ABD-RUSYA KARŞILAŞTIRMASI

Suriye üzerinden ilan edilmemiş bir savaş yaşanıyor. Savaşın iki güçlü aktörü, ABD ve Rusya. Bu savaş, dünyanın gelecekteki yol haritasının hazırlanmasında belirleyici olacak. Bu nedenle ABD’nin ve Rusya’nın avantaj-dezavantaj tablosuna bakmak gerekiyor.

Celal ÇETİN

ABD, Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Sovyetler Birliği’nin oyundan düşmesi ile tek süper güç olarak kaldı ve bu gücünü hoyratça kullandı. Gerek askeri, gerek ekonomik yöntemlerle ve gerekse ülkelerin içişlerine karışarak kendi yol haritasını çizdi.

Bu harita, kan/gözyaşı ile çizildi. Afganistan’dan başlayıp Irak’la devam eden, Suriye’de tıkanan bir süreç izleyen ABD, “büyük şeytan” lakabını fazlasıyla haketti.

ABD’nin harekat alanı Ortadoğu ile sınırlı kalmadı. Bir yandan Pasifik’te Çin’i, diğer yandan Kafkaslar’da Rusya’yı oyuna girmemesi için çevreleme politikası izledi. Özellikle Rusya’nın çevresini ateş topu haline getirdi. Doğu Avrupa’yı NATO şemsiyesine alarak Rus sınırlarına kadar dayandı. Çeçenistan, Gürcistan ve son olarak Ukrayna üzerinden Rusya’nın etki alanını kısıtlamaya çalıştı. Ukrayna Rusya için “bardağı taşıran damla” oldu. Çünkü Kırım’daki deniz üssü Rusya’nın can damarıydı. Kırım’ı Ukrayna’dan bağırta bağırta aldı.

Akıllanmayan ABD, Arap Baharı ile Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isterken Rusya için ikinci can damarı olan Suriye’ye bulaşınca, Rusya “artık yeter” dedi ve ayağa kalktı. Çünkü Suriye’deki Tartus Limanı, Rusya’nın Akdeniz’e açılan tek kapısıydı ve bunu kaptırmaya niyeti yoktu.

Bu arada İsrail’in gazına gelerek İran’la uzun süren düşmanlığı ABD’ye pahalıya patlamaya başlamıştı. İran’ın nükleer programını önleyemediği gibi bölgede Rusya’nın en güçlü müttefiki haline getirmişti.

Pasifik’te Çin de ABD’nin orta-uzun vadeli planlarını farketmiş ve güçlü ittifakların temelini atmıştı. Rusya ve İran’la hareket eden Çin, koalisyonun ekonomik ayağını oluşturdu.

Böylece askeri dev Rusya, ekonomik dev Çin ve stratejik/taktik dev İran küresel oyuna dahil oldu.

Ortadoğu’da ABD, İngiltere, israil, Almanya, Fransa beşlisinin karşısına; Rusya, Çin ve İran üçlüsü dikildi.

ABD PASİF KALMAK ZORUNDA

Tarafları ayrı ayrı değerlendirdiğimizde, ikinci grubun daha avantajlı olduğu görülüyor.

ABD ve müttefikleri askeri güç kullanımında rahat hareket edebilen ülkeler değil. Örneğin ABD, kamuoyu baskısının hükümetler tarafından dikkate alınması gereken bir ülkedir. Avrupa’nın diğer ülkeleri için de bu geçerlidir.

Afganistan’da, Irak’ta yüzlerce milyar dolar harcayan, yüzlerce askerini kaybeden ABD, artık askeri operasyonlara direk müdahil olmak istemiyor.

Ayrıca İngiltere, ünlü siyaseti ile ibre kimden yanaysa onunla ilişki kurabilen bir yapıya sahiptir. Bu özellik Almanya’da da vardır. Fransa ise Almanya’nın dümen suyunda ilerler.

İsrail ise yalnız kalmış durumda. Tüm tahriklere rağmen ABD ile İran’ı karşı karşıya getirememesi İsrail’in etkisini sıfırladı.

ABD ve Batı’nın en büyük handikabı, direk kendilerini ilgilendirmeyen, ulusal güvenlikleri ile ilişkili olmayan, yaşamsal gereklilikleri bulunmayan operasyonlara kalkışmaları. Bu durum, uluslararası arenada meşruiyet sorununu beraberinde getiriyor. Özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde artık eskisi kadar rahat hareket edemiyorlar.

RUSYA AKTİF OLMAK ZORUNDA

Buna karşılık Rusya ve Çin, ölüm kalım savaşına girmiş durumda. Her iki ülke de, zamanında tedbir almazlarsa orta-uzun vadede yıkımla karşılaşacaklarının farkında.

Her iki ülkenin de, iç kamuoylarına hesap vermek gibi dertleri yok.

Her iki ülke de, krizlerde kolaylıkla askeri yöntemlere başvurabilecek bir geleneğe sahip.

ABD önce kılıfını hazırlıyor sonra vuruyor, Rusya önce vuruyor sonra kılıfını hazırlıyor.

En önemlisi, Rusya konvansiyonel ve nükleer askeri gücü açısından ABD ile eşit konuma gelmenin verdiği güvenle; Çin de, ekonomik büyüklüğünün güvencesi ile hareket ediyor.

Özetle Suriye özelinde Rusya’nın kaybedeceği çok şeyi var. Bu nedenle diplomatik yolla çözemediği krizleri askeri yolla çözmekte tereddüt etmiyor. Bunu bilen ABD, Rusya ile karşılaşmamaya çalışıyor. Rusya’nın asker/silah kaybının kendi ülkesindeki yansıması o kadar önemli değil ama, ABD’nin ölecek bir askerinin ülkesindeki yansıması çok büyük olacak. ABD ve Avrupa kamuoyu, kendilerini ilgilendirmeyen savaşlardan bıkmış durumda.

Sonuç olarak bölgede, eşit güçte iki ülke bilek güreşinde. Yenişemeyecekleri ortada. Sıcak çatışma ihtimali ABD’nin kabusu. Geriye tek bir seçenek kalıyor. “Kirli savaş taktikleri” ile bir süre daha idare edecek. Ama eninde sonunda Rusya ile bir uzlaşmaya varmak zorunda.

Suriye, 3’ün 5’ten büyük olduğunu gösterdi.

11.10.2015