KUZEY KORE’Yİ DURDURMANIN YOLU ARANIYOR

Kuzey Kore, Asya’dan tüm dünyayı tedirgin edebilme yeteneğine sahip bir ülke. Japon Denizi’nde yaptığı dört balistik füze denemesi yeni bir krize yol açtı. Antidemokratik yöntemlerin en acımasız şekilde uygulandığı, ekonomik açıdan dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Kuzey Kore’yi durdurmanın mümkün olup olmadığı tartışılıyor. Bugüne kadar sonuç verici bir çözümün bulunamaması, bu ülkenin en büyük avantajı.

Celal ÇETİN

BBC Türkçe’de yayınlanan bir analiz, boyundan büyük işlere kalkışan Kuzey Kore’nin aslında gözardı edilen, ama incelenmesi gereken bir ülke olduğunu gösteriyor.

“Haydut devlet’ ve ‘en büyük yakın tehdit.’ Kuzey Kore için birçok tanım kullanıldı ve çok azı övücüydü.

Kuzey Kore yönetimi, vatandaşları üzerinde zalim bir baskı kurmak ve nükleer silah geliştirmeye çalışmakla suçlanıyor.

Son aylarda ülke beşinci nükleer denemesini yaptı, birkaç füze fırlattı ve çoğu kişinin inanışına göre, Kuzey Kore lideri üvey erkek kardeşini kimyasal silah kullanarak öldürttü.

Peki, neden Kuzey Kore böylesine büyük bir sorun ve neden hiç kimse bir çözüm bulamıyor?

Kısa bir özet

Kuzey Kore, Kore Yarımadası’nın 1950-53 Kore Savaşı’ndan sonra ikiye bölünmesiyle ortaya çıktı. İlk lideri, tek partili yönetimin başındaki komünist Kim Il- sung.

Dünyanın en yoksul uluslarından biri. Ekonomisi merkezi kontrolde, vatandaşlarının dış medyaya erişimleri yok ve birkaç ayrıcalıklı kişi dışında ülkeden ayrılma özgürlükleri de yok.

Daha da kaygı verici olanı beş nükleer deneme ve birden çok füze testi yaptılar ve bunlar nihai amaçları olan nükleer füze geliştirmekte ilerleme kaydettikleri anlamına geliyor.

MÜZAKERELERE NE OLDU?

Birkaç tur müzakere yapıldı. Sonuncusuna Çin, Güney Kore, Japonya, Rusya ve ABD katıldı ve başta umut vaat ediyordu.

Pyongyang yönetimi, yardım ve siyasi ödünler karşılığında nükleer programından vazgeçmeyi kabul etti. Hatta Yongbyon’daki plütonyum üretim tesisindeki soğutma kulesini havaya bile uçurdular. Ama sonra işler kötüleşmeye başladı.

ABD, Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerini tamamen açıklamadığını söyledi. Pyongyang bunu reddetti, ama sonra bir nükleer deneme yaptı. Yani, 2009’dan bu yana anlamlı bir müzakere yok.

Düşünce kuruluşu Chatham House’dan Kuzeydoğu Asya uzmanı John Nilsson-Wright, Kuzey Kore’nin son provokasyonlarına bakılırsa, şu anda müzakerelere dönmekle ilgilenmediğini düşündüğünü söylüyor.

Nilsson-Wright “Bunun nedeni, Kim’in askeri modernleşme programını yürütmek istemesi, yani mantık olarak müzakereleri geciktirmek çıkarına” diyor.

EKONOMİK BASKI İŞE YARIYOR MU?

BM ve çeşitli ülkelerin Kuzey Kore’ye karşı ambargoları var. Ambargolar Kuzey Kore’nin silah programını ve ülke dışında faaliyet gösterme kabiliyetlerini hedef alıyor. Son önlemler Pyongyang’ın kömür ihracatına karşı alındı.

Bu arada, son yıllarda gerilim arttıkça halkını doyurmak için bağışa ihtiyacı olan Kuzey Kore’ye gıda yardımları da azaldı.

Ancak bu önlemlerin Kuzey Kore’nin askeri cephede ilerleme kaydetme kapasitesini yavaşlatıyor gibi görünmediğini söyleyen Dr. Nilsson-Wright, Çin bankaları gibi Kuzey Kore’de işlerin yürümesini sağlayan aracıları hedef alan ambargoların gerçek bir etkisi olacağını belirtiyor.

Pyongyang’ın Çin’den ithal ettiği petrolü hedef almanın derhal etkisi olacağı belirtiliyor.

Ancak Pekin, kuzey komşusundaki yönetimi istikrarsızlaştırıp, kaosa neden olacak adımlar atmak istemiyor.

Nilsson-Wright Çin’in bunun yerine, dürüst arabulucu rolünü oynamaya çalıştığını ve ABD’nin Pyongyang’la görüşmesi için lobi yaptığını anlatıyor.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, kampanya döneminde Kim Jong-un ile hamburger eşliğinde görüşmeyi istediğini söylese de, ABD, Japonya ve Güney Kore, görüşmelerin bir seçenek olmasından önce Kuzey Kore’nin ödün vereceğine dair gerçek bir istek göstermesi gerektiğini açıkça söylediler.

ASKERİ SEÇENEK VAR MI?

İyi bir askeri seçenek yok. Kuzey Kore’ye yönelik askeri müdahalenin çok büyük asker ve sivil ölümüne yol açacağı düşünülüyor.

Kuzey Kore’nin nükleer silah stokunu bulmak ve yok etmek zor. Uzmanlar derin noktalara gömüldüğünden şüpheleniyor.

Dahası, Kuzey ağır silahlara sahip. Güney’in başkenti Seul’u vurabilecek bir füze envanteri, kimyasal ve biyolojik silahları ve bir milyondan fazla askerleri var.

İKTİDARI DEĞİŞTİRME SEÇENEĞİ VAR MI?

Son aylarda Güney Kore’de yoğun bir şekilde “baş kesme” stratejisinden, Kim Jong-un ve lider kadrosunu hedef alan bir saldırıdan bahsedilir oldu.

Dr Nilsson-Wright bunun, Kuzey Kore’nin başka provokasyonlara girişmesini önlemek ve müzakere masasına oturmaya zorlamak için bir taktik olabileceğini söylüyor. Seul’deki anlayışın, Kuzey Kore hükümetini çok güvensiz hissettirerek, başka seçeneği kalmadığını düşündürmek olduğu vurgulanıyor.

Ayrıca, “baş kesme” stratejisi uygulanırsa, oluşacak iktidar boşluğunu kimi doldurabileceği konusunda büyük soru işaretleri var. Kim yönetiminin yaşaması, ülkenin seçkinlerinin çıkarına ve siyasi muhalefet de yok.

AŞAMALI YAKINLAŞMA OLABİLİR Mİ?

Bir dönem, küçük ekonomik reformlarla, Çin’de Mao Zedong'un ölümünden sonra kullanılan modelle, Kuzey Kore’yi aşamalı bir şekilde dünyaya açarak uluslararası toplumun bir üyesi yapılabileceğini düşünenler de vardı.

Çin’deki sanayi bölgelerine çeşitli ziyaretlerde bulunan Kim Jong-un’un babası Kim Jong Il’in bu yaklaşımla ilgileniyor olabileceği düşünülüyordu.

Ancak bu yaklaşımın başlıca destekçisinin liderin amcası Chang Song-thaek olduğu sanalıyordu. Ancak Kim Jong-un Aralık 2013’de vatana ihanet ve devleti yıkmakla suçladığı Chang Song-thaek’i öldürttü.

Kim Jong-un henüz Çin’i ziyaret etmedi, aslında hiç ülke dışına çıkmadı. Ayrıca, ekonomik büyümeden bahsederken, önceliği askeri programmış gibi görünüyor.

GÜVENİLİR BİR MUHALEFET ORTAYA ÇIKABİLİR Mİ?

Bu çok düşük bir ihtimal. Kuzey Kore’de mutlak bir tek parti iktidarı var. Halk, dış saldırılardan kendilerini koruyan tek kurummuş gibi gösterilen Kim hanedanına tapınmaya zorlanıyor.

Bağımsız medya yok. Tüm televizyon, radyo ve gazeteler devlet kontrolünde. Kuzey Kore, vatandaşlarının dış dünyaya elektronik erişimi olmasın diye kendi internetini yarattı.

Kaçak sokulan DVD’ler de dahil, Çin sınırından kısıtlı bir bilgi akışı var. Ancak Kuzey Kore, vatandaşlarını çok sıkı bir şekilde denetliyor. Hükümetin her yerde muhalefet işaretleri arayan muhbirleri var ve cezalar da ağır. Şüpheliler ve bazen tüm aileleri, çoğunun öldüğü çalışma kamplarına gönderiliyor.

EN İYİ SEÇENEK NE OLABİLİR?

Dr Nilsson-Wright baskı ve diyaloğun bir karışımı olması gerektiğini belirtiyor. Baskının, ağırlaştırılmış ambargolar, Kuzey Kore’nin 2008’de çıkartıldığı teröre destek veren ülkeler listesine yeniden eklenmesi ve gerçekten rahatsız etmek için Çin’le yakın çalışmanın bir karışımı olabileceğini söylüyor.

Olası teşviklerin ise ABD tarafından diplomatik tanınma veya barış anlaşması (İki Kore teknik olarak hala savaşta) olabilir.

Bu yaklaşım için anahtar önemde olansa ABD, Çin, Güney Kore ve Japorya arasında koordinasyon.

Ancak ABD’de yeni bir yönetim ve Güney Kore’de siyasi bir felç var. Japonya, Güney Kore ve Çin arasındaki ilişkiler tarihi sorunlar nedeniyle gerilimli.

Pekin ayrıca Güney Kore’ye Amerikan Thaad füze savunma sisteminin konuşlandırılmasına şiddetle karşı. Yani, Kuzey Kore’nin faydalanabileceği gerilimler var.

Dr Nilsson Wright da ‘Kuzey Kore bu yüzden şu anda zorluyor. Çünkü faydalanabileceği bir fırsat penceresi olduğunu biliyor’ diyor.”

GÜNEY-KUZEY KORE’LER PAYLAŞILDI

Kuzey Kore’nin dört balistik füze denemesi ve Pyongyang’ın, “balistik füze denemelerinin, Japonya’daki ABD üslerine saldırı kabiliyetini geliştirmeyi amaçladığını açıklaması” gerilimi tırmandırdı. Bu gelişmeler üzerine ABD de Güney Kore’ye THAAD (Yüksek İrtifa Bölge Hava Savunması)füze savunma kalkanı kurmaya başladı. Ayrıca, Güney Kore ordusu ile birlikte yıllık büyük askeri tatbikatı da devam ediyor.

THAAD Sisteminin ilk unsurları 6 Mart gecesi Pyeongtaek’teki Osan Hava Üssü'ne ulaşmıştı. Düşman unsurların kısa ve orta menzilli füzelerini radar sistemi sayesinde tespit ederek bu füzeleri düşüş aşamasında yok eden füzeler fırlatan THAAD sisteminin 200 km menzili ve 150 km yükseğe füze fırlatma kapasitesi bulunuyor.

ABD-Güney Kore yakınlaşması, Kuzey Kore, Çin ve Rusya’nın tepkisine yol açtı.

Kuzey kore, Kore Yarımadası’nda “nükleer savaşın eşiğine gelindiği” ve ABD ile Güney Kore’nin yürüttüğü ortak askeri tatbikatların Kore Yarımadası ve Kuzeydoğu Asya’yı “nükleer felakete” sürükleyebileceği uyarısında bulundu ve ABD’nin ortak askeri tatbikatlarının BMGK’da görüşülmesi çağrısında bulundu.

Çin, ABD’nin Asya bölgesindeki askeri faaliyetlerini durdurması karşılığında Kuzey Kore’nin füze ve nükleer denemelerine son vermesi yönünde teklifte bulundu.

Çin’in teklifi Washington tarafından reddedildi. ABD Dışişleri Bakanı Mark Toner, bu önerinin “elmalarla portakalları” kıyaslamak gibi olduğunu öne sürdü. Toner, “Güney Kore ile yaptığımız askeri işbirliği kapsamında attığımız adımlar, Kuzey Kore’nin uluslararası hukuka yönelik açık saygısızlığıyla hiçbir şekilde kıyaslanamaz” dedi.

BM Güvenlik Konseyi, 8 Mart Çarşamba günü Kuzey Kore’yi görüşmek üzere olağanüstü toplandı ve son yapılan füze denemelerini olağandan çok daha sert bir açıklamayla kınadı.

Güvenlik Konseyi, Kuzey Kore’yi bölgesel bir silahlanma yarışı başlatma riski taşıyacak şekilde “giderek daha istikrarsızlaştırıcı davranmakla” suçladı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da, füzesavar savunma sistemi yerleştirmeye başlayan ABD’nin eylemlerini hem dış politikada hem de askeri planlamada göz önünde bulunduracaklarını ifade etti. Moskova, Kuzey Kore’nin balistik füze denemelerinden endişe duyduğunu açıklamasına karşın ABD-Güney Kore yakınlaşmasının, özellikle ABD hava savunma sistemlerinin Çin ve Rusya için tehdit oluşturabileceği endişesini de taşıyor. Bu nedenle Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’yi destekleme ihtimali güçleniyor.

10.03.2017