SURİYE’DE KİM NE YAPIYOR, BELLİ DEĞİL

Suriye’de 5 ylı aşkın zamandır süren içsavaşın sona ereceğine dair umutlar yeniden azalmaya başladı. ABD ve Batı’dan gelen haberler, çatışmaların yeniden artarak bölgedeki ülkelerin bölünebileceğine işaret ediyor. Sözkonusu ülkeler arasında Türkiye’nin de adı geçiyor. Macerayla, hayalcilikle dış politikanın yürütülemeyeceği bir noktadayız.

Celal ÇETİN

Londra’da muhafazakar grupla bir toplantı çağrısı yapan İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Suriye’de siyasi geçişin sağlanması için hala bir şans olduğunu savundu.

Yüksek Müzakereler Komitesi’nin 25 sayfalık planı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat hükümeti ve muhalefet arasında altı aylık bir müzakere dönemi öneriyor. Bundan sonra gelecek 18 aylık süreç içinde ise Suriye’nin muhalif temsilciler, mevcut hükümet üyeleri ve sivil toplum tarafından kurulan geçici hükümetle yönetilmesi öngörülüyor.

Ancak bu planın gerçekleşmesi, Suriye sorununa müdahil olan iki büyük ülke, Rusya ve Amerika karşıt tarafları desteklemekten vazgeçmezse mümkün olmaz. Rusya Esat’ı desteklerken Amerika, Esat’ın iktidarda kalmasına şiddetle karşı çıkıyor.

Londra’daki görüşme, Başkan Barack Obama ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Çin’de düzenlenen G-20 zirvesi sırasında yaptıkları 90 dakikalık görüşmeden sonra gerçekleşti. Amerika ve Rusya, Suriye’de ateşkesin koşulları konusunda anlaşamamıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson, Amerika ve Rusya’nın Suriye politikalarındaki son derece zayıf ortak paydadan olabildiğince yarar sağlamaya çalışıyor. Johnson, Times gazetesinde kaleme aldığı makalede, “Rusya bile Suriye’de siyasi geçiş olması gerektiğini kabul etti. Ancak Rusya buna rağmen Esat’ı iktidarda tutabilmek için askeri gücünü seferber etmekten kaçınmıyor” dedi.

Rusya’yı, Esat’ı desteklemekten vazgeçmeye çağıran Boris Johnson, Esat’ı, “barbarca askeri taktikler kullanan” bir lider olarak tanımladı.

İngiliz yetkililer, muhalefetin planını, Suriye’de siyasi bir geçiş sağlamak amacıyla hazırlanan ilk güvenilir plan olarak niteledi.

Düşünce kuruluşu Chatham House’dan Ortadoğu uzmanı David Butler, “Gerçek şu ki, Esat rejimi herhangibir askeri baskı altında olmadığından emin. Esat, Rusya ya da İran tarafından zorlanmadığı sürece müzakere masasına oturmaz” değerlendirmesinde bulundu.

İngiliz bakan Boris Johnson, Times’daki yazısında, Suriye’deki düğümü çözecek formülün Amerika ve Rusya’nın elinde olduğunu belirtti. Bakana göre, eğer Rusya ve Amerika birlikte bir ateşkes anlaşması oluşturursa, Cenevre’deki müzakere masasına oturur. Cenevre’de bu sefer tek bir fark olur: tüm taraflar, Esat sonrası Suriye’ye ne olacağını görmeye başlar.

Bu da Amerika’nın yön değiştirmesi anlamına gelir. Uzmanlar, “Eğer Amerika, silahlı Esat muhaliflerine karşı Rusya’yla ortak bir askeri kampanyada biraraya gelirse, bu, Rusya ve Amerika’nın Esat rejimini korumak için ortaklık kurduğu anlamına gelir” şeklinde konuşuyor.

Başkan Obama’nın Amerika ve Rusya arasında güvensizlik olduğunu dile getirdiğinin altını çizen uzmanlar, Amerika’nın mevcut yönetimle bu şekilde rota değiştirmesine ihtimal vermiyor.

Öte yandan Oxford Üniversitesi’ni ziyaret eden Amerika Savunma Bakanı Ash Carter, “Yine de diplomasi ekibimiz, Rusya’nın gerçek ateşkese uyup bunu sürdürecek istekliliğe sahip olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Rusya’nın, Suriye rejimini, ülkedeki iç savaşı sona erdirecek siyasi geçişe ‘evet’ demeye ikna edip etmeyeceğini de anlamaya çalışıyoruz” dedi.

CIA: IRAK VE SURİYE BÖLÜNEBİLİR

CIA Başkanı John Brennan ise olumsuz bir tablo çiziyor. Brennan, Suriye ve Irak’taki devlet yapısının yeniden telafi edilemeyecek şekilde zarar gördüğünü belirterek, ülkelerin yakın gelecekte bölünmesinden kuşkulandığını söyledi. Brennan, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanabileceğinden kuşkulu olduğunu ve iki ülkenin de merkezi bir hükümet tarafından yönetilebileceğini tahmin etmediğini belirtti.

“Suriye ve Irak'ın yeniden bir araya gelip gelemeyeceğini bilmiyorum” diyen Brennan, dökülen kan ve yapılan tahribat kadar etnik ve mezhep gerginliklerinin sürmesinin de iki ülkeye büyük zarar verdiğini, Suriye ve Irak'taki Kürt bölgeleri gibi birçok özerk bölgenin ortaya çıkabileceğini ifade etti.

SURİYE’DE CIA-PENTAGON REKABETİ Mİ?

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın analiz yazısında, Suriye'deki çatışmaların son ayağı olan Cerablus’ta savaşan tarafların aslında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile ABD’nin gizli servisi CIA’in desteklediği farklı taraflar olduğu belirtildi.

The New York Times, Türkler’in yardımı ile Cerablus’u IŞİD’den geri alan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) üstü kapalı olarak CIA tarafından desteklendiğini, YPG’nin başını çektiği Demokratik Suriye Güçleri (DSG) olarak bilinen oluşumun ise Pentagon tarafından destelendiğini yazdı. Makalede Cerablus’u IŞİD’in elinden alan ve batıya El Bab ve Mare’ye doğru yönelen ÖSO'nun bu rotada Pentagon’un finansal olarak da açıktan desteklediği DSG ile çarpışmasının kaçınılmaz olduğu belirtildi. Makalede, bu şekilde aslında savaşan tarafların iki farklı ABD kurumu olduğunun altını çiziliyor.

YPG’YE YAPILAN UYARI DENGELEME POLİTİKASI

ABD’nin PYD’ye yaptığı desteği Suriyeli muhaliflere ve Türkiye’ye yaptığı destekle dengelediğinin yazıldığı makalede , ABD’nin PYD’ye son gelişmelerin ışığında yaptığı “Fırat’ın doğusuna çekilmeleri gerektiği” uyarısının da bu dengeleme politikasının bir parçası olduğunu belirtildi. ABD’nin henüz çatışmalar devam ederken izleyeceği yolun kesin olmadığının savunulduğu makalede, Pentagon Basın Sözcüsü Peter Cook’un Cerablus’taki çatışmaları “kabul edilemez bulduğu ve bölgedeki gruplara krizi çözmeleri için gereken adımları atmaları gerektiğini” söylediği de yer aldı.

ORTAK YOL ARAYIŞI UZAYABİLİR

Makalede, Cerablus’un ardından gelecek olan yeni çatışmaların ABD destekli kuvvetlerin ilk çatışması olmayacağını ancak  en önemlisi olabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye’nin son zamanlarda yakınlaştığı Rusya ile ABD’nin, Suriye’deki iç savaşı bitirmek için aradığı ortak yolun da zamansal olarak uzayacağına dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE BATAĞA MI ÇEKİLİYOR

Suriye’de uzlaşma umutları tehlikeye girerken bölgenin en karışık üç ülkesinden birisi Türkiye oldu. PYD’nin Türkiye sınırında bir hat oluşturmasının önüne geçilmesi ve IŞİD’le mücadele gerekçesiyle Suriye’ye müdahale eden Türkiye’nin adım adım çıkmaza sürüklendiği iddia ediliyor.

IŞİD’in en güçlü olduğu Suriye’de Rakka, Irak’ta Musul’a müdahale planları Türkiye için yıkım anlamına geliyor. Türk ve ABD Savunma Bakanları’nın Londra’da Birleşmiş Milletler Barış Gücü Savunma Bakanları Toplantısı sırasında yaptıkları görüşmede Rakka’nın alınmasının önemine dikkati çekildi.

Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay John Dorrian da, Rakka’ya operasyon konusunda izlenecek yola dair bir plan oluşturmak için hem Türk ordusu hem de Suriye Demokratik Güçleri’ye birlikte çalıştıklarını söyledi. Bu açıklamalar ABD’nin Rakka’da IŞİD’in üstüne TSK’yı sürmek istediğini gösteriyor.

Rakka gibi Suriye’nin derinliklerinde yer alan bir kente operasyon TSK’nın büyük ölçekli kuvvet kullanması anlamına geliyor. Böyle bir operasyonda başarı sağlansa bile TSK’nın bölgede uzun süre kalması gerekecek. Elde edilen bölgenin korunmasının güçlüğü gözönüne alınırsa Türkiye’nin savunma gücünün önemli bölümü Suriye’de bağlanmış olacak.

PKK’nın Güneydoğu’da şiddetini artırdığı, büyük çaplı bir kalkışma iddialarının dile getirildiği, PYD’nin Suriye’de tehdit olmayı sürdürdüğü bir ortamda TSK’nın Suriye batağına saplanmasının sonuçları vahim olabilir.

ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASINA TEPKİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye operasyonu konusunda, “Suriye halkının davetine icabet ediyoruz” şeklindeki sözleri tehlikeli bir söylem olarak kabul ediliyor.

Suriye’nin BM ve uluslararası hukuka göre hala bağımsız, üniter devlet statüsünde bulunduğunu, Esat’ın bu ülkenin cumhurbaşkanı olduğunu ve resmi bir hükümetin bulunduğunu belirten uzmanlar, terörle mücadelenin başka, bağımsız bir ülkeye müdahalenin başka olduğunun altını çiziyor.

Bir ülkenin içişlerine karışmak için “halkın davetine icabet ediyoruz” gerekçesinin yeterli olmadığını belirten uzmanlara göre Türkiye’de etnik ayrımcılığa bağlı olarak bir grup uluslararası müdahale çağrısı yaparsa ve bir devlet, “Türkiye’deki halkın davetine icabet ediyoruz” gerekçesiyle müdahale ederse ne olacak?

Suriye’deki seçimler tartışmaya açılacaksa, uzun yıllardır devlet kurumlarına sızan FETÖ/PDY terör örgütünün geçmiş seçimlere müdahale etme ihtimali de tartışmaya açılabilir. O zaman AKP’nin seçim sonuçları şaibeye açık hale gelebilir.

09.09.2016