İSRAİL Mİ, ABD’NİN ULUSAL ÇIKARLARI MI?

İran’la ABD/Batı bloğu arasında süren nükleer pazarlıklar devam ediyor. Görüşmelerde anlaşma için 7 Temmuz tarihi belirlenmiş, ancak uzlaşma sağlanamayınca görüşmeler 10 Temmuz’a kadar uzatılmıştı. Görüşmelerin önündeki en büyük engeli, İran ile Cumhuriyetçiler’in “uygun anlaşma” kavramındaki uzlaşmazlık oluşturuyor.

Celal ÇETİN

Demokrat Partili ABD Başkanı Barack Obama, anlaşmayı 10 Temmuz’a kadar Kongre’ye sunmak istiyor. Ancak Cumhuriyetçiler’in ağırlıkta olduğu Kongre, İran’la nükleer görüşmelerinde varılacak olası bir nihai anlaşmayı onaylama ya da reddetme hakkını elhde etti.

Bu durum, Başkan ile Kongre arasında ilginç bir rekabet ortamı doğurdu. Varılacak anlaşma Kongre’ni onayına sunulacak. Bu süre içinde Obama başkanlık kararnamesiyle getirdiği yaptırımları kaldırabilecek ancak Kongre tarafından çıkarılan yaptırımları iptal edemeyecek.

Öte yandan Kongre’ye sunulacak nihayi anlaşma ile, İran Parlamentosu’nda kabul edilen ve anlaşmanın imza şartlarını da belirleyen “Nükleer Hakların Korunması Yasası” hükümleriyle ters düşmemesi gerekiyor.

İran’ın “Nükleer Hakların Korunması Yasası”na göre, anlaşma metninde İran’a uygulanan yaptırımlarının tümünün tek aşamada kaldırılacağı açıkça ifade edilmeli ve anlaşmanın yürürlüğe gireceği ilk günden itibaren uygulanmalı. Barışçıl nükleer bilim ve Ar-Ge çalışmaları için herhangi bir kısıtlama kabul edilemez. Nükleer tesisleri denetleme hakkı “Nükleer Silahların Artırılmasının Önlenmesi Anlaşması” çerçevesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nca yapılabilecek, ancak askeri, güvenlik ve nükleer olmayan hassas mekanlara ve nükleer bilimcilere ve belgelere erişim olmamalı.

ABD ise uzlaşmaya çalışılan anlaşmada, İran’ın atom bombası üretmeden sadece sivil amaçlı nükleer enerji kullanabilmesini, bunun karşılığında da uluslararası toplumun İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımları aşama aşama kaldırmasını öngörüyor. Yaptırımların aşama aşama kaldırılması ise İran’ın nükleer gelişimi ile ilgili askeri, güvenlik ve nükleer olmayan hassas mekanlara erişimin olması ve her birinin düzenli olarak izlenmesi ve denetlemesi anlamına geliyor.

İşte bu noktada uzlaşmazlık ortaya çıkıyor ve Cumhuriyetçiler’in perde arkasında etkin olduğu görülüyor. Cumhuriyetçiler’in, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Kongre’nin kötü bir nükleer anlaşmayı önlemesi çağrısına destek verdiği düşünülürse, İsrail’in Cumhuriyetçiler eliyle İran’la savaşa girdiği ortaya çıkıyor. İsrail/Cumuhriyetçiler ikilisine göre “İyi bir anlaşma” İran’ın nükleer silahtan vaçgeçtiğinin tamamen anlaşılması için yaptırımların aşama aşama kaldırıldığı bir anlaşmadır.

İSRAİL’İN GÜCÜ YETER Mİ?

Bu noktada, “İsrail’in İran’la savaşı mı, ABD’nin ekonomik ulusal çıkarları mı galip gelecek?” sorusu önem kazanıyor.

Bilindiği gibi 12 yıldır Batılı şirketler, Rusya ve Çin İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılmasını bekliyor.

Fransa’nın Renault, Peugeot, Total, Almanya’nın Siemens, Wokswagen şirketleri ile Çin, Rusya ve ABD’nin onlarca şirketi, dünyanın dördüncü en değerli petrol ve ikinci en değerli gaz rezervlerine sahip bu dev Ortadoğu ülkesinin ekonomik pastası için hazırlıklarını tamamladı.

Uluslararası sermayenin İran’a yaptırımların kaldırılmasını beklerken, Cumhuriyetçiler’in İsrail için ulusal çıkarlara aykırı davranması beklenmiyor. Başkan Obama’nın İran’a yönelik alacağı kararları komsiyonlara danışması ve ulusal çıkarlara uygun olması şartıyla Cumhuriyetçiler’in destekleme olasılığı güçlü görünüyor.

ABD’de İsrail’e yönelik rahatsızlığın arttığı bir dönemde Cumhuriyetçiler’in de, sırf İsrail’i memnun etmek için ABD’ye faydadan ziyade zarar verebilecek kararları onaylamayacağı düşünülüyor. Bu durum, israil’in yalnızlaşması anlamına geliyor.

ORTADOĞU’DA UZLAŞMA

İsrail’in eskisi gibi ABD üzerinde etkili olamadığı iddiaları güç kazanırken, Ortadoğu’da İsrail’den kaynaklanan rahatsızlıklara çözüm getirme arayılları da artıyor. Bu çerçevede İran, israil ve Suudi Arabistan arasında “bir şekilde” uzlaşma sağlanacağı belirtiliyor. Bu uzlaşmanın Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiği ortada…

08.07.2015