SON SEÇENEKLERİ; KİRLİ İTTİFAKLAR VE TERÖR

PKK saldırılarına yönelik kuşkular artıyor. Ortak kanaat; bölgede tasfiye olmamak isteyen kesimler, ittifak kurdular. Kimi terörle, kimi küresel destek arayışları ile yeni dönemde de gücünü korumak istiyor. Öte yandan Türkiye’nin hem IŞİD, hem de PKK hedeflerini bombalaması, Amerika’nın bölgedeki çabaları açısından kritik bir engel oluşturuyor. ABD, Türkiye’yi IŞİD’le mücadeleye odaklayamamaktan şikayetçi.

Celal ÇETİN

AKP hükümeti ile HDP/PKK arasındaki kavganın ve PKK saldırılarının perde arkasına dair kuşkular güçleniyor. Hükümet kurma çalışmalarının devam ettiği bir zamanda PKK’nın saldırmasının bir anlamı olmayacağını belirten uzmanlar, başka bir plan olabileceğini söylüyor.

PKK’nın hükümet kurularak muhatabının oluşmasını bekleyeceğini kaydeden uzmanlar, “PKK kurulacak bir hükümetle pazarlığa devam eder. Uzlaşma sağlanamazsa saldırılarına başlar, bu anlaşılabilir bir durumdur. Ancak karşısında muhatep yokken saldırmasının haklı gerekçesi bulunmuyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

En güçlü iddia: AKP’nin şahin kanadı ile PKK’nın şahin kanadı arasında varılan anlaşma, saldırıların temelini oluşturuyor. Buna göre 7 Haziran’da oylarının büyük kısmını HDP’ye kaptıran AKP; yeniden tek başına iktidar olabilmek için hem milliyetçi oylara göz dikti, hem HDP’yi zayıflatarak kaybettiği oyların bir kısmını geri almaya çalışıyor.

Bu amaçla PKK saldırılarına başladı.

PKK’nın saldırıları HDP’yi ve Öcalan’ı zayıflatırken AKP’nin elini güçlendirecek. Ayrıcı PKK’nın şahin kanadı gücünü göstermiş olacak. Bir anlamda AKP ile PKK birlikte varolma savaşı yürütüyor.

ABD DOLARI GELİYOR TERÖR GİDİYOR

Bu savaşa İsrail’in de destek verdiğine dair güçlü iddialar bulunuyor.

AKP, PKK ve İsrail bölge için hazırlanan yeni plana karşı Suudi Arabistan destekli “Sünni blok” oluşturmaya çalışıyor. Bunun en büyük sebebi, ABD’nin İran’la yaptığı ve Rusya’nın da onayladığı anlaşma. Anlaşma ile İran bölgede etkin güç oluyor. Bu durum, İsrail’in işine gelmiyor.

Yeni dönemde bölge İran’ın nüfuz alanı haline gelirken küresel ticaret için de bir çekim merkezine dönüşecek. Beş yıl içinde İran ekonomisine 150 milyar dolar girerken ABD’li ve Batı’lı sermaye İran’la ve İran üzerinden bölgeyle yüzlerce milyar dolarlık anlaşmalara hazırlanıyor. Bu anlaşmalar Mısır, Suriye ve Irak’ın yeniden inşaasının yanısıra petrol ticaretini de kapsayacak.

İran böylece Şii eksenli politikaları terkederek daha global politikalara yönelecek. Ayrıca Rusya ile olan tarihsel müttefikliğinin zayıflama ihtimali ABD’yi umutlandırıyor.

Bu tabloda üç faktörün yeri olmayacak: PKK gibi terör örgütlerinin, AKP gibi Sünni temelli siyasi yapıların ve İsrail-İran düşmanlığının.

İran’la yapılan anlaşma İsrail’in kulağını çekmeyi gerektirirken, küresel ticaretin ve ABD Doları’nın güvenliği gereği terör örgütleri tasfiye edilmeli. Veya en azından başka bölgelere çekilmeli (Ermenistan’ın hak iddia ettiği Kars, Van gibi bölgeler.) ve AKP benzeri siyasi yapılar tehdit olmaktan çkarılmalı.

Son günlerde Türkiye’de patlayan olaylara bakınca, “kimler fayda sağlayabilir?” sorusu gündeme geliyor. Sorunun cevabı bu üç faktörü işaret ediyor.

ÇİN ZİYARETİNİN ŞİFRELERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin ziyaretine de bu açıdan bakmak gerekiyor.

ABD’nin karşısında Rusya ve İran’la birlikte güçlü bir ittifak oluşturan Çin’in siyasi ve ekonomk desteği, hem Erdoğan için, hem AKP için yaşamsal önem taşıyor.

Üçlü ittifakın ABD ve İran üzerindeki etkisinin farkında olan Erdoğan’ın, bu yolla pazarlık gücünü artırmak istediğini söylemek mümkün.

Sonuç itibariyle İsrail, PKK ve Erdoğan, Ortadoğu’nun yeni döneminde de etkinliğini korumanın mücadelesini veriyor. İsrail PKK üzerinden terör yöntemi ile yeni döneme direnmeye çalışırken, Erdoğan küresel ölçekte destek arayışlarını sürdürüyor.

Ancak bir gerçek gözardı ediliyor: Bölgenin yeni dönemi ABD’nin, Rusya’nın, iran’ın, Çin’in, Avrupa’nın ortak menfaatlerine uygun dizayn edilmiş gibi görünüyor. Birbirine düşman ülkeleri bile ittifak yapmaya zorlayan bir döneme ne İsrail direnebilir, ne PKK da, ne de AKP.

ABD-TÜRKİYE ARASINDA IŞİD ÇATLAĞI

Öte yandan ABD, Türkiye’yi IŞİD’le mücadeleye odaklayamamaktan şikayet etmeye başladı.

Amerikalı yetkililer, ““IŞİD’in asıl düşman olduğu konusunda iki tarafı uzlaştırmamız gerek” demelerine karşın bu uzlaşma sağlanamıyor. Amerika, kimi zaman gevşek, kimi zaman da saf değiştiren gruplar arasında tutarlı bir koalisyon oluşturmaya çabalıyor. Türkiye ve diğer grupların kendi gündemlerini zorlamaya çalışmasının IŞİD’e yaradığı yönünde kaygılar da artıyor.

Amerika’nın müttefiki olan Türkiye açısından, bu ülkede IŞİD’le bağlantılı olduğu saptanan intihar eylemlerinin hiçbiri, yetkilileri bu cihatçı örgütle mücadeleyi öncelik yapmaya ikna edebilmiş değil.

Amerikalı yetkililer, Türkiye’nin bu yönde adım atmakla birlikte, ne zaman bu anlayışı tam olarak benimseyeceğinden emin olmadığını söylüyor.

Amerikalı ve Türk yetkililer, İncirlik üssünün kullanım ayrıntıları üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye, üssü IŞİD’e karşı operasyon düzenlemek amacıyla koalisyonun kullanımına açmıştı. Bir Amerikalı yetkili, bu operasyonların başlatılmasına “daha uzun zaman olduğunu” söylüyor.

ABD IŞİD’LE MÜCADELENİN ZAYIFLAMASINDAN KORKUYOR

Öte yandan Türkiye’nin PKK hedeflerini bombalamasının, Kürt güçlerinin Suriye ve Irak’ta IŞİD’le mücadele yeteneğini zayıflatmasından korkuluyor. Kürt güçleri bir süredir IŞİD’e karşı sahada önemli başarılar elde etmişti.

KCK sözcüsü Zagros Hiwa, Türkiye’nin PKK’ya yönelik hava saldırılarının “DAEŞ’le mücadele üzerinde bir etkisi olacağını” söylüyor. PKK’yı IŞİD’le çarpışan diğer Kürt gruplardan ayırmanın zor olacağına işaret eden Hiwa, hem PKK, hem de Peşmerge güçlerinin Kerkük, Erbil, Kobani ve Sincar’da IŞİD’le mücadelede kilit role sahip olduğunu belirtiyor.

Hiwa, “Türkiye IŞİD’i bahane olarak kullanıp gerçek niyetlerini gizleyerek doğrudan Kürtler’le savaşmaya karar verdi” diyor.

ABD, PKK İLE PEŞMERGEYİ AYIRIYOR

Washington, IŞİD’le mücadele eden Kürtleri korumaya çalışırken Türkiye’nin PKK’ya yönelik  operasyonlarına destek veriyor. Ayrıca NATO ve diğer Batılı ülkelerin PKK’yı terör örgütü olarak tanımladığının da altını çiziyorlar.

Bir Obama yönetimi yetkilisi hafta başında yaptığı açıklamada, “Eğer PKK Türkiye’de bir dizi saldırı başlatmamış olsaydı, Türkiye de PKK’ya saldırmazdı” diye konuştu. “Olayı başlatan, PKK’nın Türkiye topraklarında polisleri ve askerleri öldüren saldırıları oldu” diyen yetkili, şimdiyse bunun devamının yaşandığını belirtti.

Çatışmaları kim başlatırsa başlatsın yaşananlar, IŞİD’i “zayıflatıp yenilgiye uğratmayı” ana politikası yapan Amerika’nın tercih etmeyeceği bir durum oldu. Amerikalı yetkililer, “Çabalarımızın uyum içinde olduğundan emin olmalıyız” uyarısında bulunuyor.

31.07.2015