PUTİN ERDOĞAN’DAN DESTEĞİNİ ÇEKİYOR MU?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Büyük Elçi Ümit Yardım arasındaki toplantıda Putin’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı çok sert bir üslupla eleştirdiği iddia ediliyor. Erdoğan’ın ziyaret ettiği Çin’in Ortadoğu’daki etkinliği giderek artıyor. Erdoğan’ın her an değişen uluslararası dengeler karşısında çok tehlikeli bir strateji izlediği belirtiliyor.

Celal ÇETİN

Awdnews.com haber sitesinin The Moscow Times’a dayandırdığı habere göre yeni Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım, Rusya Başbakanı Vladimir Putin’le görüştü. Ümit Yardım’ı uyaran Putin: “Erdoğan Suriye’de IŞİD’i desteklemeyi son vermezse Türkiye ve Rusya arasında çözümü mümkün olmayacak diplomatik sorunlar olacak” dedi.

Habere göre, Putin ile Ümit Yardım’ın toplantısında gerilimi arttıran konu, Ümit Yıldırım’ın Rusya’nın Suriye’deki sivil savaşın yıkıcı boyutunu ve Türkiye’nin bu konuda hatalı olduğunu kabul etmemesi oldu. Bu gelişmenin üzerine ise Rusya Başbakanı Putin: “O zaman o diktatör cumhurbaşkanına söyle IŞİD’le birlikte cehenneme kadar gidebilir. Ben Suriye’yi büyük Stalingrad yapacağım. Erdoğan ve Suudi yandaşları Adolf Hitler’den masum değiller” dedi.

ÇİN’İN ORTADOĞU İLGİSİ

Öte yandan yükselen güç olarak Çin’in Ortadoğu ile ilişkileri büyük öneme sahip. Çin’in Ortadoğu’ya olan ilgisi tahminlerin ötesinde artıyor.

Yakın geçmişte, Pekin’de “Çin-Arap Devletleri İşbirliği Forumu” gerçekleştirildi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Arap ülkelerine Çin’le stratejik ilişkilerini geliştirme çağrısı yaptı. ABD’nin dış politikada Asya-Pasifik eksenine ağırlık vermesine cevap olarak Çin “Batı’ya yürüyüş” (March West) stratejisini geliştirdi. Bu çerçevede Ortadoğu’ya ve Arap dünyasına ağırlık verme politikasını benimsedi. Xi Jinping, enerji, finans ve uzay teknolojisi gibi alanlarda işbirliğini güçlendirmeyi önerdi. Çin’in Arap ülkeleri ile ticareti hızla artıyor. 2004’te 25.5 milyar dolar olan bu ticaret, 2013’te 238.9 milyar dolara yükseldi. 10 yıl sonra Çin-Arap ticaret hacminin 600 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Çin sadece Asya’da etkin olmakla yetinmeyecek. Dünyanın farklı bölgelerinde ve global düzeyde etkisini artırmak için ekonomik gücünü kullanacak. Çin’in askeri gücü de hızla artıyor. Bu çerçevede Çin donanmasının Doğu Akdeniz’de daha görünür hale gelmesi bekleniyor.

Ortadoğu denince dış aktör olarak ABD’nin akla geldiği Ortadoğu geride kalıyor. Artık bölgesel aktor olarak İran, küresel aktör olarak da Çin ve Rusya Ortadoğu’nun belirleyici gücü oldular.

RUSYA VE ÇİN’DE İSLAMCI TERÖRİST TEHDİDİ

IŞİD benzeri İslamcı terör örütleri hem Rusya, hem Çin için tehdit oluşturmaya başladı. IŞİD ve diğer radikal İslamcı örgütlerin terörist portföyünde Kafkas kökenliler ağırlıklı yer tutuyor. Son olarak Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden çok sayıda insanın IŞİD’e katıldığına yönelik iddialar medya organlarında yer alıyor.

Bu teröristlerin ülkelerine döndüklerinde “uyuyan hücreler” oluşturabilecekleri, ABD ve Batı tarafından “gerektiği zaman” kullanılabilecekleri endişesi, özellikle Çin ve Rusya’da yaşanıyor. Bu çerçevede IŞİD’e destek veren ülkeler de her iki ülkenin yakın tamibinde bulunuyor.

Rusya ve Çin için ulusal güvenlikleri, Türkiye’de hedefledikleri Akkuyu Nükleer Santral ihalesi veya füze ihalesinden daha önemli.

Sonuç olarak AKP hükümetinin IŞİD’e destek verdiği, koruduğu iddiaları iki ülkenin yakın takibinde bulunuyor.

ERDOĞAN’IN DESTEK ARAYIŞLARI

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin ziyaretinin uluslararası destek arayışlarının yansıması olduğu belirtiliyor. IŞİD’e destek gerekçesi ile uluslararası camiada AKP’ye yönelik eleştiriler artarken, AKP hükümetinin farklı uluslararası ittifak arayışları da artıyor.

Erdoğan’ın Şangay Beşlisi’ne katılmak istediği biliniyor. Şangay Beşlisi, Rusya ve Çin’in liderliğinde ABD ve Batı’ya karşı kurulan ve giderek güçlenen bir yapı.

Ancak AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın ABD/Batı ile birlikte Ortadoğu planlarına dahil olması, planların değişmesi ile birlikte ABD/Batı ittifakının karşısındaki ittifaka dahil olmaya çalışması, güvenilirliği konusunda kuşkulara yol açıyor. Erdoğan ve AKP hükümetinin tüm ittifak şanslarını tükettiğine ve yalnızlaştığına dair kanaat güçleniyor. Erdoğan’ın, her an değişen uluslararası dengeleri lehine kullanmaya çalıştığı, küresel güçleri birbirine karşı kullanma gibi çok riskli bir yöntem izlediği belirtiliyor.

03.08.2015