ABD, RUSYA YENİLGİSİNİ HAZMEDEMİYOR

İngiliz Guardian gazetesi, Ortadoğu’da Rusya ve İran’ın artan etkisi üzerine, ABD Başkanı Barack Obama’nın bölgeye yönelik stratejisini değiştirmek zorunda kaldığını yazdı. Öte yandan uluslararası uzmanlar, bölge halkının Amerika’nın niyetlerine güvenmediği uyarısında bulunuyor. Sözkonusu güvensizlik, ABD’nin Irak ve Suriye’de izlediği politikalardan kaynaklanıyor.

Celal ÇETİN

Guardian’daki Simon Tisdall imzalı makalede, siyasi rakiplerinin ‘utandıran bombardımanları’ altında kalan Barack Obama’nın, IŞİD ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı izlediği stratejinin başarısızlığını kurtarmak için Suriye kartlarını yeniden karma yoluna gittiği belirtildi.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın, ABD'nin Irak’ta IŞİD’e karşı kara harekatı da düzenleyebileceğini açıklaması, Obama yönetiminin taktik değişikliğine örnek gösterildi.

ABD'NİN ASKERİ STRATEJİLERİ BAŞARISIZ OLDU

ABD'nin Suriyeli muhaliflere yönelik eğit-donat programının başarısızlığa uğradığını, Irak’a sevk edilen 3 bin 500 ABD askerinin Irak güçlerinin performansını geliştiremediğini belirten Tisdall, şimdi bu iki ülkenin de Rusya’nın askeri yardımına yöneldiğine dikkat çekti.

İran yanlısı Şiilerin hakim olduğu Irak Parlamentosu’nun Başbakan Haydar el-İbadi’ye Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonlarını Irak’a da kaydırması yönünde baskı yaptığını belirten yazar, Obama yönetiminin Rusya’nın bölgedeki etkisini daha da artırma ihtimaline karşı Moskova ile her tür uzlaşıya hazır olduğunu ifade etti.

Simon Tisdall, Suriye krizinin konuşulduğu Viyana görüşmelerine İran’ın da davet edilmesinin, ABD’nin zayıflığını gösteren bir diğer durum olduğunu belirtti.

ORTADOĞU AMERİKAN ASKERİNE GÜVENMİYOR

Amerika IŞİD’le mücadeleyi arttıracağını ve gerekirse kara operasyonları gerçekleştireceğini açıkladı. Bu son dönem politikalarında büyük değişiklik anlamına geliyor.

Twitter’da bir kullanıcı, Ortadoğu’nun karara tepkisini özetliyordu. Bu kişi hesabında “Irak’ta Amerika’dan, IŞİD’e karşı savaşmasını istiyorlar, ama aynı zamanda ABD’nin IŞİD’i desteklediğini söylüyorlar” yazdı.

Uzmanlara göre, Amerika’nın IŞİD’in Irak ve Suriye’deki geniş kontrolünü yok etme kapasitesi var. Ancak bu uzmanlar aynı zamanda bölge halkının Amerika’nın niyetlerine güvenmediği uyarısında bulunuyor.

Kahire Amerikan Üniversitesi’nden Sait İbrahim, Amerikan operasyonlarının IŞİD kontrolündeki bölgelerde yaşayan ailelere nefes aldırabileceğini düşünüyor. Ancak bu, ancak Amerika IŞİD’i asgari sivil ölümüne yol açarak yenebilirse mümkün olur.

İbrahim, Amerika’nın temiz bir iş ortaya koyması gerektiğini, çünkü herkesin Amerika’nın Irak’ta kısmen iyi niyetle başlayan işgalinin nasıl bir karmaşayla sonlandığını hatırladığını belirtiyor.

Sait İbrahim, Ortadoğu’daki şüphenin aynı zamanda Amerika’nın Suriye politikasından kaynaklandığına dikkati çekiyor. Uzmana göre, Obama’nın Esat konusunda kendisiyle çelişen tutumu bölgede güven telkin etmiyor. İbrahim, Amerika’nın bazen Esat’ın görevde kalamayacağını söylediğini, sonradan da düşmanı IŞİD’i hedef aldığını belirtiyor.

Iraklılar da ülkelerinin içinde bulunduğu güvenlik boşluğundan 2003 Amerikan işgalini sorumlu tutuyor. Iraklı yetkililer NBC televizyonuna, ülkelerinde ne Amerikan kara gücü istediklerini, ne de buna gereksinimleri olduğunu söyledi. Durumun Irak’ı ilgilendirdiğini söyleyen Başbakan Haydar El Abadi’nin sözcüsü Sait El Hadisi, yeterli sayıda askere sahip olduklarını belirtti.

Siyaset uzmanı Hişam Kasım, son senelerde Amerika’nın Irak ve Suriye’deki politikasının bu ülkelere karışmama yönünde olduğunu ve yeni siyasetin başarılı olup olmayacağının belli olmadığını söylüyor. Kasım, şu ana kadar IŞİD’le mücadelenin tam anlamıyla hüsran olduğunu da ekliyor.

Kasım, bölgede diktatörlüklerin yıkıldığı, ırksal, etnik ve dinsel çatışmaların arttığı bir dönemde çekingen bir siyaset izlemenin tek kelimeyle yanlış olduğunu belirtiyor. Uzman, Obama’nın siyasetinin daha önce söz verdiği gibi Amerika’nın Ortadoğu savaşlarından uzak durma yönünde olduğunu ifade ediyor.

Geçen hafta Amerika ve Kürt güçlerinin IŞİD üssüne düzenlediği ortak operasyonda 70 rehine kurtarıldı. Bu Amerikan özel kuvvetlerinin IŞİD’e karşı 2014’te başlatılan hava saldırılardan sonra ilk kara operasyonu oldu. Bir Amerikalı askerin ölmesi tartışmalara yol açsa da, operasyon genel olarak operasyon bir başarı olarak görülüyor.

ABD Savunma Bakanı Ash Carter, Amerika’nın yeni stratejisi kapsamında buna benzer yeni operasyonların düzenlenebileceğini söyledi. Ancak, sonradan Beyaz Saray’dan gelen açıklamada Amerika’nın Afganistan ya da Irak’ta daha önceden olduğu gibi geniş kapsamlı kara operasyonları gerçekleştirme gibi bir niyeti olmadığı belirtildi.

Sait İbrahim, IŞİD’e karşı gerçekleştirilecek birkaç tane daha operasyon yapılması durumunda Amerika’nın Irak’taki kötü imajında iyileşme olabilir. Uzmana göre bu Amerika için halkla ilişkiler konusunda bir fırsat olabilir ve kötü imajını tamir etmesini sağlayabilir.

SURİYE’DE KİM KİMİNLE MÜTTEFİK, BELLİ DEĞİL

Suriye’nin kuzeyinde süregelen savaştaki çetrefilli ittifaklar, ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ sözünü akla getiriyor. Hükümete karşı ya da hükümet tarafında çarpışan sayısız grup bazen düşmanken, bazen geçici olarak müttefike dönüşebiliyor.

Özellikle de Halep çevresindeki çarpışmalar gün geçtikçe daha kafa karıştırıcı hale geldi.

Muhalif komutanlar Esat rejimi ve Rusya’nın, Halep’in kuzeyindeki kırsala hakim muhaliflere karşı hava saldırıları düzenleyerek IŞİD’e yardımcı olmakla suçluyor. Bu bölgedeki muhalifler şiddetli saldırıların hedefinde. Bazı saldırıları intihar bombacıları gerçekleştirmiş. Aynı zamanda kentin güney ve güneybatısında muhalifler hükümet güçlerinin kentin muhaliflerin elindeki alanları kuşatmasını engellemeye çalışıyor.

Bir taraftan IŞİD, yine kentin güneyindeki 15 kilometrelik Hama ve Halep’i bağlayan otoyolu hükümet güçlerinden almayı başardı. Hükümet, IŞİD’in üç günlük çatışmaların sonunda bu bölgeyi El Nusra’nın da desteğiyle ele geçirdiğini açıkladı.

Hanasır-Isrıya kentleri arasındaki yolu ele geçiren IŞİD böylece Esat hükümetinin Halep’e bağlanan son kara ikmal yolunu da kapatmış oldu. Bu da Suriye ordusu tarafından Halep’te kuşatılan muhaliflerin nefes almasına olanak sağlıyor.

KAFA KARIŞIKLIĞI

Hem Esat’la savaşan muhalifler hem de hükümet karşı tarafı IŞİD’le işbirliği yapmakla suçluyor. Ancak iki taraf da askeri amaçlarına ulaşmak için dolaylı olarak da olsa, terör grubunun cephedeki varlığından yararlanıyor.

IŞİD de Rusya’nın müdahalesini lehine çevirdi. Daha önce Halep’in kuzeyindeki taarruzlarını durduran örgüt son günlerde Mare, Tel Rıfat ve Azaz kentlerine yönelik saldırılar başlattı. Rus hava saldırılarının başlamasından hemen birkaç gün sonra IŞİD, Türkiye sınırının hemen güneyinde de ilerlemeye başladı.

Örgüt bu bölgede Tel Kırah, Tel Susin ve Kefar Kares köylerini ele geçirdi. IŞİD aynı zamanda iki senedir Esat’a muhalif güçlerin elinde olan piyade okulunu ve Halep’in kuzeydoğusundaki bir sanayi bölgesini de ele geçirdi. Bu bölgeden kent içinde muhaliflerin elindeki bölgelere geçiş mümkün.

Ahfad Ömer Taburu komutanı Abdül Rahman, durumlarının son derece zor olduğunu, hem Esat’la hem de IŞİD’le savaştıklarını söyledi. Komutan, hükümete karşı güçlerini topladıklarında IŞİD’in kendilerini engellediğini ve aynı zamanda da Ruslar tarafından bombalandıklarını belirtti.

Amerika’nın Sesi’yle konuşan Abdül Rahman bazen ‘acaba önce IŞİD’le barış yapıp, Esat’ı devirip sonra IŞİD’e mi yönelsek?’ diye düşündüklerini gülerek anlatıyor. Ancak komutan, birçok askerinin IŞİD tarafından öldürüldüğüne tanık olmuş.

Muhalifler için Halep’teki ufak çatışmalar da önem taşıyor. Çünkü muhalifler bu bölge üzerinden Türkiye’ye ikmal için bağlı durumda.

Festakım Kema Umirte komutanı Zekeriya Melahefçi, IŞİD’i Halep’ten püskürten tek grubun kendileri olduğunu, ancak Batı’nın Esat’ı hedef almayarak durumlarını zorlaştırdığını söylüyor. Komutan, Batı’nın asıl sorunun Esat olduğunu, IŞİD’i de onun yarattığını ve Türkiye de dahil, terörü diğer ülkelere yaydığını anlaması gerektiğini ifade ediyor.

ESAT’IN BAŞTAN BU YANA TAKTİĞİ

Muhalifler çok uzun süredir Esat’ın karmaşık bir oyun oynadığını ve cihatçıları devrime karşı kullanarak tüm muhalifleri aşırılık yanlısı olarak göstermeye çalıştığını söylüyor. Özellikle de Esat’ın devrimin en başında İslamcılar’ı hapishanelerden salmasını örnek gösteriyorlar.

Muhalifler son 2 senede Esat’ın IŞİD’le mücadeleden çok kendileriyle savaştığını ve IŞİD’in Suriye’nin doğusunda, hatta merkezinde yayılmasına izin verdiğini belirtiyor. Mayıs’ta IŞİD’in Palmira’yı büyük rahatlıkla ele geçirmesi bazı uzmanların, bu antik zenginliklerle dolu kente verilecek hasarla Batı’dan sempati kazanmak isteyen Esat tarafından, kasten terk edildiği yorumları yapmasına neden oldu. Melahefçi, Ruslar, Esat ve IŞİD arasındaki işbirliğinin bazı zamanlarda son derece açık olduğunu, örgütün Halep kuzeyindeki taarruzlarının Rus hava saldırılarından bu yana arttığını söylüyor.

Ceyş El Mücahidin’e bağlı Festakım Kema Umirte’nin komutanı Melahefçi, hükümet, Ruslar ve IŞİD’in beraber çalışarak kendilerini sıkıştırdığını söylüyor. Komutan, IŞİD pozisyonlarına saldırırken Esat güçlerinin ve Ruslar’ın da kendilerini bombaladığını belirtiyor. Melahefçi, Esat ve Ruslar kendilerine saldırdıkça IŞİD’in daha rahat hareket ettiğini, ve Batı’nın planlarına göre Halep’in kuzeyinde mülteciler için güvenli bölge olması planlanan topraklarda ilerlemesini sürdürdüğünü söylüyor.

Komutanın söylediklerinde doğruluk payı olsa da Halep-Hama arasındaki otoyolun kısmen IŞİD’in eline geçmesi hükümetin amaçlarına hizmet etmiyor. Hükümet henüz bu kaybı açıklamasa da Suriyeli yetkililer Amerika’nın Sesi’ne yaptıkları açıklamada, yolun kaybını bir taraftan IŞİD saldırırken, diğer taraftan bu örgütün rakibi olan El Nusra’nın saldırmasına bağladı.

Hükümet yetkilileri bu saldırının eşgüdümlü bir biçimde gerçekleştirildiği konusunda ısrarcı. Eğer bu doğruysa bu, Suriye’de süregelen savaşta suyun ne kadar bulanık olduğunun yeni bir örneği olacak. Ülkede cepheler belirgin değil ve yerel anlaşmalarla bir gece önce düşman olan gruplar bir gün sonra beraber hareket ediyor, sonra tekrar düşman oluyorlar. Durum, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin dediği gibi “çok büyük bir mezhepsel karmaşa” olmayı sürdürüyor.

29.10.2015