“PUTİN, 21. YÜZYILIN ATATÜRK’Ü GİBİ DAVRANIYOR”

The American Conservative dergisi yazarlarından Patrick J. Buchanan, analiz ettiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’le mukayese etti. Putin’in Atatürk gibi adımlar attığını belirten Buchanan, “Putin, 21. yüzyılın Atatürk’ü gibi davranıyor” yorumunda bulundu.

Celal ÇETİN

Dergide yazdığı bir makalede Putin’in politikalarını değerlendiren Buchanan, Rusya Devlet Başkanı’nın çağımızın en önemli devlet yetkilisi olduğunu vurguladı. Gazeteci Chris Caldwell’in sözlerine atıfta bulunan yazar şöyle devam etti: “Putin 1999-2000 yıllarda kış ayında iktidara geldiği zaman onun ülkesi savunmasız bir durumdaydı. Ülke iflas etmişti. Ülkeyi, Rusya’nın eski rakibleri Amerikanlarla komplo içinde olan yeni kleptokratik elitler paramparça etmişti. Putin ise bu durumu değiştirdi.

PUTİN ÜLKESİNİ KURTARDI, ASKERİ GÜCÜNÜ TEKRAR SAĞLADI

21. yüzyılda Putin, Atatürk’ün 1920’lı yıllarda Türkiye’de yaptığı gibi davrandı. Putin yıkılan imparatorluktan ulusal devleti kurdu, ayrıca ülkenin istikrarını sağladı ve hedeflerini belirledi. Putin ülkesinin askeri gücünü tekrar sağladı. Putin daha fazla sert söylem kullanarak Amerika’nın yönettiği dünya sisteminde Rusya’nın itaatkâr rolünü reddetti. Ki bu sistemi de yabancı politikacılar ve iş dünyası liderleri hazırlamıştı. Seçmenleri şuna inanıyor: Putin ülkesini kurtardı.”

Yazara göre, Rusya’yı yeniden büyük devlet yapmaya çalışan Putin’in reytinglerde 17 yıl aradan sonra da tekrar yükseldi. Putin’in etkileyici, büyüleyici politikaları Rusya vatandaşları ve yurtdışında yaşayan Ruslar tarafından saygıyla karşılanıyor.

İNİŞLİ ÇIKIŞLI RUSYA-TÜRKİYE İLİŞKİSİ

Gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Rusya Karadeniz, Hazar bölgesi ve Avrusya’nın iki büyük ülkesi olması nedeniyle ilişkilerinde rekabet gölgesi her zaman var oldu.

Atatürk’ün liderliğinde verilen Türk İsliklal Savaşı sırasında Sovyetler Birliği desteği gözardı edilmese bile, bu desteğe Sovyetler’in Ermenistan adına taleplerinin gölgesi düştü.

Kurtuluş Savaşı’nın daha başlangıç günlerinde Türk tarafının Sovyetlerle ilk teması, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından kısa bir süre sonra, Havza’da gerçekleşti. Gayriresmi nitelikteki bu ilk görüşme Mustafa Kemal ile Sovyet delegasyon şefi Budiyeni arasındaolurken, tarafların Türk milli kurtuluş hareketlerinin hedefleri üzerinde bir mutabakata vardıkları ve bu görüşmeyi takiben Budiyeni’nin Sovyetler’in her türlü yardım ve desteğe hazır olduğunu ilettiği biliniyor.

Mustafa Kemal Paşa’nn 23 Temmuz 1919’taki Sivas Kongresi’nde Sovyetlerin emperyalizm karşısındaki mücadelesini öven konuşmasnın ardndan, Sivas Kongresi’nden iki gün sonra, 13 Eylül 1919’ta Sovyetler’in “Türkiye çileri ve Köylülerine” bşlıklı bir ikinci metin dağıttılar. Bu metinde işgal altndaki Osmanlı başkentinin İngiliz hegemonyasnın uşağı konumunda olduğu ve dolaysıyla Anadolu’daki her türlü kurtuluş savaşının doğrudan destekleneceği belirtiliiyordu. Bu ilgili metin Erzurum Kongresi sırasnda katlımcılara dağıtılmış ve Sovyetler’in emperyalizme karşı verdikleri savaşın öteki uluslara da örnek olmas düşüncesinin alt çizilmişti.

İŞBİRLİĞİ TALEBİNE TOPRAK TALEBİ CEVABI

TBMM’nin kuruluşundan önce ikili siyasal ilişkilerin kurulabilmesi amacyla Türk milli mücadele kuvvetlerinin gayriresmi temsilcisi olarak Moskova’ya gönderilen Halil Paşa’ya Sovyet tarafının ön talebi “Bitlis, Van ve Muş’un Ermenilere braklması karşiliğinde askeri yardmın yaplabileceği” oldu.

TBMM’nin açlmasını takiben 26 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa Lenin’e bir mektup göndererek resmi ilişkilerin başlatlması talebinde bulundu.

Lenin’in Mustafa Kemal’e Mays ayı içerisinde yolladığı cevabi mektubunda Ermenilerin haklarının da göz ard edilemeyeceği belirtilirken, bu mektubu takiben gelen Rusya Sovyetleri Dışişleri Komiseri Çiçerin’in resmi mektubunda da ayn talepler dile getiriliyordu. Ermenilerin, Kürtlerin, Lazların ve Batum’da yaşayan halkların plebisit haklarının olduğu ve topraklarına geri dönmeleri gerektiğinden hareketle, Çiçerin Moskova’da bulunan TBMM delegasyonuna bu beklentilerini de dile getirdi ve Sovyet yardmının şarta bağlanabileceğini söyledi.

Bu taleplere Mustafa Kemal’in cevabı çok sert oldu. Mustafa Kemal, Sovyetler’in emperyalistlerle ayn hataya düşmemesi gerektiği uyarısında bulunurken, Doğu Anadolu’daki Ermeni varlığına dair tartışmaların olduğunu belirtiyor; öte yandan Anadolu’da yaşanan mücadelenin bir kurtuluş savaşı olduğunu hatırlatarak, Türk topraklarında hiçbir emperyalist oluşumun yaşayamayacağının da altını çizdi.

Çerkes Ethem isyanının bastrılması ve Birinci İnönü Savaşı’nın TBMM kuvvetlerince kazanılmasnın ardından Batılı ülkeler de TBMM’nin önemini kavradılar ve Sevr Antlaşması’nın uygulanabilirliğine dair Londra’da yapılacak olan uluslararası konferansa İ stanbul hükümeti yanısıra taraf olarak Ankara’dan da bir temsilcinin davetine karar verdiler. Bu aşamada Britanya’nın TBMM hükümetine yönelik meşruluk ilgisi, Mustafa Kemal’in Sovyetler karşısnda kullanabileceği bir koz oldu. Bu gelişmeler karşısında Bolşevikler Ankara ile anlaşma zeminin yeniden oluşturulmas konusunda gerçekçi bir konuma geldi.

SOVYETLER’İN YARDIMLARI

Sovyetler’in TBMM hükümetine destek olarak gönderdikleri mali ve mühimmat yardımları hem geliş hem de miktar itibariyle karşılaştırıldığında, uluslararası platformdaki siyasal veaskeri gelişmelerin etkisi görülüyor. İlk mali yardım 8 Eylül 1920 tarihinde başladı veaynı yılın sonuna kadar 2,3 milyon Türk lirası miktarına ulaştı.

Her ne kadar SovyetRusya’nın çıkarlarının bir uzantısı olarak yardımların gönderimi yavaşlamış ya da hızlanmış olsa da, Moskova’nın temel amacının Türk ulusal kurtuluş mücadelesini desteklemekten çok kendi ideolojisini yaymak olduğu bir gerçek.

1921 yılında mali yardımlar Moskova Antlaşması’nı takiben mart ayından sonra ivme kazandı (5,7 milyon TL) ve Sakarya Savaşı’ndan sonra düşüşe geçti. 1922 yılında 2,7 milyon TL’yi yardım miktarı, Başkomutanlık Savaşı’ndan önce tamamen kesildi. Türk Kurtuluş Savaşı dönemi genelinde Ankara hükümeti Sovyetler’den 10.7 milyon TL mali yardım alırken, sözkonusu dönemdeki toplam bütçesi ise 245,1 milyon TL olarak gerçekleşti. Yani yardımın en yüksek olduğu dönemde bile bütçeye oranı 1/20’i geçmedi.

31.03.2017