RAKKA VE HALEP OPERASYONLARINA TRUMP AYARI

Suriye’nin Rakka kentini IŞİD’den geri almaya yönelik operasyon beklentisi yerini kuşkulara bırakmaya başladı. Örgütün “tabutuna çakılacak son çivi” olarak duyurulan Rakka operasyonu, bilinmeyen nedenlerle başlayamıyor. Kimi uzmanlar bu durumu “taktik” olarak değerlendirirken kimi uzmanlar, Pentagon’un “yeni başkan” Trump’ın tavrını beklediğini belirtiyor.

Celal ÇETİN

Amerika Savunma Bakanı Ash Carter’ın operasyonu duyurmasının üzerinden bir ay geçmesine karşın, Washington’ın sahadaki müttefiki olan Kürt çoğunluklu askeri ittifak, IŞİD’in fiili “başkenti”ni sadece izole etmeyi öngören ilk aşamayı geçmiş değil.

Amerikan hava saldırılarının hala civardaki bölgelere odaklandıkları, militanların kontrol ettiği petrol kuyuları ile IŞİD’in petrol depolama ve Türkiye’ye kaçırmak için kullandığı tesisleri vurduğu görülüyor. Örgütün Rakka’nın civar köylerindeki savunma mevzilerine ise fazla hasar verilmedi.

Amerika öncülüğündeki koalisyon Pazartesi günü Suriye’de bir düzine hava saldırısı düzenlerken, bunlardan sadece ikisi Rakka bölgesindeydi. Amerika Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na göre, bu iki saldırıda üç petrol kuyusu, iki petrol pompası, petrol rafine etmede kullanılan iki teçhizat parçası, bir petrol tankı ve inşaat malzemesi yok edildi. Önceki gün de, koalisyon Suriye’de yine bir düzine hava saldırısı yaptı ve bunların yine ikisi Rakka’da oldu. Ve yine ana hedef örgütün petrol ticaretiydi.

Rakka’da IŞİD militanlarıyla çarpışmada yavaş hareket edilmesi, bazı çevrelerde, kente yönelik operasyonun Savunma Bakanı Ash Carter ve Pentagon yetkililerinin geçen ay açıkladığı kadar da yakın olup-olmadığı şeklinde soru işaretleri uyandırdı. Carter, 28 Ekim’de NBC’ye verdiği mülakatta, Rakka’ya operasyonun yakında başlayacağını duyurmuştu.

Planın, komşu Irak’ın Musul kentine operasyonun başlatılmasından hemen sonra Rakka’ya da saldırılması yönünde olduğunu kaydeden Carter, “(Operasyon) Birkaç hafta içinde başlayacak. Uzun süredir planımız bu yöndeydi ve ikisine de kaynak sağlayacak kapasiteye sahibiz” demişti.

TAKTİK Mİ?

Bazı uzmanlar, Rakka’ya tam kapsamlı bir taarruzun yaklaştığı sözünü ortaya atmakla esasında IŞİD’i korkutarak örgütün Musul’a takviye yapmasını engellemenin amaçlanmış olabileceği görüşünü dile getiriyor.

Middle East Institute adlı düşünce kuruluşu uzmanı Charles Lister, Amerika’nın Sesi’ne verdiği mülakatta, “Dürüst olmak gerekirse en başından beri (operasyonun) duyurusu konusunda şüphelerim vardı. Koalisyon üyelerince bana söylenen herşey, Rakka’ya tam ölçekli bir operasyon başlatmaya yakın olmadığımıza işaret ediyordu. Bana göre, civardaki kırsal alanda sürdürülen şekillendirme operasyonları bir müddet daha devam edecek” diye konuştu.

Lister bununla birlikte, IŞİD’e karşı savaşta “ivmenin sürdürülmesi” ve savaşın “hızlandırılması” konusunda Beyaz Saray’ın Pentagon üzerinde uyguladığı baskının derecesini de hafife almamaları gerektiğini de belirterek, “Benim fikrime göre, erken duyurunun arkasında yatan neden buydu” ifadesini kullandı.

Washington’daki bir diplomat, Amerika’nın müttefiklerinin birçoğu arasında, IŞİD’in ilan ettiği halifeliğin yok edilmesi ve örgüt mensuplarının kaçabilmesinin önlenmesi için, “Rakka operasyonunun ne kadar erken başlatılırsa o kadar iyi olacağı” yönünde görüş birliğinin olduğunu söyledi.

Yetkili, “IŞİD’in en tehlikeli üyelerinin bölgeden kaçtığını görmeyi istemiyoruz” derken, koalisyonun Rakka’yı IŞİD’den temizleme planlarının Amerika’da Donald Trump’ın sürpriz biçimde seçimleri kazanmasıyla birlikte sekteye uğramış olabileceğinden şüphe ettiğini söyledi. Yetkiliye göre, bunun nedenini de, Pentagon’un yeni başkanın ne istediğini görmek için bekleyecek olması ve Başkan Barack Obama’nın da görevi bırakmasıyla, şu anda saldırı için bir talimatın bulunmaması olarak gösterdi.

BİRLEŞİK GÜÇ EKSİKLİĞİ

Bazı eski askeri yetkililer, sahadaki bazı aktörlerin Amerikan seçimlerini “kılıf” olarak kullanıp-kullanmadığı şüphesini dile getiriyor.

Bir zamanlar Pentagon’un Irak’ta Emprovize Patlayıcı Cihazlara karşı yürüttüğü çabalara öncülük eden emekli korgeneral Michael Barbero, “Askeri operasyonu başlatabilmenizden önce siyasi anlaşma olmalı” uyarısında bulundu.

Barbero, Suriye rejimine sadık güçlerin yanısıra Rusya, İran, Türkiye ve çeşitli grup Kürt grupların kontrolü altındaki güçlere işaret ederek, “Ortak bir çıkar ya da ortak bir oyun planı görmüyorum” dedi.

Buna ilaveten, koalisyonun desteklediği güçlerin, siyasi iradeleri olsa bile, Rakka ve Musul’u geri alabilecek eş zamanlı operasyonları başlatabilmesinin ne kadar gerçekçi olduğu konusunda şüpheler bulunuyor.

Bağdat’taki Amerikan ordusunda eski güvenlik işbirliği ofisi şefi emekli korgeneral Mick Bednarek de, “Musul’a ve şu anki savaşa ayrılan kaynaklar, Amerika öncülüğündeki koalisyonun Rakka’ya nihai taarruz ihtiyaç duyacağı kaynaklar ve kapasitelerle aynı, biri diğerinden önce olmalı” diye konuştu.

İsminin açıklanmasını istemeyen Türkiye’deki bir Batılı diplomat, Rakka operasyonundaki gecikmenin kısmen bir nedeninin, Washington’ın operasyonu başlatmak için sahada hangi gücü kullanabileceğine dair endişesi olduğunu belirtti. Diplomat, “Ana güç olarak Kürtleri almak adeta felakete davetiye. Yerel Araplar Kürtler’den korkuyorlar, kente girdikleri zaman neler yapabileceklerinden ürküyorlar. IŞİD bu korkuları körüklemede hayli başarılı oldu,” dedi.

Başka bir Batılı diplomat da, Kürtlerin ağırlıklı olduğu Suriye Demokratik Güçleri içerisindeki Arap ve Türkmen milislerin de Rakka’da IŞİD’ı etkisiz hale getirmeye hazır olmadığına dikkati çekti.

Diplomat, “Kabiliyetli tek güç YPG. Dürüst olalım; en iyi ihtimalle Arap ve Türkmen milisler kentlerin savunulması için sadece kendini savunma güçleri, en kötü ihtimalle de bazı milisler sabıkalı eşkıyalar ya da Özgür Suriye Ordusu’ndan atılanlar” ifadesini kullandı.

ARTAN KAFA KARIŞIKLIĞI

Carter’ın geçen ayki açıklamasından sonra sahadaki tablo daha da karmaşık bir hal almış durumda. YPG, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı operasyonunda Türk birliklerinin ve Ankara’nın desteklediği Suriyeli muhaliflerin hamleleri neticesinde fazlasıyla endişeli.

Merkezi Ortadoğu’daki jeopolitik danışmanlık şirketi Prime Source’dan Michael Horowitz, “Suriye’nin kuzeyindeki çok daha önemli iki kent olan el Bab ve Menbiç Türkiye’nin desteklediği güçlerin tehdidi altındayken, YPG’nin Rakka’nın ele geçirilmesine öncelik vereceğinden şüpheliyim” diye konuştu.

Türkler’in hava saldırılarına sert tepki gösteren YPG komutanları geçen hafta Washington’a ültimatom niteliğinde mesaj göndererek, Türkiye’nin bombalamalarının durmasını istemiş, aksi takdirde Rakka’nın kuşatılmasına katkıda daha fazla rol almayacaklarını belirtmişti.

HALEP HER KESİM İÇİN STRATEJİK ÖNEMDE

Suriye’de 4 yıldır rejim güçleriyle muhalifler arasında bölünen Halep’te son haftalarda yaşananlar kentin tamamen Şam’ın kontroluna geçeceğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Böyle bir durumda muhalifler kendileri için çok önemli bir kaleyi kaybetmiş olacak.

2011’de başlayan ayaklanmaya kadar ülkenin ikinci büyük kenti olan ve sanayi başkenti sayılan Halep IŞİD’den ÖSO’ya ve Suriye ordusuna kadar bütün taraflar açısından stratejik önemde. Rusya ve Hizbullah desteğindeki Suriye ordusunun Halep merkezden kırsalına olan bölgeyi tamamen ele geçirmesi halinde kentin kırsalındaki silahlı grupların kent içindekilerle bağı kopacak.

Halep kırsalı ile Türkiye sınırı arasındaki dar bir şeride itilecek olan bu silahlı gruplar açısından YPG’nin ülkenin kuzeyinde geniş bir bölgede bulunuyor olması ikinci tehdit olarak öne çıkıyor. Bir süredir ülke içinde yapılan uzlaşmalarda silahlı gruplara mensup militanların transfer edildiği İdlip kentinde de büyük bir yığılma olduğu, buradaki silahlı grupların kendi aralarında zaman zaman çatıştıkları biliniyor.

Yine Halep içindeki varlığını yitiren silahlı grupların Şam’a kadar uzanan bölgede etkinliklerini kaybedecek olmaları Halep’i bu gruplar açısından “kaybedilmemesi gereken yer” kılıyor.

2012 ortalarından itibaren çatışmaların başladığı Halep kent merkezini Suriye ordusu elinde tutarken kentin bazı mahalleleri ve banliyölerin bir kısmı çeşitli silahlı grupların kontrolünde kaldı. Ancak 3 yıldan uzun bir süre çatışma bölgesi olan bu mahalle ve banliyöler zaman zaman silahlı gruplarla Suriye ordusu arasında el değiştirdi. Geçtiğimiz yıla kadar bu bölgelerin büyük bölümünü ele geçiren IŞİD’in yanı sıra yörede Nusra Cephesi, Ahrar u Şam ve onlarca küçük silahlı grup bulunuyor.

Suriye ordusu yıllar içinde elinde tuttuğu kent merkezinden banliyöleri de içine alan bir kuşak oluşturmak amacıyla girişimlerde bulundu ancak başarısızlıkla sonuçlandı.

Suriye ordusu, Rusya’nın hava saldırılarına başlamasının hemen ardından Şam kırsalı, Humus kırsalı, Hama kırsalı ve Halep çevresini kapsayan 4 büyük kara operasyonu başlattı. Yaklaşık 1 yıldır devam eden ve birbirleriyle bağlantılı olarak yürütülen bu operasyonların en önemli ayaklarından birini Halep oluşturuyor.

Bu operasyon çerçevesinde uzun süredir Halep’in İdlip’e açılan kısmında Nusra Cephesi ve Ahrar u Şam’ın öncülüğündeki Fetih ordusu ile şiddetli çatışmalar sürüyor. Halep’in Rakka’ya açılan kısmında da IŞİD’e karşı hava ve kara kuvvetleri desteğinde saldırılar devam ediyor. Halep’in Türkiye sınırındaki kuzey kırsalına yönelik zaman zaman hamleler olsa da Suriye ordusu ve Rusya’nın Halep’e yönelik operasyonu, kentin doğu, güney ve batı kırsallarında yoğunlaşıyor.

Şam, Humus ve Hama kırsallarına yönelik operasyonların aksine Halep’teki büyük operasyonun şehrin iç kesimlerine ve banliyölerine yönelmesi dikkat çekiyor.

Zaman zaman şiddetlenen çatışmalara paralel olarak bu bölgelerde bulunan sivillerin tahliye edilmesi, insani yardım ulaştırılması, ayrılmak isteyen militanların genellikle İdlip olmak üzere istedikleri yerlere nakledilmesi veya örgütlerden ayrılmak isteyenler için genel af çıkarılması gibi süreçler için Rusya ve ABD’nin yanı sıra BM gibi uluslararası kuruluşlar da devreye girdi.

Halep, şiddetlenen çatışmalarla birlikte yeniden dikkatlerin toplandığı yer oldu. Rusya ve Hizbullah desteğindeki Suriye ordusunun Halep içinde çeşitli silahlı grupların elindeki bazı bölgelere doğru hızlı ilerleyişi siyasi düzeyde tartışmaları ve karşılıklı suçlamaları arttırdı.

Suriye yönetimi, Rusya ve destekçilerinin olduğu blok, “bazı mahalleleri ve banliyöleri ellerinde tutan silahlı grupların, Nusra Cephesi gibi cihatçılardan oluştuğunu, sürekli roket ve havan saldırıları ile Suriye ordusunun elindeki bölgelerde yaşayanlara yönelik saldırılar düzenlediklerini” savunuyor.

ABD, Türkiye gibi bazı ülkeler ise, “Halep içindeki silahlı grupların yönetime muhalif olduklarını, kontrol ettikleri bölgelere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu, bu saldırılarda sivillerin hedef alındığını” öne sürüyor.

HEDEF, TRUMP GÖREVE BAŞLAMADAN ÖNCE HALEP’TE KONTROLU ELE GEÇİRMEK Mİ?

Şam hükümetine yakın kaynaklardan yapılan değerlendirmelerde, Halep içindeki operasyonların Aralık ayının ortalarına kadar bitirilmesinin hedeflendiği öne sürülüyor. ABD’deki başkanlık seçimlerinin gözetildiği ve yeni başkan Donald Trump göreve başlamadan operasyonların bitirilmesinin amaçlandığı da iddialar arasında. Bu değerlendirmelere göre, operasyonların Halep içi ile sınırlı kalacağı, şimdilik Türkiye sınırının olduğu kuzey kırsala doğru genişlemeyeceği belirtiliyor.

Halep içinde çeşitli silahlı grupların kontrolundaki bölgelerde çatışmalar sürüyor. Bu bölgelerde yaşayan sivillerin bir kısmı Suriye ordusunun olduğu bölgelere tahliye edilerek kent içindeki okullara, öğrenci yurtlarına ve kamu binalarına yerleştirildi. Tahliye edilenlerin ilaç, yiyecek, kış şartları nedeniyle doğan ihtiyaçları ve sağlık hizmetleri Suriye Kızılay’ı, Kızılhaç ve BM tarafından sağlanıyor.

Çatışmaların devam ettiği bölgelerde kalan sivillerin korunması ve gerekli insani ihtiyaçların sağlanması için çeşitli ülkeler ve uluslararası kuruluşlar çağrı yaptı ancak henüz bir sonuca varılamadı.

Diğer taraftan bu bölgelerdeki silahlı gruplar ve bazı ülkeler Rusya ve Suriye ordusunun hastaneleri, yiyecek depolarını ve sivilleri hedef aldıklarını öne sürüyor. Rusya ve Suriye yönetimi ise silahlı grupların sivilleri canlı kalkan olarak kullandıklarını savunuyor.

30.11.2016