ABD’NİN SONUNU CIA GETİRECEK!

Bir süredir ABD yönetiminin Suriye ve Ortadoğu konusunda ayrıştığı iddiaları, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, bir Suriye toplantısından ses kayıtları ile teyit edildi. New York Times gazetesinin yayınladığı görüşmeler, Kerry’nin Suriye konusunda Obama yönetimi ile farklı görüşlerde olduğunu ortaya koydu.

Celal ÇETİN

Gazete kaydın, Birleşmiş Milletler Genel Kurul çalışmaları sırasında yapılan bir toplantıdan olduğunu yazdı. Habere göre John Kerry, Suriye’de ateşkes çöktükten bir kaç gün sonra BM Hollanda Misyonu’nda Suriyeli temsilcilerle bir araya geldi.

Kerry burada, diplomatik çabalarına eşlik etmesi gereken askeri eylem tehdidinin kendi yönetiminden destek görmediğini söyledi. Kerry, “Yönetimde, askeri kuvvet kullanımını savunan üç dört kişiydik ve bu tartışmayı kaybettim” dedi.

22 Eylül tarihli kayıtta John Kerry, “Diplomatik yolu izlemeye çalışıyoruz, biliyorum bu çok sinir bozucu. Bizden daha sinirli kimse yok” ifadelerini kullandı.

Gazeteye göre ABD Dışişleri Bakanı, Esat’ı koltuktan indirecek bir seçim düzenlenmesi önerisiyle de katılımcıları şaşırttı. Kerry, “Dünyanın neresinde olursa olsun mülteci olarak kayıtlı herkes oy kullanabilir ve Esat bunun olmasından korkuyor” dedi.

Ancak katılımcılar buna ikna olmadı ve Suriyelilerin güvenle oy kullanamayacağını, Rusya’nın seçime onay vermeyeceğine dikkat çekti.

New York Times, toplantıya Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki bölgelere eğitim, kurtarma çalışmaları ve tıbbi yardım sağlayan dört örgütün temsilcilerinin yanı sıra, üç-dört ülkeden temsilcilerin ve Kerry’nin Suriye özel temsilcisinin katıldığını yazdı.

Kayda göre katılımcıların bu açıklamalarla moralleri de bozuluyor. Kayıtta bir kadının “ABD hükümet güçlerine karşı yardım etmek için müdahil olmadan önce daha kaç Suriyeli’nin ölmesi gerekiyor?” diye soruyor.

Bir katılımcının, “Esat’tan kurtulmak için ABD’nin daha dolambaçsız bir rolü olmalıydı” sözü üzerine Kerry, “Yani sizce tek çözüm birinin Suriye’ye girip Esat’ı kovması mı. Peki bunu kim yapacak?” diye soruyor. Suriyeli katılımcı ise bu soruya, “3 yıl önce sorsaydınız “siz” derdim ama şimdi bilmiyorum” yanıtını veriyor.

New York Times toplantının, Suriyeli olmayan bir katılımcı tarafından kaydedildiğini ve kaydın bir çok katılımcı tarafından doğrulandığını belirtti.

CIA VE PENTAGON SAVAŞI

Aynı gazete , Suriye’de ABD’nin iki güvenlik kurumunun çatışma içinde olduğunu yazmıştı. New York Times’ın analiz yazısında, Suriye'deki çatışmaların son ayağı olan Cerablus’ta savaşan tarafların aslında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile ABD’nin gizli servisi CIA’in desteklediği farklı taraflar olduğu açıklanmıştı.

Gazete, Türkler’in yardımı ile Cerablus’u IŞİD’den geri alan Özgür Suriye Ordusu’nun üstü kapalı olarak CIA tarafından desteklendiğini, YPG’nin başını çektiği DSG’nin (Demokratik Suriye Güçleri) ise Pentagon tarafından destelendiğini yazdı. Anne Barnard tarafından yayımlanan makalede, Cerablus’u IŞİD’in elinden alan ve batıya El Bab ve Mare’ye doğru yönelen Özgür Suriye Ordusu’nun bu rotada Pentagon’un finansal olarak da açıktan desteklediği DSG ile çarpışmasının kaçınılmaz olduğu belirtildi. Barnard, bu şekilde aslında savaşan tarafların iki farklı ABD kurumu olduğunu itiraf etmiş oldu.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DA BÖLÜNDÜ

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda, hükümete Suriye konusunda danışmanlık yapan 51 diplomatın ABD hükümetinin Suriye politikasını değiştirmesi gerektiği yönünde çağrı yapması, ABD diplomasisinin beyninin de bölündüğünü gösteriyor.

Diplomatların imzaladığı bildiride, ABD’nin mevcut tutumun Suriye muhalefetine zarar verdiği ve Devlet Başkanı Beşar Esad’ın iktidarda kalmasına yardım ettiği kaydedildi.

Bildiride ayrıca, Suriye ordusuna roket, insansız hava aracı ve gerekmesi halinde savaş uçaklarıyla saldırılması önerildi. Aksi takdirde ise Şam’ın, muhaliflerle müzakere için üzerinde baskı hissetmeyeceği vurgulandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, günlük basın toplantısında detay vermekten kaçınarak, "Kerry, yazıda kaleme alınan argümanların çok güçlü olduğunu düşünüyor” derken, Dışişleri Bakanı John Kerry bildiriyi kaleme alanlarla bir görüşme yaptı. Ancak Kerry görüşme sonunda bir açıklama yapmaktan kaçındı.

ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI CIA’NIN ETKİSİNDE Mİ?

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki 51 diplomatın Beyaz Saray’ın Suriye politikasını protesto ederek Şam’ın hedef alınması yönündeki çağrısı, CIA’in bakanlık üzerindeki etkisi olarak yorumlanıyor.

Yorumculara göre “CIA en başından beri ABD’nin Suriye’de IŞİD’le savaşmasının yanlış olduğunu düşünüyor ve bunun yerine odağın Suriye hükümetinin devrilmesine odaklanmasını istiyordu.”

Antiwar.com yazarı Jason Ditz, Suriye’yi “zayıf” bir hükümet yönetirken IŞİD’in mağlup edilemeyeceğini iddia eden CIA’in “Şam hükümetini yok etmenin yardımcı olacağını” düşündüğünü belirtti.

Barış ve Refah İçin Ron Paul Enstitüsü’nden Daniel McAdams da, IŞİD’in asıl düşmanı olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a saldırılması teklifinin “aptalca” olduğunu söyledi.

CIA’NIN SABIKALARI

CIA’nın bilinçli/bilinçsiz yanlış yönlendirmesi ile ABD dış politikasının başarısızlık bilançosu oldukça kabarık.

EL KAİDE

ABD’nin dünyayı yeniden dizaynı için gerekçe olarak kullandığı 11 Eylül saldırılarını CIA öngörememişti. Kimi yorumculara göre ise öngörmek istememişti. Daha ötesi, FBI’dan (Federal Soruşturma Bürosu) gelen“ABD’deki El Kaide faaliyeti” raporlarını dikkate almamıştı. CIA’nın bu öngörüsüzlüğü! ABD ve dünyaya 11 Eylül saldırısı olarak geri döndü ve Afganistan, Irak, Suriye ölüm hattının açılmasına yol açtı.

IRAK

Tarih, 5 Şubat 2003. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, bütün dünyaya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde konuştu, eldeki “çok sağlam” istihbarat bilgilerine göre Irak’ta mobil biyolojik silah laboratuvarları bulunduğunu anlattı. Önündeki CIA raporundan bazı cümleleri aynen tekrarlayan Powell’ın bu konuşması ile ABD’nin Irak’ı işgal süreci başladı.

Ancak savaş başladıktan sonra, Irak’ı karış karış arayan Amerikan askerleri, o mobil silah laboratuvarlarını bir türlü bulamadılar. “CIA yalan söyledi” şüphesi yayılıyordu ki, askerlerin bulamadığını istihbaratçılar buldu. Tenet’in talimatıyla, 28 Mayıs 2003’te altı sayfalık yeni bir istihbarat raporu hazırlanıp Bush’a sunuldu. Irak’ta ortaya çıkarılan bir traktör römorkunun biyolojik silah laboratuvarı olarak kullanıldığı saptanmıştı. Bush, CIA’e güvendi ve bir gün sonra 29 mayısta Polonya’ya yaptığı ziyaret sırasında bunu dünyaya ilan etti: “Kitle imha silahlarını bulduk.”

Bu görüntünün perde arkasında yaşananları ise daha sonra Amerikalı gazeteciler ortaya çıkardılar. Tenet’in altı sayfalık raporunu öğrenen Dışişleri İstihbarat Daire Başkanı Ford aynı gün devreye girmiş, Bakan Powell’a, “Efendim, sizi Birleşmiş Milletler’in önünde hatalı konuşturdular, şimdi de bu düzmece raporu yazdılar” demişti.

LİBYA

CIA’nin kontrolündeki ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri benzer bir şekile Libya’nın eski lideri Muhammed Kaddafi’nin de devrilmesi gerektiğini savunmuştu.

ABD ve onun başlıca NATO müttefikleri Fransa ile İngiltere, bu savaşı, yalnızca masum insanları korumak üzere tasarlanmış insani bir müdahale olduğu bahanesiyle başlattılar. NATO güçleri, derhal müdahale edilmemesi durumunda hükümetin ülkenin doğusundaki Bingazi kentinde isyancı halkı katletmesinin an meselesi olduğu biçimindeki doğrulanmamış iddialar temelinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, kendilerine bir uçuşa yasak bölge dayatma ve sivilleri korumak için “gerekli bütün önlemleri alma” yetkisi veren 1973 sayılı kararı kabul ettirdiler. Ve savaş başladı.

Yaklaşık 8 ay süren savaş sonunda Albay Muammer Kaddafi yönetimi yıkıldı, Kaddafi NATO destekli bir “vahşiler” güruhu tarafından “linç edildi.” Başkan Barack Obama, bu vahşeti “yeni ve demokratik bir Libya”nın inşaası olarak yorumladı. Bugün Libya, tam anlamı ile kaos ve vahşetin hüküm sürdüğü bir coğrafi bölge haline dönüştü.

SURİYE

Suriye’deki durumu, yukarıda yer verdiğimiz New York Times’ın analizlerden görebilirsiniz.

01.10.2016