OTOMOTİV TEKNOLOJİSİNDE SON DURUM

Kendi kendini süren otonom araçların güvenli olup-olmadığına ilişkin kaygılar giderek yaygınlaşıyor. Ancak otomotiv devleri yeni teknolojiler geliştirmek için adeta birbiriyle yarışıyor. Şirketler arasında “Eğer ivme kaybedersek rakiplerimiz bizi ezer geçer” düşüncesi hakim.

Genç neslin kafasını ‘İnternet, akıllı telefon, GPS olmadan nasıl yaşıyorduk?‘ sorusu kurcalıyor.

Bu gençlerin torunları ise ‘anneannem ve dedem arabalarını kendileri sürmekle nasıl uğraşıyordu?’ diye soracak kuşkusuz.

Johannes Kindler, ”7 ila 10 yıl içinde otomobillerin en az yüzde 40’i sürücüsüz olacak. Sürücüsüz araçlar gençler, ama özellikle de yaşlılar için harika bir fırsat,” şeklinde konuşuyor.

Birçok lüks otomobil üreticisi, otonom özellikleri araçlarında kullanmaya başladı bile. Ancak bu araçlarda sürücülerin dikkati yoldan ayırmaması gerekiyor.

TEKNOLOJİ STANDART OLACAK

Jim Holder, ”Otonom özellikleri önümüzdeki yıl görmeye başlayacağız. Örneğin sürücü elini direksiyondan 30 saniyeliğine çekebilir ve araç, otoyolda kendi kendini sürebilir” diyor.

Daha zor olan bir sonraki aşama ise birbirleriyle ve trafik ışıkları gibi yol altyapısıyla iletişim kurabilen araçlar üretmek. Bu teknoloji sayesinde trafik sıkışıklıklarından, az hasarlı trafik kazalarından ve sürücü dikkatinin dağılması tehlikesinden kurtulmak mümkün.

Holder, ”10 ila 15 yıl içinde rahat rahat oturup otomobilin tüm işi yaptığını göreceğiz” şeklinde konuşuyor.

nuTonomy adlı şirket, 2018‘de Singapur’da robot taksileri hizmete sokmaya hazırlanıyor. Google ise direksiyonsuz bir araç üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji hayata geçirildiğinde otomobil sahibi olmanın anlamı da değişecek.

Ancak bir soru hala yanıt bulmuş değil: yapay zeka teknolojisi sanal saldırılardan korunabilecek mi? Robotlar yollara çıkmadan önce tüketicilerin hacker’ların bu araçlara müdahale edemeyeceğinden emin olması şart.

SÜRÜCÜSÜZ ARAÇLAR

Otonom yani sürücüsüz araç teknolojisi her geçen gün ilerliyor. Yapılan son test sürüşlerinde, bu araçlardaki navigasyon ve direksiyon teknolojisinin de geliştiği görülüyor. Ancak son dönemde California’da meydana gelen ve sürücüsüz araçlardan kaynaklanan kazalar, otonom arabalarda, gerektiğinde direksiyon hakimiyetini devralabilecek bir sürücü bulunması gerektiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, diğer sürücülü araçlar da göz önüne alındığında, kaza riski olmayan bir otonom araç geliştirmenin son derece zor olduğunu söylüyor.

Son birkaç yıldır, sürücüsüz araç prototipleri, Amerika’nın otoyollarında ve kalabalık caddelerinde dolaşmaya başladı.

Bu araçların birçoğu da, biri ölümlü olmak üzere, kazalara yol açtı. Bu durum, halkı, yetkilileri ve otomotiv üreticilerini kaygılandırıyor.

Öte yandan, sürücüsüz araçlar her gün daha da gelişiyor. Sofistike alıcılar, etrafı daha iyi tarıyor, diğer araçların hızını ve mesafelerini daha iyi hesaplıyor ve insanlardan çok daha hızlı tepki verebiliyor.

Ancak otonom araçlar, bütün olasılıkları algılayabilecek yapay zeka seviyesine hala sahip değil.

Başka bir sorunsa, diğer sürücülerin, trafik kurallarına tamamen bağlı kalan sürücüsüz araçlarla, yolları güvenli şekilde paylaşmayı öğrenmesi.

Uzmanlar, 2025 yılın kadar, küresel sürücüsüz araç pazarının bir trilyon doları geçeceğini öngörüyor.

Yapay zeka teknolojisi ilerledikçe, araştırmacılar araçların birbirleriyle iletişim kurabileceğini, yolları daha iyi kavrayabileceğini ve geçmiş tecrübelerinden faydalanmayı öğrenebileceğini söylüyor. Ayrıca bu araçların, kaza yapmaları halinde, durumun ayrıntılı bir değerlendirmesini yapıp, sigorta şirketlerinin, ne olduğunu ve kimin hatalı olduğunu anlamasına yardımcı olması bekleniyor.

26.02.2017