TRUMP NEDEN CUMHURİYETÇİ PARTİ’DEN SEÇİLDİ?

ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın dış politika söylemlerindeki “uzlaşıcı” tavrı ilgiyle izlenirken son açıklamaları, mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti içinde tepkilere yol açtı. Sertlik yanlısı olmakla bilinen Cumhuriyetçi Parti’nin, uzlaşmacı bir görünüm sergileyen Trump’ı aday göstermesi dikkatlerden kaçan önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Celal ÇETİN

Donald Trump, seçim kampanyalarında dile getirdiği “uzlaşmacı, müdahalecilik karşıtı” söylemlerini uygulayıp uygulamayacağı 20 Ocak’ta belli olacak. Trump, tüm dünyada gerçekleştirdikleri askeri müdalalelere karşı olduğunu, bu müdaheleler için harcanan paranın, ABD’nin ekonomik ve sosyal açıdan yeniden yapılanmasına harcanması gerektiğini savunuyor.

ABD’de köprülerin, yolların eskidiğini, ordunun yeniden modernizasyona ihtiyaç duyduğunu kaydeden Trump, uluslararası ilişkilerde çatışma değil uzlaşma politikası izleyeceklerini açıkladı.

Trump son olarak Kuzey Carolina’da yaptığı açıklamada, Amerika’nın, “savaşmaması gereken yerlere” asker göndermesini istemediğini, “yıkıcı müdahale ve kaos döngüsünün” son bulması gerektiğini belirterek, “dahil olmamamız gereken, haklarında hiçbir şey bilmediğimiz yabancı rejimleri devirme çabasını sona erdireceğiz” dedi.

Trump’ın bu yaklaşımı Cumhuriyetçiler dahil Kongre’deki sertlik yanlılarını rahatsız etmeye başladı. Konunun Trump’ın 20 Ocak’ta göreve başlamasından sonra Cumhuriyetçi Partili Kongre üyeleri arasında bölünmeye neden olabileceği iddia ediliyor.

Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham, “İsteseniz de istemeseniz de yabancı ihtilaflara müdahil olmak durumunda kalacaksınız. Cihadçı yanlılarını yenilgiye uğratabilmek için sahada olmak gerekiyor” dedi.

Cumhuriyetçi senatör John McCain ise, Trump’ın müdahalecilik karşıtlığını doğrudan eleştirmese de Amerika’nın dünya sahnesinde daha iddialı bir rol üstlenmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti. McCain, “Başkan’ın (Obama) liderlik gösterememesi Suriye’de 500 bin ölüme ve 6 milyon mülteciye neden oldu” şeklinde konuştu.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın başkomutan olarak nasıl bir performans sergileyeceği konusunda bekle-gör yaklaşımını benimsemiş durumda. Senatör Roy Blunt, Trump’ın müdahalecilik karşıtığı mesajlarının, seçim kampanyası sırasındaki söyledikleriyle uyumsuz olmadığına işaret ederken, eğer Trump’ın pozisyonunun, “sırf yapabiliyoruz diye müdahale etmemeliyiz” şeklindeyse bunda bir sorun görmediğini belirtti.

DEMOKRATLAR’DAN DESTEK

Trump’ın müdahale karşıtı söylemleri kendi partisindeki bazı senatörler arasında rahatsızlık yaratırken, rakip parti Demokratlar arasında destek görüyor.

Trump’ın Amerikan ordusuyla ilgili sözlerini “akıllıca ve sağduyulu” olarak niteleyen Demokrat Parti Alabama Senatörü Richard Shelby, “dünyayı yönetemeyiz, yönetmek de istemeyiz. Dünyanın polisi olmak istemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“George W. Bush 2000 yılında başkanlık için yarıştığında o da herhangi bir rejimi devirmeyeceğini bize söylemişti. Daha sonra Savunma Bakanlığı’na rejimleri devirmeye kendilerini adamış kişileri yerleştirdi” diyen Demokrat Connecticut senatörü Chris Murphy, Trump’a güvenmediklerini ima ediyor.

PARTİNİN FELSEFESİNE UYMAYAN BAŞKAN: TRUMP

Başkanlığa seçilen Donald Trump ile partisi Cumhuriyetçiler arasında ciddi felsefi farklılıklar bulunuyor.

Cumhuriyetçiler, ABD’de sağ eğilimli ve sertlik yanlısı olarak bilinir. Demokratlar ise sol eğilimli ve demokrasi, uzlaşma yanlısı olarak tanınır. Her iki partinin ABD’de “iyi polis-kötü polis” rolünü oynadıkları, ABD’nin genelde iki dönem Cumhuriyetçiler-iki dönem demokratlar tarafından yönetilmesinin yazılı olmayan prensip haline geldiği bilinir.

Cumhuriyetçilerin iktidarda olduğu iki dönem (8 yıl) boyunca askeri müdaheleler, rejimlerin devrilmesi operasyonları, kan ve gözyaşı dönemi olarak tarihe geçer. Baba-oğul Bush’lar dönemi gibi.

Cumhuriyetçiler’den sonra iktidara gelen Demokratlar ise, “bizim çocuklar çok ayıp etmiş, onlar gibi yapmayacağız. Biz barışçıyız, demokrasi getireceğiz, onlar adına özür dileriz” mesajları ile küresel bir sakinleştirme politikası izler. Clinton-Obama dönemi gibi. Bir bebeğin Bill Clinton’ın burnunu sıkması, Barack Obama’nın Ortadoğu ve İslam coğrafyasında sıcak karşılanması gibi örneklerle göz boyanır.

Ancak Demokratların bu iyi polislik döneminde, Cumhuriyetçiler’in silah zoruyla el ettikleri kazanımlar masa başında tescillenir.

Ortada böyle bir gerçek varken; farklı politika izleyeceğini bile bile Cumhuriyetçiler neden Trump’ı aday gösterdi ve Trump niye seçildi?

Bu sorunun cevabı için Bush ve Clinton ailesi ile Trump’ın arkasındaki ekonomik güçlere bakmak gerek.

Bush ailesi petrol sektörü, Clinton ailesi silah sektörü ile yakın işbirliği içindedir. Trump ise, bu iki sektörün dışında kalan inşaat başta olmak üzere tüm sektörlerle işbirliği içindedir.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından itibaren rakipsiz kalan ABD, izlediği dış politika ile petrol ve silah sektörüne yeni alanlar ve kapılar açtı. Petrol ve silah satışlarının bedeli kan ve gözyaşı oldu. Kan ve gözyaşı karşılığı petrol ve silah şirketleri kasalarını doldururken, ABD ve Avrupa’nın insanları; mülteci, gelir dağılımı adaletsizliği, sosyal haklardaki kayıplar gibi sorunlar yaşamaya başladı. Bu sorunların kaynağında ise “ABD’nin küresel müdahale anlayışının ve dünya jandarmalığını sürdürme çabalarının yattığı gerçeği” daha güçlü seslendirilmeye başlandı.

Sonuç olarak; dünya jandarmalığı misyonu, petrol ve silah şirketlerine yüzlerce milyar dolar kazandırırken yüzlerce milyon insan “neler oluyor?” sorusunu sorar oldu.

Ortadoğu ve diğer bölgelerde pek çok ülke ve şehir “petrol” için “silahlarla” yakılıp yıkıldı. Şimdi buraların yeniden imarı gerekiyor. Petrol ve silahla elde edilen kazancın belki de onlarca-yüzlerce katı bir pasta ortaya çıktı. İnşaat ve diğer sektörler petrol ve silah şirketlerine, “siz yeterince kazandınız, şimdi çekilin kenara, sıra bizde” diyor. Bu sorunun Cumhuriyetçi Parti tabanında da sorulduğu biliniyor. Trump’ın önseçimleri kazanmasındaki en önemli etken, bu sorudur…

Trump’ın seçileceğini ve nedenlerini “Neden Trump?” başlığı ile 10 ay önce yazmıştık:

http://tuhafsite.com/neler-oluyor-detay.php?yid=805

09.12.2016