AKDENİZ’DE YENİ İTTİFAKLAR VE TÜRKİYE

Türkiye ile israil’in barışması büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Anlaşmanın maddelerinden biri, İsrail doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması. Enerji paylaşım savaşlarının yaşandığı bir dönemde her iki ülkenin birbirine ihtiyacı var. Özellikle Akdeniz’deki doğalgaz yataklarının gündemde olduğu bir dönemde. (NOT: Bu yazı 2015’te yazılmıştır)

Celal ÇETİN

Akdeniz’de İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi arasında başlayan enerji işbirliği bölgesel dengeleri değiştirebilecek. Üç devlet elektrik ve doğalgaz alanında işbirliği yapıyor. Güney Kıbrıs Enerji Bakanı Lakkotrypis, Yunanistan Enerji Bakanı Yannis Maniatis ve İsrail Enerji Bakanı Silvan Shalom arasında imzalanan belgede enerji arzının güvenliğini artırma amaçlı ortak projelerden duyulan memnuniyet dile getiriliyor. Ortak projeler arasında doğalgaz arama ve çıkarma projesinin yanısıra üç ülkeyi deniz altından birbirine bağlayacak elektrik kablosu döşenmesine dayanan EuroAsia Interconnector projesi de yer alıyor.

ELEKTRİK İŞBİRLİĞİ

Akdeniz’in tabanına döşenecek 287 kilometrelik kablo ile İsrail-Kıbrıs Rum Kesimi arasında elektrik işbirliği kurulacak. Projenin tamamı bittiğinde 1000 kilometrelik kablo hattı ile İsrail elektriği Girit üzerinden Yunanistan’a ve Avrupa elektrik şebekesine dahil edilecek. Kablo hattı denizin 2000 metre altına döşenecek. İsrail ile Rum Kesimi arasındaki elektrik kablo inşaasının maliyeti 500 milyon Euro’yu bulacak, projenin genelinin ise 1.5 milyar Euro olması bekleniyor. Fizibilite çalışmaları için DEH Kuantum Enerji ile İsrail Elektrik Şirketi arasında 4 Mart 2012 tarihinde mutabakat zaptı imzalandı. Projenin 2013 yılında başlaması ve 3 yıl içinde tamamlanması öngörülmekle birlikte henüz çalışmalar başlamadı.

Öte yandan Lefkoşa’da bir araya gelen Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan enerji bakanları üç ülke arasında enerji alanında işbirliğini geliştirme amaçlı bir mutabakat zaptına imza attılar. Belge, ileride özellikle Avrupa Birliği platformunda Güney Kıbrıs için önemli artılar yaratma potansiyeli taşıması açısından önem taşıyor.

Rum Kesimi’nin kurmayı öngördüğü doğalgaz sıvılaştırma terminali konusunda işbirliği arayışlarını yoğunlaştırdığı, Yunanistan’ın Avrupa pazarına yönelik doğalgaz ihracatında rol kapmaya çalıştığı, Türkiye’yle arası hâlâ düzelmeyen İsrail’in de bölgede farklı ortak arayışına girdiği bir dönemde imzalanan belge, üç ülke arasındaki hem siyasi hem de ekonomik yakınlaşmanın önemli bir adımı olarak değerlendirilebilir.

DOĞALGAZ İŞBİRLİĞİ

İsrail, Yunanistan ve Rum Kesimi arasında yapılan anlaşmalarala Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgazın çıkarılması için çalışmalar başladı. “Enerji Üçgeni” olarak isimlendirilen proje ile 2010 yılında İsrail ve Rum Kesimi arasında ortak Münhasır ekonomik bölge (MEB) kuruldu. Amerikan şirketi Noble Energy ile Delek Grubu arama ruhsatı için teklif veren iki büyük şirket olarak ortaya çıkıyor. İki şirketin hazırladığı raporlara göre Levant ve Tamar alanlarda diğer keşiflerle birlikte bugünkü fiyatlarla 7 trilyon dolar değerinde 26 trilyon metreküp gaz bulunuyor. Bu rezervler 150-200 yıl boyunca Kıbrıs Rum Kesimi ile İsrail'in ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Ayrıca Yunanistan'ın karasularında ve İyon Denizi ile Libya Denizi içinde petrol ve doğal gaz rezervlerinin olduğu belirtiliyor.

Sadece Levant havzasında bulunan toplam gaz rezervi miktarının 1.1 trilyon metreküp olduğu ve bölgenin dünyanın en zengin el değmemiş bölgesi olduğundan daha fazla gaz, hatta petrol potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor. Son yapılan Amerika jeolojik araştırmalarının (USGS) bunu doğruladığı ekleniyor.

Planlara göre  Rum kesimi’ndeki 450 megavatlık enerji santralin ihtiyacı olan gaz gemilerle taşınacak ve sıvılaştırılmış doğal gaz tesisi olan Vasilikos Enerji İstasyonu’na ulaştırılacak. Ayrıca Akdeniz’e döşenecek doğalgaz boru hattı ile Tamar ve Leviathan bölgelerinden çıkarılacak gaz önce Kıbrıs Rum Kesimi’ne, oradan Girit üzerinden Yunanistan’a ve oradan da İkalya ve Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya bağlanacak.

AB FİNANSMAN AYIRDI

Avrupa Birliği (AB) 250 enerji altyapı projesi için 5.85 milyar Euro bütçe ayırdı. Akdeniz’e döşenecek elektrik hatları ve doğalgaz çalışmalarının bulunduğu ve 2014-2020 dönemini kapsayan projelerle üye ülkelerin Rusya gibi doğalgaz üreticisi ülkelere enerji bağımlılığını azaltmak ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek amaçlanıyor.

HELENİK-İSRAİL İTTİFAKI KONGRESİ

İsrail ve Yunanistan arasında gelişen işbirliğinin temellerini yeni kurulan Helenik-İsrail İttifakı Kongresi attı. Kongre Yahudi ve Rum asıllı Amerikalı senatörlerden ve ileri gelenlerinden oluşuyor. İsrail ve Yunanistan’ın askeri, istihbarat, ekonomi ve kültür alanlarında güçlü bağların kurulmasını hedefleyen Kongre Kafkas bölgesinde ekonomik kalkınma , enerji üretimi , azınlıkların dini özgürlüğü ve terörle mücadele konuları üzerinde de çalışmalar yapacak. Türkiye ve İsrail ilişkilerinin 2010 Mayıs’ında yaşanan ve 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan Mavi Marmara olayının ardından krize dönüşmesiyle, ABD Kongresi’nde İsrail lobisinin etkisiyle Türkiye aleyhine bir hava oluşmuştu. Türkiye’yi, Ermeni soykırımı iddiaları ve Kıbrıs nedeniyle sıkıştırmak isteyen Ermeni ve Rum lobileri de bu krizi fırsat bilerek Türkiye aleyhine birçok konuda İsrail lobisinin desteğini almıştı. Yunanistan ve İsrail’in kurduğu ittifak ve ortaklık da resmi bir zemine kavuşmuş oldu.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

Akdeniz’de bulunan 7 trilyon dolarlık 26 trilyon metreküp doğalgaz ile elektrik altyapı projesi İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin ekonomik ve siyasi gücünü artıracak ve bölgenin dengelerini değiştirecektir. Bölgenin önemli ülkesi olarak kabul edilen Türkiye’nin bu projelerin dışında tutulma ihtimali bulunuyor. Ortadoğu’daki ve küresel çatışmaların temelinde enerji kaynaklarının paylaşımı savaşlarının yattığı düşünülürse, ülkelerin birbirleri ile olan ilişkileri enerji kaynaklarının paylaşımını da etkileyecek.

Bu çerçevede Türkiye’nin İsrail, Yunanistan ve Rum Kesimi ile olan ilişkilerinde yaşanan sorunlar, projelerden dışlanma tehlikesini artırıyor. Doğu Akdeniz'de ABD, İsrail, Türkiye ilişkileri de buna göre değişmeye başladı. Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı uzun süreli kriz devam ederken, ABD Kongresi’nde de uzun süredir fiili olarak beraber hareket ettikleri gözlenen Rum ve Yahudi lobisi ortak bir yapılanmaya gitmeye karar verdi.

Türk hükümeti Doğu Akdeniz’de Rum Kesimi’nin doğalgaz anlaşmaları yapmaları üzerine tepki göstermiş, kendi araştırma gemisini göndermişti. Ancak İsrail ve Amerika’nın da projeye dahil olması, Avrupa Birliği’nin desteği karşısında fazla etkili olamadı. Doğu Akdeniz’de yeni gaz sahaları tespit edilirken Türkiye, Kıbrıs Rum Kesimi’nin gaz ve petrol sahaları üzerindeki egemenliğine itiraz etmek Enerji Bakanı Taner Yıldız Mart 2013'te Türk hükümetinin Kıbrıs ile iş yapan İtalyan petrol ve gaz şirketi Eni gibi şirketlerin Türkiye’de yürüttüğü projeleri askıya alacağını söyledi ama bu tehdit fazla etkili olamadı.

Nisan 2012 yılında, Amerika , Yunanistan ve İsrail “Noble Dina” adlı ilk ortak deniz tatbikatı yaptılar. Bu tatbikat üç ülke arasında büyüyen stratejik ilişkinin ve çıkarlarını korumak için savaşı göze almalarının göstergesi olarak kabul ediliyor.

Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan ittifakı Amerika ve Avrupa için dış tehditlere karşı ön savunma cephesi gibi olacak. İsrail doğalgaz bağımlılığından kurtulurken ekonomik açıdan da gelişecek ve güvenliği güçlenecek. Bu durum Yunanistan ve Rum Kesimi için de geçerlidir. Öte yandan İsrail’in girişimci kültürü, teknolojik gelişmişliği Yunanistan için önemli deneyim olabilir.

İsrail, yunanistan ve Rum Kesimi’nin güvenlik ve ekonomik kriz sorunlarını aşmasıyla Türkiye dahil bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde daha agresif ve uzlaşmacı politikalar izleyebilirler. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde kozlar yunanistan ve Rum Kesimi’nin eline geçecek ve Türkiye’den daha fazla talepte bulunabilecektir. Türkiye de Avrupa Birliği üyeliği için bu iki ülkenin taleplerini karşılamak zorunda kalabilir, bu durum Türkiye’nin ulusal ve ekonomik çıkarlarına aykırı durum oluşturabilir.

Türkiye’nin Doğu Akdenizdeki doğalgazdan dışlanması durumunda ortaya çıkacak boşluğu Kuzey Irak Kürt yönetimi ile yaptığı anlaşmalarla kapatmaya çalışıyor.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nin düşünce kuruluşu Küresel Siyasi Eğilimler Merkezi (GpoT) tarafından hazırlanan Doğu Akdeniz ve Türkiye Enerji başlıklı rapora göre Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde kurulacak sıvılaştırılmış gaz tesisinin maliyeti 12 ile 15 milyar doları bulacak. İsrail’in ekonomik kriz içindeki Rum kesiminde bu kadar büyük bir yatırıma girip girmeyeceği tartışılırken Doğu Akdeniz’den Türkiye’ye boru hattının maliyeti daha az olacak. İsrail’de doğalgazı tek başına çıkarmak yerine bölgedeki  ülkelerle birlikte çıkarmayı tercih edebilir. En uygun ülke Tükiye olarak kabul ediliyor.

Uzmanlara göre İsrail’in doğal gazını boru hattı ile piyasalara ulaştırma şansının olmadığı belirtiliyor. Rum Kesimi’ndeki Vasilikos depolama tesislerine taşınacak doğal gazı piyasalara ulaştırılmak üzere Yunanistan’a boru hattı döşemek ekonomik değil. Türkiye çevredeki en uygun piyasa ve doğal gazı diğer piyasalara ulaştırma imkanı olan tek ülke.

Ankara, Rum Kesimi ve İsrail’in ihtilaflı bir alanda bulunan doğal gaza ilişkin olarak gerek Kıbrıs'ta gerekse bölgede uzlaşı ve işbirliğine de hizmet edecek bir anlayışla hareket etmek yerine, hakimiyetçi bir zihniyetle ve meydan okurcasına, başta Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye'yi by-pass ederek tek yanlı projeler geliştirmeye devam ettiğini savunuyor. Ankara ayrıca Mısır, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin halkının haklarının ‘Hakkaniyet’ ilkesinin ihlal edildiğini iddia ediyor. 25 Ocak 2012 tarihinde Lefkoşa ara bölgede yapılan “Hidrokarbon: Fırsatlar ve Tehlikeler” başlıklı toplantıda Nicosia Üniversitesi’nden Prof. Nicos Trinikliniotis Güney Kıbrıs’ta hidrokarbon yatakları bulunmasının Ada’da uzlaşıyı zorlaştırdığını, şu anda müzakere masasında ilerleme olmamasının önemli sebeplerinden birinin bu olduğunu ileri söyledi.

JEOPOLİTİK ANLAŞMAZLIKLAR

Uzmanlar Doğu Akdeniz’de doğalgaz kaynaklarının bulunmasının enerji güvenliği, ekonomik refah ve bölgesel işbirliği konularında büyük fırsatlar sunmakla beraber, devasa teknik, yönetim, güvenlik ve jeo- politik etkileri olan hukuki ve siyasi çekişmelere de yol açtığını belirtiyorlar.

Uzmanlara göre doğal gaz dünyanın en karmaşık siyasi bölgesinde ortak bir payda olacağı yerde en temel jeopolitik baş ağrısı bileşeni haline geldi. Çözümlenmemiş deniz sınırları kavgaları ve yükselen politik tansiyon en hassas konu. Zaten bölgede var olan çekişmeleri arttırabilir. Böylesi bir durumda petrol anlaşmazlıkları ve kaygıları bölgeyi alevlendirir. Bu da Orta Doğu’nun güvenliği ve istikrarı için ciddi bir tehdit olur. Bölgesel istikrarsızlık doğu Akdeniz gaz kaynaklarının çıkarılması ve dağıtılmasını yavaşlatan olumsuz bir ticari etkiye neden olacak.

Deniz sınırı anlaşmazlıklarını ikili ya da çoklu görüşmelerle ya da hakem heyeti ile çözmenin hayati önemde olduğunu söyleyen Kabuz, tarafları Hidrokarbon kaynaklarından yararlanmaya katacak samimi bir mekanizmanın ara çözüm olabileceğini belirtiyor. Ancak bu tarz fırsatların mevcut durumda olmadığını ve Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti kadar Lübnan ve İsrail’in de karşılıklı ödünler vermeden bu fırsatların olmayacağını da ekliyor.

TÜRKİYE NE YAPABİLİR?

Hakimiyetçi politikalarla bölgede yalnızlığa mahkum olan İsrail ise bir yandan Türkiye'ye karşı yeni bir koz (Mavi Marmara olayından sonra Rum Kesimi ile Münhasır Ekonomik Alan anlaşmasını imzaladı) geliştirmeyi hedeflerken, diğer yandan bölgede hem yeni ittifaklar oluşturmaya hem de ciddi ekonomik kazanımlar elde etmeye çalışıyor.

Bu tehlikeler karşısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'nin dayanışmayı artırması, stratejik planlama/uygulama yeteneklerini geliştirmesi, bölgesel ve küresel müttefikler bulması, KKTC’nin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılması ve PR/lobby çalışmalarına daha fazla yatırım yapılması şart görünüyor.

Akdeniz’de ABD, İsrail ve Rum Kesimi’nin oluşturduğu bir ittifaka Türkiye’nin müdahele etmesi zor görünüyor. Kendi ülkesinin Güneydoğu’sunda büyük sorunlarla uğraşan Türkiye’nin Akdeniz’e yönelmesi ihtimali bulunmuyor.

Ayrıca Akdeniz’de doğalgaz çıkarılması büyük mali kaynaklar gerektiriyor. Rum Kesimi’nin böyle bir imkanı yok, ABD ve İsrail’in de Akdeniz’deki doğalgaza acil ihtiyacı bulunmuyor ve öncelikleri arasında henüz değil. ABD Akdeniz’deki doğalgaz projesinde Rusya’yı da dışlayabilir. Böylece Rusya’yı Suriye tarafına sıkıştırma politikası izleyebilir.

Öte yandan özellikle İsrail ve Rum Kesimi arasındaki ilişkilerin daha önce hiç ulaşmadığı seviyelere ulaşmasının, kısa ve orta vadede imzalanan belgeyi, İsrail’in doğalgazını Rum Kesimi üzerinden ihraç etmeye yeşil ışık yakması gibi daha kapsamlı adımların izleme ihtimalinin bulunmasının Ankara’nın politikalarını olumsuz yönde etkileyebileceği ve politikalarında değişiklik yapabileceği belirtiliyor.

28 Kasım’da yapılan Yüksek Askeri Şura toplantısında; Doğu Akdeniz'de güçlü donanmaya sahip olunması kararı yeni politikanın göstergesi olabilir. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin çalışmasına göre, küresel ticaretin yüzde 30'u, petrola ticaretinin de yüzde 25'i Akdeniz üzerinden yapılıyor. Suriye krizi, ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere büyük ülkelerin Akdeniz'deki askeri varlıklarını artırmasına neden oldu. Türkiye'nin de hem petrol - doğalgaz gibi enerji kaynaklarına sahip olması hem de deniz ticareti nedeniyle Doğu Akdeniz'de daha güçlü bir harp filosu bulundurma gereğinin toplantıda değerlendirilen konular içinde yer aldığı belirtildi. Türkiye; ABD, Rusya ve Çin gibi Akdeniz'de zaman içinde büyük bir deniz gücüne sahip olmayı planlıyor. 

27.06.2016