TRUMP’IN DIŞ POLİTİKASI MERAK UYANDIRIYOR?

ABD’de başkanlığa seçilen Donald Trump’ı İran ile yapılan nükleer anlaşmayı askıya almaması konusunda uyaran CIA Başkanı John Brennan, Rusya’nın vaatleri konusunda da Trump’ın dikkatini çekti. İran ve diğer ülkeler kendi pencerelerinden beklentilerini ve olasılıkları dile getiriyor. Ortak kanaat, Rusya ve İran’la bahar havasının başlayacağı şeklinde.

Celal ÇETİN

BBC’ye verdiği röportajda, Rusya’nın daha önce verdiği sözleri tutmadığını iddia eden Brennan, Trump’a Moskova’nın vaatleri karşısında dikkatli olmasını önerdi.

Suriye kriziyle ilgili değerlendirmesinde Moskova’nın çözümün ana unsuru olduğunu ifade eden CIA başkanı, “Rusların mümkün olduğu kadar fazla taktik muharebe başarısı elde edene dek tutumunda yumuşama göstereceği konusunda güvenim yok” iddiasında bulundu.

ANLAŞMASININ ASKIYA ALINMASI FELAKET OLABİLİR

Brennan, Trump’a İran ile imzalanan nükleer anlaşmanın askıya alınması konusunda da uyarı gönderdi.

Başkanlık seçimleri öncesinde anlaşmayı yok sayabileceğini söyleyen Trump’a seslenen Brennan, “Bu adım, İran’daki muhafakazarların güçlenmesine ve diğer ülkeleri nükleer program uygulamasına neden olabilir” dedi. Trump’ın bu adımı atması halinde bir felaketle karşı karşıya kalacaklarını kaydeden Brennan, “Her şeyden önce, bir yönetimin kendinden önce yönetim tarafından imzalanan bir anlaşmayı yırtması eşi görülmemiş bir durum olur” diye konuştu.

İRAN: ANLAŞMA UYGULANACAK

İranlı uluslararası ilişkiler uzmanı Mojtaba Celalzade, ABD’nin yeni başkanı seçilen Donald Trump’ın İran ile yapılan Tahran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmayı uygulamayı reddedemeyeceğini söyledi.

Trump’ın İran ile ilgili konularda mevcut Başkan Barack Obama’ya göre daha sert olduğunun altını çizen Celalzade, ancak Trump’ın nükleer anlaşmayı yok sayamayacağını kaydetti.

Öte yandan Celalzade, Tahran yönetiminin dış politikada şeffaf olduğunu ve ABD de dahil tüm ülkelerle yapıcı işbirliği yapmak istediğini ifade etti.

Trump’ın siyasi yöntemlerinin ABD Başkanı Barack Obama’nın yöntemlerinden farklı olduğunu belirten İranlı uzman, “44. Başkan, İran dahil dış politikasında orta çizginin destekçisiydi ve yaratıcı denge için çalışıyordu. Trump, bu konudaki görüşlerinde biraz daha sert” diye konuştu.

“Ama başkanlık seçimlerini Hillary Clinton kazansaydı neler olurdu bir düşünün” diyen Calalzadeh, Demokrat adayının ılımlı siyasetçi niteliklerine sahip olmadığını belirterek, “O daha da sert, sıkı birisi. Bu tarafı özellikle İran’la ilgili konularda kendini belli ediyor. New York Senatörlüğü veya ABD Dışişleri Bakanlığı görevleri olsun uluslararası politikadaki deneyimine bakarsak onun İran’a karşı sıkı tedbirler ve yaptırım taraftarı olduğunu görürüz” ifadelerini kullandı.

Calalzadeh, “Başta Suudi hanedanlığı olmak üzere Ortadoğu’daki etkili Arap monarşileriyle yakın dostluğu ve Kongre’deki “Siyonist lobiden” aldığı aktif desteği dikkate alındığında, Clinton, ABD başkanı koltuğunda kesinlikle İran tutumunu daha da sertleştirirdi” yorumunda bulundu.

Ama yeni ABD başkanının, ülkenin İran nükleer anlaşmasındaki taahhütlerine uymama veya anlaşmayı iptal etme gibi bir lükse sahip olmadığını kaydeden Calalzadeh, “Ayrıca şunu da kaydetmek gerekir ki, İran’ın dış politika duruşu oldukça şeffaf. Ülkemiz, diğer ülkelerle çatışma değil verimli işbirliği peşinde. Bu, ABD’yle ilişkiler için de geçerli. İran, güvenilir bir ülke olduğunu tüm dünyaya kanıtladı ve bu kesinlikle doğru değerlendirilecek ve yaptıklarına yanıt olarak ülkemize uluslararası sahnede ekonomik ve diğer preferanslar sunulacak” dedi.

TRUMP PUTİN’İ DESTEKLEYECEK

Fransız siyaset uzmanı ve Fransa’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Center of Political and Foreign Affairs’in direktörü  Fabien Baussart, ABD’nin gelecekteki başkanı Donald Trump’ın ekibindeki kişilerin Suriye’deki krizin çözümü konusunda Rusya’nın izlediği yaklaşımı sahiplenebileceğini söyledi. Baussart, “Bence Donald Trump’ın Suriye’deki krizin çözümüne dair yaklaşımı Rusya’nınkine yakın olacak” dedi.

Çatışmanın duracağını düşündüğünü kaydeden Boussart, “Pratikte bunun aşırıcı grupların finans kaynaklarının kesildiği an gerçekleşeceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Barack Obama yönetiminde ABD’nin Suriye konusunda Rusya’yla anlaşmak konusunda ‘gerçek’ girişimlerde bulunmadığını belirten Fransız uzman, “Dışişleri Bakanı John Kerry, düzenli olarak Rus mevkidaşlarına yalan söyledi, bu da yapıcı bir diyalogun önünde engel oluşturdu” diye konuştu.

ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump’ın ekibinde Rusya’yla yapıcı diyalog kurabilecek birçok kişi bulunduğunu ifade eden Boussart, özellikle Cumhuriyetçi işadamının güvenlik ve istihbarat başdanışmanı emekli Korgeneral Michael Flynn ile Alabama Senatörü Jeff Sessions’ın ‘radikal İslam’la mücadele’ konusunda kararlı olduklarını vurguladı.

TRUMP’IN ZAFERİ KÜRÜSEL İSTİKRAR İÇİN OLUMLU

Lübnan parlamentosunun eski başkan yardımcısı Ali El Ferzali, Trump’ın zaferinin küresel istikrarı ve çok kutuplu düzeni sağlama bakımından olumlu bir gelişme olduğunu belirtti.

Ferzali, Trump’ın terörü bitirebileceğini ve ABD’nin diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmesine son verebileceğini söyledi.

“Terörle mücadele ve Rusya ile işbirliğinin, dünyada barış ve istikrarı sağlayacak temel faktörler olduğunu düşünüyorum. Eğer terörle mücadele alanında Rusya ile koordinasyon kurulursa, Suriye’nin ve dolayısıyla da Libya’nın geleceği konusunda olumlu bir adım atılmış olur” diyen Ferzali, Trump’ın gelişiyle birlikte Suriye’de çözüme hiç olmadığı yaklaşıldığını vurguladı.

İNGİLTERE AĞIRDAN ALIYOR

İngiltere, Donald Trump’ın zaferi karşısında “klasik soğukkanlılığını” koruyor. May’in Trump’ın ilk aradığı liderler arasında girmemesi İngiltere hükümeti açısından diplomatik bir başarısızlık olarak görülürken Londra’da hoşnutsuzluğa yol açtı. İngiltere Başbakanı Theresa May’in “ilk fırsatta” Trump’la görüşmek için ABD’ye gideceği açıklanırken özellikle ucu açık bir tarih verildi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ise, Brüksel’de yaptığı açıklamada Trump’ın ABD başkanı seçilmesiyle ilgili “pozitif olunacak pek çok şey” olduğunu söylemişti.

Trump’ı “önyargıyla karşılamamak gerektiğini” belirten Johnson, seçilmiş başkanın “anlaşma yapma konusunda becerikli” biri olduğunu da belirtmişti.

Johnson daha önceki açıklamalarında Trump’ı seçim kampanyaları sırasında yaptığı açıklamalar nedeniyle “afallatıcı bir cahillikle” suçlamıştı.

Öte yandan AB karşıtı Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’nin (UKIP) lideri Nigel Farage’ın Trump’la görüşen ilk İngiliz siyasetçi olması, İngiltere’de büyük yankı uyandırdı. Farage’ın, “hükümetin birçok üyesinin seçilmiş başkanla ilgili çok edepsiz şeyler söylediğini düşünüyorum. Sanırım arayı düzeltmek gerekiyor. Eğer Londra’'da birileri benden bunu isterse yardıma hazırım” çağrısını Başbakan May şiddetle reddetti.

30.11.2016