IŞİD: FRANCHISE YÖNTEMİYLE ÇALIŞAN ŞİRKET

Amerikanınsesi.com haber sitesinde Jeff Seldin imzasıyla yayınlanan haberde, Paris saldırısının IŞİD terör örgütünün evrim gaçirdiğini gösterdiği iddia ediliyor. Habere göre IŞİD, militanları eğiterek evlerine gönderme planına devam ediyor ve ülkeler bir süre daha IŞİD tehlikesi ile yaşayacak. Bu analiz, Batı’nın her ülke için birer IŞİD örgütü kurdurduğu gerçeğini gösteriyor.

Celal ÇETİN

Amerikanınsesi.com sitesinde yayınlanan yazı:

“Amerika liderliğindeki koalisyon güçlerinin, Irak ve Suriye’deki IŞİD hedeflerine hava saldırılarını yoğunlaştırılması, terör örgütünün zayıflamaya başladığı yorumlarına yol açıyor. Ancak bu yorumların gerçeği yansıtmadığını söyleyen terörle mücadele uzmanları, Paris’teki son terör saldırılarının IŞİD’in evrim geçirdiğinin bir göstergesi olduğunu uyarısını yapıyor.

Paris saldırılarının Avrupa ve Amerika’da açtığı yaralar henüz kapanmadı. Ancak terör kurbanlarının ardından tutulan yas yerini yeni saldırı endişesine ve güvenlik kaygılarına bıraktı.

İstihbarat yetkilileri, terör gerçeğine alışmamız gerektiğini söylüyor.

Eski CIA Başkanı James Woolsey,  “Daha yeni başlıyoruz. IŞİD hedeflerini yok etsek, halifelerini yakalasak da IŞİD’in bir süre daha hayatımızda olacağını düşünüyorum” diyor.

Terörle mücadele yetkilileri, Irak’ta kan kaybeden IŞİD’in, hala güçlü olduğunu göstermek için Paris saldırılarını düzenlediğini ve Rusya havayollarına ait yolcu uçağını düşürdüğünü söylüyor.

Savunma Bakanlığı sözcüsü Steve Warren,  ‘IŞİD’in kontrolündeki bölgelerde personel sayısının azaldığını görüyoruz. Bu da, IŞİD’in güç kaybettiğinin işareti olarak yorumlanabilir’ diyor.

Washington ise temkini elden bırakmıyor. Şimdilik Amerika’ya yönelik ciddi bir saldırı tehdidi olmamasına rağmen ülkedeki güvenlik önlemleri arttırıldı.

Terörle mücadele eski yetkilisi Mubin Shaikh, IŞİD’in fırsatçı ve stratejik yaklaşımının kaygı verici olduğunu söylüyor: ‘IŞİD’in planı, militanları eğittikten sonra ülkelerine geri gönderip, saldırılar düzenlemelerini sağlamaktı. Örgütün stratejisinde hiçbir değişiklik yok. IŞİD başından beri yapacağını söylediği şeyi yapıyor.’

Amerikalı bir terörle mücadele yetkilisi, IŞİD’İn evrimden geçtiğini ve artık halifeliğin topraklarını genişletmeye odaklanan bir militan grubu olmadığını söylüyor. Yetkiliye göre, evinden çok uzakta saldırılar düzenleyebildiğini ispatlayan IŞİD, dünyanın en güçlü cihatçı örgütü olmaya çalışıyor.”

HER ÜLKENİN IŞİD’İ OLDU

IŞİD projesi, son yüzyılın en büyük projelerinden biri olarak kabul edilebilir. Emperyalizm, sömürü düzenini sürdürebilmek için “her yöntemi” kullanmaktan çekinmez. Bu yöntemlerin başında askeri güç kullanarak ülkelir işgal geliyor. Ancak bu yöntem; hem masraflı olması, hem de hedef ülke halkı tarafından ciddi direnişle karşılaşması nedeniyle süreç içinde nitelik değiştirdi.

Askeri yöntemle işgal stratejisinin değişmesini sağlayan en önemli faktör, Türk İstiklal Savaşı’dır. Bugünün emperyalist güçleri, o günlerde Türk yurdunu işgal etmek istemiş, Atatürk’ün “geldikleri gibi giderler” kararlılığı ve Türk Ordusu’nun Atatürk’ün, “ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri” emrini yerine getirmek için canını ortaya koyması ve asker-millet bileşkesi emperyalizmin planlarını önlemişti.

Türk İstiklal Savaşı, mazlum milletler için bir anlamda “aydınlanma çağının” başlangıcı olurken, emperyalizm için de yeni stratejilere açılan kapı oldu.

Emperyalizm, yeni stratejiyi bulmakta gecikmedi: “Demokrasi, insan hakları, azınlık hakları için mücadele” gerekçesi ile müdahale ortamı yaratmak.

Bu yöntem için kullanılacak argüman da hazırdı: Azınlıkları, dini grupları kışkırtmak ve kullanmak.

Bu argüman emperyalizm için çıkarlarına göre “özgürlük savaşçısı” veya “terör grupları” olarak adlandırıldı.

Yeni stratejiye uygun en büyük “özgürlük savaşçısı-terörist grup karışımı” yapılanma, Rusya işgaline karşı kullanılmak üzere El Kaide adıyla Afganistan’da ortaya çıkarıldı.

El Kaide, Rus işgali döneminde “özgürlük savaşçısı” olarak tanımlandı ve ABD tarafından desteklendi. Ruslar’ın Afganistan’dan çekilmesi ile birlikte örgütün tanımı “terörist örgüt” olarak değiştirildi. Ancak tanımı ne olursa olsun El Kaide ABD’nin küresel çıkarlarının kirli oyuncağı olarak görevini başarıyla yerine getirdi.

Ancak Rusya’nın yeniden küresel güç olarak ortaya çıkması ve paylaşım savaşının yeni bir boyuta taşınması ile birlikte El Kaide yerel örgüt konumunda kaldı ve yetersizliği ortaya çıktı. Yerine küresel çapta etkili olabilecek, bir üst çatı konumunda bir örgüte ihtiyaç vardı. Bu örgüt için El Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin’in “emekli edilmesi” gerekiyordu. ABD özel Kuvvetleri’nin operasyonu ile Ladin’in öldürüldüğü ve cesedinin denize atıldığı açıklandı.

Ancak nedense Libya lideri Kaddafi’nin linç, Irak lideri Saddam’ın idam görüntülerini yayınlayan ABD, Usame Bin Ladin’in cesedini yayınlamadı. Ladin’in öldürülmüş olma ihtimali ile, bir yerlerde sakallarını kesmiş emeklilik hayatı yaşama ihtimali yüzde 50-50 oranında.

Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü açıklamasından kısa süre sonra IŞİD terör örgütü ortaya çıktı. Bu, öylesine komplike bir örgüttü ki, Avrupa’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Afiraka’ya kadar dünyanın her köşesinde eylem yapabilen, stratejik/taktik akılla hareket edebilen, kısa sürede dünyanın değişik coğrafyalarındaki terör örgütlerinin kendisine biat etmesini sağlayan bir yapı karşımıza çıktı.

Her ne kadar IŞİD adında bir örgüt var gibi görünse de, IŞİD’i artık bir marka olarak kabul etmek gerekiyor. Bir anlamda IŞİD, “franchise yöntemiyle çalışan bir şirkete” dönüştü.

Ekonomide franchise, “bir sistem ve markanın imtiyaz hakkı sahibinin, belirli süre, koşul ve sınırlar içinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin sürekli disiplin ve destek sağlayarak, belirli bir bedel karşılığında, bağımsız yatırımcılara sistem ve markasını kullandırmasına dayanan, uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisi” olarak tanımlanıyor. Franchise sistemi, Yahudi ticaret sisteminin temeli olarak da biliniyor.

Böyle bir sistemle çalışan bir yapıyı “klasik terör örgütü” tanımı ile açıklamak mümkün değil.

Sonuç olarak her ülkenin bir IŞİD’i oldu. Bu yerel IŞİD’ler, IŞİD Holding’in birer şubesi olarak merkezden gelecek her türlü emri yerine getirmek üzere uyuyan hücreler olarak bekleyecek. Bu hücreler gerektiğinde kendi ülkelerinde, gerektiğinde birkaçı veya daha fazlası birleşerek bir başka hedef ülkede aktif hale getirilebilecek. IŞİD’e katılımda Rusya ve Türkiye’nin ilk iki sırayı paylaştığını belirtmekte fayda var.

IŞİD’in arkasında küresel çapta ekonomik, siyasi ve stratejik bir üst aklın olduğu bir gerçek. IŞİD’in yapısı artık sır olmaktan çıktı:

IŞİD’İN GİZLİ VE AÇIK YAPISI

http://tuhafsite.com/neler-oluyor-detay.php?yid=720

07.12.2015