ERDOĞAN’LA GÜLEN'İN ORTAK NOKTASI

2002’de Cemaat yapılanmasıyla iktidarı paylaşan AKP hükümeti ile Cemaat arasında çok önemli bir ortaklık bulunuyor. Menfaat ilişkisi boyutunu aşan bu ortaklık, Batı laboratuvarlarında hazırlanan ölümcül projesinin iki önemli ayağını oluşturuyor.

Celal ÇETİN

1- Dinlerarası Diyalog Projesi

2-  BOP (Büyük Otadoğu Projesi)

DİNLERARASI DİYALOG AŞAMASI

Dinlerarası diyalog; “iki ya da daha çok kültürün karşısındakine kendisini tanıttığı, barış içerisinde bir arada yaşamak amacıyla insani temellere dayanan bir ilişkiyi; zorlama, inandırma, kendine çekme, tebliğ etme olmadan yürütmesi” olarak sunuluyor.

Peki gerçekten öyle mi? Vatikan’ın kendi ağzından Dinlerarası Diyalog tanımına bakalım:

“Dinlerarası diyalog, kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.” (Redemptoris Mission (Papa 2. Jean Paul’un 1991 yılında ilan ettiği “kurtarıcı misyon” adlı genelgesi)

Papa XVI Benedikt’in; Peygamberimiz Hz. Muhammed için sarf ettiği “Muhammed nasıl bir yenilik getirdi? Göster bana! -O’nda- bulacağın şeyler, tıpkı temsil ettiği inancı kılıçla yaymayı emretmesi gibi, hep kötülük ve insanlık dışı şeyler” sözleri; bu projenin asıl amacını ortaya koyuyor.

Dinlerarası Diyalog Projesi, İslam’ın içini boşaltmak üzere uygulanıyor. Projenin temel hedefi; Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmak, tek tanrı inancını yerleştirirken peygamberleri devreden çıkarmak. Böylece Müslümanlar ve Hıristiyanlar, “hepimiz tek tanrıya inanıyoruz. Hepimiz kardeşiz” inancını yerleştirmek. Ve proje büyük ölçüde başarıya ulaştı.

Projeden iki sonuç elde edildi:

1- İslamiyet’in içi boşaltılarak Vahabiliğin İslamiyet olarak algılanması sağlandı. Böylece Allah’ın dininden uzaklaştırılan kitleler, İngiliz menşeili Vahabiliğine yönlendirildi.

2- Türk halkının milli/ulusal refleksleri yok edildi. Böylece  “ümmetçilik” anlayışı vatanseverlik, millilik gibi kavramların yerine geçti.

Dinlerarası Diyalog Projesi her ne kadar Vatikan projesi olarak kabul edilse de, proje ile Hıristiyanlığın da dönüştürülmek istendiği biliniyor. İslamiyet’in içi boşaltılırken Hıristiyanlığın korunması, projenin uygulanmasını zorlaştıracaktır. Her iki din de birbirlerine yaklaştırılmalıdır ki, “Dünya Dini” kurulabilsin. Yani islamiyet ve Hıristiyanlık projenin ortak hedefidir.

Projenin önemli uygulayıcılarından biri Vatikan, diğeri Fethullah Gülen’dir.

Gülen, Papa II. John Paul’a 9 Şubat 1998 günü sunduğu mektubunda Papa’nın dinlerarası diyalog misyonuna yürekten katıldığını açık açık söyledi: “Pek muhterem Papa cenapları, üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamlar getirdik.

Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.”

BOP AŞAMASI

Dinlerarası Diyalog Projesi ile halk Allah’ın islamı’ndan ve milli/ulusal kimlikten uzaklaştırılınca sıra ikinci aşamaya geldi. BOP aşamasına.

BOP “Ortadoğu ve yakın çevresi coğrafyasında yer alan ülkelerde batılı anlamda demokrasinin sağlanması, terörizmin ortadan kaldırılması, ekonomik ilişkilerin arttırılması ve ekonomik işbirlikleri sağlanarak bölgenin istikrara kavuşturulması” olarak sunuluyor.

Peki gerçekten öyle mi? BOP, “ABD'nin Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Richard Perle ve William Kristol öncülüğünde, 1997’de oluşturduğu ‘Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi'nin (PNAC) bir alt unsuru olan ‘Yeni Dünya Düzeni’ projesidir.”

Dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 34’ü de Ortadoğu’dadır.

Petrol tüketimi 2003’te günde 66 milyon varilken, 2020’de 119 milyon varil olacaktır.

Ortadoğu petrolünün kalitesi bir hayli yüksek ve maliyeti de ucuzdur.

Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4’üne sahiptir. Bu rezerv 1.047 milyar varildir. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus rezervleri de eklenince toplam, rezerv dünya rezervlerinin yüzde 69.6’sına ulaşıyor. (BOP’un uygulandığı bölgeler)

Ortadoğu’nun potansiyel rezervleri ise 252.5 milyar varildir.

2002 yılında Ortadoğu küresel petrol ihtiyacının yüzde 41.4’ünü karşıladı.

Geleceğin küresel petrol ihtiyacını karşılayabilecek ve bu maksatla üretimi artırabilecek bölge Ortadoğu’dur.

Kuzey Amerika’nın 2025’e dek Ortadoğu’dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD7de tüketilecek.

2025’e kadar Avrupa’nın Ortadoğu’dan petrol alımı yüzde 57, Japonya’nın yüzde 50, Pasifik’teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin’in ise yüzde 500 artacak.

Rakamlar doğrultusunda ABD gelecekte gücünü korumak istiyorsa BOP’u gerçekleştirmekten başka çaresi yok gibi görünüyor. Çin ve Rusya gibi rakiplerinin güçlendiği ve petrol ihtiyacının arttığı dönemde ABD bu rakiplerinin enerji bağlantılarını da kesmek zorunda.

Bill Clinton Mayıs 1997’de “Yeni bir Yüzyıl için Ulusal Güvenlik Stratejisi” adı verilen belgeyi imzaladı. Strateji, “ABD çıkarlarına dayanan ekonomik milliyetçiliğin,” gerekirse silah gücüyle dünyaya egemen kılınması üzerine bina edilmiş.

Aynı belgede şu cümleler yer alıyor; “200 milyon varillik petrol rezerviyle Hazar Denizi bölgesi (Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kafkasya, İran, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu) dünyanın artan enerji talebini karşılamada önemli bir rol oynamaya adaydır. Kendi petrol kaynaklarımız tükeneceğinden bu bölgedeki kaynaklara ulaşmak, ABD’nin yaşamsal çıkarlarından biridir.”

Proje ile bir taşla birkaç kuş vurulmak isteniyor:

Kendine rakip olabilecek muhtemel gücün oluşmasını engellemek,

Petrol, doğalgaz, bor ve toryum gibi değerli kaynaklar üzerinde denetimi sağlamak,

İsrail'i emniyet altına almak,

Çin, Rusya gibi ülkeleri bu kaynaklardan uzak tutmak.

BOP’UN MİMARLARININ İTİRAFLARI

George W. Bus, Filistin Lideri Mahmut Abbas ile görüşmesinde şunları söyledi: “Tanrı’dan görev aldım. Afganistan ve Irak’ı da onun için işgal ettim. Biz, siz Müslümanlar İçin 9. Haçlı Seferi’ni Başlattık.”

ABD Eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice: “Başta Türkiye olmak üzere Fas’tan Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu’da bulunan 22 ülkenin sınırlarının değişmesi gerekli.”

ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney: Amerikan Girişim Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Başkan Bush’un Haçlı Seferi sözlerini destekliyorum. Savaşımız İslam’la. Biz Afganistan ve Irak’ı işgal etmeseydik onlar İslam Birliği’ni kurup İsrail’i yok edeceklerdi.”

Eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chırac: “Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız. Avrupa’nın temel şartlarına uymuş olan bir Türkiye Avrupa için olağanüstü tehlikelidir. Bu Yüzden BOP gerçekleştirilmelidir.”

BOP’un askeri boyutu Afganistan’la başladı, Irak’la devam etti. Ilımlı İslam, Arap Baharı gibi adlarla da Tunus, Mısır gibi ülkelerde yönetimler değiştirildi. Suriye’de içsavaş çıkartıldı. Binlerce masum insan, kadın, çocuk öldü. Ülkeler harabeye döndü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BOP Eşbaşkanı olarak görev aldı. Erdoğan, Başbakanlığı döneminde 2009 yılında konuya ilişkin şunları söyledi:

“Büyük Orta Doğu Projesi’nin (BOP) amaçları ve bu amaçlar içinde Türkiye’nin üstlendiği görev bellidir. BOP Ortadoğu barışına yönelik kurulmuştur. Bunun yanında bölgenin ekonomik kalkınmasına, özgürlüğüne, kadın haklarına yönelik kurulmuş, eğitim özgürlüğünü daha ileri safhalara taşımak için atılmış bir adımdır. BOP çerçevesinde Türkiye’ye de görev verildi ve Türkiye de bu görevi üstlendi. Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düştü. Bunun bizi bağlayıcı yanı yok. Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Bu sadece insani olarak bizim üstlendiğimiz görevdir.”

16 Şubat 2004’te Kanal D Televizyonu’nda katıldığı Teke Tek programında ise şöyle konuştu: “Şu anda Amerika’nın da ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ var ya, ‘Genişletilmiş Ortadoğu’, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.”

7 Haziran 2005’te ABD’ye giderken: “Biliyorsunuz BOP, bir alt biriminin eşbaşkanlığını üstlendiğimiz bu proje. Olay sadece Ortadoğu’yu kapsamıyor. Bu konuda yapacağımız çalışmalara komşu ülkelerden başladık. Suriye, Lübnan, Fas, Tunus gibi ülkelere geziler düzenliyoruz. Yakında Cezayir’e gideceğiz, Ürdün’e gideceğiz.”

21 Şubat 2006’da TBMM Grubu’nda: “…Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi’ndeki rolümüz, Eşbaşkanlık Görevimiz bize özellikle Ortadoğu’da önemli görevler yüklemektedir. Bugüne kadar başlattığımız bütün dış politika hamleleri, bu parametre üzerine kurulmuştur. Az önce bir kaçını hatırlattığım bu girişimler, aynı dış politikanın, aynı vizyonun tutarlı ve tamamlayıcı parçalarıdır.”

SONUÇ: Dinlerarası Diyalog ve BOP, küresel planın iki projesidir. İslamiyet ve Hıristiyanlığın içinin boşaltılması Yahudiliğin istediği sonuçken, BOP da ABD-İsrail ortak projesidir. Türk Milleti’nin diyalogla önce milli refleksi yok edildi. Ki, BOP’a direnmesin. Bugün gelinen nokta, iki projenin ortak sonucudur…

28.05.2015