıları hafifletmek istediği belirtiliyor.

Celal ÇETİN

Saldırı, ABD’nin Akdeniz’deki gemilerinden fırlatılan 59 Tomahawk seyir füzesi ile gerçekleştirildi. Füzelerden 23’ünün hedefleri vurduğu açıklandı.

Saldırının ardından Suriye Enformasyon Bakanlığı, “Saldırı sınırlıydı ve bekleniyordu. Askeri gerilimin tırmanması beklenmiyor” açıklaması yaptı. Suriye Ordusundan yapılan açıklamada da 6 askerin öldüğü, üste büyük maddi hasar oluştuğu belirtildi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, vurulan hava üssünün “neredeyse tamamen imha edildiğini,” rejime yakın El Meyadin kanalı da üste bulunan uçakların saldırıdan önce tahliye edildiğini duyurdu.

Üste Rus askerleri de bulunuyordu. Rus Interfax Haber Ajansı’na göre saldırıdan hiçbir Rus askeri zarar görmedi.

Pentagon, saldırının “tek seferlik” olduğunu açıkladı. Bir yetkili ise vurulan üssün kimyasal saldırıda kullanıldığını düşündüklerini belirterek, “Bugün yaptıklarımız ikinci bir talimata kadar bununla sınırlı olacak” dedi.

İdlib’te sivillere karşı kullanılan sarin gazı ile Suriye’de ibre, barış görüşmelerinden askeri seçeneklere kaydı. Askeri seçeneklerin hedefinde Suriye rejimi ve Esad bulunuyor. Askeri seçenek en çok kimin işine gelecek?

Cevap bekleyen soruların başında; “çözüm arayışları sürerken, Esad IŞİD’e karşı başarı elde ederken neden İdlib’te kimyasal silah kullanarak olumlu havayı olumsuza çevirsin, ABD dahil tüm dünyayı aleyhine çevirsin?” sorusu geliyor.

Bu soruya, Trump’a yönelik artan baskıları da eklemekte fayda var.

TRUMP BİRİLERİNİ RAHATSIZ ETTİ

Bilindiği gibi Trump, seçim kampanyası sırasında dile getirdiği, “Obama yönetimi Suriye’de hata yaptı. Rusya ve diğer ülkelerle barış için çalışabiliriz. Askeri harcamaları azaltacağız” gibi söylemlerini seçildikten sonra da devam ettirdi.

Seçimlerden önce MSNBC televizyonunda katıldığı programda Suriye politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, Beyaz Saray’a girmesi halinde Esad’ı devirmekten çok IŞİD’i yok etmeye dönük çabaları artıracağını belirterek, şunları söylemişti: “Suriye’den uzak dururdum ve Esad’a karşı bu kadar savaşmazdım; çünkü bunun bir bütün olduğunu düşünüyorum. Bütünüyle Esad’ın yanında yer alan İran ve Rusya var, bu niçin uzak duracağımın nedeni değil ama bu işi kesinlikle karmaşıklaştıran bir faktör.”

13 Şubat’taki konuşmasında “George Bush bir hata yaptı. Hepimiz hata yaparız. Asla Irak’ta olmamalıydık, Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdık” demişti.

Trump CNN kanalında, “Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi iktidarda olsaydı dünya daha iyi bir yer olurdu” dedi. Yine aynı kanalda, Putin ile Obama’nın müzakere edemeyecek kadar birbirlerinden hoşlanmadıklarını ancak kendisinin Putin’le çok iyi geçineceğini söyledi.

Fox’ta katıldığı bir programda Bill O'Reilly’in sorularını cevaplandıran Trump Putin için, “Ona saygı duyuyorum, ama birçok insana saygı duyuyorum. Bu onunla iyi geçineceğim anlamına gelmez” dedi. O'Reilly’in, “ama o bir katil” demesi üzerine, “birçok katil var. Bir sürü katil var. Siz ne düşünüyorsunuz, ülkemiz masum mu?” karşılığını verdi.

17 Aralık’ta Putin için, “Kendi ülkesinde ve ülke dışında bu denli saygı gören bir kişiden bu denli nazik iltifatlar almak her zaman büyük bir onurdur. Ben her zaman Rusya ve ABD’nin terörizmle mücadelede, dünyada barışın tesisinde birlikte çalışması gerektiğine inandım. Karşılıklı saygıyla gelişecek ticari ilişkileri ve diğer kazanımları saymıyorum bile” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Trump’ın son hamlesi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yönelik ılımlı mesajları oldu. Beyaz Saray sözcüsü Sean Spicer 3 Mart’ta, “Suriye’deki siyasi gerçekliği, yani Beşar Esad’ın egemen bir ülkenin devlet başkanı ve lideri olduğunu kabul etmek zorundayız” dedi.

SERTLİK YANLISI CLİNTON

Seçimler öncesi Trump ne kadar ılımlı mesaj verdiyse, Demokrat Parti’nin adayı Hillary Clinton bir o kadar sert mesajlar verdi Rusya’ya. 9 Eylül’de Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada şöyle demişti:

“Ben Rusya’nın bilhassa da Putin’in ödemesi gereken bedellerin artırılması için ortak çaba harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Ben Kırım’ın ilhakına ve Ukrayna’nın istikrarsızlaştırılmasına karşı daha fazla şey yapmamız gerektiğine inananlardanım. (...) Daha fazla etrafından dolanamayız. Hepimiz bunlar bitsin istiyoruz. Putin’in çar gibi davranarak tarihsel köklerine gömülmek, ulusal sınırlara meydan okumak, Suriye ve başka ülkelerde Rusya’nın gücünü dayatmak yerine ülkesini çağdaşlaştırma ve Batı’ya yaklaşma yönünde tercih yapmasını arzuluyoruz. (...) Bence Rusya’nın amacı yapabildiği her yerde ve her anda Amerika’nın gücüne engel olmak, meydan okumak ve bu gücü baltalamak. Bunda şaşılacak bir şey olduğunu da sanmıyorum. Rusya’nın Avrupa ve ötesindeki saldırganlığını durdurmak, engellemek ve caydırmak için ne yapabileceğimizi yeniden konuşmamız gerekiyor. Bunun için en iyi araçların ne olduğunu bulmamız lazım.”

Kendisinin başından beri Suriye’de "uçuşa yasak bölge" oluşturulmasından yana olduğunu belirten Clinton, görevde olduğu dönemde kendisine, "Ruslardan korkmuyor musun?" sorularına karşılık, "Bence Rusların bizden korka zamanı artık; çünkü insan hakları, insanlık onuru, Suriye halkının geleceği için çalışan biziz. Bunları Putin’e ve çevresindekilere söyleyecek öz güvenim de var. Uçuşa yasak bölge konusunda bizle misiniz, değil misiniz? Karışıklığa, çatışmaya yol açmak istemiyoruz. Ama bu kıyımı ve bölgede yarattığı sorunları görmezden gelemeyiz" diye karşılık verdiğini aktardı.

ABD’deki şahin kanatta yer alan Clinton’ın, Rusya’ya yaklaşımda “neocon” görüşleri benimsediği, Neoconların da Amerikan silah ve petrol sektörlerinden beslendiği biliniyor.

Bu arada neoconlarla İngiltere ve İsrail'in yakınlığını da unutmamak gerekiyor.

NEOCON’LAR TRUMP’IN PEŞİNİ BIRAKMIYOR

Trump’ın seçimleri kazanması ile birlikte kendisine yönelik amansız saldırılar da başladı. Trump’ın göçmenler, Obama yönetiminin sağlık politikaları, birkaç Müslüman ülke vatandaşlarına getirilen ülkeye giriş yasağı ve bazı ilginç çıkışları Neocon’lara ve rakiplerine hareket alanı sağladı.

ABD’de kitlesel protestolar başladı. Trump, yargıdan, Demokratlar’dan ve kendi partisi içinden gelen tepki/baskılarla bunalmaya başladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in, Rusya’nın Washington Büyükelçisi Sergey Ivanovich Kislyak ile yaptığı telefon görüşmesi rakiplerine bulunmaz fırsat verdi. Büyük bir kampanya başlatan Neocor’lar ve rakipleri Flynn’iistifa ettirmeyi başardı.

Trump’ın ciddi anlamda baskı altında olduğu ortada. Bir şekilde baskıları hafifletmesi, kendisinden beklenenleri yapması (yapıyor görünmesi) gerekiyor. Kaldı ki; Trump’ın aptal olmadığını, adımlarını planlayarak attığını ve şaşırtmayı sevdiğini rakipleri bile kabul ediyorsa, icraatlarının perde arkasına bakmakta fayda var.

Örneğin, 1998'deki bir röportajında söylediği gibi: “Başkanlığa adaylığımı koyacak olsaydım, yarışa Cumhuriyetçi Parti’den girerdim. Ülkedeki en aptal seçmenler onlar. Fox News’teki tüm haberlere bayılıyorlar. Yalan söylerim, onlar da bu yalanları yer. Bahse girerim ki muazzam oy toplarım."

Bu gerçekler ışığında Suriye’deki Şayrat Hava üssü saldırısına dönelim. Saldırıda 9 uçağın hasar gördüğü belirtiliyor. Saldırı görüntülerinde pistlerin neredeyse zarar görmediği görülüyor.

Üste Rus uçakları ve hava savunma sistemleri de vardı ve zarar görmedi. Üste, üç filo görev yapıyor. Üsteki uçaklar arasında bir filo Mig-23 ile iki filo Su-22 gibi hava-yer görevlerinde kullanılan uçaklar bulunuyor. İki piste sahip üste toplam 30 uçak bulunuyor. Ancak askeri uzmanlar, bu uçakların en fazla 10’unun uçabildiğine dikkat çekiyor.

Suriye Hava Kuvvetleri’nin eski uçaklardan oluştuğu biliniyor. Hava üssünü vurmanın Suriye Ordusu’nun savaş ve harekat kaabileyeti üzerinde fazla bir olumsuz etkisi olmayacak. Suriye Ordusu’nun hava gücünü Rus uçaklarının oluşturduğu sır değil. Gerekirse Rusya vurulan uçakların yerine yenilerini çok rahat koyabilir.

Rusya ve Suriye rejiminin saldırıya ilişkin tepkisi, saldırının şiddeti ile orantılı değil. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ofisinden yapılan açıklamada, “ABD'nin bu yaptığı, sağgörüsüzlüğünü ve gerçeklikler karşısındaki siyasi ve askeri körlüğünü ortaya koyan, aptalca ve sorumsuzca bir davranıştır” denirken, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “ABD, tarafının vurma kararını alırken hangi amaçla hareket ettiğini bilmiyoruz. Fakat bunun, de-facto olarak IŞİD, Fetih el Şam (eski adıyla El Nusra) ve diğer terörist grupların çıkarlarına hizmet ettiği bir gerçek. Bu nedenle üzüntülerimizi dile getirebiliriz” demekle yetindi.

Bu bilgiler ve açıklamalar ışığında; Şayrat Hava üssüne saldırının Suriye Ordusu’na ve rejimine fazla bir zarar vermediği ortaya çıkıyor. Peki niye yapıldı? Rusya için 9 uçak mı önemli, Trump'ın üzerindeki baskıların hafifletilmesi mi?

Bu sorunun cevabı önemli.

07.04.2017