İSTİKLAL SAVAŞI’NIN OSMANLI İŞBİRLİKÇİLERİ

Osmanlı İmparatorluğu bizim geçmişimiz. Bunda sorun yok. Ancak Osmanlı’yı Cumhuriyet Türkiyesi’nin alternatifi gibi gören bir kitlede sorun var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş öncesi ve sonrası dönemi analiz edebilenler, Osmanlı’nın son dönemlerinin nasıl bir yıkım olduğunu göreceklerdir. Cumhuriyet Osmanlı’yı yıkmadı, yıkılan bir Omanlı’dan bir Türk devleti çıkardı.

Celal ÇETİN

Önce Osmanlı’nın son döneminde yöneticilerin, dini cemiyetlerin milli mücadeleyi baltalamak pahasına işgalcilerin yanında yer almasını, İngiltere başta olmak üzere Batı’ya olan yaklaşımlarını iyi incelemek ve bilmek zorundayız.

İngiliz ulusuna karşı beslediğim sevgi ve hayranlık duygularımı babam Sultan Abdülmecit’ten miras aldım. Ümidimi Allah’tan sonra İngiltere’ye bağladım. Sultan Vahidettin/Osmanlı Padişahı

Sultan Vahdettin, İngilizlerin Osmanlı topraklarında idareyi mümkün olduğu kadar süratle ellerine almasını istiyor. 1919 (İngiliz Karadeniz Ordu Komutanı General Milne’nin Londra’ya İngiliz Genelkurmayı’na yazdığı rapordan)

Sadrazam Damat Ferit Paşa: “Padişah ve benim yegane ümidimiz, Allah’tan sonra İngiltere’dir.”

Tevfik Paşa İngiltere ile gizli bir anlaşmaya varılarak Osmanlı Devleti’nin İngiltere’ye bağlılığının sağlanmasını istedi. Yüksek Komiser Amiral Calt Horpe’un raporundan. 06 Haziran 1919

Ankara Serv antlaşmasını kabul etmelidir. A. İzzet Paşa kuruluna verdiği talimattan 04 Kasım 1920

Anadolu’yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir. Bakanlar Kurulu/19 Eylül 1921

İngiltere’ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir. Sadrazam Salih Paşa/20 Ağustos 1921

Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş bir halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki, umumun arzusu İngiltere tarafından idare edilmektir. Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa’dan İngiliz Ordu Komutanı General Milne’ye 16 Aralık 1918,

Osmanlı Hükümeti Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor. Hariciye Nazırı Sefa Bey’den İngiliz Yüksek Komiseri Rumbold’a 29 Ocak 1921

General Paraskevopulos'un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara önlerinde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Yunan ordusunun ilerlemesi hükümetimizin programına uygundur. Bu ordu bizim ordumuzdur. Adliye Nazırı (Medrese çıkışlı) Ali Rüştü 12 Temmuz 1920

Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Anadolu'yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır. Nazır Rıza Tevfik 1920

İngiltere Osmanlı Devleti'nin yönetimine el koyarsa, saltanat ve hilafetin İngilizler elinde bulunduğunu gören Mısır ve Hindistan Müslümanlarının da İngiltere'yle dost olmanın gereğine inanacakları aşikardır. İngiliz Muhipler Derneği Başkanı, Adliye Nezareti Müsteşarı ve yazar Sait Molla

İngiliz mandası istediğinizi bütün itilaf temsilcilerine, hükümete ve gazetelere bildiriniz. Belediyelere genelge 23 Mayıs 1919

Anadolu’daki Milliyetçi hareket boşa gitmeye mahkumdur.  01 Mayıs 1920

Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya’nın hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim. Yazar ve Nazır Ali Kemal 06 Ocak 1921

Bu ülkedeki yabancı askerler, Teşkilat-i Milliye'den bin kere daha iyidir. 23 Nisan 1920

Ankara’dakiler Kars’ı almışlar. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan’a taarruz ile onu da tamamladık. Ankara yâranı nihayet meramlarına erdiler. Ermenistan’a yürüdüler. Kars’ı işgal ettiler.  11 Kasım 1920

Ankara’dakilerin Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muhabereye girişilemez. 07 Ağustos 1920

Anadolu’da bir patırtı, bir gürültü, kongreler, beyannameler falan, sanki bir şey yapabilecekler. Blöf yapmanın sırası mı? Hangi teşkilatın, hangi kuvvetin var? Bu ne hayal. Kuzum Mustafa, sen delimisin? Yazar Refik Halit Karay 1919

Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak. Yazar Refi Cevat Ulunay 21 Mayıs 1919

İstiklâl diye bağıranlar kötü niyetlidir. 31 Ağustos 1919

Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?" 23 Mart 1920

Anadolu’daki Milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir... O alçaklara karşı çıkanlar, islama, halifeye, padişahımıza unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır. 04 Nisan 1920

Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir. 08 Eylül 1920

Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız. 15 Ekim 1920

Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir. Jandarma Genel Komutanı Kemal Paşa 03 Ağustos 1919

Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar. Adana Valisi Abdurrahman  05 Kasım 1920

Yunan kuvvetlerinin özel bir tören ve saygı ile karşılanması.... İzmir Valisi Kambur İzzettin'in genelgesinden  26 Mayıs 1919

Göğsümde iman, başımda kuran ve elimde padişah fermanı olarak geliyorum. Başta Kemal olmak üzere Kuva-i Milliyeci subayların hepsini keseceğim, Kemal’in kafasını padişaha götüreceğim. Anzavur Ahmet (Kuva-i Muhammediye Birlikleri Komutanı) 01 Eylül 1919

Padişah Yunanlılarla harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır. Padişah tarafından paşalık verilen ve İzmit Mutasarrıflığına getirilen Anzavur Ahmet 1920

Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan‘ın yardımıyla, Sultan’ın ve Yunanistan’ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır... Kemalist kuvvetler bastırılacak; bütün Anadolu Mustafa Kemal'in elinden kurtarılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu ordusunun talim ve silahlarından Yunan başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak... Yunanistan, masraflarını karşılamak üzere cemiyete 100.000 Lira verecek. Anadolu Cemiyeti'nin İstanbul'daki Yunan Başkomiserliğine önerisi / 9 Aralık 1921 (Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir örgüt olup o aşamada Şeyhülislam Mustafa Sabri başkanlığı altında idi)

İŞGALCİLERİN YARDIMCISI DİN ADAMLARI

Padişahın izni olmadan, yabancı askerlere karşı duranları, asker ve para toplayanları tek tek veya topluca öldürmek islamın gereği ve görevidir. Milliyetçileri öldürenler gazi sayılır, bu yolda ölenler şehit.  Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın Fetvası 1920 / Şeyhülislamın verdiği fetvalar İngiliz ve Yunan uçaklarıyla tüm Anadolu’da atıldı ve işbirlikçi yandaş gazetelerde yayınlandı.

Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi

İngilizlere meydan okuyoruz.Bu en büyük küfürdür. Divitli Eşref Hoca 1920

Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz. Delibaş Mehmet  1920

Kim Kemalci milliyetçilerle birlikte Yunana karşı gelirse şer'an kafirdir 1920

Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır. Teal-i İslam (İslamı Yüceltme) Derneği’nin bildirisi 1920 / Teal-i islam, “Halifenin Yardımcısı Ulemalar Teşkilatı” adıyla da anılmaktaydı.

Kuva-i milliyeciler kudurmuş haydutlardır. Medrese Hocaları Derneği (Cemiyet-i Müderressin)

Müftü Hilmi Efendi, Selimiye camii’inde hürriyetin ve adaletin saygı değer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş, ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır. Edirne Tem’in gazetesinden 13 Ağustos 1920

Kemal elebaşılığındaki Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatmasını talep ediyoruz. Konya’nın 27 köyünün eşrafının İngiliz temsilcisine başvurusu 28 Eylül 1920

HAİN PARTİ VE CEMİYETLER

Bunların tamamı Osmanlıcı, hilafetçi, şeriatçı, Kürtçü ve yabancıların mandasını isteyen parti ve cemiyetlerdir.

Selamet-i Osmaniye Partisi (Şeriatçı, İngiltere’nin kontrolünde)

Kürdistan Teal-i Cemiyeti (Doğu ve G.Doğu’da Kürdistan kurulması için İngiltere ve ABD tarafından destekleniyordu.)

Teal-i İslam Cemiyeti (Şeriat isteyenler)

İngiliz Muhipleri Cemiyeti (İngiltere himayesi isteyenler)

Wilson Prensipleri Cemiyeti (Amerikan Mandası isteyenler)

Hürriyet ve İtilaf Partisi (Kendilerini Sevr’i savunan liberaller olarak tanımlamaktadırlar, ancak İngiltere’nin kontrolündedirler, Milli Kurtuluş Hareketine ve Mustafa Kemal’e en şiddetli tepkiyi bu parti göstermiştir. )

Mavri Mira Cemiyeti (Rum Patrikhanesi tarafından kurulmuş olup, Yunan hükümetinin kontrolündeydi. Amacı çeteler kurarak Milli Mücadeleye karşı çıkmak ve Anadolu’daki Yunan Ordusuna yardım etmekti.)

Bu parti ve cemiyetlerin tamamı Sevr anlaşmasından yana Anadolu’nun işgalini savunmuşlardır. Bunlar tam bir işbirliği halinde Anadolu Hareketine cephe almışlar, tüm isyanları ve ayaklanmaları da desteklemişlerdir.

CUMHURİYET TÜRKİYESİ KORUNACAK

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük başarısı, dünyada eşi benzeri olmayan emperyalizmi yenmesi değildir. Asıl büyük bayarısı, bizden görünüp her türlü ihaneti yapan bu ihanet çevreleri ile girdiği ve kazandığı savaştır.

Hiçbir ülke yoktur ki; içinde bu kadar hain barındırıp ayakta kalabilsin. Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkanlar da bu hainlerdir. Kimi devlet adamı maskesi, kimi hacı hoca cüppesi, kimi etnik kimliklerle emperyalizmin ileri cephe hatlarında görev yaptı.

2017 Türkiyesi, 1919, 1920 Türkiyesi’ni andırıyor. O günün söylemleri bugünün söylemleri ile birebir örtüşüyor. O günün hain tayfasının bugünkü torunları, tıpkı o gün olduğu gibi bugün de emperyalizmin temsilcilerine övgüler düzüyor, onlarlı kutsuyor.

Bugün yaşanan, 1919’un Mustafa Kemal zihniyeti ile Sultan Vahidettin veya İngiliz Muhipleri Cemiyeti zihniyetinin savaşıdır.

Atatürk diyor ki:

Bazı arkadaşların yoksulluk içinde bu büyük davanın başarılamayacağını zannederek, memleketlerine dönmek arzusunda olduklarını duydum. Arkadaşlar! Ben sizleri bu milli davaya silah zoruyla davet etmedim, görüyorsunuz ki sizi burada tutmak için de silahım yoktur. Dilediğiniz gibi memleketlerinize dönebilirsiniz. Fakat şunu biliniz ki, bütün arkadaşlarım beni yalnız bırakıp gitseler, ben bu Meclis-i Âli'de tek başıma kalsam da, mücadeleye ahdettim. Düşman adım adım her tarafı işgal ederek Ankara'ya kadar gelecek olursa, ben bir elime silahımı, bir elime de Türk Bayrağı'nı alıp Elma Dağı'na çıkacağım. Burada tek başıma son kurşunuma kadar düşmanla çarpışacağım. Sonra da bu mukaddes bayrağı göğsüme sarıp şehit olacağım. Bu bayrak kanımı sindire sindire emerken, ben de milletim uğruna hayata veda edeceğim. Huzurunuzda buna and içiyorum. (Birinci Büyük Millet Meclisi’nin gizli celsesinde)

Son sözü tek liderimiz, tek başkomutanımız söyledi. Söz bitmiştir…

13.02.2017