TÜRKİYE ORTADOĞU’DA OYUNU KAYBEDİYOR

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, Ortadoğu’da IŞİD’e karşı izleyeceği stratejiyi netleştirmeye çalışıyor. Trump’ın Savunma Bakanlığı’ndan istediği planlar Amerika’nın Suriye’deki askeri varlığını daha da artıracağa benziyor. Bu, sahada daha fazla kara gücü anlamına gelebilir. Öte yandan ABD ve Rusya’nın bölgede PYD’yi desteklemesi, Türkiye’nın denklemden dışlanması anlamına geliyor.

Celal ÇETİN

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ocak’ta Savunma Bakanı Jim Mattis’e bir plan sunması için 30 gün süre varmişti. Trump, planın yalnızca askeri zaferi içermemesi, aynı zamanda örgütün radikal ideolojisini de etkisiz hale getirmesi gerektiğini belirtmişti.

Hazırlıkları süren yeni strateji, örgüte karşı aynı zamanda yalnızca askeri nitelikli olmayan kampanyanın yürürlükte olduğunu gösteriyor. Bu kapsamda IŞİD’in finansmanını daraltma, örgütün militan toplama kabiliyetini kısıtlama ve IŞİD propagandası ile mücadele çabaları yürütülüyor.

Los Angeles Times Gazetesi, Amerika Savunma Bakanlığı’nın Irak ve Suriye’deki İslamcı militanlara karşı yürütülen mücadelenin yoğunlaştırılması için Başkan Trump’a bazı seçenekler sunmaya hazırlandığını yazdı.

Habere göre Savunma Bakanlığı’nın Trump’a sunacağı seçenekler arasında hem Irak, hem Suriye’ye ek birlik gönderilmesi, çatışma bölgelerine daha fazla asker sevk edilmesi, sahadaki komutanların daha fazla yetkiyle donatılması ve Suriye’deki Kürtler’in silahlandırılması var. Gazete, Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford’ın cephede elde edilecek zaferin IŞİD tehdidini sona erdirmeyeceği uyarısında bulunduğunu hatırlatıyor ve askeri zaferin siyasi hedeflerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’a göre yeni oluşacak bu strateji, yalnızca IŞİD militanlarını değil, ayrıca amacı Amerika’ya saldırmak olan elKaide ve diğer aşırıcı örgütleri de hedef alıyor. Dunford, planın sadece askeri güce dayanmayacağını belirtiyor.

Dunford’un açıklaması, Pentagon’daki askeri ve sivil yetkililerin IŞİD’le mücadele konusunda, Başkan Trump’ın ifadelerinden daha çok ayrıntı içerdiği izlenimi yarattı. Dunford, Amerika’nın IŞİD sorununu çözerken diğer sorunlar yaratmama konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtti. Dunford’un bu açıklamasıyla da, konunun NATO üyesi Türkiye ile nasıl ele alınacağına dikkat çektiği belirtiliyor.

YENİ PLAN, OBAMA’NIN PLANINI TEMEL ALACAK

Savunma Bakanı Jim Mattis, Beyaz Saray’a staratejinin içeriğini anlatma görevini üstlenmiş durumda. Bakanlık çevrelerine göre ayrıntılar Trump seçenekleri değerlendirince ortaya çıkacak. Sözkonusu çevreler, Mattis’in raporunun Dışişleri Bakanlığı, CIA ve diğer dairelerden gelen tavsiyelere dayandığını belirtiyor.

Savunma bakanlığı çevrelerine göre tavsiye edilen yaklaşımlar Obama yönetiminin stratejisinin ana unsurlarını yansıtacak. Obama stratejisi Amerikan askerinin doğrudan çatışmaya girmek yerine yerel güçlere destek vermesini öngörüyor. Savunma bakanı Mattis de, Amerikan askerini savaş alanına sokmaya niyetli görünmüyor.

James Mattis geçen hafta Bağdat’ta yaptığı açıklamada, koalisyonun IŞİD’le mücadelesini müttefiklerle işbirliğine dayandırdı. Mattis, “Onları yok edinceye kadar arkalarından gideceğiz” dedi. Daha fazla Amerikan askeri sevki ya da Suriye Kürtleri’nin silahlandırılmasının tartışılıp tartışılmadığının sorulması üzerine Mattis, buna saha komutanlarının isteğine uyacağını söylemekle yanıt verdi.

Savunma Bakanı Mattis gizliliğin önemine vurgu yaptı ve “İlerleme sürecinde bu konularla ilgileneceğiz ve istihbarattan, taktiklere ve lojistiğine kadar her birine bakacağız” dedi.

Öte yandan Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanı General Joseph Votel, Suriye’deki savaşı hızlandırmak için daha fazla Amerikan askerine ihtiyaç duyulabileceğini söyledi. Amerika şu anda Suriye’de özel kuvvetlere bağlı 500 asker bulunduruyor. Askerlerin amacı muharip rolden öte, yerel güçleri organize etmek, tavsiyede bulunmak.

En önemli sorunlardan biri Trump yönetiminin Rusya’nın Suriye’deki rolüne yönelik tutumunu yeniden değerlendirmesi olacak. Trump, Rusya ile IŞİD’e yönelik mücadele konusunda istek belirtse de Pentagon, askeri alanda Rusya ile işbirliğine gönülsüz. Mattis dahil üst düzey askeri yetkililer, Irak askeri operasyonundan daha emin görünüyorlar. Aynı stratejinin Suriye’de de işe yarayabileceği fikri ağırlık kazanıyor.

ABD, “IRAK’TA KALICIYIM” DEDİ

Savunma Bakanı Mattis ve Irak’taki en üst düzey Amerikalı komutan olan Korgeneral Stephen Townsend Amerika’nın Irak’ta devamlı bir ortkalığa sahip olacaklarına inandıklarını belirtti. Mattis, Bağdat’ta yaptığı açıklamada, “bu savaşta bir süre olacağımızı düşünüyorum, birbirimizi destekleyeceğiz” dedi.

Townsend ise Amerika’nın Irak’ta ne kadar kalacağını söylemekten kaçındı. Bununla birlikte “Musul’dan sonra Irak’ı hemen terkedin denmesini beklemiyorum” dedi.

“PYD Mİ, TÜRKİYE Mİ?” DENKLEMİ

Öte yandan Suriye’de IŞİD’le mücadelede koalisyonla birlikte hareket eden Türkiye’nin operasyonlarda YPG’nin yer almaması talebi karşılık görmüyor.

NATO müttefiki Türkiye YPG’yi terör örgütü olarak nitelendiriyor. Ancak YPG Rakka’yı geri alma gücünün omurgasını oluşturuyor. Pentagon’da bazıları Kürtlere ağır silahlar verilmesini önermiş, Obama yönetimi bunu reddetmişti. ABD’li yetkililer de Amerika’nın desteklediği Suriyeli Kürtler’e ağır teçhizat ve silahların sağlanmasının daha olası olduğunu ama bunun da siyasi açıdan hassas bir konu olduğunu belirtiyor. Bu açıklama, ABD’nin YPG’yi bölgede kara ordusu olarak tescil etmesi olarak yorumlanıyor. Diğer taraftan Türkiye’yi de ikna etmeye çalışıyor.

Bir diğer seçenek, savaşa daha fazla Apache helikopterlerinin gönderilmesi ve “ABD’li askeri danışman”sayısının artırılarak daha fazla Suriye güçlerini eğitmesi.

RUSYA DA PYD’Yİ DESTEKLİYOR

ABD’nin yanısıra Rusya da Suriye’deki Kürtleri siyasi açıdan destekliyor. Cenevre görüşmelerinde Kürtlerin de yer almasını isteyen Moskova’nın, Suriye Kürtleri’ni ABD’ye kaptırmamaya çalıştığı iddia ediliyor. Rusya, Astana zirvesinde Suriye anayasa taslağına “Suriye’deki Kürtlere kültürel özerklik” maddesini ekleterek tavrını resmileştirmişti.

ABD’nin silah-techizat, Rusya’nın da siyasi desteğini alan Suriye’deki Kürt yapılanmasının eli güçlenmiş gibi görünüyor. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki konumunu ciddi anlamda tehlikeye düşürüyor.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun, Rusya ve ABD’nin Rakka operasyonu konusunda işbirliği oluşturabileceğini söyledi.

Görevlerinin çabaları birleştirmek olduğunu söyleyen Şoygu, “Bunun için tüm imkanlara sahibiz. Uluslararası terör ortak düşmanımız. Biz de, Amerikalılar da onu düşman olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

İKİ ÜLKE DE İŞBİRLİĞİ İÇİN TÜM İMKANLARA SAHİP

Rusya ve ABD’nin etkin işbirliği için “gereken her şeye” sahip olduğunu ifade eden Şoygu, şöyle devam etti: “Bu çalışmayı başlatmak için bir engel yok. Bugün bile Rakka’da ortak eylemlere girişilebilirdi, Rakka’da her şey ortada, her şey açık, orada kimlerin bulunduğuna ilişkin görüş farklılığı yok. Bu çalışmayı başlatabilirdik. Ama bunun için bize kulak vermelerine ve bizi anlamalarına ihtiyaç var. Oturup düzgünce konuşmaya başlamak lazım.”

PENTAGON: RUSYA İLE İŞBİRLİĞİNİ GENİŞLETMEYİ PLANLAMIYORUZ

Şoygu’nun işbirliği teklifini değerlendiren Pentagon Sözcüsü Jeff Davis, Suriye’de çatışmaya yol açabilecek durumların giderilmesi konusunda Rusya ile işbirliği içerisinde olduklarını hatırlattı ve ekledi: “Hava operasyonlarımızın birbirine engel oluşturmadığına emin olmak için konuşabiliyoruz. Şimdilik daha geniş bir işbirliği aramıyoruz.”

İLNUR ÇEVİK’TEN İLGİNÇ AÇIKLAMA

Bu arada Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik’in Moskova’daki bir toplantıda yaptığı, “Münbiç’i alıp Suriye’deki operasyonu bitireceğiz” açıklaması kafaları karıştırdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Münbiç’ten sonra Rakka’ya ilerleyeceğiz” açıklaması ile Çevik’in açıklaması birbiri ile çelişiyor. Hangisinin doğru söylediğine ilişkin kuşkular artıyor. İlnur Çevik’in bu açıklamayı Moskova’dan yapması, “Türkiye ile Moskova arasında bazı pazarlıklar mı oluyor?” sorusunu da gündeme getiriyor.

Öte yandan Irak’ta Başika Kampı’nın Irak yönetimine terkedileceği iddiaları gündemdeki yerini korurken, İlnur Çevik’in açıklaması ve ABD/Rusya ikilisinin PYD ercihi, “Türkiye Suriye’den çekilmek zorunda mı kalacak?” sorusuna yol açtı.

Bölgede iki büyük güç karşısında isteklerini kabul ettiremeyen Türkiye’nin yalnızlaşmaya başladığı, izlediği yanlış politikalar nedeniyle bölgeden tamamen dışlanma riskinin doğduğu belirtiliyor.

27.02.2017