ABD ÖLÜM-KALIM SAVAŞINA HAZIRLANIYOR

ABD Hava Kuvvetleri’nin önümüzdeki 10 yılda sadece F-35’e bel bağlaması durumunda Rus ve Çin hava kuvvetlerinin gerisine düşeceği belirtildi. National Interest dergisi yazarı Peter Layton’un kaleme aldığı analizde, ABD’nin Avrupa Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Frank Gorenc’in itirafları yer alıyor. ABD ise yeni sürece “Third Offset” stratejisi ile hazırlanıyor.

Celal ÇETİN

“Şunu dürüstçe söyleyebilirim ki havadaki eski üstünlüğümüz sona eriyor. Bu sadece Pasifik Filosu için geçerli değil, Avrupa dahil dünya geneli için geçerli. Onlar (Rusya ve Çin) arayı kapatıyor.”

Yazıda, RAND araştırma şirketinin analistlerinin yaklaşan tehlikeye dikkat çektiği kaydedildi. RAND raporunda, “Çin, hava kuvvetlerinin potansiyelini artırmaya devam ediyor, bununla ABD’nin hedeflerini son derece karmaşık hale getiriyor. ABD’nin modern askeri kalkınma hızı dikkate alındığında Asya-Pasifik bölgesindeki askeri güç dengesi artık ABD’nin lehine değil” değerlendirmesi yapılıyor.

RUSYA’YLA REKABET ETMESİ ZORLAŞIYOR

Layton, ABD’nin havadaki temel üstünlüğünün dördüncü nesil F-15 avcı uçakları olduğunu, az miktardaki beşinci nesil F-22 avcı uçaklarının da önemli rol oynadığını yazdı. Uzman, “Ama artık eskimiş olan F-15’in yeni Rus ve Çin uçaklarıyla, özellikle de Rusya’nın 4. nesil çok fonksiyonlu Su-35 uçağıyla rekabet yapması giderek zorlaşıyor. Amerikan uçakları modernize edilse dahi Rus uçağa üstünlük kuramayacak” yorumda bulundu.

F-22 jetlerinin daha iyi durumda olduğunu, ama küresel üstünlüğü korumak için sayısının çok az olduğunu belirten yazar, “F-22 programı, isyancılara yönelik operasyonlarda ve İslamcı teröristlere karşı mücadelede böyle bir uçağa ihtiyaç olmadığı için 2009’da askıya alınmıştı” diye hatırlattı.

HAVA ÜSTÜNLÜĞÜNE İHTİYAÇ VAR MI?

ABD savaş uçaklarının 2003 Irak operasyonu gibi savaşlarda işe yaradığını, ama şimdi eski askeri konumunu geri kazanan Rusya ile aktif Çin’in sahne aldığını kaydeden Layton, “Yeni tür çatışmalar olası hale geliyor ve şimdi hava kuvvetleri caydırma ve yeni rakipleri devre dışı bırakma sorununu çözmek zorunda” dedi.

“Peki hava üstünlüğüne ihtiyaç var mı?” sorusunu soran uzman, “Hava kuvvetleri savaş kazandırmaz belki ama savaşı kaybetmeyi önler” yanıtını veriyor.

F-35 uçaklarının ABD’ye hava üstünlüğünü yeniden sağlayabileceğini savunan RAND analistlerinden farklı olarak  National Interest dergisinin yazarı, F-35’in 20 yıl önceki Rus hava sistemlerine karşı tasarlandığını kaydederek, “Zaman değişiyor ama F-35’te kullanılan 1990’lı yıllara ait faz dizi anteni değişmiyor” dedi.

ABD GÜCÜNÜ YİTİRİYOR MU?

ABD’nin operasyonel ve siyasi etki gücünü yitirmeye başladığına ve duraklama dönemine girdiğine dair iddialar güç kazanıyor. Bu iddiaya temel oluşturan argümanlar gözardı edilemeyecek kadar ciddi.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra dünyanın artık tek kutuplu hale geldiği ve ABD’nin de dünyayı istediği gibi şekillendireceği düşünülüyordu. Ancak Sovyetler’in yıkılmasıyla birlikte paylaşılmayı bekleyen topraklar çok büyüktü ve ABD henüz bu topraklar üzerinde hakimiyet kuracak güçte ve hazırlıkta değildi. Bu nedenle sanıldığının aksine Sovyetler’in yıkılması ABD’nin tüm dünyada güçlenmesi değil, rakiplerin güçlenmesi sürecini tetikledi.

AVRUPA ABD’NİN GÖLGESİNDEN ÇIKTI

ABD’nin Irak operasyonuna Avrupa içinde ilk tepki Fransa ve Almanya’dan geldi. İki ülke arasındaki işbirliği o derece arttı ki tek bir ülke haline gelmek için birleşme çalışmalarına başladıklarını açıkladılar. Almanya ve Fransa’nın en önemli karşı çıkışı, ABD’nin Ukrayna üzerinden Rusya’yı kuşatma operasyonunda ortaya çıktı.

ABD’nin Rusya’ya yönelik başlatmak istediği ekonomik ve siyasi ambargoya Fransa ve Almanya karşı çıktı, arabulucu rolü üstlendi. Bir anlamda Rusya’nın safında yer aldı. İki ülke, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesine de fazla tepki göstermedi. Bu durum ABD’nin Avrupa desteğini kaybetmesinin ilk işaretleri olarak kabul edildi.

AB zaten uzun süredir ABD’nin göz koyduğu Doğu Avrupa’yı kontrol altına almak için önemli adımlar atıyor. Yakın dönemde AB’ye yeni üyeler alındı, ortak para birimi “euro”ya geçildi. ABD’nin bu gelişmelere yanıtının Afganistan ve Irak’ta yeniden sömürgeleştirme saldırıları olduğunu gören Avrupa bütünleşme çabalarını arttırarak karşılık verdi. 200 yıllık düşman, Fransa ve Almanya “Fransalmanya” şeklinde bütünleşme sinyallerini tam da bu dönemde verdi. AB’nin esas çekirdeğini oluşturan ve Kıta Avrupası’nın ekonomik ve askeri yönden en büyük iki gücü olan bu iki ülkenin bütünleşme çalışmalarını başlatması Avrupa’nın ABD’ye karşı yeni bir güç merkezi olarak ortaya çıkma amacının aşamalarından biriydi.

Avrupa’nın Doğu Avrupa’daki girişimleri Ortadoğu ile devam etti. Avrupa, Afganistan operasyonunda sesini çıkaramamıştı. Ancak Irak operasyonunda durum farklıydı. Ortadoğu Almanya ile Fransa’nın da bir dönem söz sahibi olduğu ve 200 yıldır hakimiyet mücadelesinde yer aldığı bir bölgeydi. Fransa ve Almanya bu nedenlerle ABD-İngiltere operasyonuna açıkça karşı çıktılar. En büyük savaş karşıtı gösteriler bu ülkelerde bizzat hükümetlerin desteği, hatta bakanların aktif katılımıyla düzenlendi.

Özetle Fransa’nın Libya, Yemen gibi ülkelerde ön almasının temelinde Avrupa’nın ABD’ye başkaldırıcı bulunuyor. Bu iki ülkenin işbirliği NATO, BM gibi uluslararası kuruluşlara da yansıdı. Gerek NATO ve gerekse BM’de ABD’nin istediği kararları çıkartamadığı, NATO’da yeni yapılanmayı yönlendiremediği görünüyor.

RUSYA-ÇİN İTTİFAKI

ABD, Avrupa ile sorunlar yaşarken Kafkaslar’da ve Asya-Pasifik’te iki büyük ülkenin ittifakı ile karşılaştı.

Rusya, Sovyetler’in yıkılmasından sonra Orta Asya ve Kafkaslar’ın ABD hakimiyetine girmesini engelledi, ABD’nin Çeçenler vasıtasıyla kendisini bölme girişimlerini boşa çıkararak birliğini devam ettirdi ve Asya’da büyük bir güç olarak kalmaya devam etti. Orta Asya ülkeleri sayesinde dünyanın önemli enerji kaynaklarını kontrol altına alan Rusya, ABD’nin Hazar petrolleri ve Orta Asya doğalgazı üzerindeki hakimiyet mücadelesinde de bir adım öne geçmiş oldu.

Çin ise Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olarak ve büyük nüfus olanaklarını kullanarak düzenli büyümesini sürdürmeye ve dünya hakimiyeti mücadelesinde kendisine pay edinmeye girişti.

Singapur, Kore, Vietnam gibi Doğu Asya’nın diğer ülkelerini yanına alarak Japonya’ya alternatif bir Doğu gücü olarak bir kutup yaratmaya çalışan Çin, uluslararası arenada da sesini daha çok duyurmaya çalışıyor. ABD’nin güdümünden kurtulmaya çalışan çeşitli Ortadoğu ve Asya ülkeleriyle teknoloji ve askeri malzeme ticaretini de geliştirmeye başlayan Çin, ABD’nin bölgedeki askeri gücünü de dengelemeye çalışıyor.

ABD ASKERİ ZAFERE HASRET

ABD’nin askeri anlamda zafer sayılabilecek bir başarısı bulunmuyor.

2. Dünya Savaşı’nın kurtarıcı ülkesi gibi görünse de, 4 yıl süren savaşta yorulan, yıpranan Japonya ve Almanya gibi ülkeler karşısında zinde güç olarak başarı zafer kabul edilmiyor.

Kore, Vietnam, Küba’daki Domuzlar Körfezi hezimeti, Afganistan’da perişan olması, Irak’tan askerini çekmek zorunda kalması, son olarak Suriye’yi Rusya’ya teslim etmesi Ortadoğu’da, Kırım’ı kaybetmesi ise Kafkaslar’daki yenilgisidir.

Örneğin ABD son 10 yılda Yugoslavya, Somali ve Afganistan’da askeri operasyonlara girişti, ancak bunların hiçbirinde istediği kontrolü sağlayamadı.

Yugoslavya üzerinde tek başına hakimiyet kuramayan ABD, bu ülkeyi bölmeyi başarmakla birlikte Almanya ve Rusya ile paylaşmak zorunda kaldı.

Somali’de yürüttüğü askeri operasyon büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı ve ABD Somali’den beklemediği bir direnişle karşılaşarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Afganistan’da da operasyonun en büyük hedefi olan “Bin Ladin’i ele geçirme”yi başaramayan ABD’nin ülkede kurduğu Karzai yönetimindeki kukla rejimi ülke üzerinde hâlâ denetimi sağlayabilmiş değil. Afganistan’da ABD’ye ve Karzai’ye karşı mücadele hâlâ sürüyor ve ölen ABD askeri haberleri gelmeye devam ediyor.

ABD’NİN BİRLİĞİ SARSILIYOR MU?

ABD’nin küresel hakimiyet savaşının kendi anakarasındaki yansımaları da ortaya çıkıyor. 2016 başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın öne geçmesi, küresel ve ABD sermayesinin pozisyonu açısından ipuçları veriyor.

ABD’nin sermayenin güvencesi özelliği, dolar hakimiyeti, ekonomik üstünlük gibi avantajları, askeri ve siyasi duraklamanın etkisine girdi. ABD’nin geleceğine yönelik kuşkular arttıkça küresel ve ABD sermayesi daha güvenli liman arayışına girdi.

ABD’NİN YENİ STRATEJİSİ

ABD’nin sürece müdahale etmek için elindeki tüm közleri kullanacağı, Washington yönetiminin ilk olarak askeri üstünlüğünü korumaya çalışacağı belirtiliyor.

Yapılan analizlerde ABD’nin 2017 yılı için öngördüğü savunma bütçesinde, önceliğin Rusya ve Çin ile askeri alandaki rekabete verileceği kaydediliyor.

Analize göre, Rusya ve Çin’e karşı askeri ve teknolojik üstünlüğü ele geçirmeyi öngören “Third Offset” stratejisine öncelik veren Washington yönetiminin, bu stratejiyi gerçekleştirmek için uzun vadede 5 alanda üstünlüğü elde tutması gerekiyor:

1- İnsansız hava araçlarıyla düzenlenen operasyonlar,

2- Yüksek menzilli havacılık faaliyetleri,

3- Görünmezlik özelliği geliştirilmiş havacılık faaliyetleri,

4- Denizaltı faaliyetleri,

5- Kompleks mühendislik ve entegrasyon sistemleri.

GÖRÜNMEZLİK HEDEFİ İÇİN F-35’LER YETERLİ DEĞİL

Askeri uzmanlara göre ABD, insansız hava araçlarıyla yapılan operasyonları HALE, UCAS ve denizde kullanılmak için tasarlanan UCAS araçlarıyla geliştirmeyi planlarken, havadaki görünmezliği artırma hedefine ise F-35 savaş jetleriyle ulaşmanın hesaplarını yapıyor. Ancak F-35’lerdeki görünmezlik teknolojisinin kusursuz olmaması, ABD’li uzmanları bu alanda mesafe kat etmek zorunda bırakıyor.

Strateji kapsamında RQ-4 Global Hawk insansız hava araçları, dünyanın ilk insansız savaş uçağı X-47B, uzun menzilli bombardıman uçağı LRS-B, lazer silahı ve Virginia Payload Module denizaltısı gibi askeri araçların kullanılması da planlanıyor.

Analize göre, “Third Offset” stratejisi 6 temel unsurdan oluşuyor:

1- Düşmanın önem verdiği bölgelerde erişimi engelleme,

2- Denizaltı savaşı,

3- Siber savaş,

4- Güdümlü füzelerin korunması,

5- Savaş stratejisi,

6- Asker-ileri teknoloji  işbirliği.

13.03.2016