AKP’NİN 3 DÖNEMİ

AKP’nin yapısını bilmek için geçirdiği süreçleri bilmek gerekiyor. AKP kitlesinin ve toplumun geçmişten gelen tüm ezilmişliklerini, zaaflarını ve yetişme iklimini son 13 yıl içinde gözlemlemek mümkün. AKP’yi 3 dönemde incelemek mümkün. Şaşkınlık dönemi, şımarıklık dönemi, panik dönemi.

Celal ÇETİN

Cumhuriyet Türkiyesi, iki büyük tehdidi gerek kırmızı kitabında ve gerekse milli güvenlik sıralamasında ilk iki sıraya yerleştirdi: İrtica ve bölücülük tehdidi. Bu iki tehdit, zaman zaman birlikte, zaman zaman rakip olarak varlıklarını sürdürdü. Ancak ortak düşmanları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin kurucu ilkeleri oldu. Bu ilkeler, Anayasa’nın ilk dört maddesinde vücut buluyor.

AKP’nin dününü, bugününü ve ülkenin bugün geldiği noktayı yukarıdaki girizgahta bulmak mümkün.

AKP’yi üç dönemde ele almak gerekiyor:

1- ŞAŞKINLIK DÖNEMİ: 2002’de iktidara gelen AKP zihniyeti, Cumhuriyet rejiminin kendisine yaklaşımını çok iyi biliyordu ve gelebilecek tepkiler nedeniyle bir süre tedirginlik yaşadı. Geçmişten gelen ezikliği, bilinçaltında düşmanı olduğu zihniyete olan nefret/hayranlık karışımı duyguları ile nasıl davranacağını bilemedi. Yani şaşkınlık yaşadı.

2- ŞIMARIKLIK DÖNEMİ: AKP tabanı şaşkınlık yaşarken “yurtdışındaki üst akıl” ve cemaat yapılanması AKP’nin yol haritasını hazırlamış ve uygulamaya koymuştu. TSK’ya kumpasla başlayan, yargıyı ele geçirmekle devam eden süreç, tabanda “devlete hakim olduk, ne istersek yaparız” havasının oluşmasına yol açtı. Bu durum şımarıklığı, hadsizliği getirdi. Taban, yıllarca yaşadığı ezikliğini, kinini, nefretini, “her konudaki” açlığını, yağmacı kültürünü, cehaletini fütursuzca dökmeye başladı.

Bunları yaparken “üst akıl” İslamiyet/cehalet formülünü çok iyi kullandı. Sözkonusu kitle, yaptığı her olumsuzluğa dini kılıf bularak kendisini haklı olduğuna inandırdı. Onlara göre Türkiye “darül harp”tir ve “darül İslam”a dönmesi gerekmektedir. Yani laik Cumhuriyet Türkiyesi onlara göre İslam olmayan ülkedir. Böyle bir ülkeyi İslam’a döndürürken “Müslüman olmayanların mallarına el koymak helaldir…”

Bu sapkın anlayışla ülkenin tüm kaynaklarına, “düşmanlarının” malvarlıklarına el koymaya başladılar. Bu durum, Arap aşiretlerinin yağmacı düzenini aratmadı. Hakimiyetlerini daim kılmak için hukuku, tüm dini ve milli değerleri kendilerine göre düzenlemekten, kendilerine yardım edebileceğini düşündükleri herkesle, her kesimle ve her ülkeyle işbirliği yapmaktan kaçınmadılar.

Ve Türkiye bugüne geldi.

3- PANİK DÖNEMİ: AKP tabanı ve tavanı şımarıklık dönemlerinin yol açtığı yıkımlaran büyüklüğünü görmeye başladı. Yaktıkları canlar, yaptıkları yolsuzluklar, terör örgütleri ile girdikleri ilişkiler artık gizlenemez boyutlara ulaştı.

Ekonomik gücü olanlar yurtdışına giderek bir şekilde kendisini kurtarabilir ama, bürokrasiden iş dünyasına, akademisyeninden güvenlik, yargı kurumlarına kadar AKP’ye biat edenler şımarıklıklarının hesabını nasıl verecek? İşte bu soru, AKP zihniyetini son döneme getirdi: Panik dönemi…

Bu dönem Türkiye için zorlu geçecek. Panige kapılmış ve şuurunu yitirmiş kişi/gruplar yakıp yıkmaktan çekinmezler…

09.03.2016