RUSYA TÜRKİYE’Yİ İKİ BÜYÜK TEHLİKEDEN KURTARDI

IŞİD’le mücalede ettiğini öne süren ABD’nin Suriye’deki politikaları son yıllarda tartışmaya açıldı. 5 yıldır devam eden Suriye iç savaşında ABD’nin IŞİD terörü ile mi savaştığı, IŞİD üzerinden Esad rejimini mi hedef aldığı konusunda kuşkular güçleniyor. Öte yandan ABD’nin Esad muhaliflerini desteklemek amacıyla Türkiye’nin Suriye’ye kara gücü sokmasını istediği, ama TSK’nın buna direndiği de biliniyor.

Celal ÇETİN

Ortadoğu için Washington merkezli planların odağında Esad rejiminin devrilmesi, eşzamanlı olarak Kürt devleti kurulması ve petrol güvenliğinin sağlanması yer alıyor. Bu amaçla Irak’tan sonra Suriye’de de muhalifleri örgütleyen ve merkezi hükümete karşı kışkırtan ABD ve Batı bloğu, yüzbinlerce insanın ölümüne yol açtı.

Ancak Kafkasya ve Türkiye ağırlıklı onbinlerce İslamcı teröristi Suriye’ye yığmasına karşın Esar rejiminin direnci kırılamadı. Bu noktada ABD ve Batı bloğunun öngörüsüzlüğü, yanlış stratejik ve taktik adımları ortaya çıktı. Rusya’nın reaksiyonu hesaba katılmadı. Rusya ve İran, Esad rejimini ayakta tutabilmek için tüm güçleri ile sahaya indi.

TSK ÜZERİNE OYUN

ABD ve Türkiye’nin muhalifleri eğitme planları başarısız olunca Atlahtik ötesindeki plan yapıcılar muhaliflerin destetlenmesi görevini TSK’ya vermeyi gündeme aldılar. Mulahifler ön cephede Esad rejimine karşı savaşırken Türkiye askeri ve ekonomik desteğinin yanına Mehmetcik’i de katacaktı.

Ancak ABD ve Batılı müttefiklerin öngörüsüzlüğü burada da ortaya çıktı: TSK’nın bu plana direnebileceği hesaplanamadı.

AKP hükümetinin, bölgede kaybettiği prestijini geri kazanmak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bazı iddiaların etkisini azaltabilmek amacıyla Suriye’de istenmeyen senaryolara alet olunabileceği endişesine karşın TSK, Suriye batağına girilmesine kesinlikle karşı duruyor. Ancak siyasi otorite üzerinde kurulacak baskılar karşısında TSK’nın ne kadar direnebileceği bilinmiyor.

Tüm bu sırada, 24 Kasım’da Türk hava sahasını ihlal ettiği iddia edilen Rus savaş uçağı, Türk F-16’ları tarafından düşürüldü. Bu olay, Türkiye-Rusya, Türkiye-ABD, Rusya-ABD arasındaki ilişkilerin seyri, planların uygulanabilmesini köklü olarak değiştirdi.

Rusya, uçağının düşürülmesi ile Türkiye’ye karşı çok ciddi tepki gösterdi. S-400’lerini Suriye’ye yerleştirerek hava sahasının ve Suriye topraklarının kontrolünü eline aldı. ABD ve Batı dahil, kendisinin bilgisi ve izni olmadan Suriye hava sahasına girecek tüm uçakların ve muhaliflere yardım etme ihtimali bulunan tüm araçların vurulacağını ilan etti.

Rusya’nın, savaş uçağının Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesine tepkisinin ekonomik ve diplomatik açıdan kaçınılmazdı. Olayın en önemli askeri sonucu ise Rusya’nın Suriye’ye süper modern, yerden havaya füze sistemi S-400’ü gönderme kararıydı. S-400’ler Ruslara, Suriye üzerindeki hava sahasının kontrolünü sağlayacak. Bu, Türkiye veya NATO’nun diğer ülkelerinden olsun, Suriye hava sahasında uçan tüm uçakların sadece ve sadece Rusların izniyle uçabileceği anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle Rus uçağının düşürülmesi olayında kazançlı çıkan iki ülke oldu; Rusya ve Türkiye. Rusya Suriye'ye yerleşti, TSK ABD'nin baskısı ile Suriye batağına girmekten kurtuldu.

Rusya hızlı hareket etti ve Türkiye’den gönderilen ve insani yardım malzemesi taşıdığı iddia edilen konvoyu vurdu. Bundan kısa süre önce, Suriye’den Türkiye’ye kaçak petrol taşıdığı iddia edilen petrol tankerleri Rus uçaklarınca vurularak imha edildi.

PLANDA OLMAYAN GELİŞME

Rus uçağı Türk uçağı tarafından vurulacak, pilotlar paraşütle atlayacak ve Suriye’deki Rus kurtarma ekipleri tarafından sağ salim alınacaktı. Rus uçağının vurularak düşürülmesi Rusya için o kadar önemli değildi. Önemli olan sonrasında gelişecek stratejiydi.

Ancak beklenmedik gelişme oldu ve vurulan uçaktan paraşütle atlayan Rus pilotlardan biri, Türkmen olduğu iddia edilen muhalif gruplar tarafından havada iken vuruldu. Pilotları vuran grubun lideri olduğu iddia edilen 2'nci Sahil Tümen Komutanı Alpaslan Çelik, “Pilotlar paraşütle inerken vurduk” dedi.

“Türkmen” olarak tanıtılan cihatçı teröristler, ölen Rus pilotun cesedinin üzerine basarak fotoğraf çektirdiler. Öldürülen Rus pilotun üzerindeki eşyalar teröristlerin elindeki bıçakla kesildikten sonra, çıplak ceset bir aracın kasasına konuldu. Pilotun cesedi daha sonra cihatçılar tarafından sağa sola çevrilerek farklı şekilde fotoğraflandı.

Rus pilotun savunmasız halde iken vurulması ve teröristler tarafından işkence yapılması, Türkiye ile Rusya arasındaki krizin temelini oluşturdu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu olayı affetmedi ve AKP hükümetini sorumlu tuttu.

HEDEF TÜRKİYE Mİ, ERDOĞAN MI?

Rusya’nın askeri ve ekonomik yaptırım kararlarının hedefi konusunda farklı görüşler bulunuyor. AKP hükümeti yaptırımların Türkiye’yi hedef aldığını savunurken, karşıt görüş sahipleri, Rusya’nın asıl hedefinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu savunuyor. Rusya Devlet Başkanı Putin’in söylem ve eylemleri, karşıt görüşü savunanları destekler mahiyette.

MOSKOVA: TÜRKİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un açıklaması Rusya’nın Türkiye’ye bakış açısını gösteriyor: “Biliyorsunuz, bu aşırı hassas bir bölge ve bölgenin tüm ülkelerinin, Suriye’nin de, Türkiye’nin de, Irak’ın da toprak ve siyasi bütünlüğü kesinlikle değişmez olarak kalmalı. Aksi durumda sonuçları, sınırlarımıza bitişik olan bu bölgenin kendisi için felaket olur.”

Öte yandan Rusya’nın dış politikasında belirleyici konumda bulunan Rusya Bilimler Akademisi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi öğretim görevlisi Hodar Mosaki’nin analizi, Moskova’nın PYD ve Kürtler’e nasıl baktığını gösteriyor. Mosaki’ye göre Moskova, “Kürt faktörünün Türkiye’ye karşı kullanılacağı gerçek bir politika izlemez.”

Şöyle devam ediyor Mosaki:

“Teorik olarak Rusya, Kürtlerle devlete bağlı olmayan kurumların himayesinde bir defalık, taktiksel etkinlikler içine girebilir. Ancak bunların stratejik anlamı olan etkinlikler olması beklenemez. Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ciddi anlamda kötüleşmesine rağmen Rusya’nın PKK’ya destek vermesi de olası değil. Bununla birlikte Moskova, PKK’nın Suriye kolu olan ve fiilen IŞİD karşıtı koalisyon içindeki önemli güçlerden biri olan PYD ile daha yakın ilişkiler kurması mümkün. Ancak bunda bile Rus diplomasisi oldukça temkinli davranacaktır. Kürtler, Rusya’nın kendilerine gösterdiği ilginin, Moskova-Ankara ilişkileri düzeldiğinde kolayca bitebileceğini biliyor, ki ilişkiler er ya da geç düzelecek. Ankara da, Moskova’nın Türkiyeli Kürtlere aktif olarak destek göstermeye çalışmayacağını biliyor.”

ABD’nin “Büyük kürdistan” planına karşın Rusya’nın “Kürt Koridoru” planı ile toprak bütünlüğü vurgusu ve Kürtlerle ilişkileri farklılık gösteriyor. ABD’nin Büyük Kürdistan planı Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunu da kapsarken, Rusya’nın Kürt Koridoru Suriye topraklarından geçiyor.

TERÖRE DESTEK, KAÇAK PETROL İDDİALARI

Rusya, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bakış açısını net olarak ortaya koyarken, Erdoğan’a yönelik ciddi suçlamalarda bulunuyor. IŞİD ve İslamcı teröristlere askeri/siyasi destek ile IŞİD’in ürettiği petrolün kaçak yollarla Türkiye tarafından alınması iddiaları ilk sıraları alıyor. Putin; AKP hükümetinin Suriye’deki teröristlere askeri yardımda bulunduğunu, Suriye’den gelen kaça petrolün Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan tarafından alındığını iddia etti.

Sonuç olarak Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi ve düşürülen uçak ile Suriye Türkiye’ye kapatılmış oldu. Ayrıca ABD’nin “Büyük Kürdistan” planı en azından bir süreliğine de olsa ertelendi, yerini Suriye topraklarına kaydırılan Kürt Koridoru projesi aldı.

Böylece Türkiye iki büyük tehlikeden kurtulmuş gibi görünüyor. Bundan sonraki süreç, her iki ülke açısından işbirliğini zorunlu kılıyor. Bu gerçeğin Moskova’daki siviller tarafından görüldüğü biliniyor. Ankara’da da farkında olan kesimlerin bulunduğunu biliyoruz.

29.11.2015