AKP’NİN PLANI SEÇİMLERİ YAPTIRMAMAK MI?

13 yıllık iktidarları döneminde pek çok konuda eleştirilen, yolsuzluk ve terör örgütlerini desteklemekle suçlanan AKP hükümetinin yaşamsal bir yol ayrımına geldiği belirtiliyor. Seçmen kitlesini bir arada tutmaya çalışan AKP’nin karşısındaki bloğun birleşmesi ve güçlenmesi karşısında çok riskli planları devreye sokabileceği iddia ediliyor.

Celal ÇETİN

AKP’nin başını ağrıtan en önemli eleştiriler; yolsuzluk, teröre destek, demokrasi ve anayasa dışı uygulamaları konularında yoğunlaşıyor. Bu eleştiriler, bir siyasi partinin ve yönetim kadrolarının ulusal ve uluslararası alanlarda ciddi yaptırımlara yol açabilecek noktalara ulaşmış durumda.

13 yıllık iktidar yorgunluğu ve kendi tabanında bile rahatsızlıkların arttığı AKP’nin, 7 Haziran seçimlerinde aldığı oy oranı, partinin düşüş trendine girdiğini gösteriyor.

PKK’nın saldırılarını artırması, her gün gelen şehit haberleri ve beklenen ekonomik kriz AKP’nin oy kaybını artırıcı faktörler olarak kabul ediliyor.

Böyle bir atmosferde AKP için tek bir seçenek kalıyor; ne pahasına olursa olsun iktidar gücünü kaybetmemek.

Olası bir koalisyonda başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin gücünün/ etkinliğinin sınırlandırılacağı biliniyor. Koalisyon, AKP’nin giderek etkisizleşmesi anlamına geliyor. Etkisizleşen bir AKP, ne Erdoğan ne de kendisi hakkındaki iddiaların araştırılmasını önleyebilir.

Bu nedenle AKP koalisyon hükümetiin kurulmasını önlemek zorunda ve önlüyor. Geriye erken seçim seçeneği kalıyor.

Güneydoğu’da kalkışma noktasına ulaşan PKK terörü ve şehit haberleri AKP için erken seçimi riskli hale getiriyor. Olası bir erken seçimde, 7 Haziran’dan daha düşük bir oy alması veya oylarını artıramaması, AKP için yolun sonu anlamına geliyor. Üçüncü kez erken seçim isteyemeyeceğine göre tarihin tozlu sayfalarına gömülmek zorunda kalacak.

Bunu bile bile erken seçime gitme planlarının arkasında başka bir amaç/hedef olması gerekiyor.

Erken seçim kararı alınması demek, seçimlere gidileceği anlamına gelmiyor. Seçim tarihi belinlenir, ancak seçimlere doğru bölgede sıkıyönetim veya OHLA ilan edilirse (ki, oraya doğru gidiyor) erken seçim ertelenebilir. Cumhurbaşkanı’nın bu yetkisi var. “Ülke savaş hali durumundadır, bu şartlarda gidilecek bir seçimin meşruiyeti tartışmalıdır. Seçimlerin ertelenmesine, mevcut hükümetle devamına” kararı ile ülke karanlık bir sürece girer.

Güneydoğu’daki kalkışma durumu, ülke çapında ilan edilecek OHAL, olaganüstü hal şartlarını da beraberinde getirir. Demokratik haklar askıya alınır. Hükümete yönelik her türlü demokratik hak talepleri, “ülke bir savaş durumunda, hükümetin desteklenmesi gerekirken muhalefet milli menfaatlere engel oluyor” gerekçesi ile İç Güvenlik Yasası hükümlerine ve savaş hali kurallarına göre bastırılır.

Bu arada, “geçerli bir sebebi yokken, henüz hükümet kurma çalışmaları sürerken ve muhatabi belli değilken PKK neden saldırmaya başladı?” sorusu mutlaka sorulmalı…

15.08.2015