SURİYE’DE HERKESİ MEMNUN EDECEK ÇÖZÜM

BM Genel Kurulu’nda Suriye sorunu ele alındı. ABD Başkanı Barck Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gerek genel kurul konuşması ve gerekse özel görüşmesinde ılımlı bir hava oluşması dikkat çekti. Askeri yöntemlerle kilitlenen Suriye krizi, askeri yöntemler yerine barışçı çözümü gerekli kılıyor. Öte yandan bölgenin yeniden imarı, istikrarı gerektiriyor.

Celal ÇETİN

BM (Birleşmiş Milletler) 70’inci Genel Kurulu, tarihi bir toplantıya evsahipliği yaptı. 5 yıldır Ortadoğu’ya ve küresel çapta dünyayı gerilime sürükleyen Suriye iç savaşında uzlaşma işaretleri toplantıya damgasını vurdu.

ABD, Batı ve Türkiye’nin desteklediği muhalifler Suriye’de iç savaşa yol açtı. Esad’ı devirmeyi hedefleyen muhalifler bu ülkeler tarafından eğitildi, desteklendi. Özellike Türkiye’nin Esad (Esed) düşmanlığı nedeniyle muhaliflere destek adıyla IŞİD’e destek sağlaması, dünyada tepki topladı.

ABD’nin Suriye’ye müdahalesinin asıl amacının, Rusya’nın Akdenize’e çıkmasını önlemeye yönelik olduğu biliniyor.

ABD Ukrayna’yı karıştırarak Rusya’nın Kırım üssünü elinden almaya çalışmış, Moskova’nın Kırım’ı ihlakı ile operasyonda başarısız olmuştu. Aynı yöntemi bu kez Suriye’de uygulamaya soktu. Muhalifleri destekleyerek iç savaş çıkarttı. IŞİD eliyle yüzbinlerce yabancı teröristi ülkeye sokarak kaosu derinleştirdi.

Afganistan ve Ukrayna krizlerinden ders çıkaran Rusya, Suriye’deki askeri üslerini korumak için Esad’a açık destek verdi. İran’ın da Esad’ı desteklemesi ile bölgede denge sağlandı ve ABD/Batı Rusya’nın tezlerini ve diplomatik çözümü kabul etmek zorunda kaldı.

ABD ile Rusya arasındaki görüşmeler önce askerler arasında başladı. Zaman içinde Dışişleri Bakanlıkları uzlaşmanın temelleri üzerinde çalışmalarını sürdürdüler ve belli bir noktaya ulaştılar.

Ulaşılan noktada Suriye’nin sınırları korunarak üç bölgeden oluşması konusunda anlaşma ihtimali güçleniyor. Buna göre Suriye’nin Şam dahil Akdeniz’e açılan kapısı Lazkiye bölgesi ile Şiilerin ağırlıklı olduğu bölgeler Esad rejiminde kalacak, böylece Rus üsleri güvence altına alınacak.

Sünni ağırlıklı bölgeler kendi içinde özerk yapıya kavuşurken Suriye-Irak-Türkiye sınırından Akdeniz’e uzanan Kürt koridoru Kürtlerin kontrolüne bırakılacak.

GEÇİŞ DÖNEMİ

Sorun, Suriye’de “yumuşak geçiş döneminin” Esad’lı mı, Esad’sız mı olacağı noktasında düğümlenmiş durumda. Rusya, merkezi hükümetin devam etmesi şartıyla Esad’ın kalmasında ısrarcı değil. Ancak ABD’nin rejimin tasfiyesinde ısrar etmesi durumunda Esad’ı korumaya devam edecek.

Ancak Esad’ın kalıp kalmamasından çok, etkinliğinin derecesi tartışılıyor. Yetkileri kısıtlanmış, sembolik bir cumhurbaşkanı olarak kalmasına ABD de itiraz etmeyecek gibi görünüyor. Böyle bir durumda ılımlı muhaliflerle hükümetin kuracağı ortak hükümetin uyumu, Esad’ın durumunu da belirleyecek.

Putin-Obama görüşmesi, sorunun büyük ölçüde aşıldğını gösteriyor. Bundan sonra ikincil derecedeki sorunlar üzerinde uzlaşma sağlanması bekleniyor.

BATI SERMAYESİ İSTİKRARI BEKLİYOR

Öte yandan ABD ve Batı nedeniyle büyük bir yıkım yaşayan, kan ve gözyaşı eksik olmayan Ortadoğu, yine ABD ve Batı tarafından yeniden imar sürecini bekliyor.

ABD-İran anlaşması ile başlayan olumlu süreç Suriye, Irak, Yemen gibi ülkelerin yüzlerce milyar doları bulacak yatırımlar için kapıları açacak. Bölgenin istikrara kavuşması ile birlikte petrol ihracı güvenlik altına alınırken bölge ülkeleri petrol gelirlerini ülkeleri için harcamaya başlayacak. Bu, milyarlarca doların, silah şirketlerinden sonra ikinci kez inşaat, sanayi, gıda vb şirketleri üzerinden ABD/Batı kasalarına akması anlamına geliyor.

Bölgenin uluslararası sermayeye açılması ile Kürt koridoru veya etnik bölücülük tehdit olmaktan çıkacak. ABD ve Avrupa için petrolün, Rusya için üslerinin güvenliği ön planda. Ki, yeni süreçte her ikisinin de güvenliği sağlanmış oluyor. Yani istikrarzılık, çatışma için bir sebep kalmadığı gibi sözkonusu ülkeler ekonomik anlamda bölgeye girecek.

Uluslararası sermayenin korktuğu en büyük etken, terör ve istikrarsızlıktır. Yüzlerce milyar dolarlık ve uzun süreli bir imar/kalkınma döneminin, PKK, IŞİD, Kürt bağımsızlığı gibi, küresel ülkeleri doğrudan ilgilendirmeyen sorunlarla tehdit edilmesine izin verilmeyecek.

Bölgenin yeni süreci ABD, Avrupa, Rusya ve İran’ı memnun edecek bir planlamaya dayanıyor. Küresel güçlerin menfaatlerinin bu derece ortak hale gelmesi, tarihte pek sık rastlanmıyor. Bu nedenle süreç mümkün olduğunca korunmaya çalışılacak ve AKP gibi etnik, dini, mezhepsel ayrımcılık politikası izleyen siyasi yapıların süreci tehdit etmesine izin verilmeyecek.

29.09.2015