AKP, EMPERYALİZMİN ALT TAŞERONU OLMAYA ÇALIŞIYOR

Ortadoğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeABD ve Rusya vekaletler savaşını yürütmek üzere ittifaklar savaşına girdi. Ortadoğu’da Rusya’nın en büyük müttefiki olan İran’a karşı ABD yeni yaptırım kararlarını uygulamaya koyarken, ABD de Pakistan ile S. Arabistan arasındaki işbirliğini güçlendirmeye çalışıyor. Bütün politikaları çöken AKP ise, S. Arabistan’ın liderliğini kabul ederek ABD’nin alt taşeronu olmaya çalışıyor.

Celal ÇETİN

İran’ın Rusya ile birlikte Suriye’de ve bölgede etkinliğini artırması, ABD, israil ve Batı’da alarm zillerinin çalmasına yol açtı. ABD, İran’a karşı yeniden yaptırım kozunu devreye soktu.

ABD Kongresi ilk önce, Tahran’ın Amerikan bankalarındaki 1,7 milyar dolarlık mal varlığına el koyma kararı verdi. Ayrıca ABD basınında yer alan haberlerde, Obama yönetiminin, İran’ın balistik füze programına katkı yaptıkları gerekçesiyle İran, Hong Kong ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir düzine şirket ve kişiye yaptırım uygulamaya hazırlandığı iddia ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD’nin İran'ın füze programıyla ilgili yaptırım planlarına karşı füze programının hızlandırılması ve ihtiyaç duyulan her türlü füzenin üretilmesi talimatı verdi.

ABD’nin yaptırım planlarını, Washington yönetiminin ülkesine karşı düşmanca siyasetinin devamı ve İran’ın savunma kapasitesine gayrimeşru müdahalesi olarak niteleyen Ruhani, “Ülkenin onaylanmış savunma politikaları çerçevesinde silahlı kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu çeşitli füzelerin üretilmesine süratle ve daha ciddi bir şekilde devam edilmeli” dedi.

PAKİSTAN-S.ARABİSTAN ASKERİ İŞBİRLİĞİ

Öte yandan Pakistan ve Suudi Arabistan arasında askeri işbirliğine dair görüşmelerin yapıldığı belirtiliyor. Pakistan Ordu Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada bölge güvenliği ve eğitim programları da dahil, ikili savunma işbirliğine ilişkin konuların gündeme geldiği ifade edildi.

Suudi Arabistan’ın IŞİD’e karşı kurduğunu açıkladığı İslam İttfakı’na Türkiye, Mısır, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Lübnan ve Pakistan’ın da aralarında olduğu 34 ülkenin katıldığı bildirilmişti. Ancak adı geçen Lübnan ve Pakistan, ittifakta yer almadıklarını açıkladı.

The Express Tribune gazetesinin haberine göre, Pakistan hükümetinin Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan koalisyona dahil olduğundan haberi olmadığı belirtildi. Gazeteye konuşan bir Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, koalisyona dahil olduklarını haberlerden öğrendiklerini söyleyerek, Suudi Arabistan'daki elçilerinden detayları öğrenmesini istediklerini kaydetti.

Pakistan Dışişleri Sekreteri Aziz Çaduri de, koalisyona dahil edildikleri haberlerini şaşkınlıkla karşıladıklarını söyledi.

Pakistan yetkilileri, daha önce de Birleşmiş Milletler destekli olmayan askeri ittifakların parçası olmayacaklarını vurgulayarak, Yemen’e düzenlenen operasyonlarda Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonda yer almayacağını duyurmuştu.

Pakistan’ın ardından Lübnan’dan da benzer bir açıklama geldi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan'ın “terör karşıtı koalisyon kurduğundan bile haberdar olmadıklarını” belirtti.

RUSYA STRATEJİK AKILLA HAREKET ETTİ

Rusya’nın bölgeye müdahalesine bakıldığı zaman stratejik akılla hareket ettiği görülüyor. ABD ise Rusya karşısında çaresiz ve Moskova’nın peşinden gitmek zorunda kalıyor. Washington’un, Moskova’nın stratejik adımlarını öngöremediğini ve hazırlıksız yakalandığını söylemek mümkün. ABD öngörüsüzlük örneğini Ukrayna krizinde de göstermişti. Ukrayna krizi sırasında Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilebileceğini hesaplamayan ABD, ilhak karşısında hiçbir şey yapamadı.

Rusya, tam da Suriye ordusunun yorgunluğuna dair işaretlerin arttığı, Esad rejiminin kararlılığını korumakla birlikte zor bir dönemden geçtiği süreçte kritik adımlar atmaya başladı.

Kendisi için en uygun zamanı kollayan Moskova, İran’ın nükleer anlaşma imzalamasını bekledi. Eğit-donat projesinin çökeceğini, ABD’nin IŞİD’e yönelik hava saldırılarının beklenen etkiyi yaratmayacağını, Esad’ın desteği olmadan İŞİD yenilemeyeceğini tahmin eden Moskova, sadece kendisinin ihtiyaçlarını ve Esad’ın durumunu gözeterek değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri de hesaplayarak hareket etti. Stratejinin temel unsurları olan kuvvet, zaman, mekan dengesini gözetti.

ABD’nin müttefiklerini ve taşeron terör örgütlerini kullanarak Esad’ı yenemeyece ortaya çıktı. Rusya, Çin, İran Akdeniz’e uzanan bir Kürt koridoruna, yani ikinci İsrail projesine izin vermeyeceğini gösterdi. ABD’nin, “IŞİD’e karşı mücadele ediyorum” diyerek Suriye’yi bölme ve bölgeye etkili biçimde yerleşme projesine engel oldu. ABD ise kendisine karşı olan cepheyi dağıtamadığı gibi, İran ve Rusya’nın Irak ve Suriye’den başlayarak tüm bölgede artan etkisini önleyemedi. Tersine ABD’nin bölgede ve Avrupa’daki müttefikleri arasında çatlaklar oluştu.

AKP, ABD’NİN TAŞERONU OLMAK İSTİYOR

Suudi Arabistan’ın IŞİD’e karşı kurduğunu açıkladığı İslam İttfakı’na en büyük katkıyı Türkiye verecek. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “öncelikle Suudi Arabistan'ın terörle karşı İslami dayanışma girişimini Türkiye olarak destekliyoruz. Riyad’da kurulacak mekanizmanın tüm aşamalarında yer alacağız. Teröre karşı dayanışma ve terör sebebiyle de artan İslamofobiye karşı da dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz” dedi. “Tüm aşamalar” kapsamında askeri operasyonlar da yer alıyor.

Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi ve General Sisi’nin iktidara gelmesinin ardından gerginleşen Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri Kral Selman’ın göreve gelmesinin ardından hızla düzeldi. Türkiye ve Suudi Arabistan özellikle Suriye’de Esat rejimine karşı aynı cephede yer alıyor. Gelişen ilişkiler işbirliğini de kuvvetlendiriyor.

Uzmanlara göre Ortadoğu’nun temel sorunu, Şii-Sünni çatışması. Bölgede mezhepçi politikalar öne çıkıyor. Türkiye de alt emperyal güç olma politikası bağlamında mezhepçi hat oluşturmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ve Katar burada önemli. Türkiye, Ortadoğu’da kartlar yeniden karılır, sınırlar yeniden çizilirken Batı için kendisini vazgeçilmez  kılmak için Sünni ittifak hattına angaje oluyor. Bu hat içinde askeri bir rol de oynayabilir. Türkiye, S. Arabistan’ın bölge liderliğini kabullenerek emperalist ABD’nin alt taşeronu olma görevini gönüllü olarak üstlenmeye çalışıyor.

AKP’nin; “Ortadoğu sokaklarını adım adım biliyoruz”, “Bölgede bizden habersiz kuş uçmaz”, “İslam dünyasının öncüsü, Ortadoğu halklarının sözcüsü, Sünni aleminin lideriyiz” iddiaları çöktü. Erdoğan’ın 5 Eylül 2012’de, “En yakın zamanda Şam’a gidip Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” sözleri havada kaldı.

Esad gitmedi. Suriye, Irak, Mısır gibi ülkeler Türkiye’ye kapandı. Bölgedeki tüm denklemlerden dışlandı. IŞİD terörünü desteklemek, petrol kaçakçılığı, teröristlere sarin gazının Türkiye üzerinden gönderilmesi gibi uluslararası karşılığı olan suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

Sonuç olarak Ortadoğu liderliği hayalleri gören AKP; S. Arabistan’ın peşinden sürüklenecek, Barzani’den medet umacak, ABD’nin alt taşeronu olmayı kabullenecek kadar acınacak duruma düştü.

01.01.2016