PESPAYELİK, ALÇAKLIK DİZ BOYU

İklim Bayraktar. 2011 yılında, Odatv muhabiri iken röportaj yapmak için gittiği Deniz Baykal tarafından taciz edildiğini iddia etmişti. Bayraktar’ın bu iddiası, Odatv davasında gizli dinlemeyle kamuoyuna yansımıştı. O günden bugüne gizli dinlemelerle pek çok insanın hayatı karardı. O günlerde yazılmış bir yazıyı bugünlere uyarlayarak okuyun. Ve bu dinlemeleri kimlerin yaptığını bir kez daha hatırlayın.

Celal ÇETİN – 9 Mart 2011

Gözaltına alınıp serbest bırakılan gazeteci İklim Bayraktar’ın CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik iddiaları ortalığı karıştırdı.

İklim Bayraktar’ın iddialarının doğruluğu hakkında yorum yapmayacağız. Gözaltına alınıp iki gün sonra serbest bırakılmasının ardından bu iddiaların ortaya atılmasının da üzerinde durmayacağız. Bizim üzerinde durmak istediğimiz nokta, Türkiye’de iftira, alçaklık ve yasadışı dinlemelerle insanların baskı altına alınarak sindirilmesi operasyonu.

Değil Cumhuriyet tarihinde, Türkiye’nin hiçbir döneminde iftira, pespayelik ve alçaklık bu derece hakim olmamıştı. İnsanlar yasadışı yollarla dinleniyor. Özel hayatları, iş ilişkileri ortalığa saçılıyor. Her insanın zaafları, zayıflıkları, hataları olabilir. Bunlar yasadışılığa, namussuzluğa kılıf olamaz. Herkes, konumu, yaşam tarzı ne olursa olsun yasaların koruması altındadır. Ki bir yasadışılık durumunda yine yasalarla insan hak ve özgürlükleri sınırlandırılabilir.

Peki Türkiye’de böyle mi oluyor?

Hayır.

Siyasi itibarsızlaştırma adına belden aşağı vuruluyor.

Bu durum artık yargıyı yönlendirmek için başvurulan bir yöntem. Siz hedef aldığınız bir kişiyi yasadışı olarak dinliyorsunuz. Suç teşkil etmese de konuşmaları medyaya sızdırıyorsunuz. Ve o kişi artık masumiyetini ispatlamak için çırpınsın dursun. “Çamur at izi kalsın” örneği.

Her şey kontrolden çıktı. Ve önlemeye yönelik hiçbir adım atılmıyor veya atılamıyor.

“Kimse faturayı hükümete kesmesin” deniyor. Hükümete kesilmeyecek de kime kesilecek? AKP hem iktidar hem muktedir değil mi? İstediği zaman istediği düzenlemeyi yapmıyor mu? Kadın cinayetleri üzerine hadım cezasını bile düşünmedi mi? Başbakan’ın medyayı suçlamasına karşın Kadından Kolları Başkanı ve kadın milletvekilleri yeni düzenlemeler içeren yasa tasarısı hazırlamadı mı?

İstediği zaman, dünyanın sayılı dinleme istasyonu olan Bayrak Garnizonu’nu askerin elinden alıp MİT’e verme gücüne sahip bir iktidarın iftira ve pespayeliğe dur diyememesi inandırıcı mı?

Her olumsuzlukta basını veya başkalarını suçlamak yerine dönüp kendisine bakmasının zamanı geldi.

Bu alçaklığı, pespayeliği önleme görevi ve sorumluluğu hükümetindir. Eğer önlenemiyorsa bunun iki sebebi var.

Ya önlemeye gücü yetmiyor, ya da önlemek istemiyor. Gerekçe ne olursa olsun durum vahim.

Önlemeye gücü yetmiyorsa, o zaman yasadışı dinlemeleri yapan, iftira atan, insanların tüm hayatını altüst eden, hükümetin de üstünde bir güç faaliyette demektir. Ki bu gücün Başbakan’ı ve AKP’yi de izlediğini kabul etmemiz gerekiyor.

Gücü yettiği halde önlemiyorsa, ya bu durum hükümetin de işine geliyor ya da kendisi de işin içinde.

Toplumda hakim olmaya başlayan izlenim böyle. Hatta AKP’ye inananlar bile artık kuşkuyla yaklaşıyor.

Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi gelişmeler hükümete de zarar verecek boyutlara ulaştı. Bırakın işin içinde olmasını, bir şekilde önlemenin yollarını aradığına eminiz.

Ama olmuyor, olamıyor.

Neden olamadığını bir bulursak, önlemenin de yolunu bulmuş oluruz…

09.03.2017