PETROLDEN KAZANIP SİLAHA HARCAYAN IŞİD VE TÜRKİYE

İngiliz Financial Times (FT) gazetesi, hazırladığı dosya haberde IŞİD’in silah teminine ilişkin önemli detaylara yer veriyor. Suriyeli silah tüccarlarını kaynak gösteren FT’nin bilgi aldığı ve geçen yıl IŞİD militanlarınca yakalanan Ebu Ali’ye göre IŞİD nereden, kimden olura olsun silah almaya hazır. IŞİD’in petrol kaçakçılığı ve yasadışı yollardan silah temini konusu, Türkiye için uluslararası bir soruna işaret ediyor.

Celal ÇETİN

DELİLER GİBİ MÜHİMMAT ALIYORLAR

Örgütün rehin aldığı kaçakçıları el üstünde tuttuğunu ve mühimmat sevkiyatında kullandığını söyleyen Ebu Ali, “Deliler gibi mühimmat alıyorlar. Sabah, öğlen, akşam” dedi.

Gerçek ismini vermeden konuşan Ebu Ali ile diğer bir silah tüccarı olan Ebu Ömer’in anlattıklarına dayandırılan haberin kalan kısmı da şöyle:

“IŞİD ele geçirdiği bölgelerde milyonlarca dolarlık silaha da ulaşmıştı. Dünyanın en zengin terör örgütü olan IŞİD’in elinde ABD yapımı Abrams tanklarından, M16 tüfeklerine ve Rus yapımı M-46 toplarına kadar farklı farklı silahlar var.

DEYR EZ ZOR’DA AYDA 1 MİLYON DOLARLIK CEPHANE

Buna rağmen örgüt hala mühimmat peşinde. En çok Kalaşnikof mermisine talep var. Orta kalibre makinalı tüfek mermileri ve uçaksavar mermileri de fazlasıyla talep görüyor. IŞİD keskin nişancı tüfekleri ve roketatarlar için de cephane alıyor, ancak daha az sayıda.

IŞİD’in milyonlarca dolar değerindeki cephane ticaretinin boyutlarını anlamak kolay değil. Sadece geçen yılki Deyr Ez Zor çatışmalarında örgütün ayda 1 milyon dolar değerinde cephane satın aldığı anlatılıyor.

ALABİLSEK İSRAİL’DEN BİLE ALIRIZ

IŞİD için en büyük kaynak ise düşmanları. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yanlısı gruplar ellerindeki fazla cephaneyi silah tüccarlarına satıyor. IŞİD de cephaneyi bu tüccarlardan alıyor. “Rejimden, Iraklılardan veya muhaliflerden alıyoruz. Alabilsek İsrail’den bile alırız. IŞİD’in umurunda değil. Yeter ki silahları elde edebilsinler.”

GEZİCİ KOMİTELER HIZLI SEVKİYATI SAĞLIYOR

IŞİD’in cephanenin ihtiyaç olduğu cepheye hızla sevkiyat yapabilmesini gezici komiteler sağlıyor. Bu komiteler, farklı bölgelerdeki mühimmat depolarıyla ve cephelerdeki emirlerle sürekli olarak temas halinde kalıyor. Kuzey Irak’ta Peşmerge ile IŞİD arasındaki şiddetli çatışmaların ardından ele geçirilen belgelerde, örgütün 24 saat içerisinde yüklü cephane sevkiyatları yapabildiği ortaya çıkmıştı.

TÜFEK İÇİN ‘KEBAB’, MERMİ İÇİN ‘SALATA’

Ancak bu iletişim ağı IŞİD’i düşmanlarına karşı da kırılgan hale getiriyor. Çoğu zaman telsiz telefonlarla yapılan görüşmelerin frekansları ele geçirilirse, IŞİD sevkiyatının nerede ve ne zaman gerçekleşeceği istihbaratının sızması riski bulunuyor. Kuzey Irak’ta bir grup Peşmerge bir telsizin çevresinde toplanmış yakaladıkları konuşmayı dinleyip ‘Kebap’, ‘Salata’ diye bağırıyor. Suriye’nin doğusundaki bir muhalif grubun komutanı Ebu Ahmed, kebabın ağır makinalı tüfek anlamına geldiğini söylüyor. Salata ise Kalaşnikof mermileri için kullanılan şifre.

OPERASYONLAR FİYATLARI ARTIRDI

Silah tüccarları IŞİD cephanelikleriyle Whatsapp aracılığıyla iletişim kurduğunu belirtiyor. Gezici komite birkaç günde bir alınacaklar listesi hazırlayıp fiyatları çıkarıyor. Türkiye sınırından gerçekleştirilen kaçakçılık faaliyetleri koalisyon güçlerinin hava operasyonlarının yoğunlaşmasıyla zorlaşınca cephane fiyatları da yükselmiş. Bunun üzerine IŞİD daha fazla sayıda tüccara silah alım-satım ehliyeti vererek tüccarlar arasındaki rekabeti kızıştırmaya başlamış.

 “Ebu Ömer ‘Her şey para. Kim olduğunuz kimsenin umurunda değil… Sadece dolarlarla ilgileniyorlar’ diyor.”

TÜRKİYE, HEDEF ÜLKE

Suriye’de Esad rejimine karşı mücadele eden muhalif kimlikli terörist gruplara destek veren ülkeler arasında Türkiye’nin de adı geçiyor. AKP hükümetinin yalanlamasına karşın resmi-gayriresmi belgeler, Türkiye’den Suriye’ye silah ve mühimmat gönderildiğini gösteriyor. Hükümetin bilgisi dahilinde olup olmadığı tartışılan bu sevkiyatlar, BM ve TÜİK’in istatistiklerinde de görülebiliyor.

2013’teki veriler, işin boyutunu gösteriyor. BM’nin birkaç yıl önce başlattığı bir uygulama var.  Dünyada gerçekleşen tüm ithalat-ihracat faaliyetlerini istatistik bölümüne bağlı Comtrade (mal ticareti) veritabanına yüklüyor. Silah ticaretinin uluslararası kod numarası 93. BM veritabanına göre 2013’ün son altı ayında Türkiye’den Suriye’ye gönderilen silah ve mühimmat miktarı 47 tona ulaşmış. Sözkonusu verileri TÜİK’in raporlarında da bulmak mümkün.

BM kayıtlarında 9303 koduyla gözüken silahlar, Türkiye İstatistik Kurumu’nun, Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması’na göre de ‘Askeri Silahlar ve Mühimmatlar’ başlığı altındaki ‘Askeri Amaçlı Olmayan Silahlar’ kategorisinde geçiyor.

Yani belgelere giren silah/mühimmat savaş silahı sınıfına girmiyor, resmi olarak kabul ediliyor.

YASADIŞI SEVKİYAT İDDİALARI

Sorun başka noktada ortaya çıkıyor.

Suriye’ye her türlü silah, mühimmat ve diğer malzeme girişine ambargo uygulanıyor. Peki nasıl oluyor da bu ambargo resmi yollardan delinebiliyor?

Resmi ambargo resmi yollarla delinebiliyorsa, “muhalif gruplara yasadışı yollardan silah gönderiliyor” iddialarına da inanmak gerekiyor. Batı medyasında konuya ilişkin o kadar çok haber ve iddia çıkıyor ki, gerçekliği güçleniyor.

Örneğin İngiliz Independen Gazetesi, Ankara’da bulunan Batılı bir diplomatın ifadesine dayandırdığı haberinde, “Suudi Arabistan ve Katar’ın, Türkiye üzerinden muhalif Özgür Suriye Ordusu’na silah temin ettiğini, sevkiyatın MİT tarafından da desteklendiğinı” yazdı.

IŞİD teröristlerinin 20 Mart 2014 tarihinde Niğde Ulukışla’da gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili soruşturma dosyasında bulunan MİT ilişkin bilgiler ve ifadeler dikkat çekici:

İfadelerde, hakkında MİT’e çalıştığı iddiaları bulunan davanın firari sanığı olan Suriyeli Türkmen Heysem Topalca’nın Suriye’de savaşan El Kaide kökenli cihatçı örgütlere silah sevkıyatında rol aldığı belirtiliyor. “Silahlı terör örgütüne yardım yataklık etmek” suçlamasıyla dosyanın sanığı olan Mehmet Aşkar ifadesinde, Heysem Topalca’yla birlikte Suriye’deki muhaliflere silah taşıdığını söyledi.

Suriye’deki iç savaş başlamadan hemen önce silah sevkıyatı yaptıklarını belirten Aşkar, “MİT’le bağlantılı olarak silahları geçirmek isterlerken askerlerin kendilerini yakaladıklarını söyledi. Aşkar haklarında herhangi bir işlem yapılmadan bırakıldıktan sonra silahları Suriyeli muhaliflere teslim ettiklerini” söyledi.

Son olarak ABD Dışişleri Bakanlığı, terör örgütü IŞİD’in yasadışı yollarla ticaretini yaptığı petrolün Türkiye sınırını geçtiğini kabul etti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, “Petrol, bu sınır üzerinden dağıtılıyor. Bu yüzden Türkiye’den sınırı kapatmasını talep ediyoruz” dedi.

Sonuç itibariyle Türkiye; IŞİD’in ürettiği kaçak petrolü yasadışı yollardan alınarak dünya piyasalarına sürdüğü ve Suriye’deki terör gruplarına yasadışı yollardan silah sağladığı iddiaları ile zor bir süreçten geçiyor. ABD-Rusya hesaplaşmasının anlaşmayla sonuçlanması durumunda Türkiye’ye yönelik iddiaların uluslararası hukuk kapsamına taşınması ihtimali bulunuyor. Özellikle Rusya Devlet başkanı Putin’in çok ciddi suçlamalarının uluslararası yankılarını kısa süre sonra görme olasılığı çok yüksek.

Yankıların çok ciddi sonuçları olacaktır…

02.12.2015