"YAHUDİ SOYKIRIMI YALANI" İLE KURULAN İSRAİL DEVLETİ

Nazi Almanyası Yahudi soykırımı ile tarih sahnesine yazıldı. Milyonlarca Yahudi’nin gaz odalarında katledilmesi bugün ve yarın Almanya’nın en büyük utancı olacak. Ancak Nazi Almanyası’nın lideri Adolf Hitler’in başında olduğu Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne Yahudi bankerlerin yaptığı yardımlar pek gündeme gelmez, getirilmez. Amaç Yahudi nüfusunun, “Büyük İsrail” için Filistin topraklarına sürülmesidir.

Celal ÇETİN

1919'da Paris yakınlarında gerçekleştirilen Versailles Barış Konferansı’nda Almanya, ödemesi mümkün olmayan tazminatlara mahkum edildi. Bu tazminat kararlarını alanların başında gelenler ise Yahudi temelli çokuluslu sistem yöneticileridir. Bu karar Almanya’yı ciddi bir ekonomik çöküşe sürükledi. Bu ekonomik çöküş, Hitler’in bir kurtarıcı gibi yükselmesi için şartları hazırladı.

Nazizm’in siyasi mekanizması durumundaki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi, Almanya’da ilk ortaya çıktığında pek tanınmıyordu. Fakat ülkenin tanınmış sanayicilerinin bu partiye girmesiyle birlikte birden tanınmaya ve yıldızı parlamaya başladı. Krupp, I. G. Farben ve diğer bazı Yahudi şirketlerinin sahipleri 1929’da bu partiye girdi. Bunların partiye girmeleri ani bir kararla ve hızla gerçekleşmişti. Bu kişiler Hitler’in parti içinde yükselmesinde önemli rol oynadılar. Bunun için her türlü maddi yardımı yaptılar.

Sadece sanayiciler değil yahudi bankerler de Hitler’e istediği yardımı yapıyorlardı. Uluslararası alanda faaliyet gösteren yahudi banker Warburg, Amerika’nın ünlü yahudi ailesi Rockefeller adına Hitler’le irtibat kurarak yardım teklifinde bulundu. Henry Coston, La Haute Finance et Les Revolutions adlı eserinde Warburg’un Hitler’le bağlantı kurması ve desteği hakkında şu bilgileri veriyor: “Warburg, Almanya’ya geldiğinde Hitler’in danışmanlarıyla görüşmeler yaptı. Temsil ettiği Amerikalı finansörler adına Führer’e başa geçmesi için 10 milyon dolar vaat etti. Hitler, Wall Street’teki koruyucularıyla devamlı mektuplaşıyordu: ‘Hareketimiz Almanya’da büyük bir hızla gelişiyor. Bana gönderdiğiniz para bitti. Bir dahaki sefere ne kadar alabileceğimi bana bildirmenizi önemle rica ederim. İmza: Hitler.’ Hitler’in bu ricası Yahudi bankerler tarafından karşılıksız bırakılmadı. Yapılan kısa bir toplantıdan sonra Nazilere 15 milyon dolarlık yeni bir yardımın yine Warburg aracılığıyla ulaştırılması kararlaştırıldı.”

Hitler’e maddi yardım yapanlardan biri de yine yahudi banker ailelerden ve Royal Dutch Shell şirketinin sahibi Samuel ailesiydi. Gizli Dünya Devleti’nin en önemli organlarından biri durumundaki Bilderberg’in kuruluşunda birincil derecede rol oynayan Hollanda prensi Bernhard aynı zamanda Nazi SS örgütünün üyesidir.

SS, Koruyucu Kademe anlamına gelen Schutz Staffel isimlendirmesinin kısaltmasıdır. Hitler, bu özel birliği 1925’te kendisinin korunması için kurdurmuştu. Başlangıçta küçük bir örgüt olan bu birlik, Naziler’in iktidara geldiği 1933’te 50 bin kişilik güce ulaştı ve büyük bir ordu haline geldi. Komutanı Heinrich Himmler’in baş yardımcılığına da Yahudi kökenli Reinhard Heydrich getirilmişti.

Nazilerin hüküm sürdüğü bölgelerdeki Yahudileri göçe zorlama veya ikna etme görevini de SS’ler üstlendi. “Yahudi Sorunu” olarak isimlendirilen, gerçekte ise Yahudileri göçe zorlamayı amaçlayan programı uygulama işiyle Reinhard Heydrich ile Adolf Eichman adlı ikinci bir yahudi üstlendi.

Hitler'in hüküm sürdüğü bölgelerde estirdiği anti-semitist (Yahudi karşıtı) terör, Filistin topraklarına yahudi göçünü hızlandırdı. Öyle ki, 1917’de İngilizlerin Filistin topraklarını işgal etmelerinden itibaren yapılan onca teşvike rağmen 1933’e kadar gerçekleşen göçlerle birlikte Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusun sayısı 150 bini geçmemişti. Ama Hitler’in 1933’te iktidarı ele geçirmesinden sonra anti-semitist terör estirmesiyle birlikte Yahudiler gruplar halinde Filistin'e akın etmeye başladı. Çünkü Hitler’in adamları birkaç Yahudiyi öldürüp kamyonetlerin arkasına atarak Yahudiler’in yoğun olduğu mahallelerde dolaşarak: “Buraları terk etmezseniz sizin sonunuz da böyle olacak” uyarısı bulunan ilanlar yayınlıyorlardı.

Wilhelmstrasse gizli belgelerinde Yahudi plan yapıcılar ile Hitler’ in anlaşma yaptıkları ortaya çıktı. Yahudilere yapılan baskıya, Yahudi liderlerin destek verdiği ve mali olarak Hitler’i de bu baskıyı yapması için destekledikleri bu belgelerde yer alıyor.

Özellikle de zengin Yahudi ailelere gözdağı vermek amaçlarıydı. Bu yüzden de toplama kamplarına sadece sakat, engelli, yoksul Yahudiler getiriliyordu. Bunların yanında Romanlar ve Çingeneler de vardı. Bu korkutma ve baskıyla varlıklı Yahudiler satın alınan topraklara göçe zorlanmış oluyordu.

Üstelik Hitler, devlet politikası olarak Yahudiler’e göçün önünü açıyordu. Soykırım amacı olan bir diktatör niçin böyle bir göçe izin versin? Üstelik neden devlet politikasıyla da desteklesin? Göç etmek isteyen Yahudilerin göç organizasyonunu da Yahudi plan yapıcılarla birlikte yürüttü ve sadece Filistin’e göçe izin verildi. Nazi subaylarından olan Adolf Eichmann bu göç organizasyonunun başında yer aldı ve Macaristan, Çekoslovakya ve Avusturya’ da göç büroları kurdurdu. 1941’e kadar bu bürolar aracılığıyla Eichmann yasalar çerçevesinde Yahudi göçünü yürüttü ve 250 bini aşkın Yahudi’nin Filistin’e göçünü gerçekleştirdi. Hitler ilk olarak Romanya, Polonya, Avusturya ve Macaristan’ ı işgal etti. Bu ülkelerdeki Yahudi nüfusunun çokluğunu unutmayın.

1945’te 2. Dünya Savaşı bittiğinde Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusu 800 bini buldu. 3 yıl sonra, 1948’de İsrail Devleti Kuruldu…

Sonuç olarak; Yahudi Soykırımı iddialarını soykırım olarak değil, “Büyük İsrail Planı”nın bir parçası olarak kabul etmek gerekiyor. Sakat, yaşlı, ayakbağı olabilecek Yahudiler, Yahudi zenginlerin parası ile gaz odalarında ölüme gönderilirken, “Ari ırk” Filistin topraklarına gönderildi.

Diktatör Hitler’in, “görevini başarıyla yerine getirdikten sonra intihar yoluyla ortadan kaldırıldığını” da unutmamak gerekiyor…

04.06.2016