DÜNYA SAVAŞINA 5 KALA

Suriye’de ilan edilmemiş bir savaşın içinde olan ve destekledikleri ülke ve gruplarla savaşı yürüten ABD ve Rusya, ciddi anlamda karşı karşıya gelmek üzere. ABD’nin tüm uyarılara karşın NATO üzerinden Rusya’yı kuşatma stratejisine Moskova plütonyum anlaşmasını askıya alarak cevap verdi. ABD’nin cevabı ise, Suriye’de Rusya ile iletişim kanallarını kesmek oldu. Gerilim böyle devam ederse iki ülkenin fiili olarak karşı karşıya gelme olasılığı artıyor.

Celal ÇETİN

ABD (NATO) – Rusya geriliminin ilk işaretleri, 8-9 Temmuz tarihlerinde Varşova’da yapılan NATO zirvesinde ortaya çıktı. NATO toplantıda Doğu Avrupa’daki askeri varlığını artırma kararı aldı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “İttifakın doğu bölgesindeki askeri varlığını Polonya’da ve aynı zamanda Estonya, Letonya ve Litvanya’da dönüşümlü bir temelde 4 tabur (4 bin asker) artırmaya karar verdiğini” açıkladı.

İttifak, hazır kuvvetlerinin sayısını 3 kat arttırırken ve acil müdahale kuvvetlerini birkaç gün içerisinde tüm üye ülkelerde görevlendirilmeye hazır duruma getirirken Doğu Avrupa ülkelerinde 8 yeni karargah kurdu.

İttifak ayrıca Ukrayna ve Gürcistan’a ek askeri destek sağlamayı planlarken ABD, Romanya’daki üssünden Litvanya ya 20 TIR malzeme sevk etti.

POLONYA ÜZERİNDEN NATO BASKISI

NATO’nun Polonya’ya 10 bin asker gönderme kararı, gerilimi tehlikeli boyutlara taşıdı. Polonya Dışişleri Bakanı Witold Waszczykowski, NATO’nun asker sevkiyatının önemli bir askeri destek olduğunu belirterek, “Bize göre bu, Doğu’daki güçler dengesinde jeostratejik bir kayma” dedi.

Haziran ayında Polonya’da NATO tarafından yapılan Anaconda-16 tatbikatları Batı basınında eleştirildi. Alman Der Spiegel dergisi, tatbikatların “açık bir biçimde Rusya’ya yönelik olması nedeniyle” NATO’daki bazı yöneticileri endişelendirdiğini yazdı.

Dergiye göre NATO’daki bazı yöneticiler tatbikatın “fazla açık bir biçimde Rusya’ya karşı olduğunu” ve tatbikatta gerek olmadığı halde gerçek savaş senaryolarının canlandırıldığını düşünüyor. Yazıda, “Brüksel’de Moskova’yla diyaloğu yenileme isteğinden bahsedilirken, Varşova savaşa oynuyor” yorumu yapıldı.

​Anaconda-16 tatbikatlarına 24 ülkeden 31 bin asker katıldı. Tatbikatların önceden ulusal bir tatbikat olması planlanmıştı. Ancak Polonya’nın baskıları sonucunda tatbikata NATO’nun neredeyse tüm üyeleri katıldı.

NATO KARADENİZ’DE DENGE KURMAK İSTİYOR

NATO, Doğu Avrupa’nın yanısıra Karadeniz’deki etkinliğini de artırmaya çalışıyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, istihbarat faaliyetlerinin artırılması amacıyla, Karadeniz’deki NATO varlığının artmaya devam edeceğini açıkladı.

Karadeniz’deki gelişmeleri ve NATO için olası sonuçlarını sürekli olarak değerlendirdiklerini ifade eden Stoltenberg, “Bölgedeki mevcut varlığımız, takviye ihtimaline yönelik hazırlıklarımız ve istihbarat ile gözlem faaliyetlerimiz işte tam da bu sebepten kaynaklanıyor” dedi.

Foreign Affairs dergisi için bir makale kaleme alan Atlantik Konseyi Danışmanı Robbie Gramer, NATO’nun Rusya’nın Karadeniz’deki güçlenişini gözden kaçırdığını belirtti. Gramer, Rusya’nın Akdeniz’e savaş gemileri ve yük gemileri göndererek oradaki varlığını artırdığına da dikkat çekti.

Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasının ardından Moskova’nın yarımadaya ağır silahlar, saldırı silahları ve modernize edilmiş hava savunma sistemleri yerleştirdiğine dikkat çeken Gramer, “Bu artış, NATO ve müttefiklerinin bölgedeki faaliyetlerini engelliyor ve havadan istihbarat toplamayı imkansız hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’li uzman, Rusya’nın Karadeniz Filosu’nu modernize etmek için ciddi miktarda yatırım yaptığına dikkat çekerek, “Moskova yönetimi, bu filoyu modern bir savaş gücüne dönüştürmeye, hem Karadeniz’de hem de Akdeniz’de etkin olacak seviyeye çıkarmaya çalışıyor” yorumunda bulundu.

RUSYA, AKDENİZ'DE ERİŞİLMEZ ALANLAR OLUŞTURUYOR

Diğer taraftan Gramer, Rusya’nın Akdeniz’e savaş gemileri ve yük gemileri göndererek oradaki varlığını artırdığına dikkat çekti.

Gramer, “Hazar Denizi’nden, Akdeniz’deki denizaltılardan ve uzun menzilli uçaklardan Rus füzelerinin gönderilmesi, Akdeniz havzasının Rusya’nın erişim bölgesinde olduğunu gösterdi. Suriye’de operasyonların başlamasıyla, Rusya bölgede düşmanların erişemeyeceği alanlar oluşturmaya başladı” dedi.

RUSYA NÜKLEER KARTINI ÇIKARDI

Rusya, ABD’yi ve NATO’yu Doğu Avrupa’da ve Karadeniz’de kuşatma politikası izlememesi için uyarmasına karşın ittifak bu uyarıları dikkate almadı. Ve Moskova nükleer kartını masaya sürdü.

Moskova, ABD ile plütonyum kullanımına ilişkin imzalanan anlaşmanın durdurulduğunu açıkladı. Kremlin’den yapılan açıklamada, ABD ile imzalanan ve savunma amaçları için artık gerekli olmayan plütonyum maddelerinin imha edilmesine ilişkin anlaşmanın askıya alındığı kaydedildi. Açıklamaya göre anlaşma, ABD’nin Rusya’ya yönelik “dostane olmayan eylemleri, anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve Rusya'nın güvenliğinin savunulması için acil önlemler alınması gereksinimi” nedeniyle alındı. Rusya daha önce de ABD’yi plütonyum anlaşmasını yerine getirmemekle suçlamıştı.

Anlaşma, 2000 yılında imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında her iki taraf da 17 bin atom bombası üretmeye yetecek en az 34 metrik ton plütonyumu imha etmek konusunda anlaşmıştı.

RUSYA’NIN HAYATİ 2 ŞARTI

Rusya Devlet Başkanı Putin, Rusya ve ABD arasındaki “Plütonyumun Yönetilmesi ve İmha Edilmesi” anlaşmasının yeniden uygulamaya konması için Washington yönetiminden iki şartın yerine getirilmesini istedi.

1- NATO ülkelerinin topraklarında konuşlandırılan ABD’ye ait askeri altyapının ve birliklerin sayısı anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihteki seviyeye çekilecek.

2- ABD’de çıkartılan 2012 tarihli “Magnitsky Yasası” ve Ukrayna krizinden sonra uygulamaya konan Rusya’ya yönelik yaptırımlar kaldırılacak.

ABD, SURİYE’DE RUSYA İLE İLETİŞİMİ KESTİ

İki ülke arasındaki gerilimin artmasına ve Rusya’nın plütonyum restine ABD’nin cevabı, Suriye konusunda Rusya ile görüşmeleri askıya almak oldu.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, “Amerika, Rusya ile ateşkesi sağlamak amacıyla kullandığı kanalları askıya almaktadır, bu kolayca aldığımız bir karar değil” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Ortak Uygulama Merkezi’nin (JIC) kurulması çalışmalarında bulunan personeli geri çekmeye hazırlandığını ifade eden Kirby, Suriye üzerindeki hava operasyonları konusundaki iletişim kanalların açık kalacağını belirtti.

BEYAZ SARAY: KONUŞULACAK BİR ŞEY KALMADI

Beyaz Saray sözcüsü Josh Earnest de, Suriye’de şiddetin azaltılması için anlaşma imzalamaya çalışmak konusunda ABD ve Rusya’nın konuşabilecekleri başka bir şey kalmadığını söyledi. “Rusya’nın Suriye içinde yüzleştiği büyüyen aşırılıkçı tehdidi hakkındaki kaygılarının doğru ve haklı olduğunu düşünüyorum” diyen Earnest, ABD Başkanı Barack Obama ve ulusal güvenlik takımının acil müdahale planı için çalışmaları sürdürdüğünü ifade etti.

PENTAGON, ATEŞKESE KARŞI

ABD’deki bir dizi savaş karşıtı sivil toplum kuruluşunu barındıran çatı örgüt ANSWER Koalisyonu’nun koordinatörü Brian Becker, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ve Pentagon’daki üst düzey yetkililerin ateşkese karşı olduğunun savundu. Bunun spekülasyon olmadığını, Pentagon’dan basına verilen demeçlerin bu yönde olduğunu kaydeden, Deyr Ez Zor saldırısının ateşkesi sabote etmeye ve bozmaya yönelik net bir girişim olduğunu ifade eden Becker, bu eylemi gerçekleştiren tarafın istediğini aldığını belirtti.

Öte yandan Becker, Suriye’deki ateşkes anlaşmasının başarısızlığa uğraması durumunda, ülkedeki güç boşluğundan yararlanan teröristlerin Rus kentlerine saldırabileceğini iddia eden ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby’nin Rusya’yı doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Becker, bu tür söylemlerin daha büyük bir cepheleşmenin habercisi olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ise Moskova ve Washington’un Suriye’de “çok keskin kavramsal ihtilaf” aşamasında olduğunu iddia ederek, “Washington Suriye’nin siyasi çerçevesini değiştirmek istemesi durumunda ABD ile Rusya'nın yolları ayrılabilir. ABD’nin son 10 gün içinde bazı konularla ilgili tutumu hiç görülmediği kadar sert. Muhtemelen ABD yönetimi, Suriye’nin siyasi geometrisini yeniden şekillendirmek için bu durumu kullanma yönünde bir karar aldı” değerlendirmesinde bulundu.

RUSYA “HER OLASILIĞA” HAZIR

Rusya, olası bir savaş ihtimaline karşı Moskova’da 4-7 Ekim tarihlerinde savaş tatbikatı yapıyor. Tatbikata 40 milyon kişi katılacak. Olası bir savaşta Moskova Metrosu sığınağa dönüştürülebiliyor ve 11 milyon kişi 3 ay boyunca yaşayabiliyor.

Rusya, ABD kontrolündeki NATO ile eninde sonunda bir sıcak çatışma yaşanabileceği ihtimalini hiçbir zaman gözardı etmedi. Afganistan Savaşı ve Sovyetler Birliği deneyiminde önemli dersler çıkaran Putin yönetimi, Batı tarzı diplomasi ve iletişim yöntemini başarıyla uygularken, askeri gücünü de geliştirdi.

ABD’de yayınlanan National Interest dergisine göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Rus Silahlı Kuvvetleri’ni modern ve ölümcül bir güç haline getirdi. Mitchell Yates imzalı makalede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in son beş yılda Rus ordusunu kazandırdığı askeri becerilerle yeniden yapılandırıp modernize ettiği belirtildi.

Yine National Interest’te yayımlanmak üzere ortak bir makale kaleme alan politika uzmanları Mathew Burrows ve Robert A. Manning, Rusya ile Çin’in giderek yakınlaştığını ve küresel düzeni şekillendirme şansı yakaladığını belirtti.

Mathew Burrows ve Robert A. Manning, ABD’nin Rusya ile yaşadığı gerilim yüzünden küresel siyasette risklerle karşı karşıya geldiğine dikkat çekerek, “Çin ve Rusya ilişkileri, son elli yıldır hiç olmadığı kadar birbirine yakınlaşıyor. Bu da iki ülkeye küresel düzeni istedikleri yönde şekillendirme şansı veriyor” tespitini yaptı. Burrows ve Manning, makalesi şu yorumlarla devam etti:

“Henry Kissenger’ın strateji mantığı, hem Moskova hem de Pekin ile ayrı ayrı iyi ilişkilere sahip olmak ve bu ilişkilerin seviyesini iki ülke arasındaki ittifaktan daha iyi konumda tutmaktı. Şimdi ise Moskova ile Washington’ın arasının bozulmasıyla, Çin ‘kazanan’ olacakmış gibi görünüyor.”

RUSYA’NIN GELECEĞİ ASYA’DA

ABD’nin Ukrayna krizini gerekçe göstererek Rusya’ya uyguladığı yaptırımları uzmanlar, yaptırımların Rusya’yı Doğu’ya özellikle de Çin’e yönelttiğini belirterek, “Rusya’nın uzun vadede enerji geleceği Asya’da. Çin ile imzaladığı yaklaşık 500 milyar dolarlık doğalgaz ve petrol anlaşmaları, beli bükülen Rus ekonomisini güçlendirecek. Çin de Avrasya’yı istikrarlı halde getiren ve modernleştiren ‘değerli bir ortak' kazanacak” tespitinde bulundu.

ABD OYUN  DIŞI BIRAKILIYOR

ABD’nin avantajlı konuma geçmek için tek kutuplu dünya eğilimlerine ve “eşitler arasında birinciymişçesine” davranmaya son vermesi gerektiğini belirten Mathew Burrows ve Robert A. Manning, “Evet, yeni bir ‘Büyük Oyun’ oynanıyor, ama biz ciddi anlamda oyun dışı bırakılıyoruz” değerlendirmesinde bulundular.

ABD’NİN ÜSTÜNLÜĞÜ SONA ERİYOR

ABD düşünce kuruluşu Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nin hazırladığı son raporu yayımlayan Washington Post’ta yer alan analize göre ise Rusya ve Çin, gelişmiş savunma sistemleriyle yeni teknolojiler geliştirirken, ABD ise alışılageldik askeri programları uygulamaya ve miadı dolmuş silah türlerine güvenmeye devam ediyor.

Washington Post, “ABD’nin yurtdışındaki operasyonları için kırılma noktasına gelindi. Önceden ABD’nin uçak gemilerine karşı koymak zordu ancak artık durum kökten değişti. Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler, son yıllarda ordularını ve silahlarını ciddi biçimde modernize etti ve bu durum, ABD’nin üstünlüğüne son veriyor” ifadelerine yer verdi.

Gazete, Rusya’nın askeri alanda attığı, öne çıkan adımları ise şöyle özetledi: “Rusya, Baltık Denizi’nde güçlü bir hava savunma sistemi kurdu ve gemisavar füze kompleksleri konuşlandırdı. Ayrıca Moskova, karadan havaya fırlatılabilen füzeleri hali hazırda test etmiş durumda.”

Analizin sonunda ise “Eğer Pentagon, önümüzdeki birkaç sene içinde stratejisini gözden geçirmezse, ABD ordusu Rusya ve Çin’in yeni nesil silahlarının gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya kalacak. Bunun sonucunda da askeri alandaki üstünlüğü sonsuza dek unutmak zorunda kalacak” değerlendirmesine yer verildi.

YENİ GÜÇ MERKEZLERİ OLUŞUYOR

ABD’nin kabusu, dünyada yeni güç merkezlerinin oluşması ve bu merkezlerin, ABD’nin süper güç özelliğini elinden alması. Bu yeni güç merkezleri, Asya/Pasifik ve Avrasya bölgeleri olarak ortaya çıkıyor. Bölgelerin belirleyici ülkeleri ise Çin, Rusya, Hindistan, Kore, İran, Türkiye olarak sıralanıyor.

Yeni kriz bölgeleri ise Asya/Pasifik (Rusya/Çin-ABD rekabeti), Avrasya (Rusya/Çin-ABD rekabeti), Karadeniz (Rusya-ABD-Türkiye rekabeti), Kuzey Buz Denizi (Arktik) ve Afrika (Çin-ABD-Rusya-Avrupa rekabeti) olarak belirlendi.

Küresel ısınma nedeniyle dünya ekolojik bir felakete adım adım yaklaşırken, Kuzey Kutup bölgesinde buzulların erimesi, büyük güçler arasında yeni jeopolitik hesapların yapılmasına yol açıyor. Bilim adamlarının araştırmalarına göre, yakın bir gelecekte Kuzey Buz Denizi yaz aylarında buzdan arınmış olacak. Bu durum deniz altındaki zengin petrol ve doğal gaz yataklarına erişim sağlanması anlamına geleceği gibi, Asya’dan Avrupa ve Amerika’ya deniz yoluyla yapılan ticarette Kuzey Kutup bölgesinden geçen yeni hatların kullanılarak mesafelerin ciddi bir şekilde kısaltılmasını ve dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesini de sağlayacak. Buzsuz bir Kuzey Buz Denizi için hazırlıklarını en yoğun şekilde sürdüren ülkelerin başında ise Çin geliyor.

04.10.2016