TAMPON BÖLGELER NEDEN KURULUYOR?

Bir kere şu gerçeği kabul edelim. Arap Baharı’nın arkasında küresel bir güç ve sermaye var. Böylesine büyük bir dalga kendiliğinden oluşmaz. Hele Arap coğrafyasında kendi kendine oluşması mümkün değil.

Celal ÇETİN - 14 Kasım 2011

Arap Baharı denen şu şaibeli devrimler Arap ve İslam dünyasında yönetimleri teker teker deviriyor.

Şaibeli diyoruz, çünkü bugüne kadar sesini çıkaramayan değişik Arap ülkelerindeki halkların birden demokrasiyi, özgürlüğü hatırlayıp meydanlara çıkmalarını iyi okumamız lazım.

Bir kere şu gerçeği kabul edelim. Arap Baharı’nın arkasında küresel bir güç ve sermaye var. Böylesine büyük bir dalga kendiliğinden oluşmaz. Hele Arap coğrafyasında kendi kendine oluşması mümkün değil.

O bölgelerdeki yönetimlerin baskıcı tutumları yeni değil. 30-40 yıldır yine Batı’lı güçlerin desteği ile ayakta kaldılar. Görevlerini yerine getirdiler.

Peki ne oldu da gözden çıkarıldılar?

Kaddafi örneğinde olduğu gibi her ne kadar baskıcı olsalar da damarlarında bir “aidiyet” duygusu vardı. Yaşadıkları topraklara aidiyet duygusu. Bu duygu, gerektiğinde Batı’ya kafa tutmalarını, yabancı sermayeyi sınırlandırmayı, Arap milliyetçiliğini ve İslam’ı ön planda tutmalarını da beraberinde getiriyordu.

Bir anlamda o yönetimlerin baskıcı yapıları bile “milli” bir unsur taşıyordu. Bir başka ifadeyle ABD, İsrail ve Batı emperyalizmi gibi kavramlara olan düşmanlık, gerek halkların gerekse yönetimlerin ortak paydasını oluşturuyordu. Sonuç olarak o yönetimler her ne kadar Batı tarafından desteklenmiş olsa da, güvenilmezlerdi.

Peki ne yapmak gerekiyordu?

Moda kavramlar olan ve emperyalizmin en önemli silahı haline dönüştürülen “demokrasi, özgürlük” gibi kavramlarla halkların değer yargılarını, düşmanlıklarını değiştirmek. Ve düğmeye basıldı. Arap coğrafyasında ayaklanmalar birbirini izledi. Hiç kuşkunuz olmasın ki, devrilen yönetimlerin yerine Batı’lı değerleri benimsemiş (emperyalizmin gönüllü savunucuları) yönetimler getirilecek.

Aynı oyun Suriye üzerinde de oynanmak istendi ama, yönetim direniyor. Burada en önemli faktör, Suriye halkının diğer ülke halklarına göre daha bilinçli ve oyunu farketmiş olması.

Bu noktada Türkiye’nin Suriye’ye karşı takındığı tutum dikkat çekiyor.

Muhalifleri örgütleyen, silah ve para yardımı yaptığı iddia edilen Türkiye’nin şimdi de 5 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturmayı planladığı yazılıp çizilmeye başlandı. Suriyeli muhalifler ise tampon bölgenin 30 kilometre derinliğinde olmasını istiyor.

Bir şey dikkatinizi çekiyor mu?

Türkiye’nin Güneydoğu’su yabancı haritalarda Kürdistan olarak gösteriliyor. O haritaların hazırlandığı ülkeler aynı zamanda Arap Baharı’nı ve Suriye’deki karışkılığı destekleyen ülkeler.

Bir başka ifadeyle üç ülkede tampon bölgeler hazırlanıyor. Türkiye, Irak ve Suriye. Türkiye’nin tampon bölgesi Güneydoğu, Irak’ın tampon bölgesi Kuzey Irak. Ki bu iki ülkede hemen hemen tamamlandı. Suriye’nin tampon bölgesi ise Türkiye eliyle hazırlanıyor. Türkiye’nin ve Irak’ın tampon bölgelerinde Kürt özerk bölgelerinin hayata geçirildiği, Suriye’de de aynı planın uygulanacağı düşünülürse, üçlü sacayağı ve nihayi hedef ortaya çıkıyor.

Büyük Kürdistan…

Yıllardır PKK terör örgütünün barındığı Kuzey Irak’a tampon bölge oluşturamayan, bırakın tampon bölgeyi, 24 şehidin verildiği o saldırının ardından Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a girdiği haberlerinin bile yalan çıktığı bir ülkenin Suriye’de neden tampon bölge oluşturmak istediği sorgulanmalı.

Sorgulanması gereken bir başka gerçek daha var. Bölgenin yeraltı kaynakları Kürdistan’a bırakılır mı? Veya Büyük Kürdistan adı altında "Büyük israil" mi gerçekleştiriliyor?

29.06.2015