ABD-İRAN ANLAŞMASI KİMİN ZAFERİ?

Yıllar süren görüşmeler sonrasında P5 ülkeleri İran’la nükleer programı konusunda bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, İran’ın nükleer programını, silah geliştirmek için kullanmamasını garanti altına alırken, Tahran’a bu nedenle yıllardır uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırıyor. Anlaşma tüm dünyada olumlu karşılanırken sadece İsrail karşı çıkıyor.

Celal ÇETİN

Uzmanlar, iki tarafın hala birbirine dost ülke olarak bakmadıklarını, ancak anlaşmadan ikisinin de yararlanacağını söylüyor. Anlaşmanın uygulanması ise zorlu ve uzun bir süreç olacak.

Uzmanlar, “Nükleer fizikten, mühendislikten ve kaldırılması asla düşünülmeyen bir dizi yaptırımdan bahsediyoruz. Bu hem fizik, hem mühendislik hem de politik açıdan geri adımlar atılması demektir” diyor.

Görüşmelere P5+ 1 olarak anılan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ve Almanya katıldı. Ancak Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif görüşmelerde kilit rol oynadı.

Görüşmeler, İranlı eski liderlere göre daha ılımlı olduğu düşünülen Hasan Ruhani’nin 2013 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra başladı.

Anlaşmanın uygulanması zorlu bir süreç olacak. Anlaşmanın her ülkede, mevcut muhalefete rağmen parlamentolarda kabul edilmesi ve daha da önemlisi Amerika ile İran’ın ortak çalışabileceği bir dünyaya alışılması gerekiyor.

DÜNYA ANLAŞMADAN MEMNUN

Başkan Obama aylar süren görüşmeler ve yıllar süren yaptırımlardan sonra Viyana’da İran’la varılan uluslararası anlaşmayı büyük memnunlukla karşıladı. Obama’nın anlaşmayı siyasi bir zafer saydığına kuşku yok. Anlaşmayı Kongre’den de geçirebilirse bu Başkan Obama için ciddi bir uluslararası siyaset başarısı olacak.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon Viyana’da anlaşmayı imzalayan müzakerecileri kutlayan bir açıklama yayınladı.

Ban, yapılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirtirken, Viyana’da müzakereleri sürdüren P5+1 ülkelerini ve İran’ı kutladı. Ban, anlaşmanın, diyaloğun değerini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.

BM Genel Sekreteri, anlaşmanın bölgede güvenlik sorunları ile ilgili daha fazla işbirliğine yol açacağını umduğunu belirtti.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, bu anlaşma ile birlikte dünyanın derin bir nefes aldığını ifade etti ve müzakereleri sürdüren ülkelerin istikrar ve işbirliği adına zor seçimler yaptığını söyledi. Avrupa Birliği de anlaşmayla beraber dünyada umut için yeni bir sayfasının açıldığını ifade etti.

BÖLGE DEVLETLERİ DE MEMNUN

Birleşik Arap Emirlikleri devlet başkanı Şeyh Halife bin Zeyit el Nahyan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye bir tebrik mesajı yolladı.

Birçok Körfez ülkesi anlaşmanın, İran’ın bölgede düşmanlarını daha güçlü biçimde destekleyeceğinden endişe ederken BAE’nin gönderdiği mesaj bir ilk oldu.

Irak, Pakistan ve Afganistan da anlaşmaya destek mesajları yayınladı. Irak Başbakanlık sözcüsü nükleer anlaşmanın bölgesel istikrar için önemine değindi.

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, bölgede siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirecek, barış ve istikrara hizmet edecek her türlü çalışmayı desteklediklerini ifade etti.

Pakistan’dan gelen açıklamada ülkenin, İran’ın nükleer programıyla ilgili anlaşmazlığın her zaman barışçıl biçimde çözülmesini desteklediğinin altı çizildi. Pakistanlı savunma uzmanı Talat Mesut, Pakistan’da bir televizyon kanalına verdiği demeçte anlaşmanın çok büyük değişimlerin habercisi olduğunu söyledi. Anlaşmanın, İran ile Batı arasındaki ilişkilerde iyileşmeye neden olacağını ifade eden uzman, bunun özellikle İran-ABD ilişkilerine yansıyacağını belirtti.

Mesut ayrıca anlaşmayla beraber bölgede İran ve diğer ülkeler arasındaki güç dengesinin de değişeceğine dikkati çekti ve bunun İran’ın uzun süredir siyasi olarak kovaladığı bir hedef olduğunu söyledi.

Suriye’de uzun süredir İran’dan askeri ve mali destek alan Beşar Esat hükümetinden gelen açıklamada da yapılan anlaşmaya güçlü biçimde destek verildi.

Şu ana kadar Suudi Arabistan’dan resmi tepki gelmedi. Ancak Reuters haber ajansına konuşan bir Suudi yetkili, nükleer anlaşmanın İran’a bölgede kaos çıkarma fırsatı vermesi durumunda tüm Ortadoğu’nun olduğundan daha tehlikeli hale geleceği uyarısında bulundu.

ABD KONGRE’Sİ İKİYE BÖLÜNDÜ

Anlaşmaya Amerika Kongresi’nden ise farklı tepkiler geldi. Demokrat senatörler anlaşmayı memnunlukla karşılarken, Cumhuriyetçiler Amerika’nın anlaşmaya varabilmek için çok fazla ödün verdiğinden kuşkulanıyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Bob Corker, anlaşmanın amaçlandığı gibi, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemeyeceğinden korktuğunu söyledi. Corker, “Kongre, bu anlaşmayı ayrıntılı olarak inceleyip, İran’a uyguladığımız yaptırımların kaldırılmasının doğru olup olmayacağına karar verecek” dedi.

Cumhuriyetçi Bob Corker, “İran dünyada yaşanan terörü desteklemeye devam ediyor. İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması Tahran’a hiç olmadığı kadar nakit para akışı sağlar. Bu da Amerika ve müttefiklerini daha da büyük bir tehlikeyle karşı karşıya getirir” dedi.

Demokrat Parti liderlerinden Temsilciler Meclisi eski başkanı Nancy Pelosi, Başkan Barack Obama ve Dışişleri Bakanı John Kerry’nin görüşmelerde gösterdiği liderliği övdü.

Agresif kısıtlamaların ve denetimlerin İran’ın nükleer silah üretimini durdurabilecek en iyi yol olduğunu söyleyen Pelosi, Kongre’nin anlaşmayı en ince ayrıntılarına kadar inceleyeceğini hatırlattı.

İSRAİL’DEN SERT ELEŞTİRİ

Anlaşma genelde olumlu karşılanırken İsrail beklendiği gibi anlaşmaya sert tepki gösterdi.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu anlaşmayı “şaşırtıcı derecede büyük bir tarihi hata” olarak yorumladı. Netanyahu, anlaşmanın ülkesini bağlamadığını belirtti ve İsrail’in kendini savunma hakkı bulunduğunu ifade etti. Netanyahu, İran’ın hala İsrail’i yok etme amacı taşıdığını söyledi.

İsrail’in anlaşmanın ABD Kongresi’nde onaylanmaması için ciddi lobi faaliyetine girmesi bekleniyor.

İran, İsrail’e saldıran militan grupları desteklemeyi sürdürüyor. Geçmişte birçok İranlı lider İsrail’in yok edilmesinden bahsetmişti.

Görüşmelerin ilk gününden bu yana anlaşmaya muhalefet eden Başbakan Netanyahu, Başkan Obama’yla ve diğer Batılı ülkelerle, bu konu nedeniyle ciddi biçimde ters düşmüştü. Netanyahu, İsrail’in endişesinin, “militan İslamcı bir devletin kısa yoldan nükleer silah elde etmesi” olduğunu belirtti.

Netanyahu, İran’ın nükleer silaha ulaşmasını engelleyecek pek çok önlemin bu anlaşmayla iptal olacağını söyledi. Başbakan aynı zamanda İran’ın elde edeceği milyarlarca dolarlık nakitle bölgede saldırgan siyasetini arttıracağını ifade etti.

Netanyahu son olarak İsrail’in yaşam biçimini, özgürlüklerini ve güvenliğini korumayı sürdüreceğini söyledi.

KİMİN ZAFERİ?

ABD-İran anlaşması bölgedeki dengeleri değiştirecek gibi görünüyor. Özellikle İran’ın bölgedeki etkinliğinin artması açısından Tahran’ın zaferi gibi görülebilir.

Öte yandan Ortadoğu’da Sünni ağırlıklı sistemin ağırlığı, Şii İran’a kayıyor. Buna bağlı olarak İran’ın doğal müttefiki Rusya ile Çin’i de yakından ilgilendiriyor.

ABD’nin Rusya ve Çin’in etkin olmasını istemeyeceği düşünülürse, muhtemelen İran, Rusya, Çin ittifakının ABD’ye karşı önemli bir zaferi olarak da bakılabilir.

Bir başka açıdan bakılınca, İran’a verilen “bölge liderliği” sorumluluğu ile İsrail’e olan düşmanlığı ve Rusya ile olan ittifakı törpülenmek istenebilir.

Anlaşma ile İsrail’in de kendisine çekidüzen vermesi sağlanacak. Tüm dünyanın onayladığı bir anlaşmaya tek başına karşı çıkacak bir İsrail, yalnız kalmaya mahkum. İsrail, 2016’daki seçimlerde her ne kadar Cumhuriyetçi Başkan’ın seçilmesini bekliyor olsa da, ABD yönetim sisteminden ulusal çıkarlar sözkonusu olduğunda İsrail’in önceliği ikinci sıraya düşer. Cumhuriyetçi yetkililerin Obama’yı eleştirmesine karşın “anlaşmanın Kongre tarafından inceleneceğini” söylemesi, dikkat çekti.

ABD’nin İran’la anlaşmasının arka planında, Çin-Rusya ittifakı ile ileride artması beklenen gerilime hazırlık olması ihtimali büyük.

Çin-Rusya ittifakı ile büyük bir hesaplaşmaya hazırlanan ABD’nin Ortadoğu gibi bölgeleri emniyete almak istediği biliniyor. Bu nedenle ABD, bölgenin üç gerilim merkezi olan İsrail, İran ve Türkiye arasında “iyi ilişkiler” kurulması için çaba harcıyor. Bir anlamda bölgenin güvenliğini ve istikrarını (aynı zamanda İsrail’in) üç ülkeye bırakmak istiyor.

Sonuç itibariyle ABD-İran anlaşmasından sonra sırada İran-İsrail, Türkiye-İsrail anlaşmaları var denebilir. Bu anlaşmalar için ülkelerdeki aşırılıkların törpülenmesi gerekiyor. Örneğin Türkiye’de Sünni ağırlıklı sistem yerine daha merkezi, demokratik temelli bir sistem isteniyor. Öte yandan İsrail yalnızlaşma korkusuyla, İran da bölgesel etkinliğinin azalmaması için birbirlerine yönelik söylemlerini yumuşatmak zorunda kalacak.

Bu açıdan bakınca bölgenin istikrarını bozacak PKK gibi terör örgütlerinin faaliyetlerine ve “bağımsız Kürdistan” gibi hayallere son verilecek.

Sonuç olarak anlaşma kısa vadede her devlet için zafer olarak kabul edilebilir. Orta-uzan vadede ise neler olabileceği zaman içinde ortaya çıkacak...

14.07.2015