TUNUS, MISIR VE TÜRKİYE (30 Ocak 2011)

AKP iktidarı neredeyse AB ile ilişkilerini kesti. ABD ile sıkı fıkı ilişkilerini sürdürürken sadece yüzünü değil, tüm bedenini Arap ve İslam coğrafyasına döndü. Yani Batı’dan vazgeçti. Batı’dan kastımız demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, sanata ve sanatçıya, vatandaşa saygı gibi kavramlardır.

Celal ÇETİN

AKP iktidarı tüm bedeni ile Arap ve İslam coğrafyasına döndüğüne göre o coğrafyaya kendisini yakın hissediyor. Kendisini yakın hissetmekle kalmıyor, bu toplumun da kendisini yakın hissettiğini düşünüyor. Eğe bu düşünce doğruysa halklar arasında benzerlikler bulunması gerekir.

Mesela Tunus ve Mısır’da insanlar faşizme, despotizme, haksızlığa, yoksulluğa ve yolsuzluğa hayır diyerek sokaklara döküldüler ya. O ülkelerden çok daha köklü devlet geleneğine ve vatandaşlık bilincine sahip Türk halkının demokratik haklarını onlardan çok daha hassasiyetle koruması beklenmez mi?

Beklenir.

Koruyor mu?

Hayır.

Neden?

Bunun farklı sebepleri olabilir.

Türkiye güllük gülistanlıktır. Batılı anlamda tüm değer yargıları tam anlamıyla uygulanıyordur, aç, işsiz kimse yoktur. Vatandaşımız tepki gösterecek bir şey bulamıyordur.

Veya vatandaşın hiçbir şey umurunda değildir. Kişisel menfaatlerini riske atmamak için “görmem, duymam, söylemem” felsefesini benimsemiştir.

Türkiye’nin dikensiz gül bahçesi olmadığı malum. Tarihinde görülmemiş ölçüde tehdit altında. Toplumun paramparça edilmesinin ötesinde üniter yapının parçalanması ihtimali güçleniyor.

Açlık, yoksulluk, yolsuzluk görülmemiş ölçüde artıyor. İnsanların yaşam tarzlarına artık direk müdahale edilebiliyor. Hiçbir kuruma güven kalmamış. Türk olmak suç sayılırken her türlü azınlık mensubiyeti ödüllendirilir olmuş. Ve daha sayamadığımız pek çok olumsuzluk…

Bunlar demokratik ülkelerde olsa halk demokratik haklarını sonuna kadar korurdu. Zaten o ülkelerdeki yönetimler bunları yapmaz, yapamaz. Kültürlerinde yoktur.

Sadece demokratik ülkelerde mi? Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etmiş, henüz vatandaşlık bilinci, demokrasi kavramı yerleşmiş ülkelerde bile artık vatandaş hakkını aramayı öğrenmiş.

Ve son olarak AKP iktidarının yakınlaştığı Arap ve İslam coğrafyası. Bakın Tunus’a. Bakın Mısır’a. Oralardaki tepkiler aslında bir birikimin sonucu. Tamam, arkasında ABD’nin olduğunu bilmeyen yok. Ama bir şekilde halk tepki göstermeyi öğreniyor. Bugün ABD’nin kışkırtmasıyla, yarın özgür iradesiyle.

Peki biz neden kurbanlık koyun gibi kesileceğimiz günü bekliyoruz? O ülkelerdeki gibi yakıp yıkmak çözüm değil. Zaten demek istediğimiz de bu değil. Türk insanı iktidarın düşüncesinin aksine Arap coğrafyasında yaşayanlardan farklıdır. Devletine isyan etmez. Yakıp yıkmaz. Bu özellik bile Türkiye'ye giydirilmek istenen elbisenin oturmayacağını gösteriyor.

Ama öte yandan bu ülkede bir şeyler ters gidiyorsa artık vatandaş sesini yükseltmek zorunda. Demokratik haklarını sonuna kadar kullanmak zorunda. Ama kullanmıyor nedense…

Acaba o ülkelerdeki vatandaşlara “sesinizi yükseltin” diyen ABD, bizim vatandaşımızın sesini yükseltmesini istemiyor mu? Eğer istemiyorsa bunda bir iş yok mu?

09.01.2016