KÜRTLERE, “ÖZERKLİK” SÖZÜ İDDİASI VE RUSYA'NIN KARIŞTIRILMASI

Suriye kaynaklı bir haber sitesinde, ABD’nin Irak ve Suriye’de büyük bir Kürt devleti kurulması yönünde çeşitli Kürt gruplarla anlaştığı iddia edildi. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim iddiayı yalanlarken bölgedeki Kürt partileri ise, iddiayla ilgili olarak farklı açıklamalarda bulundu. Ancak tüm açıklamalarda ortak payda, “özerklik veya federalizm” mesajları oluyor. Rusya’yı ilgilendiren ilginç olaylar ise dikkat çekici bulunuyor.

Celal ÇETİN

Inside Syria Media Center adlı haber portalinde yayımlanan yazıda, ABD’nin Suriye topraklarında özerk bir Kürdistan kurulması konusunda Kürtlerle anlaştığı iddia edildi. Söz konusu anlaşmanın Rakka ve Tabka’nın geri alınmasının hemen ardından yürürlüğe gireceği öne sürüldü.

İddiaya göre, Suriye’nin yanı sıra Amerikalılar, IŞİD’in yenilgiye uğratılması ve Suriye’nin yıkılmasının ardından Suriye ve Irak topraklarında kurulacak yeni büyük Kürdistan devletinin sınırlarını da çizdi. Yazıda, Washington’un Kürtleri, IŞİD’i yenebilecek tek güç olarak gördüğü de belirtildi.

PYD VE ABD ARASINDA İTTİFAK VAR MI?

Demokratik Birlik Partisi (PYD) lideri Salih Müslim, ABD’nin Kürtlerin Rakka operasyonuna katılması karşılığında özerklik vadettiği şeklindeki iddiaları net bir dille yalanladı. Suriye Kürt İlerici Demokratik Partisi Yöneticisi Mustafa Hanifi de iddianın gerçeği yansıtmadığını savundu. Hanifi, ABD’nin önceliğinin IŞİD’le mücadele olduğunu, Kürtler’le de bu kapsamda ortak hareket ettiğini söyledi.

Hanifi; “Bu konuda resmi bir şey yok. Şimdiye kadar böyle bir şey de duymadık. ABD, her şeyden önce Rakka operasyonuna ağırlık veriyor. Tabka barajı çevresinde çatışmalar yaşanıyor. ABD ile PYD’nin Demokratik Özerklik Yönetimi arasında IŞİD’e karşı bir ittifak var. Eğer diğer konuda da ittifakları varsa bilmiyorum. ABD’nin Suriye'deki varlığı, IŞİD’le mücadeleye odaklı. Kürtlere devlet kurma gibi bir niyetleri konusunda şimdiye kadar herhangi bir şey duymadık. Siyasi bir adım yok.”

SALİH MÜSLİM’DEN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMA

PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, ABD’nin Kürtlerin Rakka operasyonuna katılması karşılığında özerklik vadettiği şeklindeki iddiaları yalanladı. Müslim; “Böyle bir şey duymadık. Kimse bize Rakka karşılığında herhangi bir söz vermedi. Bu iddiayı ortaya atanlar, kafalarına göre konuşuyorlar. Bizim bu meseleden haberimiz yoktur. Kimse bize böyle bir şeyi ne söyledi ne de biz böyle bir şeyi duyduk. Yalandır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’nin özerklik vaadi iddiasını yalanlayan PYD lideri Salih Müslim, Reuters haber ajansına verdiği demeçte farklı bir tezi savundu. Müslim, “Rakka’nın IŞİD militanlarından geri alınmasından sonra Suriyeli Kürtler ve müttefikleri tarafından kurulan özerk yönetim sistemine katılması bekleniyor” iddiasını dile getirdi.

Salih Müslim, Rakka’nın IŞİD’den alınmasının ardından halkının geleceğine karar vereceğini ama kendisinin şehrin “demokratik federal” sisteme katılacağını düşündüğünü söyledi.

Müslim, “Biz bunu bekliyoruz çünkü bizim projemiz bütün Suriye için ve Rakka bunun parçası olabilir” dedi. Reuters’a telefonla konuşan Müslim, “Bizim tek üzerinde durduğumuz konu Rakka halkının her konuda kendi kararını vermesi” ifadelerini kullandı.

Müslim, Rakka’nın “dost ellerde” olması gerektiğini aksine bir durumun bütün Suriye için özellikle de Suriye’nin kuzeyi için tehlike oluşturacağını da kaydetti.

Federal demokratik sistemin, Kürtler tarafından ülkenin kuzeyinde oluşturulan üç otonom bölge üzerinde kurulması hedefleniyor.

PYD: SİSTEMİMİZDE KÜRDİSTAN ADI BİLE GEÇMİYOR

Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Kobani Dışı lişkiler Sorumlusu Ewwas Eli, söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek; “Böyle bir şey yok. Doğru değil. Biz Suriye’nin kuzeyinde federalizmi kurduk. Bu federal sistemde Kürdistan adı bile geçmiyor. Kurduğumuz sisteme Kuzey Suriye Demokratik Federalizm adını verdik” açıklamasında bulundu.

ENKS: ABD PROJESİNDE KÜRDİSTAN VAR

Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) Politbüro üyesi ve ENKS yöneticisi Müslim Mıhemed ise, ABD’nin bu konuda bir projesi olduğunu savundu. Mıhemed; “Biz ENKS ve PDK-S olarak şöyle düşünüyoruz; ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi, ‘Kürdistan devleti’ni de kapsıyor. ABD’nin Suriye ve Irak’ta Kürt devleti kurması ihtimali vardır. Bunun olması, projenin sahibi olan ABD’ye bağlıdır. Bize göre ülkede bir proje uygulanacaksa, tüm Kürtlerin hakkı olmalı. Tüm Kürtleri kapsamıyorsa, Kürt devleti olamaz” şeklinde konuştu.

Mıhemed şöyle devam etti: “Biz, Kürtler’in haklarına kavuşmasından yanayız. Kürtler’in kendi topraklarında özgürlüğe kavuşması lazım. Hem Suriye’de hem de Irak Kürdistan Özerk Bölgesi’nde (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi-IKBY). ABD’nin projesinde Kürtlerin hakkı vardır. ABD’nin Kürtleri sevip sevmemesi meselesi değil, bu onların projesinde bulunan bir konu. Irak Kürdistan Özerk Bölgesi’nde bu yıl içinde referandum olacak ve bağımsızlık ilan edilecektir.

IKBY, KÜRT BÖLGELERİNE DESTEK OLACAK

Irak Kürdistanı, diğer bölgelerin merkezi olacak, Kürt bölgelerine destek olacaklar. Fakat bugün Suriye’nin kuzeyinde de Kürtlerin haklarına kavuşmasına yönelik zemin mevcut. Bizden istenen şeyse, Kürtler olarak bu projeyi desteklememizdir.”

ABD, KÜRTLERE ‘RAKKA'NIN KARŞILIĞINDA FEDERALİZM Mİ VAAT EDİYOR?

PYD'nin de bağlı bulunduğu Demokratik Suriye Meclisi'nin (DSM) yöneticisi Rezan Hiddo ise ABD'nin Kürtlerin Rakka operasyonuna katılması karşılığında Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt federe devleti kurulmasına destek olacağı yönündeki iddianın doğru olmadığını savundu. Hiddo, Rakka operasyonunun tek amacının IŞİD’i yok etmek olduğunu söyledi.

“Rakka’nın alınması federalizm ile alakası yok. Biz Rakka’yı IŞİD'in elinden alacağız, operasyonu oradaki insanları terörden ve IŞİD zulmünden kurtarmak için düzenleyeceğiz” diyen Hiddo şöyle devam etti:

“Suriyeli Arap kardeşlerimizi IŞİD zulmünden kurtarmak istiyoruz. Hangi kentte terör varsa oradaki insanları kurtarmak bizim görevimizdir. Rakka’dan sonra bizden istenirse Deyr-i Zor’a operasyon yapacağız. IŞİD nerede varsa oraya operasyon yapacağız. Biz federalizm projesini, savaşla ya da zorla değil, müzakereyle hayata geçirmek istiyoruz. Suriye bizim ülkemizdir. Süryani, Arap, Çerkes ve diğer halklarla birlikte, federalizmi müzakere edeceğiz. Federalizmi Suriye sorununa bir çözüm olarak görüyoruz. Suriye krizi federalizmle çözülür.”

DEMOKRATİK SURİYE GÜÇLERİ: ABD'YE SORUN

YPG’nin etkinliği ve kontrolü altındaki Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Komutanı Nasır Hec Mansur da, iddiayı kesin bir dille yalanladı. Mansur, şu açıklamayı yaptı:

“Biz ABD ile bu konuyu hiç konuşmadık. İddiayı ortaya atanlar ABD’ye sorsun. Siz de ABD’ye sorun. Bizim ABD ile böyle bir görüşmemiz olmamıştır. Bu iddiayı ortaya atanlar, bir şeylerin önünü almak istiyor. Eminim bu iddiayı ortaya atanların da konuyla ilgili hiçbir bilgisi yoktur. Federalizm meselesine gelince biz Tabka ve Rakka’dan önce de ‘sadece Kürtler için değil, bütün Suriye için mücadele ediyoruz’ demiştik. Ve tüm Suriye için federalizmi çare olarak görüyoruz. Kim çare değil diyorsa gelsin bizimle tartışsın biz de çaredir diyelim.”

ABD’NİN PYD DESTEĞİ TAKTİKSEL Mİ?

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ABD’nin Suriye’de YPG’ye desteğini “taktiksel” olarak nitelerken, nihayetinde Suriyeli Kürtler’in de tıpkı bugün Iraklı Kürtler’de olduğu gibi Türkiye ile anlaşmak dışında bir seçeneğinin bulunmadığını anlayacağı görüşünü dile getirdi.

ABD düşünce kuruluşu Stratfor’un Küresel Analiz Başkan Yardımcısı Reva Goujon da, Türkiye’nin bölgesinde uzun vadeli hesaplar yaptığını, nüfuzunu ve ağırlığını genişletmek, daha geniş bir etki alanına sahip olmak istediğini söyledi.

Goujon, bu çabada Rusya, İran ve Türkiye’nin arasında bölgede bir rekabet olduğunu ve bu rekabetin gelecek yıllarda daha da hissedileceğini kaydetti.

ABD’nin ise kısa vadeli bir güvenlik odağının olduğunu, bunun ise IŞİD olduğunu belirten Goujon, Rusya’nın aslında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esat’ın görevde kalıp kalmasının çok önemsemediğini, Ortadoğu’yu daha geniş ölçekli stratejik boyutta ABD’ye karşı elini güçlendirmek için “arka bahçe” olarak kullandığını savundu.

Washington Post, Amerikan ordusunun Suriye ve Irak’ta IŞİD’in elinden kurtarılan topraklarda devam eden iktidar kavgasının içine çekilmeye başladığını bildiriyor. Gazeteye göre bu durum, İslamcı militanlardan temizlenmesinden çok sonra bile Amerika’nın bölgedeki varlığını sürdürmek zorunda kalması anlamına gelebilir.

Habere göre Amerikan askerleri Menbiç’te rakip grupları birbirinden ayırmak için ilk kez doğrudan müdahalede bulunmak zorunda kaldı. Bu durum, bazı çevrelerde, “Amerika’nın Suriye’de birbiriyle çatışan rakip grupların arasına askerini sokmayacağı” şeklindeki politikasından ciddi bir sapma olarak algılanıyor. Ancak Menbiç’te yaşanan bu durum, Amerika’nın Rakka planını etkilemiyor.

RUSYA NİYE KARIŞTI?

Rusya Suriye’de etkinliğini artırırken ve “Trump Putin’le yakınlaşıyor” iddiaları sürerken “Rusya Başbakanı Medvedev’in gelirleri ile serveti arasında orantısızlık olduğu” gerekçesiyle protesto gösterilerinin başlaması “manidar” kabul ediliyor.

ABD’nin başkanlık seçimlerinden sonra Suriye’de yeniden aktif olma girişimleri, PYD’ye sağladıkları ağır silahlarla saha hakimiyetini güçlendirmesi, Washington’un yeni bir strateji yürüttüğü iddialarını güçlendiriyor.

Öte yandan İngiltere’nin bölgede derinden diplomatik etkinliğini artırdığı, Almanya’nın seçimlerden sonra daha aktif politika izleyeceği de biliniyor.

Ortadoğu’da bu gelişmeler yaşanırken Asya-Pasifik ve Kafkasya’da da gerilim haberleri geliyor.

Bu gelişmeler, dünyanın çok kutuplu bir rekabet sürecine girdiğini gösteriyor. Bu süreçte ittifaklar yeniden şekillenirken sözkonusu ittifakların konjonktüre göre zaman zaman kendi aralarında da rekabete girdiği, zaman zaman ortak düşmanlara karşı birleştiği gözleniyor.

Bu noktada ABD, İngiltere, İsrail gibi ülkelerin Suriye ve Ortadoğu’da ittifak yapabilmek için ortamı uygun hale getirmeye çalıştığı iddia ediliyor. Uygun ortamın paydası ise PYD olarak şekilleniyor. PYD, her üç ülke tarafından da kullanışlı bir figüran olarak kabul ediliyor.

Sözkonusu ülkeleri Rusya da yalnız bırakmıyor ve PYD’ye aynı gözle bakıyor. Aynı zamanda Moskova’nın bölgenin belirleyici ülke konumunu koruma çabaları, Rusya/İran ittifakını “ortak düşman” haline getiriyor. Trump yönetiminin sıcak baktığı, CIA eski Başkanı ve ABD’nin Irak kuvvetleri eski komutanı Davit Petraeus’un Rusya hakkındaki düşünceleri önemli:

“Vladimir Putin’in bizim müttefikimiz olmadığını biliyoruz ki, Gürcistan ve Ukrayna gibi birçok konularda da bizim düşmanımız gibi hareket ediyor. Ulaşmak istediği, eski Sovyetler Birliğini yeniden oluşturmak ve aynı zamanda da ekonomik olarak güçlenmek. Rusya’nın uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olması da Putin’in hedeflerinden bir tanesi.”

Ortadoğu’da yeni stratejiler devreye girerken Moskova’da yolsuzluk gerekçesiyle protesto gösterilerinin başlaması dikkat çekici bulunuyor. Protesto gösterilerinden önce, Rusya içinde/dışında Rus yetkililerin gizemli ölümleri dikkatleri çekmeye başlamıştı.

1- Putin’in çok uzun yıllardır yakından tanıdığı Mikhail Lesin, 25 Kasım 2015 tarihinde Washington’un seçkin otellerinden birinde ölü bulundu. Haber ajansları ve Lesin’in ailesi 57 yaşındaki Rus medya patronunun eceliyle öldüğü bilgisini vermişti fakat yine ailesi kendisinin hiçbir sağlık sorunu bulunmadığını söylüyordu.Mart 2016’da ABD’li uzmanların açıkladığı adli tıp raporuna göreyse Lesin vücuduna aldığı darbeler neticesinde ölmüştü.

2-Rusya’nın Amerika Başkonsolosluğunda görevli Sergei Krivov, belirlenemeyen bir nedenle hayatını kaybetti. Şiddet içeren bir hadise sonucu gerçekleşmediği saptanan Krivov’un ölümü 8 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşti. Krivov’un ölümü Amerika Başkanlık seçimleri ile aynı tarihe rast geldi.

3-Rusya’nın Ankara büyükelçisi Andrei Karlov 19 Aralık 2016’da, terör örgütleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen Türk polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürüldü.

4- Eski bir Rus diplomat olan Petr Polishkov, Karlov’un ölümünün üzerinden saatler bile geçmemişken Rusya’da vurularak öldürüldü.

5- Rusya’nın dünyaca ünlü askeri korosu Kızıl Ordu’yu taşıyan uçak, 25 Aralık 2016 tarihinde Soçi yakınlarında Karadeniz’e düştü. Uçakta 64 müzisyen, 9 gazeteci, 8 asker, 1 sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile 2 bakanlık yetkilisi vardı. Suriye’nin Lazkiye kentinden Rusya’ya geri dönmekte olan ve çok sayıda önemli insanı taşıyan uçağın düşmesi üzerindeki sır perdesi aralanamadı.

6- 26 Aralık 2016 tarihinde Rusya adına Kazakistan’da görev yapan Roman Skrylnikov ikamet ettiği apartmanda hayatını kaybetti. Skrylinov, Kazakistan’ın doğu bölgesinde yer alan Ust-Kamenogorsk şehrinde görev yapıyordu.

7- 26 Aralık 2016 tarihinde, Putin’in sır küpü olarak da bilinen Rus enerji devi Rosneft’in ikinci adamı Oleg Erovinkin arabasında ölü bulundu. KGB geçmişi de olan ve Putinle samimiyeti o yıllara dayanan Erovinkin’in ölümü bir diğer şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti.

8- 9 Ocak 2017 tarihinde Rusya’nın Atina Konsolosu Andrei Malanin evinde ölü bulundu. Malanin’in sağlık sorunları nedeniyle öldüğü açıklandı.

9- Malanin’in ölümünden 3 hafta sonra, 26 Ocak 2017’de Rusya’nın Hindistan Büyükelçisi Alexander Kadakin Yeni Delhi’de 67 yaşındayken kalp yetmezliğinden yaşamını yitirdi.

10- Rusya’nın BM daimi temsilcisi Vitaliy Çurkin New York’ta 64 yaşında hayatını kaybetti.

27.03.2017