TÜRKİYE’NİN YENİ SORUNU: SURİYELİ GÖÇMENLER

AKP hükümetinin Suriyeli göçmenler üzerinden AB ile pazarlığa oturması, yeni ve tehlikeli bir sürece de kapı açtı. 2.5 milyona ulaşan Türkiye’deki göçmen sayısı, ilerisi için tehdit potansiyeli taşırken, pazarlık sonucu AB ülkelerindeki Suriyeliler’in de geri gönderilmesi ile Türkiye, üstesinden gelemeyeceği bir tehditle karşı karşıya kalacak.

Celal ÇETİN

Türkiye’de göçmen trafiğinin en yoğun olduğu yerler İstanbul, İzmir, Muğla ve Mersin. Büyük bir rant oluşturan göçmen kaçakçılığını son derece profesyonelce yapanlar kadar, göçmenleri kandırarak ve hayatlarını yok sayan umut tacirleri de bulunuyor.

Göç güzergahlarıysa tarihi akış içinde tuhaf bir döngü oluşturuyor. Ülkelerinden kaçan insanlar önce daha iyi durumdaki bir komşu ülkeye sığınıyorlar; o ülkeden de gitme zamanı geldiğinde yine daha iyi durumdaki bir başkasına. Afganistan’dan Pakistan ve İran’a, sonra Türkiye’ye; Irak’tan İran, Suriye ve Türkiye’ye ve ikinci dalgada Suriye’den Kuzey Irak bölgesine; Somali’den Suriye’ye, ardından Türkiye’ye ve son olarak Gazze ve Batı Şeria’dan Irak ve Suriye’ye, oradan da Türkiye’ye.

HER YERDEN GÖÇMEN GELİYOR

Afrika ülkeleri başta olmak üzere, Afganistan, Pakistan ve diğer az gelişmiş ülkelerden gelen kaçak göçmenler, Suriye güzergahını izleyerek Türkiye’ye giriş yapmaya başladı. Bunun yanı sıra Ortadoğu’da yaşanan savaşlar, iç çatışmalar sebebiyle Türkiye’yi bir kurtuluş umudu olarak gören Arap ülkelerinin vatandaşları, kaçak yollardan Türkiye’ye girmeye başlaması, adeta kaçak göçmen patlaması yaşanmasını beraberinde getirdi.

İstanbul Ticaret Odası’nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’ye her yıl yaklaşık 300 bin kaçak göçmen giriyor. Rapora göre, 200 bin kaçak göçmen Türkiye’yi transit olarak kullanıyor.   Geçici süreyle Türkiye’de bulunan ve Türkiye’de fiilen çalışan kaçak göçmen işçi sayısı ise 300 bin civarında bulunuyor. Ülkelerindeki savaş nedeniyle ülkemize sığınan Suriyelilerle birlikte bu sayının 500 bine dayandığı belirtiliyor.

HANGİ ŞEHİRLERDE BULUNUYORLAR?

Resmi verilere verilere göre Türkiye’de 1.5 milyon Suriyeli Mülteci bulunuyor.

Türkiye’de Suriyelilerin bulunmadığı sadece 9 kent bulunuyor. Kampların dışındaki Suriyeliler, Türkiye’nin 72 farklı ilinde kendi olanakları ile geçici işlerde çalışarak, sokaklarda dilenerek ya da sosyal yardım alarak yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de en fazla Suriyelinin yaşadığı kent İstanbul; 330 bin civarında Suriyeliye ev sahipliği yapan İstanbul’u, 200 bin ile Gaziantep izliyor. Yalnızca İstanbul’da yaşayan Suriyeli sayısı, Sarıyer ilçesinin 330 binlik nüfusuna yakın.

Suriyeli sığınmacı sayısı, Bayburt, Tunceli, Ardahan, Kilis, Gümüşhane, Artvin, Çankırı, Bartın, Iğdır, Sinop ve Bilecik’in 1 milyon 692 bin 213 olan toplam nüfusunu da geride bıraktı.

Göçmenler ağırlıklı olarak İstanbul, İzmir, Mersin, Ankara gibi büyük kentler ile Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Batman gibi illerde bulunuyorlar.

GÖÇMENLERİN ETNİK KÖKENLERİ

IŞİD’in ve diğer terör gruplarının çatışması ile hemen her etnik kökenden mülteci Türkiye’yi sığınmak zorunda kaldı.

Türkiye’de hükümetin Suriye politikası, bir yandan Suriye’de cihatçıların güçlenmesi için gerekli ortamı sağlarken, bir yandan da sınırların kontrolsüz açık tutulması çift yönlü cihatçı trafiğine sebep oldu. Özellikle Rakka gibi Suriye’nin kuzey bölgelerinin cihatçıların kontrolüne geçmesiyle birlikte, bu sefer de hem rejimden hem de cihatçılardan kaçan Suriyelilerin Türkiye’ye göç dalgası başladı.  Türkiye’ye gelen Suriyelilerin büyük bir çoğunluğunu Sünni Araplar oluşturuyor. Şunu da belirtmekte fayda var ki, birçok Suriyeli bu tür mezhepsel ve etnik sınıflandırmalar üzerinden kendilerine bir kimlik biçilmesine karşılar. Türkiye’de hem hükümetin hem de bazı muhalif çevrelerin Suriyelileri bu tür kategorilere sıkıştırmaya çalışmasına da çok tepkililer.

Göçmenlerin ağırlıklı olarak Şii Türkmen, Şii Arap, Sünni Arap ve Kürt kökenli oldukları belirtiliyor. Irak’ta Türkmenere, Araplar’a ve iktidar mücadelesi nedeniyle Şiiler’e saldıran IŞİD’in, Kuzey Irak Kürt yönetiminin etki alanını genişlettiği; Suriye’de Kobani’ye saldırarak Suriyeli Kürtler’in bağımsızlık ilan etmesini önlediği belirtiliyor. Suriyeli Kürtler IŞİD’le başa çıkamayınca K. Irak yönetimi Peşmergelerini yardım için gönderdi ve Suriye’deki Kürt bölgesi üzerinde kontrolü sağladı. Bu arada Irak’ın Şii merkezi hükümeti Kuzey Irak üzerindeki baskısını hafifletmek zorunda kaldı. Yani IŞİD Şii hükümetin etkisini kırmış oldu.

Suriye’den Türkiye’ye gelen Kürt kökenli sığınmacıların durumları ile Sünni Araplar sığınmacıların durumları farklı. Suriye’den Türkiye’ye göç eden Sünni Arapların geliş nedenleri arasında da farklılık bulunuyor. Maddi durumu iyi olan Suriyeli Sünni Arap sığınmacılarının bir kısmı Türkiye’deki modern yaşama dönük hayat istiyor. Birçoğu Türk dizilerine hayran. Suriyeli Arap sığınmacılar Türkiye’nin medyasına bu kadar yakın durmasaydı eğer Türkiye bu kadar fazla göç almazdı. Suriyeli sığınmacıların Türk medyasına olan hayranlığı Türkiye’nin metropol şehirlerinde ev tutmasına yol açtı.  Türkiye’deki gündelik yaşamı beğenmeyip hayal kırıklığıyla ülkesine dönen Suriyeli Arap sığınmacılar da oldu. Medya hayranlığı tabi ki hepsi için söz konusu değil. Gerçekten savaştan kaçan insanlar da var.

TÜRK HÜKÜMETİ VE İSTİHBARATI NE YAPIYOR?

AKP hükümeti Suriyeli göçmenler için Türkiye’nin harcağı para arttıkça Avrupa’dan destek gelmediğini daha sık söylemeye başladı. Bugüne kadar Türkiye’nin harcadığı para 5 milyar dolar. Birleşmiş Milletler dahil hiçbir yerden maddi destek bulamayan hükümetin Ege Denizi üzerinden Yunanistan’a kaçışlara gözyumduğu söyleniyor.

Göçmen sorununu tek başına üstlenmek istemeyen Türkiye, Avrupa’yı da sorunun parçası haline getirdi. Yunanistan’ın ve Doğu Avrupa’nın kısa sürede yüzbinlerce mülteci ile karşı karşıya kalması Avrupa’yı harekete geçirdi.

Yapılan toplantılarda Türkiye’ye 1 milyar Euro destek sağlanması kararı alındı. Hükümet AB ülkeleri ile pazarlığa oturdu. Pazarlıklar sonucu yardımın 3 milyar Euro’ya çıkarılması, vize muafiyeti sürecinin hızlandırılması ve 6 faslon açılması üzerinde pazarlık yapılıyor.

Türkiye’nin böylece amacına ulaştığı ve Avrupa’yı destek sağlamaya zorladığı belirtiliyor. Avrupa ile yapılan pazarlıklarda anlaşma sağlanırsan Suriyeli sıınmacıların AB ülkelerine geçişini önleyecek. Ancak AB’nin, üye ülkelerdeki sığınmacıların da Türkiye’ye gönderilmesini istediği biliniyor. Bu talep kabul edilirse, Türkiye’deki 2.5 milyon Suriyeli’ye ek olarak Avrupa’dan gelecek 2 milyonla birlikte  Türkiye’deki Suriyeli sayısı 4.5 milyona yükselecek.

GÖÇMENLERİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Suriyeliler hukuki olarak mülteci statüsünde değil, sadece "geçici koruma altındaki kişiler". Yasal statüye ilişkin bu durumun, yetkililerin açıklamalarına da yansıdığı ve Suriyelilerin, “misafir” olarak anıldığı işaret ediliyor. İşte sorunun bir yönü de burada başlıyor. Yapılan araştırmalara göre bu insanların en az 1 milyonu ülkelerine geri dönmeyecek ve burada kalacak. Bu noktada Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye etkileri tartışılıyor.

Yapılan bir araştırma; toplumun Suriyeliler ile arasına çok ciddi bir kültürel mesafe koyduğunu (yüzde 45,3), Suriyeli çocukların eğitimi konusuna sıcak bakıldığını (yüzde 72,5), Suriyelilerin ekonomiye getirdiği yükün önemsendiği ve ekonominin zarar gördüğü düşüncesinin hakim olduğunu (yüzde 70,8), halkın yarıya yakının sürekli çalışma iznine sıcak bakmadığını (yüzde 47,4), geçici çalışma izni konusuna nispeten daha sıcak bakıldığını (yüzde 32), Suriyelilere vatandaşlık verilmesine sıcak bakılmadığını (yüzde 84,5), Suriyelilerin güvenlik riski oluşturduklarının düşünüldüğünü (yüzde 62,3), toplumun yarıya yakının Suriyelerin ülkelerine geri dönmelerini beklediğini (yüzde 45,1), Suriyelilerin Türk toplumuna uyum sağlayacaklarına inanmadıklarını (yüzde 66,9) ortaya koyuyor.

Toplumsal Etkiler

Suriyelilerle ilgili sorun sınır bölgeleri ile büyük kentlerde büyük farklılıklar gösteriyor. Büyük kentlerde dilenciler ve Suriyelilerin kamusal alanlara sığınmalarının sorun olarak dile getirildiği belirtilirken, valiliklere bu insanların barınma merkezlerine gönderilmesi yönünde talimatlar verildi. Ancak sınır bölgelerindeki sorunlar daha karmaşık ve hassas. Hastaneler başta, kamu hizmetlerinden yararlanmak konusunda ortaya çıkan yetersizliklerin, ev ve iş yerlerinin kiralarındaki artışların, iş gücü-emek piyasasının yerel halkın aleyhine düşmesinin, suça karışmalarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tepkiyi artırdığı dile getiriliyor. Emniyetin verilerine son 1.5 yılda 3 bin 173 yabancı uyruklu hırsız yakalandı. 2013 öncesine kadar Gürcistan ve İran hırsızlık suçunda başı çekerken, 2013’ten sonra Suriyeli hırsızlar ilk sırada yer almaya başladı.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar açık bir şekilde topluma uyum sorunu yaşamaktadır. Sığınmacılar ile yerel halk arasında farklı dil, kültür ve yaşam tarzından kaynaklanan sorunlar yerel halkın tepkisinin en önemli nedenleri olarak öne çıkıyor. Sınırdaki illerde “Suriyeli gelin” meselesi yüzünden boşanmalar da artmış durumdadır.  Bu durum Suriyelilerin yerel halk tarafından “ahlaksızlıkla” suçlanması gibi bir durum yaratıyor.

Sığınmacıların yarattığı bir diğer sosyal problem çocuk işçiliğidir. Suriyeli çocuklar çeşitli dükkânlarda çırak ve üretim yapan fabrikalarda ucuz işgücü olarak çalıştırılıyor.

Dilencilik yapan çok sayıdaki Suriyeliyle ilgili olarak hükümet çeşitli tedbirler aldı. 25 kentte dilencilik yapan Suriyelilerin tespit edilerek 22 farklı kampa yerleştirilmesine karar verildi. İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı genelgeye göre; İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Adana, Mersin, Konya, Antalya, Kayseri gibi şehirlerde dilencilik yapan Suriyeliler’in toplanarak boş kamplara yerleştirilmesine çalışılıyor. Ama ciddi bir başarı gösterilemedi.

Ekonomik Etkiler

Nisan 2011-Mart 2015 döneminde Suri yeli sığınmacılara yapılan yardım miktarı 5 milyar doları geçti.

Suriyelilerin ekonomik alandaki etkilerine genel olarak bakıldığında risk ve fırsatlar iç içe geçmiş durumda. Suriyeliler genelde Türk ekonomisine özelde ise yerel ekonomiye belli açılardan etki ediyor. Mülteci krizinin yüksek maliyeti, bu maliyetin Genel Bütçeye getirdiği yük ve kaçak işletmelerden kaynaklı vergi kaybı, makro düzeydeki tehditler; sınır illerindeki kira fiyatlarındaki artış, hayat pahalılığı, yerel halk aleyhine haksız rekabet mikro düzeyde tehditler olarak kabul ediliyor.

Güvenlik Etkileri

Türkiye’de Suriyeli sığınmacılar konusunun güvenlik boyutunun ihmal edilmemesi ve dikkatle incelenmesi gerekiyor. Suriyeli sığınmacıların oluş turabileceği en ciddi güvenlik riski yerel halk arasında var olan tepkinin bir kışkırtma neticesinde şiddet içeren kitlesel tepkiye neden olması. Ufak çapta asayiş olayları neredeyse bütün sınır illerinde yaşanıyor.

Türkiye’deki vatandaşların en büyük korkularından biri kendilerini terör saldırılarına açık hissetmesi. Suriyeliler arasında Esad rejimine çalışan kişilerin, IŞİD ya da PKK/KCK mensuplarının bulunabileceği, bu kişilerin terör eylemleri yapabileceği yönünde ciddi kaygılar söz konusu.

Çok daha önemli tehdit ise, Suriyeli göçmenlerin ileride söç ve terör örgütleri için potansiyel kaynak olmaları. Türkiye’de artan işsizlik doğal olarak Suriyeli göçmenleri de etkiliyor. Nüfus artış hızına göre Suriyeli çocuklar, orta-uzun vadede ciddi güvenlik risklerine yol açabilir.

Suriyeli sığınmacıların kenar mahallelerde bir arada yaşamlarını sürdürmesi uyum sürecini zorlaştırıyor ve orta ve uzun vadede güvenlik sorunlarının doğmasına neden oluyor. Sığınmacıların zor koşullar altında yaşıyor olmaları her türlü suç ve şiddet ortamının doğup gelişmesi açısından uygun şartlara yol açıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demografik yapısının değişmesi tehlikesi ise, diğer tüm tehditlerin toplamından daha büyük bir tehdit unsuru. 2002’de AKP hükümeti ile başlayan Araplaştırma süreci, Suriyeliler’le büyük ivme kazanacak.

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI KARLI SEKTÖR OLDU

Bu işi Türkler kadar Irak, Afgan ve İranlılar da yapıyor. Avrupa’ya geçmek için gelip daha sonra göçmen kaçakçılığına başlayanlar var. Irak ve Afganistanlılar özellikle... Pakistan ve İranlılar ise yolcuların Türkiye’ye girişlerinde etkililer. Iraklılar denizyolu ve havayoluyla yolcu gönderiyor. Türkler, artık bu işten çekildiler. İyi para kazandılar.

Göçmen kaçakçılığı yapan organizasyonun en tepesindeki kişiye ‘ağa’ veya ‘usta’ deniliyor. Göçmenden ise ‘yolcu’ diye bahsediliyor. Yolcuları kaynak ülkeden geçiş ülkesine getiren veya buradan hedef ülkeye ulaşması için ‘usta’ ile buluşturan aracılara ise ‘yolcu başı’ deniliyor. Yolcu başı her yolcu başına 100 ile bin dolar arasında değişen miktarda para alıyor. Usta ise yolcunun kullanacağı yola göre ücret alıyor. Havayoluyla Avrupa’ya gitmenin bedeli 10 -12 bin Euro... Karayolu ile 8 bin Euro ödeyerek gidecek olan bir yolcu denizyolu ile İtalya’ya gitmek isterse ödeyeceği ücret 4 bin 500 Euro oluyor. Turizm firmaları gibi çalışan göçmen kaçakçılarının yanı sıra bu işten vurgun yapıp kısa sürede çok para kazanmak isteyen kişiler de göçmen kaçakçılığı yapıyor.

Çözüm süreciyle birlikte giden Türklerin sayısı yüzde 70 azaldı. Suriyeli sayısında patlama yaşandı. Sporcu kafilesi olarak Belgrad ve İtalya üzerinden Fransa’ya gönderilen mülteciler bulunuyor. TIR’la İngiltere’ye gidiyor. Uçağa bindirirken kilit önemdeki kişi kapıdaki uçuş (boarding) görevlisidir. Polis sadece pasaporta bakıyor. Uçakta görevliler yolcu sayısını kontrol ediyor. Uçuş görevlisi kapıda şüphelendiği bir yolcu olursa izin vermeyebiliyor. Bu görevlilerle çalıştığımız da oluyor. Uçak başına 4-5 bin dolar veriyoruz. Şirketler bu kişileri sık sık değiştiriyor.”

Özellikle Ege ve Akdeniz’deki kıyı kentlerinden sürat botları, küçük tekneler veya eski büyük gemilerle göçmenleri Yunan adalarına taşıyan bu kişiler ise yolcu başına 2 bin Euro alıyor. Türkiye’de göçmenlerin son durağı olan iki büyük merkez var. Biri İstanbul’un Aksaray, diğeri ise İzmir’in Basmane semti. ‘Yolcu’ denilen göçmenler, yola çıkmadan yolcu başları tarafından bu semtlerdeki otellerde veya kiraladıkları evlerde tutuluyor.

Türkiye’de göçmen kaçakçılığının en büyük merkezlerinden biri Aksaray. Elinde eski model akıllı olmayan cep telefonu gördüğünüz birinin insan taciri olma ihtimali çok yüksek. Aksaray’daki seyyar tezgâhlarda ve cep telefonu satan dükkânların vitrinlerinde eski model telefonlar hala satılıyor. Çünkü insan tacirleri ve yasadışı işlerle uğraşanlar sürekli hem hat hem de cihaz değiştiriyor. Kullandıkları telefonları polisin teknik takibine takılmamak için bir süre sonra çöpe atıyorlar.

Edirne’de sınır köylerinden Budakdoğanca ve Kemal Köy, göçmen kaçakçısı organizatörlerin en sık kullandığı geçiş hattı.

Bu yıl Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin sayısı 46 bin, Libya'dan İtalya'ya geçenlerin sayısı 43 bin oldu. Göç güzergahındaki bu değişiklik eğiliminin Avrupalı liderlerin Libya'daki insan kaçakçılarına karşı önlemleri görüşmeye başlamasından daha önce başladığına dikkat çekildi. Libya'daki kargaşa ve şiddet ortamının bunda etkisi olabileceği belirtiliyor.

Ege Denizi’ni geçmek de tehlikesiz olmamasına karşın, Malta ve İtalya’ya yapılan yolculuklar daha uzun ve tehlike daha büyük.

Geçen yıl hem Cezayir hem Mısır, Suriye vatandaşlarına vize uygulamaya başladı. Bu durum da Suriye’deki iç savaştan kaçanlar için yeni bir güçlük yarattı. Afrikalı göçmenler arasında da Libya güzergahından kaçınma eğilimi olduğu, göçmenlerin İstanbul’a uçarak Türkiye üzerinden Yunanistan’a gittiğini belirtiliyor.

2014’te Libya’dan Akdeniz'i geçen göçmen sayısı 171 bin olmuş, Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçenlerin sayısı ise 50 binin biraz üzerinde kalmıştı.

16.10.2015