BAŞKANLIK / BARZANİ / EYALET

Dünya mezarlıkları kendisini ölümsüz zanneden diktatörlerle doludur. Ülkelerinde baskı, zulüm, kan ve gözyaşı ile iktidarlarını sürdürmeye çalışan bu diktatörler, emperyalizm tarafından “kullan-at” prensibi gereği kullanılmış ve atılmıştır. Mezarları bile bilinmeyenler dahil hiçbir diktatör huzur içinde yatağında ölemedi. Bu gerçeklerden başkanlık/Barzani/eyalet planlarına gelelim.

Celal ÇETİN

Barzani'nin Irak'tan koparak Türkiye ile birleşmesi planı bir süredir dillendiriliyor.

Türkiye ziyareti sırasında K.Irak paçavrasının göndere çekilmesi, Barzani'nin referandumda evet'i destekleme çağrıları ve başkanlık sistemi ile seçilecek başkana KHK ile idari yönetimleri değiştirme yetkisi verilmesi dönen dolapları işaret ediyor.

Şimdi düşünelim: Kuzey Irak'ın Irak'tan koparılarak Türkiye'ye monte edilmesi. Ardından "K.Irak ile G.Doğu'ya KHK ile özerk bölge statüsünün" verilmesi. Mümkün mü? evet, mümkün. Yani başkanın böyle bir yetkisi olacak.

Suriye'de ABD ve Rusya'nın koruması altına giren Kürt bölgeleri deseniz özerkliğini ilan etmek üzere ve Barzani Kürt yönetimi+Güneydoğu'nun sınır komşusu. Bölgeye bakar mısınız?

Bu tabloya; Suriye Ordusu’nun Rakka’yı kurtarabilecek güce ulaşmasına ve buna hazır olmasına karşın ABD’nin ısrarla PYD’yi operasyona dahil etmek istemesini ve onları silahlandırmasını da ekleyin.

Ayrıca, Trump’ın Irak’ın kuzeyine gönderilen ABD heyetinin başkanı olan Michael Naisten’ın, “Barzani’nin bağımsızlık referandumunda bağımsızlık kararı çıkarsa, ABD bunu destekleyecek, bu konuda Irak hükümetini ikna edecek ve Barzani devleti kurulduktan sonra da ABD askerleri uzun süre Irak’ın kuzeyinde kalacaktır” açıklamasını da tablonun bir kenarına iliştirin.

Bitmedi; Koalisyon sözcüsü ABD’li Dorrian’ın kendi ifadesiyle “kendi içinde bile çatışmaya girmiş olan, dağılmaya yüz tutmuş IŞİD için ABD bu kadar askeri yığınağı niye yapıyor?” sorusunu da ekleyin.

Son olarak; Trump’ın ilk başbaşa görüştüğü kişi olan İngiltere Başbakanı Theresa May’in Washington’dan dönerken yolunu Ankara’ya çevirmesi. CIA’nin yeni başkanı Mike Pompeo’nun Kongre’den onay aldığı gün Ankara’ya doğru yola çıkması. ABD Genelkurmay Başkanı’nın İncirlik’te Genelkurmay Başkanı Hülüsi Akar’la görüşmesi. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Münih’te Başbakan Binali Yıldırım ile etraflıca görüşmesi. Tablo netleşiyor.

Gelelim yeniden başkanlık sistemine.

Ülkeler tek adamlık tehlikesini öngördükleri için sistemi bir kişinin eline bırakmıyor, birkaç savunma mekanizmaları ile devlet sistemini güvence altına alıyorlar. Sonuçta Hitler, Mussolini gibi örneklerin acısını yaşadılar; kendi adamları olan Kaddafi, Saddam, Çavuşesku, Pol-Pot, Mobutu Sese Seko, Milosevic gibi diktatörleri kullandılar. Bu diktatörlerlerin dönemleri sona erdiğinde bulundukları ülkelerde kan ve gözyaşından başka bir şey kalmamıştır geriye. Bu nedenledir ki; Batı emperyalizmi kendi ülkelerinde mümkün olduğunca genel kabul görmüş kavramları minimum düzeyde de olsa korurken, hede ülkelerde diktatörleri iktidara getirerek “sömürge” sistemini devam ettiriyorlar.

Dünyanın en güçlü ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Japonya gibi ülkeler aptal, devlet yönetmesini bilmiyorlar da güçlü parlamenter sistemi, yargı bağımsızlığını koruyorlar, kuvvetler ayrılığına sıkı sıkıya sarılıyorlar; bir tek AKP devlet yönetmeyi biliyor ve “tek adamlık/diktatörlük” sistemini getirmeye çalışıyor öyle mi?

Parlamenter sistemi, yargı sistemini ve devletin tüm mekanizmalarını bir kişiye teslim ederseniz bunun adı tek adamlıktır/diktatörlüktür. Böyle bir sistemin devamı mutlaka eyalet sistemidir.

Kişilerin iyiniyetlerine devlet teslim edilemez. İnsanların ömürleri kısa, devletlerin ömürleri uzundur. Belki bugün seçilen tehlike oluşturmaz. Ama yarın seçilecek kişinin, yukarıda sözünü ettiğimiz “kullan-at” sisteminin parçası olmayacağının garantisi yok.

19.03.2017