O ABD’Lİ “DİPLOMAT” KİMDİ VE GAZİANTEP’TE NE YAPIYORDU?

Geçtiğimiz 23 Haziran günü bazı gazeteler ve internet sitelerinde Gaziantep’te yaşanan bir trafik kazasının haberi yer aldı. Haber şuydu: ABD’nin Ankara Konsolosluğu’nda görevli olduğu öğrenilen bir diplomat, Gaziantep’te karşıdan karşıya geçmeye çalışan Server Bezgincan isimli 67 yaşındaki bir kadına çarparak, ölümüne sebep olmuştu.

Müyesser YILDIZ

Amerikalı Diplomat, kazadan sonra diplomatik dokunulmazlığı olduğu gerekçesiyle olay yerinden ayrılmak istemiş, buna engel olan polisler ise karakola gidip ifade vermesi için diplomatı ikna etmeye çalışmıştı. Ancak diplomat ifade vermeye gitmemiş, bir süre olay yerinde beklemiş, bu arada telefonla konuşmuştu. Ardından ABD'nin Adana Konsolosluk görevlileri olay yerine gelmiş, bu arada aracına oturup bekleyen diplomat, dokunulmazlığı olduğuna dair belgeyi polislere gösterdikten sonra aracıyla olay yerinden ayrılmıştı.

Haberde şu önemli detay da vardı; Diplomatın kullandığı aracın plakası “810209”du.

Doğruysa, öncelikle şu gerçeğin altını önemle çizelim; Demek ki, kullandığı ve kaza yaptığı araç, şahsi veya Konsolosluğa ait bir araç değil, askeri bir araçtı!..

Bundan da şunu anlıyoruz; Demek ki, o diplomat izinli veya tatilde değildi, yani Gaziantep'e gezmek için gitmemişti.                                                

Peki, o diplomat kimdi? Bu kritik ilimizde ne arıyordu? Kazadan sonra neler oldu?

O DİPLOMATIN KUMPASLARLA NE İLGİSİ VAR?

Bu soruların cevabını vermeden önce 2010 yılı, Ergenekon ve Balyoz kumpasları sürecindeki bazı iddiaları hatırlatmak istiyorum.                                                             

Dönemin Başbakanı Erdoğan ve dönemin ABD Başkanı Bush'un 2007'de Oval Ofis'teki görüşmesi sonrası Türkiye'ye 35 ABD'li istihbaratçının geldiği, kumpasları da bunların organize ettiği öne sürülüyor, Poyrazköy'de mühimmatların bulunmasından 17 gün önce ABD Konsolosluğu'na ait bir aracın askeri bölgede dolaşıp, fotoğraflar çektiği konuşuluyordu.

O günlerde CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile Konya Milletvekili Atilla Kart, bu 35 ajanın peşine düştü.

Öztürk, konuyu dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a sordu. Atalay, “Bilmiyorum” cevabını verdi.

Atilla Kart da, “Bu 35 kişi konusu çok önemli. Islak imzadan, darbeye geldik. İhbar mektupları postaneden gönderiliyor. Ama kim? MİT bilmiyor, İçişleri bilmiyor, Dışişleri bilmiyor. Türkiye illegal bir karargâhtan mı yönetiliyor?” dedi.

Gaziantep'te kaza yapan diplomata dönelim; İddia o ki, kumpaslar döneminde tartışılan 35 ajandan biri de oydu. Bir süre sonra Türkiye'den ayrılmış, bir Uzak Doğu ülkesine gitmiş, yakın zamanda yeniden Türkiye'de görevlendirilmişti.

Yani bu iddialar doğruysa, o gerçekte bir diplomat değil, CIA ajanıydı!..

TSK-ABD ORTAK KARARGAHINDA MIYDI?

Ankara'da TSK ile ABD'li istihbaratçıların ortak çalıştığı bir birim var; Adı Savunma İşbirliği Ofisi, ODC. ABD'nin Ankara'daki karargâhı olarak nitelendirilen ODC'nin 1947 yılından beri faaliyet gösterdiği biliniyor.

ABD'nin başta Orta Doğu olmak üzere bölge ve Türkiye'de gözü kulağı olduğu anlatılan ve de Genelkurmay Karargâhı içerisinde bulunduğu söylenen bu birimde kaç ABD'linin çalıştığı sır gibi saklanırdı.

Nihayet Mart 2013'te dönemin Milli Savunma Bakanı, yeni Meclis Başkanı İsmet Yılmaz ODC'deki yabancı askeri personel sayısının 40 olduğunu açıkladı.

Ağustos 2013'te ise ODC'de görev yapan Amerikalı asker sayısının 40'ten 52'ye çıktığı bildirilirken, bu artışta Gezi olayları, Suriye'deki gelişmeler, Irak ve Mısır'da yaşananların etkili olduğu yorumları yapıldı.

Ekim 2012'de bir şey daha oldu; ABD'nin Avrupa Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Mark Hertling, Suriye'deki krizle ilgili Türkiye'ye asker gönderdiklerini açıkladı. Konu, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey'e soruldu. Dempsy, “Suriye'deki krize yanıt olarak Türkiye’ye ilave güçler özellikle insani yardım bölgeleri, balistik füze savunması ve ayrıca Türklerin istikrarsız bir kuzeydoğu Suriye ve PKK ile ilintili terörle mücadele kaygıları konularında birlikte planlamalar yapmak için ekipler gönderdiğimiz zamanlar oldu” diyerek, bunu doğruladı.

Ancak Türk Genelkurmay Başkanlığı, Suriye'de meydana gelen gelişmeler kapsamında Türkiye’de görevlendirilen ABD askeri personeli ve birliği bulunmadığını belirterek, sözkonusu açıklamaları yalanladı.

Yeniden Gaziantep'teki diplomata dönüp, bu bilgiler ışığında soralım:

ODC'de görevlendirilen yeni 12 isim arasında bu diplomat da var mıydı?

Hangi kapsamda görevlendirilmişti; Suriye mi, başka bir konuda mı?

Türkiye'de Suriye konusunda görevlendirilen ABD askeri yoksa, o diplomat hangi sıfatla ve Genelkurmay'ın bilgisi haricinde mi gelmişti?

Askeri görevli değilse, altındaki askeri plakalı araç neyin nesiydi ve hangi kuruma aitti?

O DİPLOMATIN ADI

Oldukça karmaşık ve ilginç bir hikâye değil mi? Devamı var:

Gaziantep'teki kazadan sonra Ankara karıştı, Türkiye ile ABD arasında kelimenin tam anlamıyla sessiz bir kriz yaşandı.

Türkiye, o diplomatın derhal geri çekilmesini istedi. ABD, itiraz bile edemedi, diplomat 24 saat içinde Türkiye'yi terk etti.

Bu esrarengiz diplomatın bir Türkle evli olduğunu, onun ardından eşi ve çocuklarının da yurtdışına götürüldüğünü öğrendik.

O diplomatın adına gelince; Black Howell'mış.

Türkiye böylesine casuslar cennetine çevrilmişken, yaşananlara ve başımıza gelenlere/geleceklere şaşırabilir miyiz?

Ama olay bir şekilde kapatılmış/savuşturulmuş olsa da yetkililerimizin, şu kritik sorunun cevabını vermesi gerekmiyor mu?

Howell Gaziantep'te ne yapmayı planlıyordu veya ne yapmıştı?

12.07.2015