IŞİD’İN GİZLİ VE AÇIK YAPISI

Emperyal güçlerin küresel planlarını gerçekleştirmesinin iki yolu vardır. 1- Hukuka uygun diplomatik ve askeri yöntemler. 2- Hukuka aykırı kirli yöntemler. Birinci maddede sorun yok. Sorun, ikinci maddenin devreye girmesi ile başlıyor. Kirli yöntemler, kurdurulan kirli örgütler eliyle uygulanır. IŞİD, kirli örgütlerin catı örgütü olarak ortaya çıktı. IŞİD’in özelliği, kirli yöntemlerine karşın gücünü artırmasıdır.

Celal ÇETİN

Emperyal devletler, kirli planlarını uygulamaları için son 10 seneye kadar kurdurdukları yerel terör örgütlerini kullanırlardı. Dünyanın hemen her coğrafyasında demokratik haklar, özgürlük gibi masum gerekçelerle kurulmuş, ancak en acımasız terör yöntemleri uygulayan örgütler bulunuyor. Asya’da El Kaide, Ortadoğu’da PKK, Hizbullah, Afrika’da Boko Haram ve benzeri örgütler gibi,

Ancak yerel örgütlerin kontrolündeki zorluklar, ekonomik giderlerin artması gibi gerekçeler, emperyal devletleri yeni yöntemler aramasına yol açtı. Yeni yöntem çabuk bulundu; tüm bu örgütleri bünyesinde barındıracak çatı terör örgütü.

Bu plan ilk olarak El Kaide’de uygulandı. Kökenleri Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği döneme dayanan örgüt, 1988 yılında Afganistan’da kuruldu. Türkçe “Kuruluş” anlamına gelen El Kaide, küresel çapta faaliyet gösteren İslamcı silahlı örgüt olarak tanımlandı. Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne karşı ABD tarafından kurdurulduğu bilinen El Kaide’nin en önemli eylemi, 11 Eylül 2001’deki İkiz Kuleler saldırısıdır. Bu saldırı ile ABD’nin küresel işgal planları da uygulamaya sokuldu.

EL Kaide’nin, ABD derin devletinin bilgisi ve izni dahilinde 11 Eylül eylemini yaptığına dair iddialar, ABD’nin başlattığı savaşın kapsamına bakınca haklılık kazanıyor. ABD, kabul ettiği “önleyici saldırı” doktirini ile Afganistan’an başlattığı işgal dönemine girdi. Afganistan’ın ardından Irak işgal edildi. Eşzamanlı olarak BOP gereği Libya’dan Tunus’a, Cezayir’den Mısır’a kadar Arap Baharı devreye sokuldu.

Küresel hakimiyetini pekiştirmek isteyen ABD’nin dünyaya savaş ilan etmesi için çok büyük bir gerekçeye ihtiyacı vardı ve El Kaide bu gerekçeyi ABD’ye verdi. El Kaide, özellikle ABD’nin etkin olmak istediği bölgelerde “şubeler” açtı. Bu şubelerin Asya, Ortadoğu ve Afrika gibi yeraltı-yerüstü kaynaklarının bulunduğu bölgelerde açılması dikkatlerden kaçmadı.

EL KAİDE GÖREVİNİ TAMAMLADI, IŞİD ÇIKTI

2010 yılında El Kaide’nin görevini tamamladığına karar verildi. Ve kurucusu Usame bin Ladin, 2 Mayıs 2011'de ABD'ye bağlı kuvvetler tarafından gerçekleştirilen operasyonla öldürüldü.

2011 tarihine dikkat edin. Usame Bin Ladin’in öldürülmesi ile Suriye iç savaşının başlaması aynı tarihlere denk gelir. Suriye’deki gösteriler 15 Mart 2011’de başladı ve Nisan 2011 tarihinde ülke çapına yayıldı. Gösteriler, Arap Baharı olarak bilinen, Orta Doğu’daki daha geniş bir protest hareketin parçası olarak kabul ediliyor ve arkasında ABD’nin bulunduğu biliniyor.

Suriye iç savaşı ile birlikte Suriye dışından binlerce terörist, Esad rejimi ile savaş gerekçesiyle ülkeye sokuldu. Yüzlerce muhalif grup, kime hizmet ettikleri bilinmeden kaosa yol açtı.

Derken IŞİD sahneye çıktı.

Sünni temelli din devleti kurmak istediklerini idda eden IŞİD (Irak ve Şam İslam Devleti), Petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle dünyanın en zengin terör grupları arasında yer alıyor. IŞİD’in kuruluşu ABD’nin Irak’ı işgal ettiği yıllara dayanır. Irak Savaşı’nın ilk yıllarında kurulan ve 2004 yılında El-Kaide’ye bağlılığını ilan eden grup bir süre sonra Irak El-Kaidesi adını aldı. Şubat 2014’te, sekiz aylık uzun bir güç mücadelesinden sonra, el-Kaide IŞİD ile bütün bağlarını kestiğini duyurdu. Yani El Kaide dünya sahnesinden çekilirken IŞİD sahneye çıkmaya başladı.

IŞİD’İN ÜÇLÜ YAPISI

IŞİD, temel olarak; tepe yönetim, maceracılar ve cihadçılar olarak üç ana gruba ayrılır. Çok başarılı stratejik ve taktik adımlar atması, IŞİD’in arkasında çok güçlü bir yapılanmanın olduğunu gösteriyor.

TEPE YÖNETİM

Bu gibi terör örgütlerinin tepe yönetimi; üst akıl, planlayıcılar ve uygulayıcılar olarak üçe ayrılır.

Üst akıl

IŞİD’in ortaya çıkması, yazının başında sözünü ettiğimiz emperyal devletlerin küresel menfaatlerinin korunmasına yöneliktir. Emperyal devletlerin özellikle ekonomik menfaatleri, çokuluslu şirketlerin menfaatleri anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle; petrol, silah, ilaç gibi en karlı sektörleri elinde tutan küresel şirketler, menfaatlerini korumak için “kirli savaş yöntemlerini” uygulayabilecek kirli ordulara ihtiyaç duyuyor. Üst akıl, küresel şirketlerdir. Ki, her zaman karanlıkta kalırlar.

Planlayıcılar

Bu grup, üst akıldan aldıkları talimatları yerine getirmek için gerekli olan yapıları kurmakla görevlidir. Bu yapılar, IŞİD gibi terör örgütleridir. Örneğin silah şirketlerinin temsilcileri, gizli ortakları planlayıcı olarak görev yapar. Planlayıcılar, bölgelerin yerel özelliklerine göre terör örgütlerinin kurulması, gerektiğinde Soros gibi kişiler eliyle iç karışıklar çıkarma, örgütlere misyon-vizyon yükleme gibi görevler üstlenirler. Bunlar da perde arkasında kalırlar.

Uygulayıcılar

Bu grup, terör örgütünün görünen yöneticileridir. Örneğin Halife El Bağdadi, Irak ve Suriye valileri, Savaş konseyi, kabine danışmanları, komutanlar, ekonomik, siyasi, askeri sorumlular gibi yönetici kadroları IŞİD’in görünen uygulayıcılarıdır.

MACERACILAR

IŞİD’in savaşçı kesiminin önemli bir kısmını maceracılar oluşturur. Bu kesim, dünyanın hemen her ülkesinde toplum düzenine uyum sağlayamamış, kişiliği gelişmemiş, ekonomik ve sosyal açıdan en alt tabakada yer alan, uyuşturucu bağımlısı kişilerden oluşuyor.

IŞİD bu insanları çok iyi kullanıyor. IŞİD’e katılınca özgüvenleri yerine geliyor. IŞİD’in verdiği maaşın yanısıra istedikleri gibi “ganimet” elde etmeleri, IŞİD’in kuralları dışında hiçbir kurala uymamaları bu tip insanlara cazip geliyor. Bir anlamda içlerindeki tüm içgüdeleri gerçekleştirme imkanı buluyorlar. “Ben”lik duyguları gelişiyor. IŞİD teröristlerinin “kafa kesmeyi” günlük bir olay gibi kabul etmeleri, kişilik bozukluklarının dışa vurumu olarak kabul ediliyor.

Öte yandan IŞİD’in koyduğu kuralların herkes için geçerli iken erkek teröristlere geniş özgürlükler getirmesi, bir başka etken. Örneğin İslam’a davet ettikleri kişilerin bunu reddetmesi durumunda katledilmesi gibi İslam dışı bir uygulama, kadınların alınıp-satılan bir meta olarak görülmesi IŞİD’in erkek egemen ve insanın içinde bulunan vahşi duyguları kullanması açısından dikkat çekici.

Ayrıca Afrika’daki Boko Haram örneğinde olduğu gibi gelir düzeyi çok düşük ve açlıkla mücadele eden geniş kitleler, “bir umutla” terör örgütlerine katılıyor.

CİHADÇILAR

IŞİD’in en tehlikeli kesimini bu grup oluşturuyor. Terör örgütünün İslami bir örgüt olduğuna inanan, Allah adına cihad ettiklerini düşünen bu kesim, yaptıklarının İslam kurallarına uygun olduğuna inanmış. Sünnilik adına kendilerinden olmayanları katletmek onlar için Allah’a hizmetin bir yolu.

Cihadçılar’ın psikolojik yapıları ile maceracıların psikolojik yapıları birbirine benziyor. Biri kişisel egolarını tatmin, diğeri dini egolarını tatmin için katliam yapıyor. Beline sardığı bombayı patlatarak masul onlarca insanı öldürüp kendisinin cennete gideceğine inanmak, sağlıklı bir ruh hali ve İslami mücadele yöntemi değil.

Sonuç olarak IŞİD’i kurduran üst akıl; cehaleti, açlığı ve kişilik bozukluklarını çok iyi kullanıyor. 

10.07.2015