BEYİNLER İŞGAL EDİLDİ, FARKINDA DEĞİLİZ

Bir ülke, bir millet düşünün. Dünyayı adaletle yönetmiş, Peygamber efendimiz Hz Muhammed (as) efendimizin övgülerine mazhar olmuş. Çanakkale’de, İstiklal Savaşı’nda Ata’sının peşinden kendisini esir etmek isteyen düvel-i muazzamaya karşı durarak mazlum milletlere ışık olmuş, yüzünü çağdaşlaşmaya çevirmiş.

Celal ÇETİN/23 Nisan 2010

Bir ülke, bir millet düşünün. Dünyayı adaletle yönetmiş, Peygamber efendimiz Hz Muhammed (as) efendimizin övgülerine mazhar olmuş, harama el uzatmayan, çalışmayı ibadet kabul eden, dürüstlüğü ile düşmanlarının bile takdirini kazanmış, kendisine dokunulmadığı sürece herkesle barış içinde yaşamayı düstur edinmiş, buna rağmen dünya üzerinde en fazla kırıma, vahşete, katliamlara maruz kalmış, dinini ve milletini canından aziz saymış, birini diğerinden ayırtetmemiş, Çanakkale’de, İstiklal Savaşı’nda Ata’sının peşinden kendisini esir etmek isteyen düvel-i muazzamaya karşı durarak mazlum milletlere ışık olmuş, yüzünü çağdaşlaşmaya çevirmiş. Bu ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu millet Türk Milleti’dir.

Aynı millete bir de bugün bakalım. Öyle bir tablo ile karşı karşıyayız ki; adeta tüm bu özelliklerinden uzaklaşmış, çalışmanın ayıp, yan gelip yatmanın geçer akçe olduğuna inanan, düşünmeyen, kendisine verilenle yetinen ama bunun neden verildiğini, bedelinin ne olabileceğini hesap etmeyen, öldüren, yakan, yıkan, İslam’ın yerine tarikat şeyhlerinin, cemaat liderlerinin peşinden giden, Allah’ın kelamı yerine kişilerin kelamına inanan, peygamberinin sözlerine karşın millet kavramına yabancılaşan, tembelliği “bir lokma bir hırka” olarak algılayan bir güruh var sanki.

İslam akıl dinidir. Müslüman’ın temiz ahlaklı olmasını, Allah’ın verdiği canı almamasını, kendisine ait olmayana el uzatmamasını, diğer insanları düşünmesini, “komşusu açken tok yatan bizden değildir”  felsefesini benimsemesini, kısaca örnek insan olmasını ister.

Peki bugün bunlardan hangisini yaşıyoruz, yaşatıyoruz? Günlük yaşantımızda burun buruna geldiğimiz, kendisine Müslüman diyen insanla, İslam’ın çerçevesini çizdiği Müslüman benziyor mu?

Toplumsal bir çöküş yaşanıyor bu ülkede. Sanki beyinler sıfırlanıyor, bugüne kadar bizi biz yapan tüm değerler siliniyor. Peki yerine ne konacak dersiniz?

İstiklal Savaşı, dünya tarihini değiştiren belki de en önemli olayların başında yer alıyor. Öylesine önemli bir olay ki İstiklal Savaşı, özellikle Türk Milleti’ni ölümden kurtarırken işgalcilerin tüm planlarını yeni baştan yapmasına yol açtı.

Türk Milleti vatanına düşkündür. Sınırlarından yabancı bayrak, yabancı asker girdiği zaman her şeyi unutur, tek bilek, tek yürek olur, “geldikleri gibi gönderir” gelenleri. Gelenler bunu acı bir şekilde tecrübe ettikleri için geliş yöntemlerini değiştirdiler İstiklal Savaşı’ndan sonra. Artık sınırdan asker sokmak, kendi bayraklarını dikmek yok yeni konseptte. Para ve kültürleriyle geliyorlar. Hedef ülkenin tüm yer altı-yer üstü kaynaklarını, işlerine yarayacak kişi ve kurumlarını satın alıyorlar. Bir kere pençelerini geçirdikten sonra kurtuluş pek mümkün değil bu yeni konseptte. Beyinlerin sömürgeleşmesinin geri dönüşü olmuyor. Ama beyinleri sömürgeleşenler, bunun farkına varamıyorlar.

Onlar hala bayraklarının dalgalandığını, hala ezanların okunduğunu gördükçe, hala kendilerinin seçtiğine inandırıldıkları kişiler tarafından yönetildiklerine inandıkça bağımsız, özgür bir ülke olduklarını zannediyorlar. Oysa ekonomik, siyasi, kültürel anlamda teslim alındıklarının, emperyalizm için bayrağın, dinin önemi olmadığının bilincine varamıyorlar. Varamıyorlar, çünkü hangi bayrak dalgalanırsa dalgalansın, o ülkenin tüm varlığı işgalcilere aittir. Minarelerinde ezanları okunsa da, inandıkları din, aslında yorumlarla değiştirilen, İslam’la ilgisi olmayan bir dine dönüştürülmeye başlanmıştır.

Bu ülkenin kurtuluşu, üzerinde yaşayanların Peygamber efendimiz Hz. Muhammet’in (as) övgüsüne mazhar olan milletin yeniden ayağa kalkması ile mümkün. Başka çare yok…

28.07.2015