ATATÜRK’ÜN ABD’Lİ İSTİHBARATÇIYA VERDİĞİ CEVAP

Türkiye ölüm kalım savaşı verirken, Güneydoğu’da PKK terör örgütü ile mücadele ederken, ülkede içsavaş tehlikesi devam ederken, TSK Suriye’de bilinmezliğe sürüklenirken ABD, İngiltere ve değişik Avrupa ülkelerinin büyükelçileri Güneydoğu’da cirit atıyor. Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk ve tek lideri, başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün ABD’li bir istihbaratçıya verdiği mülakat, “milli lider nasıl olunur?” sorusuna cevap teşkil ediyor.

Celal ÇETİN

Güneydoğu ajan kaynıyor. Türkiye üzerinde emelleri olan tüm ülkeler, bölgenin hassas dengelerini bozmak üzere para dahil her imkanı değerlendiriyor. ABD elçilik görevlileri yetmedi, şimdi İngiliz elçilik görevlileri Kürt kökenli aşiretleri ziyaret ederek “satın alma” girişimlerine başladı.

Türkiye’nin Güneydoğusu Türkiye Culhuriyeti Devleti’nin kontrolünden çıkmış gibi görünürken Türkiye’yi yönetenlerin yabancıların ziyaretlerini görmezden gelmesi dikkat çekiyor.

2016 Türkiyesi tarihinin en karanlık günlerini yaşarken 1921’de Atatürk’ün ABD’li istihbaratçı teğmene verdiği mülakat, ilk ve tek liderimizin yabancıların misyonerlik tehditlerine nasıl tepki gösterdiğini gösteriyor.

Mustafa Kemal, ABD Deniz Kuvvetlerinden istihbaratçı Teğmen Robert S. Dunn’la yaptığı görüşmede Amerikalı misyonerlerin yıkıcı faaliyetlerini anlatıyor. Teğmen Dunn’ın Washington’a gönderdiği rapora göre, görüşme 1 Temmuz 1921’de yapılıyor. Teğmen Dunn’ın yazdığı raporun ilgili bölümü şöyle:

“Konu: Anadolu'daki Vaziyet -Monografik Rapor-

Nereden: İstanbul (Milliyetçi Türkiye)

No:1308

Tarih: 09 Ağustos 1921

Milli,  Dahili Siyasetler, Harici Siyasetler

Aşağıdaki sorular Mustafa Kemal Atatürk’e Teğmen Robert S. Dunn (ABD Deniz Kuvvetleri) tarafından soruldu ve cevaplar kendisi tarafından aşağıda belirtildiği gibi verildi:

(...) S: Yakındoğu Yardım Şirketleri ve Amerikan Tütün Şirketlerinin Rum ve Ermeni memurlarının, şimdilerde Karadeniz sahillerinden sınırdışı edilmesinde teferruat ve pren- sipte hangi makam karar veriyor? Sürgün emirlerinin hakkı ile tatbikinden kim mesul tutulmuştur? Siyasi sebeplerle sürülme emri alanlar aleyhinde hangi müessese delil sahibidir?

C: Karadeniz sahilindeki Rumlar -bilhassa Samsun’dakiler- Pontus devleti adını vermek istedikleri bir Rum hükümeti kurmaya çalışıyorlar. Bu gizli teşkilat Atina’dan ve Atina tarafından yönetiliyor. Bu gizli teşkilat Türkiye’nin mahvına yol açmaya ve İzmir bölgesini işgal etmiş olan Yunan ordusuna yardım etmeye çalışıyor. İnebolu’yu bombardıman etmek suretiyle Yunan hükümeti bu hain insanlara yardım ediyor ve onları cesaretlendiriyor. Yunan hükümeti zaman zaman Samsun’a asker çıkarıyor ve Rumların kendileri ile işbirliği yapmaları için propaganda yapıyor. Hükümet Rumların bu faaliyetini ve Türkleri öldürmek ve Türk köylerini yakmak gibi yaptıkları mezalimi ispatlayacak kâfi belgeye sahiptir. Bu belgelerin bazıları hâlâ mahkeme önündedir. Komisyon tarafından silahlandırılan Rumlar, Yunan Kızıl Haçı adı altında kendilerini gizleyerek, bugüne kadar Türklere karşı, dağlarda vahşiyane suçlar işlemektedirler. Pontus Komitesi, hainane emellerini güven altına alma çalışmalarında kuvvet kazanmak için Rusya’dan ve Kafkasya’dan binlerce Rum getirmeye gayret etmektedir. Osmanlı tebaası Rumlar kendi oğullarını Yunan ordusuna gönderdiler. İzmir cephesinde karşılaştıklarımız bunlardır. Aldığımız esirler arasında bu tür kişiler var. Türkiye Büyük Millet Meclisi mevcudiyetini korumak için gerekli bütün tedbirleri tereddütsüz almaktadır. Zararlı siyasetler izledikleri tespit edilen Ermeniler cezalandırılmaktadır. Aynısını yapan Türkler de tamamen aynı şekilde cezalandırılmaktadır. Bu bağımsızlık endişesi ile yanlış bir yola sapan Müslümanlara karşı en sert tedbirler alınmaktadır. Fakat Yunanlıların vahşet ve mezalimi uzun süredir devam etmektedir ve hiç kimse zavallı Müslümanları kurtarmayı düşünmemektedir. Rumlar, Müslümanlara karşı bu suçları Avrupalıların ve Amerikalıların gözleri önünde işlemektedir.

S: Hükümet, Anadolu'daki Amerikan yardım ve hayır müesseselerini kabul ettikten, onlardan vergi aldıktan ve Ankara’da bir temsilci bulundurmalarına müsaade ettikten sonra, mevcut basının bu müesseselere ve onlarla alakalı Amerikalılara karşı propagandasına neden müsaade etmektedir?

C: Yasalarımızla uyum halinde bulunması kaydı ile biz ACRNE’nin insani ve yardım amaçlı faaliyetlerini memnuniyetle karşılamaktayız. Fakat esefle söylemeliyim ki, Merzifon ve Kayseri’deki gibi bu müesseselerden bazılarının bu hainane amaçlara vasıta oldukları araştırmalarla ispatlanmıştır. Basın; tarafından yapılan şikâyetler, bu gerçeklerin yayımlanmasından fazla bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki, bizdeki basın her yerde olduğu gibi serbesttir.

 S: Ankara Hükümeti kapitülasyonların kaldırılmasını istemeyen ABD ile diplomatik bir münasebet kurulmasına müsaade edecek midir?

C: TBMM Hükümeti, Amerika ile münasebete memnuniyetle girmek ister. Ancak milli hükümet, Amerikan Hükümeti’nin Türkiye’yi tam bağımsızlığından mahrum bırakan kapitülasyonların devamı için ısrar etmeyeceğini ümit eder. Kapitülasyonların kaldırılmasını zorunlu kılan tam bağımsızlık, Büyük Millet Meclisi'nin hâkim olan prensibidir.”

“Milli lider, milli hükümet, milli muhalefet” kavramları önce devletini, milletini ön plana almak demektir. ABD, İngiliz elçilerinin Güneydoğu’nun her köyünü, evini elini kolunu sallayarak dolaşmasını gözardı ederek “millilik” iddiasında bulunulamaz.

26.09.2016