KINALI KUZULAR, BİZİ AFFEDİN…

Çukurca’da gece saat 01:00’de baskın düzenleyen PKK’lı teröristler uzun namlulu tüfek ve roketatarlarla saldırdı. Sabahın ilk ışıkları ile yüreğimizi yakan tablo ortaya çıktı: Çukurca’daki saldırılarda 24 kınalı kuzumuz şehit oldu, 18 kınalı kuzumuz da de yaralandı. Aşağıdaki yazı o günün acısı ile yazılmıştır.

Celal ÇETİN (19 Ekim 2011-2023haber.com)

Bu satırların yazıldığı sırada şehit sayısı 24’e ulaştı. 24 kınalı kuzu, 24 fidan daha toprağa düştü. 24 evde yürekler alev alev yanıyor. Yüce rabbimden diğer kınalı kuzuları bize bağışlamasını diliyorum. Tertemiz kanları ile toprağı bayrak rengine boyayan kınalı kuzularım, affet bizleri.

Siyasi hesaplar uğruna sizleri harcadığımız için…

Üç kuruşluk menfaat için herkesin önünde eğildiğimiz için…

Vatan, millet kavramlarını unuttuğumuz, kendi evimiz yanarken başkalarının evlerine karıştığımız için…

Allah-peygamber diye diye Allah’ın, Resulü’nün, İslam’ın tüm emirlerini hiçe sayan hırsızların, uğursuzların peşine takıldığımız için…

Peygamber Ocağı’nı tarumar edip emperyalizmin emir eri konumuna getirdiğimiz için…

Açılım, demokrasi, özgürlükler gerekçesiyle toplumu birbirine düşman ettiğimiz için…

Türk Milleti’nin bütün değer yargılarını, geçmişini, umutlarını yok ettiğimiz için…

Türklüğü ve İslamiyet’i ortadan kaldırıp yerine küresel güçlerin dayattığı değerleri ve Vahabiliği yerleştirmeye çalıştığımız için…

Türklük kavramını Anayasa’dan ve hafızalardan kazımaya kalktığımız için…

Eli kanlı Türk Devleti'nin ve milletinin düşmanı PKK ile mücadeleyi bırakıp müzakere, pazarlık yaptığımız için...

Şehitlerin kanları hepimizin elinde. Müslüman olduğunu iddia eden ama İslam’ın emirlerini unutanlar. Yalaka, yandaş, bir kemik parçası uğruna kuyruk sallayan, sakalını sıvazlayarak göbeğini kaşıyan, sözde Atatürkçü, demokrat geçinip mensubu olduğu milletten utanan, hain, bencil, cahil, kültürsüz, emperyalizmin gönüllü uşağı. Tetiği sizin parmaklarınız çekiyor. Kınalı kuzuların kanlarında boğuluyorsunuz ama, hala farkında değilsiniz. Mutlu musunuz şimdi. 24 kınalı kuzu daha toprakta…

Yüzünüz kızarmadan, utanmadan hala ortalarda dolaşabiliyorsunuz. Hala nutuklar atıp ahkam kesebiliyorsunuz. Ve hala “elhamdülillah biz Müslümanız” diyebiliyor, hala, “Atatürkçü olduğunuzu” iddia edebiliyorsunuz.

İslam’da vatan kavramı kutsaldır. İslam’da Allah’tan başkasına kulluk günahtır.

Mustafa Kemal’in şahsında, “bağımsızlık karakterimiz, milli devlet hedefimizdir…”

İşte bu yüzdendir ki İslam Vahabileştirilmek, Mustafa Kemal hafızalardan silinmek isteniyor.

 “Ey bu topraklar uğruna toprağa düşmüş askerim, polisim. Mekanın Cennet’tir senin. Ruhun şadolsun…”

***

10 YIL, 30 YILA BEDEL OLDU

Türkiye lanet terörle 1984 yılında tanıştı. O yıldan bugüne kadar yaklaşık 7 bin asker-polis şehit oldu. Yıllara göre dağılımına baktığımızda 1984-2002 arasında terör önce yükselişe, ardından inişe geçiyor. Bu dönemde yaklaşık 6 bin şehitle sarsıldık. En acı kayıplarımızı 1994 yılında 1145 şehitle verdik. 1984-2002 arası aynı zamanda terörle ölümüne mücadele edilen dönem oldu. Defalarca Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyonlar düzenlendi, Kandil başta olmak üzere pek çok hedef yerle bir edildi. Türkiye içinde PKK’nın yuvalandığı dağlar adım adım temizlendi. Kuzey Irak’ın stratejik noktalarında askeri üsler kuruldu, kuş uçurtulmadı. Ve 2002’ye gelindiğinde terörün beli kırılmış, o yıl sadece 6 şehitle kapanmıştı.

2002 öncesinin siyasi atmosferi ile sonrasının siyasi atmosferi çok farklı. 2002 öncesi Türkiye siyasi krizler, çok partili iktidarlarla yönetildi, bir iktidarın ömrü en fazla bir seçim dönemi kadar oldu. Ancak terör sorunu sözkonsu olunca iktidar-muhalefet kavgası bir kenara bırakıldı, tek vücut olundu. Yine o dönemde PKK terör örgütü ile Kürt kökenli vatandaşlarımız birbirinden ayrılabildi, hiçbir iktidar toplum katmanlarını birbirine düşman edecek yaklaşımlara, politikalara yönelmedi. O yüzdendir ki, terörün en şiddetli yıllarında bile Türk-Kürt çatışması yaşanabilir endişesi olmadı.

2002 sonrası AKP’nin tek parti iktidar dönemi başladı. Hiçbir hükümete verilmeyen iç ve dış destek bu hükümete verildi. Bu destek öylesine güçlüydü ki, küresel güçler ekonomik, siyasi ve gizli tüm imkanlarını AKP’nin emrine verdi.  Ve AKP Türkiye’de gerek siyasi, gerekse ekonomik açıdan karşı konulamaz güç haline getirildi. Bu öylesine büyük bir güçtü ki, yargıdan üniversitelere, ordudan ekonomiye, siyasetten halkın inançlarına kadar her alanı kendisine göre yeniden dizayn etti.

Ama ne hikmetse 2003’ten itibaren hortlayan terörle mücadelede bekleneni veremedi. Tam tersine karşısındakilerin eli kanlı terör örgütü olduğunu unutup Kürt açılımına kalkıştı. Henüz doğmamış bebeklerin, masum insanların kanlarında banyo yapan yaratıklarla masaya oturup pazarlık yaptı.

Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyonlar yapılamaz oldu. Kuzey Irak’taki üsler kapatıldı, askerlerimiz geri çekildi. Bölge ABD’ye ve Kürt çapulcu aşiretlere terkedildi. O ABD’nin terörizimle mücadele gerekçesiyle 8 bin kilometre öteden gelip Irak’ı işgal ettiği gerçeği, uluslararası hukukun bize her türlü hattı verdiği gerçeği gözardı edilerek terörizmle mücadele ediliyormuş gibi yapıldı sadece.

Bu arada terör her geçen gün saldırılarını artırdı. Bir zamanlar itlaf edildikleri dağlarda kendilerini toparladılar, şehirlere indiler. Her gün bir kınalı kuzuyu toprağa verir olduk. Ve 24 şehitle birlikte 2003’ten bugüne kadar toprağa düşen kınalı kuzu sayısı neredeyse bine ulaştı. Ve bugün Habur rezaletine, “her şey güzel olacak” diyenler, “intikam almaktan” bahseder oldular.

Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı var.

16.06.2016