IŞİD’DEN PETROL ALAN TÜRK ŞİRKETLERİ VAR MI?

Suriye’de, ülkenin 2011’de başlayan ayaklanma öncesinde kullanılan petrolünün yüzde 60’ına sahip Deyr-ez Zor’un tümü Temmuz’dan beri, ülke petrol yataklarının yaklaşık yüzde 40’ına sahip Haseke eyaletinin bir kısmı ve yine irili ufaklı petrol kuyularının olduğu Rakka eyaletinin tamamı Ocak ayından beri IŞİD’in elinde. IŞİD’den şasadışı akaryakıt alan şirketler arasında Türkiye’den de çok önemli isimlerin olduğu iddia ediliyor.

Celal ÇETİN

Temmuz 2014’te Şam’dan yapılan açıklamaya göre, Suriye’nin günlük 385 bin varili bulan petrol üretimi, iç savaşla birlikte günlük 164 bin varile indi. Ancak IŞİD en büyük petrol sahalarının bulunduğu Deyr-ez Zor, Rakka ve Haseki’nin bir bölümünü ele geçirdikten sonra Esed rejiminin kontrolündeki üretim, günlük 28 bin varile kadar indi. Bu rakama, Haseki’nin diğer bölümünü elinde tutan Kürtlerin ürettiği petrol dahil değil.

Suriye’de el-Omeri petrol sahası, Tanak petrol sahası, Duvyir köyündeki petrol sahası, Tayyem petrol sahası, Cafra petrol sahası, Koniko gaz sahası, Harrata benzin istasyonu, Dirou benzin istasyonu IŞİD’in elinde.

Uzmanlar IŞİD’in Suriye’de ‘geçici ve mobil’ rafinerilerde petrolün bir kısmını işlediğini ve bu şekilde daha hızlı ve kolay satış yaptığını belirtiyor. Aynı zamanda petrolün karaborsaya ve hava saldırısı yapmaması karşılığında Esad yönetimine doğrudan satıldığını iddia ediyorlar. Temmuz ayından beri tamamı IŞİD’in elinde bulunan Deyr-ez Zor kentinde Ömer petrol sahasının önündeki alıcı kuyruğu, 2 kilometreye kadar uzanıyor. İngiliz The Economist dergisinin istihbarat birimi, yaptığı araştırmalarda IŞİD’in bu sahadan günlük 20 bin varil petrol elde ettiğini ortaya çıkardı. IŞİD buradan aracılara ve rejime yapılan satışta varil başına 10-22 dolar arası alırken, Türkiye’deki aracılara gönderilen petrol daha yüksek fiyatlara satılıyor.

Suriye’de ürettikleri dizelin bir kısmını kendi araçları için kullanırken, kalanını benzin istasyonlarına sattıkları belirtiliyor. Suriye’nin önemi, Irak Petrol Bakanlığı kaynaklarına göre IŞİD’in Irak, Suriye, Türkiye ve İran’da sattığı petrol ürünlerinin neredeyse tamamının Suriye’deki mobil rafinerilerde işleniyor olması…

Küçük ölçekli rafineriler IŞİD’in operasyonlarını sürdürmesi için yakıt ve Irak ve Suriye’deki saldırıları için para sağlıyor. Günde 300-500 varil petrol işleyen IŞİD’in bu rafinerilerden neredeyse günlük 2 milyon dolar gelir elde ettiği tahmin ediliyor.

TÜRKİYE’DE KİMLER KAÇAK PETROL ALIYOR?

Sınır güvenliğinin ortadan kalkmasıyla kaçakçılar; ‘boru hattı döşeme, Türkiye ile Suriye arasında yer alan Asi Nehri üzerinden sal ve bidonlarla taşıma, araçlara büyük yakıt deposu ekleme’ gibi yöntemlerle kaçak akaryakıtı Türkiye’ye sokuyor.

IŞİD, işgal ettiği petrol bölgelerinden elde ettiği petrolü Türkiye’de satıyor. Hatay sınırına yakın köylerden borular çekiyorlar. Benzer boru hatları Kilis, Urfa ve Gaziantep’te de var. Suriye’nin petrol sahası Rumeylan’ı ele geçirdiler. Sınıra yakın depolar oluşturuldu, ilkel yöntemlerle petrolü rafine ettiler, Türkiye üzerinden kaçak yollarla paraya çevirdiler. Köstebek adı verilen teknolojik aletlerle yerin altından boru döşüyor, öbür tarafa kadar çıkarıyor. Sadece Hatay’da bin tane boru döşendi. Türkiye’ye giren kaçak petrol önce kamyonculukla, tarımla uğraşan bölge halkına satılıyor. Bölge halkı otobüsüne, kamyonuna, traktörüne ucuz yakıt temin ediyor.

Akriş rafinerisinde arıtılan ürünler 320 kilometre uzakta olan Türkiye sınırına yakın Suriye köylerine götürülüyor. Türk sınırları boyunca Suriye kasabalarında  kamyonların yükünü boşaltılıyor ve yakıtın bir kısmı tekrar paketlenerek daha küçük konteynırlara koyuluyor. Bazıları ise küçük plastik kaplara konularak, oldukça karmaşık yollarda katır sırtlarında büyük ölçüde kontrolsüz tepelerden ve zeytinliklerden geçerek Türkiye’ye götürülüyor.

Arıtılmış ürünler kamyonlarla, atlarla ve katırlarla diğer tarafına taşındığı Türk sınırlarına gönderiliyor. Yakıt aynı zamanda, nehir boyunca sallarda batmadan yüzdürülüyor ya da Türkiye’nin güneyindeki pazara giden yolu bulmadan evvel yeraltı boru hatlarına pompalanıyor.

Öte yandan çok sayıda sal ve bidonlarla da kaçakçılık yapılıyor.Kaçakçılar Hacıpaşa yakınında Asi Nehri boyunca dizel dolu sallarla yüklemeyi yapıyorlar. Yakıt sınırdan sonra Hatay’ın güneydeki Türk kentlerinde ve ilçelerinde satılıyor. Ancak, yakalanan malzemenin bölgedeki kaçakçılığın çok az bir bölümünü yansıttığı belirtiliyor.

Özellikle yaz aylarında kaçak dizelin Güneydoğu’daki pazarı ciddi bir şekilde etkilediği, ancak son 1-2 ayda alınan önlemlerle şu anda geçişlerin sınırlandığı belirtiliyor. Suriye’den giren kaçak motorinin parasal değeri 2.5 milyar TL’yi buldu. Yasal istasyonlar litresi 1.1 TL ile 1.8 TL arasında satılan kaçak mazotla baş edemiyor.

Özellikle güney bölgelerinde çok büyük satış kayıpları var. Adana ve Hatay civarından başlıyor ve Konya, Aksaray’a kadar piyasayı etkiliyor. İç Anadolu’ya kadar bir üçgen şeklindeki bölgede piyasa etkileniyor. Kaçak petrolün satıldığı iller arasında Urfa, Hakkari, Siirt, Batman, Osmaniye, Gaziantep, Şırnak, Maraş, Adıyaman ve Mardin bulunuyor. Kaçak petrolün son durağı ise, Ceyhan Limanı’na sahip olan Adana.

Ceyhan Limanı’nın petrol ihraç hacmindeki ani yükselişlerle IŞİD’in zengin petrol yatakları civarına yaptığı saldırılar karşılaştırılmış. Sonuç; bunlar arasında pozitif bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, IŞİD petrolünün dünya pazarına Ceyhan’dan dağıtıldığına ilişkin güçlü kanıtlar olduğunu düşünüyor.

GÜÇLÜ “KAÇAK YAKIT LOBİSİ”

Türkiye’de kaçak yakıta göz yumulduğu iddia ediliyor. Göz yumanlar, düşük fiyatlı kaçak petrolden kazanç sağlıyorlar, bundan çıkar sağlayanlar arasında Türk işadamı ve devlet yöneticisi olduğu belirtiliyor. Geçiş yolunu destekleyen zincirdeki kişiler, aileler ve organizasyonlar gayet yerleşik, bazıları onlarca yıldır, Saddam’ın yaptığı kaçakçılık işinden bu yana bu işi yapıyorlar.

Son dönemlerde bilinen bir şirketin adı sıklıkla ortalıkta dolaşıyor. Gümrük mevzuatına göre transit sevkiyat yapan firmaların taşınan ham petrolü yurtta bırakması yasak. Ancak sözkonusu şirkete ait taünkerlerin  boşaltım kontrollerinde çok sayıda tankerde ham petrol yerine su çıktı.

Habur sınır kapısından petrol yüklü giren tankerlerin yolda boşaltılıp yerine su doldurulduğu tespit edildi. Yapılan bu tespitler üzerine Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü’nce soruşturma başlatıldı. İddiaya göre o soruşturma Ankara’dan gelen talimatla önlendi. Böylelikle ancak bir rafineride işlendikten sonra piyasaya sürülebilecek ham petrolün kime gittiği sorulamadı.

Soruşturmanın kesilmesinin ardında şirketin ‘kuvvetli siyasi bağlantıları’ olduğu iddiaları ortaya atıldı. Şirketin, çok önemli ve etkin bir devlet yöneticinin çok yakının görev aldığı bir holdingin bünyesinde faaliyet gösterdiği biliniyor.

Öte yandan Türkiye’nin doğusunda kurulan Suriyeli şirketlerin yeni ticaret ilişkileri de sorgulanıyor.  Suriye’deki özel sektörün savaş koşullarına adapte olmak zorunda kaldığı ve bazılarının operasyonlarını ülkenin daha güvenli bölgelerine kaydırırken, bazılarının ise özellikle Türkiye olmak üzere komşu ülkelere taşındığı kaydediliyor. Uzmanlara göre 2011 yılından bu yana birçok Halep merkezli Suriye firması, Gaziantep’e taşındı ve üretimlerinin büyük çoğunluğunu Suriye’ye satıyor. Bu şirketlerin IŞİD ve muhalif örgütlerle akaryakıt kaçaklığı yaptığı söyleniyor.

Amerika Maliye Bakanı’nın terör ve mali istihbarattan sorumlu yardımcısı David Cohen Washington’daki Carnegie Uluslararası Barış Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, IŞİD’e en fazla para kazandıran kaynağın petrol kaçakçılığı olduğunu ve bu petrolün alıcıları arasında Türkiye’nin de olduğunu söyledi. Cohen, aracılar yoluyla satılan petrolün Türkiye’ye gittiğini bildiklerini de açıkladı. Cohen’e göre petrolü başkaları satın alıyor, Türkiye de bu aracılardan satın alıyor. Sonuçta Türkiye önemli ölçüde alım yapılan bir ülke.

Uzmanlar, Türkiye’nin IŞİD’in petrol kaçakçılığını önlemeyerek örgüte dolaylı yardım sağladığı görüşünde. Uzmanlara göre bu kaygılar sağlam temellere oturuyor. Görgü tanıklarının ve yerel halkın petrol kaçakçılığını doğruladığını belirten uzmanlar, kaçakçılığın bu tarz savaşların doğası olduğuna dikkati çekiyor. Uzmanlar, hükümetin kaçakçılık iddialarına yönelik yalanlamalarının, Türkiye’nin müttefiklerini ikna etmediğinin altını çiziyor.

IŞİD’in, Irak ve Suriye petrolünü Erbil’de yaşayan 4 işadamı aracılığıyla 127 Türk işadamlarına sattığı ve bazı işadamlarının bilinen bir sendikaya bağlı olduğu iddia ediliyor. IŞİD’den yasadışı yollarla petrol satın alan Türk işadamlarının listesinin Birleşmiş Milletler’e verildiği, listedeki Türklerin arasında hükümet yetkilileri ve hükümete yakın bazı kişilerin olduğuna dair ciddi bilgi ve belgelerin olduğu belirtiliyor.

Bu arada Suriyeli petrol mühendislerinin, IŞİD’in kontrolündeki petrol sahalarında Türk teknisyenler gördüğünü söylemesi dikkat çekiyor.

IRAK HAKKINDA İDDİALAR

KDP ile birlikte Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Peşmerge yetkililerinin de bu yasadışı ticarete bulaştığı iddia ediliyor.

Uzmanlara göre IKBY yönetimi ile yakın ilişkileri olan petrol şirketi Nokan Grubu’nun, IŞİD petrolünün satışını kolaylaştırdığı ortaya çıktı. IŞİD’in kontrolündeki Beyci’den yola çıkan rafine edilmiş petrol, Nokan’ın paravan şirketi olan Meer Soma’nın sahibi olduğu ya da işlettiği tankerlerle Kerkük’e ya da Kuzey Irak’a götürülüyor.

Nokan Grubu ise, KYB ile bağlantılı. Şirketin, Süleymaniye’deki KYB ofisinden yönetildiği iddia ediliyor. Şirket, yolsuzluk ve kayırmacılık iddialarıyla biliniyor. Nokan’ın sahip olduğu Bayzan Rafinerisi’nde ise, İngiliz devleti ile güçlü bağlara sahip bir şirket çalışıyor.

O şirket, 2011 yılında Türk şirketi Genel Enerji ile İngiliz şirketi Vallares Plc’nin birleşmesinden oluşan Genel Energy. Şirketin başındaki isim, BP’nin eski CEO’larından Tony Hayward.

16.10.2015