TRUMP’LI ABD BİRLEŞECEK Mİ, DAĞILACAK MI?

Beklenmeyen ve ABD’nin yanısıra dünyayı sarsmaya devam eden Trump zaferine yönelik endişe ve tartışmalar devam ediyor. Tartışmaların en kritik sorusu: “Turmp ABD’yi birleştirebilecek mi, yoksa tepkiler dağılma sürecini tetikler mi?” ABD’li uzmanlara göre Trump’ın izleyeceği politikalar ve üslubu bu sorunun cevabı olacak.

Celal ÇETİN

Çok sayıda destekçisi için Donald Trump’ın muazzam seçim zaferi bir rüyadan farksız. Trump seçimi kazandığı belli olur olmaz yaptığı konuşmada uzlaşmacı bir ton sergiledi ve “Biraraya gelme, birlik olma zamanı geldi artık” dedi.

Ancak Trump’ın zaferi her yerde kutlanmıyor. Batı eyaletlerinde Oregon’dan California’ya, doğuda da New York’tan Massachusetts’e kadar birçok yerde Trump protesto ediliyor.

Ayrıca seçim sonrası, azınlıkları ve Müslümanlar’ı hedef alan saldırılar oldu. Bu konu bir süre önce bir röportajda Trump’a soruldu ve Trump, “Bunları duyduğuma üzgünüm. Yardımcı olacaksa, onlara ‘Buna son verin’ demek istiyorum” cevabını verdi.

Siyasi bölünmüşlük durumu Başkan Barack Obama’yı da kaygılandırıyor.

Protestolar devam ederken, Donald Trump yeni kabinesinin isimlerini belirliyor. Cumhuriyetçi Parti’nin başkanı Reince Priebus’u Beyaz Saray özel kalemi yapan Trump, aşırı sağ görüşleriyle tanınan tartışmalı gazeteci Steve Bannon’ı en yakın siyasi danışmanı olarak atadı.

 “Trump siyasetin içinden gelen bir aday. Bir hükümet kurmasını sağlayacak geleneksel siyasi bağlantıları yok” diyen uzman John Fortier, Trump’ın ilk önemli sınavının kabinesini belirlemek olacağı görüşünde.

Uzman Molly Reynolds’a göre Donald Trump’ın ulusal uzlaştırma çabalarına katkısı, söylemlerinde kullanacağı tona bağlı olacak. Donald Trump bakanlar kurulunu önümüzdeki haftalarda kesinleştirecek. Hükümetinin yeni üyeleri, aynı zamanda başkanlık döneminde kullanacağı tonu da belirleyecek.

KESİNLEŞEN İSİMLER

ABD’de başkanlık yarışından zaferle çıkan Donald Trump, yönetimde birlikte çalışacağı ekibi oluşturmak için çalışmalarını hızlandırdı.

Seçim öncesi Trump’a eleştiriler yönelten Romney’in ismi ise son günlerde dışişleri bakanlığı görevi için geçiyor. Romney, 2012’deki seçimlerde Barack Obama’ya karşı başkanlık yarışını kaybetmişti.

Trump’ın geçiş ekibinden yapılan açıklamada, “Seçilmiş başkan Donald J. Trump, Senatör Jeff Sessions’ı Adalet Bakanı, Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyelerinden Mike Pompeo’yu CIA Direktörü olarak aday gösterecektir. Korgeneral Michael Flynn de Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yapacaktır” dendi.

Sessions, Trump gibi göçmen karşıtı politikaları ile bilinirken, üç dönemdir Kansas eyaletinin Kongre üyeliği yapan Pompeo da, Trump gibi İran ile nükleer enerji anlaşmasına karşı çıkanların başında geliyordu.

ABD’lileri “hem evde hem de dışarıda güvenli tutma” konusunda Korgeneral Flynn’le birlikte çalışacağı için memnun olduğunu ifade eden Trump, “O, bu ülkedeki en iyi ordu ve istihbarat uzmanlardan biri ve hem bana hem de yönetime vazgeçilmez bir değer katacak” değerlendirmesinde bulunuldu.

Trump, ayrıca 2012 yılındaki seçimlerde Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan Mitt Romney ile görüştü. Görüşme, seçimi yeni kazanan başkanla Cumhuriyetçi Parti’nin kurumsal yapısı arasında uzlaşma girişimi olarak yorumlanıyor.

Romney, Mart ayında yaptığı bir konuşmada Donald Trump için “hilekar” ve “düzenbaz” ifadelerini kullanmış, Trump da Romney için “köpek gibi boğazlandı” demiş ve kendisini “ezik” diye tanımlamıştı.

Bununla birlikte Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından Mitt Romney kendisini arayarak kutladı. Bu aşamadan sonra ikilinin arasındaki buzların eridiği düşünülüyor.

KAOS HAMLESİNE PIZZAGATE CEVABI

Trump’ın seçilmesi, Amerikalılar için sürpriz olabilir fakat Washington eliti için tam bir deprem olarak kabul ediliyor. Kabul edilen bir başka gerçek; “elitler yenilgiyi kabul etmemek ve hakimiyetlerini korumak için her şeyi yapacaklar, yapıyorlar.”

ABD’de yayılma eğilimi gösteren Trump karşıtı gösteriler, elitlerin direnmesi olarak kabul edilebilir. Bu gösteriler, “Amerikalıları vebayı gösterip sıtmaya razı etme” stratejisi. Amerikan toplumu sahip olduğu kazanımları kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya bırakılacak ve Trump’a karşı ayaklanacak.

Nedir bu kazanımlar? Örneğin dünyanın süper gücü olan bir devletin vatandaşı olma ayrıcalığı. Fırsatlar ülkesinde yaşama şansı. Özgürlükler ülkesinin bireyi olma imkanı. Teknolojiden demokratik haklara kadar “kendisini şanslı sayanların” ülkesinde Trump’ın seçilmesi tüm bu kazanımların kaybedilmesi anlamına gelecektir.

Yani “bizi tekrar iktidara getirmezseniz terör ve kaos ortamı hakim olur” tehdidi...

Elitlerin “Amerikalıları terör ve kaosla terbiye planına” Trump’ın arkasındaki irade PizzaGate skandalı ile karşılık verdi. PizzaGate skandalına karıştığı iddia edilen isimler arasında Barack Obama, Soros Vakfı Başkanı Yahudi George Soros, Donal Trump’a başkanlığı kaptıran Hillary Clinton, Bill Clinton’ın danışmanı David Brock yer alıyor. Bu isimlerin ABD’nin elitleri arasında yer alması dikkat çekici.

Seçimlerden önceki çirkin kampanya, 8 Kasım’dan sonra çok daha iğrenç ve tehlikeli boyut almaya başladı. Trump’ın bir suikaste uğrayabileceği iddiaları, ABD’nin parçalanacağı korkusu, şiddet ve kaos noktasına ulaşan kavganın sonucu, dünyanın seyrini de belirleyecek.

TRUMP’IN TÜRKİYE’YE BAKIŞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Barack Obama ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerine ilişkin yaptığı açıklamalarla, Obama ve Putin’in söyledikleri arasında tezatlar olduğunun da ortaya çıktığı savunulan raporda şöyle denildi:

“Cumhurbaşkanı diyor ki; ‘Sayın Trump’ın açıklamalarında, Suriye’de de Irak’ta da bizimle benzer düşünceler gözleniyor. Mesela, uçuşa yasak bölge meselesi çok önemli. Onların da benzer düşünceleri var’. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın telefon görüşmesi sonrasındaki bu açıklamasına karşın, Trump başkan seçildikten sonra ilk kapsamlı mülakatını Wall Street Journal gazetesine verdi ve ‘Esad’a karşı savaşan ılımlı muhaliflere yardımı keseceğini’ açıkladı.

Donald Trump ayrıca, Suriye’de amacının IŞİD’e karşı verilen mücadeleye yoğunlaşmak olduğunu, Suriye’de Esad’ın desteklenmesi gerektiğini söyledi. Trump Suriye konusundaki yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor: ‘Suriye konusunda benim yaklaşımım diğerlerinden çok farklıdır. Benim tutumum şudur: Sen Suriye ile savaşıyorsun, Suriye IŞİD ile savaşıyor. Amaç IŞİD’den kurtulmaktır. Biz isyancıları destekliyoruz ama bunların kim olduğu konusunda en ufak fikrimiz yok. Eğer Amerika Suriye’ye saldırırsa sonuç, bizim hem Rusya hem de Suriye ile savaşmamız olur’.

Trump’ın Wall Street Journal’a verdiği mülakatta açıkladığı Suriye yaklaşımı ile Cumhurbaşkanının telefon görüşmesine atfen dile getirdiği Suriye yaklaşımı arasında hiçbir benzerlik ya da aynılık söz konusu değil.”

ABD'NİN ÖNCELİĞİ ESAD YERİNE IŞİD OLACAK

CHP’li Toprak raporunda, Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılından bu yana AKP hükümetleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçuşa yasak bölge ve Türkiye-Suriye sınırında tampon bölge önerisini gündeme getirdiğini vurgulayarak, şu görüşlere yer verdi:

“ABD buna yanaşmadı. Nedeni ise Suriye’de hava ve deniz üsleri bulunan Rusya ile karşı karşıya gelmemek, iki ülke arasında çatışmalara neden olacak bir sürece yol açmamaktı. Şimdi de Trump’ın açıklamalarından anlaşılıyor ki, Suriye’de ABD ile Rusya’yı karşı karşıya getirecek bir politika söz konusu olmayacak. ABD’nin önceliği Esad’ı devirmekten ziyade IŞİD’in bertaraf edilmesine yoğunlaşmak olacak. Bunun için de Esad’a karşı savaşan ılımlı-ılımsız tüm muhalif güçlere sağlanan ABD desteği kesilecek ve ABD’nin mücadelesi ağırlıkla IŞİD’le mücadeleye yoğunlaştırılacak. Burada da şu anda sahada ABD’nin müttefiki olarak IŞİD’e karşı en yoğun mücadeleyi yürüten YPG ağırlıklı SDG güçlerine destek verilecek.

TRUMP ‘UÇUŞA YASAK BÖLGE’YE ONAY VERMEZ

Dolayısıyla Suriye’de Hmeymim’de süresiz şekilde kalıcı bir hava üssü kuran ve bunun onayını alan Rusya ile havada karşı karşıya gelme, çatışma olasılığının söz konusu olmaması için de Trump’ın Suriye’de ‘uçuşa yasak bölge’ projesine destek vermesi söz konusu değil. Bu açıdan, Cumhurbaşkanı’nın ‘Trump ile görüşlerimiz benzeşiyor, örtüşüyor’ açıklamalarıyla, Trump’ın Suriye konusundaki açıklamaları birbiriyle çelişiyor.

Yaptığı açıklamalardan, verdiği mülakatlardan da bunu somut şekilde görmek, anlamak olanaklı. Trump’ın Suriye’deki önceliği IŞİD’le mücadele eden ve etmekte olan güçlere yönelik desteği yoğunlaştırmak, tüm desteği bu yöne aktarmak. Bu noktada da Esad güçleri ve Rusya ile Trump’ın Suriye stratejisinin IŞİD’le mücadele konusunda aynı safta buluşacağını görmek zor değil. Trump, bu nedenle, IŞİD’e karşı değil de öncelikle Esad’a karşı mücadele eden muhaliflere tüm desteğin kesileceğini söylüyor.”

ERDOĞAN-TRUMP AYRIŞMASI

CHP'li Erdoğan Toprak, ABD'de başkanlık seçimini kazanan Donald Trump açısından Suriye'de önceliğin Beşar Esad'ın devrilmesi değil, IŞİD'in bitirilmesi olduğunu belirterek, "Trump, Suriye'de, Cumhurbaşkanı ve hükümetin beklentileri açısından, bambaşka bir tablonun ortaya çıkması, beklentilerin boşluğa düşmesi hiç de sürpriz olmaz" dedi.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, hazırladığı 'Haftalık Değerlendirme Raporu'nda Donald Trump'ın başkanlığında, Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl olacağına da yer verdi.

Raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD başkanı seçilen Trump ile tebrik görüşmesi yaptığı hatırlatıldı. Raporda, seçim kampanyası esnasında İslam ve göçmen karşıtı açıklamaları nedeniyle Trump'a sert tepki gösteren Erdoğan’ın seçim sonrası telefon görüşmesinde ise Trump ile birçok konuda görüşlerinin benzeştiğini söylediği belirtildi.

ABD ve batılı ülkelerin ilk başta Esad’ın da Kaddafi gibi kısa sürede devrileceğini düşünerek, Suriye’de muhalif kesimlere destek verdiklerini ifade eden CHP’li Toprak raporunda, “Ancak geçen sürede, Esad’a karşı mücadele eden güçlerin Suriye'de Şii-Sünni çatışmasını körüklediklerini, bunun da tüm bölgede mezhep savaşlarını ateşleyeceğini gördüler. Esad’ı devirmenin bu ateşi tüm bölgeye yayacağı ve doğacak boşluğun IŞİD ve benzerleriyle doldurulacağı anlaşıldı. IŞİD’e yol açmanın nelere sebep olduğu görüldü” dedi.

Toprak raporunda, Türkiye açısından da hükümetin kısa süre öncesine kadar Suriye’deki önceliğinin Esad'ın devrilmesi olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi: “Son dönemde, Rusya ile geliştirilen yeni normalleşme sürecinde bu öncelik daha geri plana itildi. Şimdi Cumhurbaşkanı her ne kadar Trump ile görüşlerinin örtüştüğünü, benzeştiğini söylese de ABD’nin yeni başkanı açısından da öncelik Esad’ın devrilmesi değil, IŞİD’in bitirilmesi. Bu açıdan, Trump 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a oturduğunda, Suriye’de, Türkiye açısından, Cumhurbaşkanı ve hükümetin beklentileri açısından, bambaşka bir tablonun ortaya çıkması, beklentilerin boşluğa düşmesi hiç de sürpriz olmaz.”

18.11.2016