CHP, SOLUN AKP’Sİ Mİ OLDU?

Son yıllarda ulusal direnişin soldaki bayrağı olan CHP, bir senaryo ile safdışı bırakıldı. Bu öylesine iyi planlanmış bir senaryo ki, CHP hangi adımı atarsa atsın kazanan uluslararası plan yapıcılar olacak. Nasıl mı?

Celal ÇETİN (18 Mayıs 2010)

http://www.2023haber.com/makale_detay.php?makaleid=770

Önce CHP’yi çok özetle anlamak gerekiyor. Parti hiziplerin, müzmin Baykal muhaliflerinin, müzmin Baykal yanlılarının kavgalarının değişmez sahnesi oldu. Özellikle CHP’nin iktidar olamamasının tüm faturasını Baykal’a kesenler, “Baykal giderse ertesi günü iktidarız” gibi bir hayalin peşinde koştular. Onlara göre Baykal gitsin de, yerine kim gelirse gelsin önemli değil. Baykal’ı kimin, neden gönderdiğini düşünmezler.

Ancak unutulan bir gerçek var. Deniz Baykal, özellikle son yıllarda siyasetçinin ötesinde, devlet adamı oldu. Küresel gerçekleri, bu gerçeklerin Türkiye’ye yönelik planlarının analizini iyi yaparak deşifre eden, uluslar arası güçlerin ve plan yapıcıların, “Baykal mutlaka gitmeli” dediği bir devlet adamı. Hatta AB belgelerinde bile, “açılımın önündeki en büyük engel Baykal ve CHP’dir” ibaresinin yer aldığı bir dönemde Baykal yaşamsal bir önem kazandı.

Bu girişten sonra merak edilen sorulara geçelim. Mesela bugüne kadar Kemal Kılıçdaroğlu’na ateş püsküren yandaş medya, CHP’yi güçsüz bırakan bir Baykal’ı değil de güçlendirecek bir Kılıçdaroğlu’nu neden destekliyor? Neden “aman Baykal dönmesin” diye kampanya başlatıyor? Bu soruların cevabı, Kemal Kılıçdaroğlu’na sorulması gereken şu sorularda gizli.

1- Deniz Baykal Kürt açılımının milli proje olmadığını, ülkeyi böleceğini, başkanlık sisteminin federasyonun ilk adımı olduğunu savunuyordu. Siz ne düşünüyorsunuz?

2- Deniz Baykal PKK’ya genel affın bebek katilini de kapsayacağı için karşı çıkıyordu. Siz ne düşünüyorsunuz?

3- Deniz Baykal Ergenekon üzerinden TSK’nın, yargının, üniversitelerin, ulusal/milli güçlerin sindirilmek istendiğini savunuyor ve bu kesimleri korumaya çalışıyordu. Siz Ergenekon konusunda ne düşünüyorsunuz?

4- Deniz Baykal AKP ile koalisyonu kesinlikle reddediyordu. Siz AKP ile bir koalisyona nasıl bakıyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu bu sorulara Baykal’ın cevaplarını verebiliyorsa, CHP ve ülke için bir şanstır. Eğer veremiyorsa, o zaman CHP’nin farklı bir yola gireceğini kabul etmek gerekiyor.

Dersim olayları konusundaki sert tavrı, “devletin kendisi ile hesaplaşması gerektiğini” söylemesi, genel af konusundaki ılımlı yaklaşımı henüz unutulmadı.

Bir gazeteci olaylara, “yok canım, kesinlikle olamaz” diyenlerin aksine geniş açılardan bakmak ve sorgulamak zorundadır. Mümkün olma ihtimali en düşük, hatta imkansız senaryoları da dile getirmek gerekiyor bu ülkede. Biz de öyle yapacağız.

Eğer Kılıçdaroğlu yukarıdaki sorulara farklı cevaplar verirse, CHP’nin bugüne kadarki duruşundan farklı bir duruş sergileyeceği ortaya çıkacak. Böyle bir durumda Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’nin tüm politikaları değişecektir.

Şimdi yazımızın başında değindiğimiz soldaki ve CHP’deki Baykal muhalifleri konusuna dönelim. Muhalefet öylesine gözlerini kör etmiş ki, Baykal’ın neden tasfiye edildiğini düşünemez duruma gelmişler. Onlara göre kaset komplosu demokrasiyle bağdaşmaz ama, en azından CHP ayağındaki prangadan kurtulmuş oldu. Deniz Feneri yolsuzluğu başta olmak üzere AKP’nin kirli çamaşırlarını ortaya döken, canlı yayınlarda AKP’lileri perişan eden, dürüstlük timsali bir isim partinin başına geçmiştir. Tabii Baykal’ın tüm ekibi de tasfiye edilecektir. Sol kesim Kılıçdaroğu ile coşacak ve CHP’de birleşecektir. AKP zaten sağ kesimi kontrolüne almış durumda. Yani sol ve sağ kesim iki partinin kontrolünde paralel çizgiye çekilmiş olacaktır.

Yazımızın başında, “CHP ne yaparsa yapsın kazanan uluslar arası plan yapıcılar olacaktır” tespitine geri dönelim. Deniz Baykal yeniden aday olur ve kazanırsa müzmin Baykal muhalifleri harekete geçirilecek. Yani parti iç kavgalara sürüklenecek ve ulusal duruş çökecektir.

Kılıçdaroğlu kazanırsa ve yukarıdaki sorulara farklı cevaplar verirse, partinin duruşu nitelik değiştirecek, AKP ile paralel hale gelecektir.

Komplo teorileri sadece Atlantik ötesinde mi hazırlanacak? Bir komplo teorisi de biz yazalım istedik…

***

Celal ÇETİN (07 Şubat 2011)

http://www.2023haber.com/makale_detay.php?makaleid=963

Süheyl Batum, bilinçli mi bilinçsiz mi bilemediğimiz açıklamasıyla CHP’ye en ağır darbeyi indirdi.

Ne dedi Batum Türk Ordusu için: “Meğer kağıttan kaplanmış. Biz asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP'yi yıkamadılar.”

CHP kendi sözleriyle asıl şimdi yıkıldı.

18 Mayıs’ta “Komplo Teorisi” başlıklı bir yazımızda “Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP solun AKP’si mi yapılmak isteniyor?” sorusunu sormuştuk. Eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın kaset komplosuyla uzaklaştırılmasının ardından CHP’de politik sapmaların olup olmayacağı merak konusuydu.

Gerek Kılıçdaroğlu’nun ulusal konulardaki yaklaşımları, gerek CHP milletvekillerinin ulusal hassasiyetlerle bağdaşmayan açıklamaları ve son olarak Süheyl Batum’un açıklaması tüy dikti.

Bugüne kadar Cumhuriyet’i kurmakla övünen, Mustafa Kemal’in partisi olduğunu iddia eden ve Cumhuriyet’in tüm kurum ve kurallarını savunduğunu öne süren bir partinin genel başkan yardımcısının son açıklaması, CHP’nin Mustafa Kemal’den ve Cumhuriyet’in temel ilkelerinden vazgeçtiğinin göstergesidir.

Eğer Cumhuriyet’i kuran partinin genel başkan yardımcısı, Mustafa Kemal’in ve Cumhuriyet’in ordusuna “kağıttan kaplan” diyebiliyorsa, o partinin Türk Ordusu’nun kolunu kanadını kırmakla görevlendirilenlerden ne farkı kalır?

AKP hakkındaki en büyük eleştiri konusu, doğrudur-yanlıştır Türk Silahlı Kuvvetleri’ni etkisizleştirmeye çalışmaktır. 2002’den itibaren TSK’yı darbeci, demokrasilere karşı gibi göstermeye yönelik yoğun bir propaganda yapıldı ve bir ölçüye kadar başarıldı. Tartışmalı Ergenekon soruşturmaları ile, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız gibi darbe planı iddialarıyla pek çok general, subay gözaltına alındı, hakim karşısına çıkarıldı.

Bu süreçte Deniz Baykal’lı CHP, “darbeci yaftasını göze alarak” Mustafa Kemal’in, Cumhuriyet’in ve TSK’nın yanında yer aldı. Onu savundu. Baykal her konuşmasında Türkiye üzerinde oynanan oyunları deşifre etti ve bu durum bazı mahfillerin rahatsız olmasına yol açtı.

Ve Baykalsız CHP dönemi başladı, bugünlere gelindi. Gelinen nokta CHP tabanının aklını karıştırıyor.

CHP tabanı Batum’un açıklamasından çok rahatsız. Aldatıldıklarını düşünenlerin sayısı hızla artıyor. Öyle ki, müzmin Baykal muhalifleri bile “şu anda partinin başında Baykal’ın olması gerekiyormuş. Bugünkü CHP, solun AKP’si haline dönüştü” deme noktasına geldi.

Şu çelişkiyi görüyor musunuz? Cumhuriyet’in ve Türk Ordusu’nun yanında olması gereken bir partinin genel başkan yardıcısı Türk Ordusu’na “kağıttan aslan” diyor, askeri etkisizleştirmeye çalışmakla suçlanan bir parti askeri koruma durumuna geliyor.

Sonuç olarak Türk demokrasi tarihinin en köklü iki partisinden biri olan CHP’deki değişim rüzgarları ülkesi için endişelenen solun umutlarını kırıyor…

CHP, Mustafa Kemal’in silah arkadaşı, İnönü Savaşları’nın kahramanı ve 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün mirası. Atatürk’ün kurduğu parti. Soldaki ulusal direnç noktası. Şimdi bu noktanın yıkıldığına dair kuşkular yerleşmeye başladı.

15.09.2015